Ayaz, yerde duran eski günlüğü titreyen elleriyle aldı.
Kapağında silinmeye yüz tutmuş iki kelime yazıyordu:
"Elif Aydoğan"
Ayaz derin bir nefes aldı.
"Bu... gerçekten onun günlüğü."
Nil sessizce yanına geldi.
"İçine bakalım."
Ayaz başını salladı.
İlk sayfayı açtı.
---
12 Eylül
"Bu okul normal değil. Müdür ve bazı öğretmenler geceleri bodrum katında toplantılar yapıyor. Beni gördüklerini sanmıyorum ama korkuyorum."
---
İkinci sayfaya geçtiler.
---
18 Eylül
"Ağabeyime hiçbir şey söyleyemiyorum. Onu da bu işin içine çekmek istemiyorum."
---
Ayaz'ın gözleri doldu.
"Ben... hiçbir şey bilmiyormuşum."
Nil onun omzuna hafifçe dokundu.
"Bunu birlikte çözeceğiz."
Ayaz ilk kez Nil'in elini geri çekmedi.
---
Tam günlüğün son sayfasını açacakları sırada...
Sayfanın arasından küçük bir anahtar düştü.
Anahtarın üzerinde metal bir plaka vardı.
"Arşiv - 27"
Nil anahtarı eline aldı.
"Bu neyin anahtarı olabilir?"
Ayaz düşünceli bir ifadeyle cevap verdi.
"Okulun eski arşiv odasının."
---
Ertesi sabah...
Nil ve Ayaz doğruca okulun kullanılmayan arşiv odasına gittiler.
Koridor sessizdi.
Kapının üzerindeki tabelada toz içinde şu yazıyordu:
ARŞİV
Ayaz anahtarı kilide soktu.
Çıt...
Kapı açıldı.
İçerisi yıllardır kullanılmamış gibiydi.
Tozlu raflar, eski öğrenci dosyaları ve kırık dolaplar...
Nil etrafı incelerken duvarda asılı büyük bir okul krokisi gördü.
Krokide kırmızı kalemle işaretlenmiş tek bir yer vardı.
"Laboratuvar B-13"
Tam o anda arşiv odasının kapısı sertçe kapandı.
GÜÜM!
Nil korkuyla arkasını döndü.
Kapının önünde siyah kapüşonlu biri duruyordu.
Elinde parlak bir bıçak değil, siyah bir zarf vardı.
Zarfı yere bıraktı ve tek kelime söyledi:
"Geç kaldınız."
Sonra arkasını dönüp koşarak koridorda gözden kayboldu.
Ayaz hızla zarfı aldı.
İçinde yalnızca eski bir fotoğraf ve tek cümlelik bir not vardı:
> "Elif hâlâ yaşıyor."