Çarptığım çocuk beni eliyle yakamdan tutarak kaldırmaya çalıştı ama ben karşı çıktım. Bunun üzerine kalıplı olan çocuk yanındakilerle beraber benim ellerimden ve ayaklarımdan tutarak taşımaya başladılar. Elif de geliyordu. Bir 50 metre falan sonra "Siz halledin, ben eve gidiyorum." dedi. Elif yanımızdan ayrılırken, bana böyle intikam almış havasıyla çok şeytanca bir gülüşü vardı. Benim ellerimden ve ayaklarımdan tutan çocuklardan ne kadar çok kendimi sağa sola atmaya çalışsamda kurtulamadım. Beni okulun en arka tarafına getirdiler. Olayı merak eden 15-20 kişilik grupta bizi izliyordu. Ellerimden ve ayaklarımdan tutan çocuklar beni yere bıraktı. Dayak yiyeceğim belli olduğundan ilk hamleyi ben yapayım da bari bir tane vurmuş olayım diye düşündüm. Hızlı bir şekilde, daha çantamı yere atmadan, aniden ayaklanıp içlerinden en kalıplısının suratına öyle bir vurdum ki benim elim acıdı. Bu ani yumruğuma kavgayı izleyenler, oha, oha ve birkaç tam duyamadığım kelimeler ile tepki verdiler. Ben bu kalıplı olana yumruk atınca diğer üçü benim üstüme atladı. İlk darbeyi çeneme doğru aldım. Bu fazla acı vermedi sonra arkadaki kafa attı ve yere düştüm. Yere çok sert düştüğümden kolumun dirsek kısmını çok sert bir şekilde yere çarptım. Yerdeyken de karnıma karnıma gelen sert ayak darbelerinin etkisiyle nefessiz kaldım. En kalıplı olanı, üçünün bana vurmasından dolayı boş vuracak yer bulamamıştı. Bu arada kimse ayırmaya çalışmıyor sadece izlemekle yetiniyordu. En kalıplısı, "Bir çekilin." dedi. Önce ağzıma, ardından burnuma doğru iki tane yumruk attı. Ardından beni öylece bırakıp gittiler ve işin kötü tarafı izleyenler de yavaş yavaş o ortamdan dağılıyor ve yardım etmiyordu. Yukarı doğru baktığımda müdürün camdan olayı fark ettiğini ve o şerefsizin sırıtarak beni izlediğini gördüm. Güçlükle ayağa kalkabildim. Ağzım yüzüm kan içinde, okulun kapısına doğru yürüyordum. Yere düştüm ve bayıldım...
Gözlerimi yavaş yavaş açtım. Sağ tarafımda annem, sol tarafımda ise babam vardı. Konuşmakta güçlük çekiyordum. Bu sırada annem ve babam halen beni fark etmiş değildi. "Anne." diyerek kısık bir sesle konuştum. Annem fark etti ve "Oğlum." diyerek bağırdı. "Nasılsın oğlum?" dedi. Bu sırada babam da "Nasılsın?" dedi. "İyiyim sağolun." dedim. Buraya nasıl geldim diye sordum. "Bir arkadaşın getirmiş adını hatırlayamadım. Ha hatırladım Halil'di adı." dedi. Daha sonra "Geç olduğu için evine gitmesi gerektiğini söyledim. Çok kalmak istemesine rağmen ben çok zorladım. Telefon numarasını aldım haberdar edecem onu diye. Dur bir arayayım meraklanmasın çocuk." dedi annem. Annem kapıdan çıktı, o ara doktor geldi. "Delikanlı uyanmış. Eğer iyiysen taburcu olabilirsin." dedi. Kolumun ağrıdığını söyledim. Hemen koluma röntgen çektirilmesi gerektiğini söyledi. Röntgen çekildi. Maalesef kolum dirsek kısmından kırılmıştı. Annem ve babam bunu bana yapanları sordular ve onlara "Boşverin." diyerek cevap verdim. Alçı odasına gittim. Koluma alçı yapılırken, doktor içeri girdi ve, sana şimdi polis birkaç soru soracak, dedi. İçeriye Polis uniformalı bir adam girdi. Bunu kimin yaptığını sordu. Kavga ettim deyince "Bu normal bir kavga gibi değil, istersen şikayetci olabilirsin." dedi. "Hayır." dedim. "Eğer korktuğundan şikayetçi olmak istemiyorsan sakın korkma, kimse sana bir şey yapamaz" diye cevap verdi. "Sağolun ben şikayet etmek istemiyorum." dedim. Eğer şikayet edersem bana bunları yapan o çocuklardan, Elif'ten ve müdürden intikam alamayacaktım...