Ayaz'ın sözleri sokakta yankılandı.
> "Nil'e dokunan, bana dokunmuş sayılır."
Siyah takım elbiseli adam sırıttı.
"Onu gerçekten koruyacağını mı sanıyorsun?"
Ayaz cevap vermedi.
Sadece Nil'in önüne geçti.
Adam birkaç saniye Ayaz'a baktı.
Sonra eliyle şoföre işaret etti.
"Bugünlük gidiyoruz."
Siyah araba ağır ağır uzaklaştı.
---
Nil hâlâ şaşkındı.
Ayaz motosikletine yönelirken arkasından seslendi.
"Dur!"
Ayaz durdu ama arkasını dönmedi.
"Neden beni kurtardın?"
Sessizlik...
"Çünkü masum insanlar bu işin içinde olmamalı."
"Masum insan derken beni mi kastediyorsun?"
"Evet."
"O zaman neden okulda bana sürekli kötü davranıyorsun?"
Ayaz derin bir nefes aldı.
"Çünkü..."
Bir an sustu.
"...senden nefret etmeni istiyorum."
Nil'in kaşları çatıldı.
"Ne?"
"Benden uzak durman için."
Bunu söyledikten sonra motosikletine bindi ve hızla uzaklaştı.
Nil olduğu yerde kalakaldı.
"Bu çocuk gerçekten ne saklıyor?"
---
Ertesi sabah...
Nil sınıfa girdiğinde herkes fısıldaşıyordu.
Sırasına oturduğunda masasının üzerinde kırmızı bir kutu gördü.
Kutunun üzerinde yalnızca tek bir not vardı.
"Açma."
Nil merakına yenildi.
Kapağı yavaşça kaldırdı.
Kutunun içinden eski, paslı bir okul anahtarı ve katlanmış bir kâğıt çıktı.
Kâğıtta şu yazıyordu:
> "Gece saat tam 23.00'te eski spor salonuna gel. Gerçekleri öğrenmek istiyorsan tek başına gel."
Nil'in elleri titredi.
Tam o anda biri elindeki notu çekip aldı.
Ayaz...
Kâğıdı okuduktan sonra yüzü buz kesti.
Hiç düşünmeden notu yırttı.
"Gitmeyeceksin."
"Neden?"
"Çünkü bu bir tuzak."
"Sen nereden biliyorsun?"
Ayaz cevap vermedi.
Tam sınıftan çıkarken arkasını dönmeden konuştu.
"Bu gece odandan bile çıkma."
Nil şaşkınlıkla ona baktı.
Ayaz'ın sesinde ilk kez öfke değil...
Korku vardı.