İçeriğe geç

Lise Maceramı Anlatıyorum

Bölüm 10 · 7 dk okuma

Lise Maceramı Anlatıyorum

Bölüm 10

10. Bölüm

Ne oluyordu anlamıyordum. Şu anda beni bu duruma düşüren kişi karşımdaydı. O an Elif'in saçından tutup odaya atıp dövüp bir güzel tecavüz ettikten sonra ne güzel sinirimi attım demek vardı fakat yine her zamanki gibi kendimi tutmuştum. Ben böyle biri değildim ve olmayacaktım. "Hoş geldin Fatih." dedi. "Hoşbulduk." dedikten sonra Elif'in babası Cevdet abi ile içeriye girdik. Elif kapıyı kapattıktan sonra annemin ve babamın yaşlı gözlerle bana baktığını fark ettim. İlk annem geldi yanıma. Kolların kocaman açıp sarıldı doya doya. Bende ona sarıldım ve öptüm yanaklarından. Babam geldi ardından. Sarıldı, ama öyle bir sarılmıştı ki bırakmazdı daha. Çünkü oğlunu azda olsa görememenin acısını yaşamıştı. Geceleri uyuyamamıştır şimdi annem de babam da. Empati kurup benim neler çektigimi düşüne düşüne uykusuz kalmışlardır. Bıçaklandığımda hastanedeyken o halimi görünce belki de beni kaybetme korkusu içine girmişlerdi. Bunları düşündükten sonra, annem, babam, Cevdet abi ve ben oturma odasına geçtik. Aradan 5 dakika geçtikten sonra Elif, üstünde 4 çay bulunan tepsiyle içeri geldi. Sehpaları kendisi dizdikten sonra çayları tek tek servis etti. Ardından boş olan koltuğa oturdu. Cevdet abi lafa "Geçmiş olsun." diyerek girdi. Elif de aynı şekilde "Geçmiş olsun." dedi. İkisine de "Sağolun." dedim. Babam bana bakarak "Oğlum Elif bize her şeyi anlattı. Yaptıklarından çok pişman, senin affetmeni istiyor." dedi. Elif gerçekten çok değişmişti. Şu anda oturması, kalkması, konuşması hatta utanma duygusunu barındırması, bana, bu okuldaki Elif mi sorusunu kendime sordurtmuştu. Annem de "Evet oğlum Elif çok pişman. Senin için babasıyla konuşmuş ve seni kurtarması şartıyla barışmış. Onun sayesinde hem kurtulmuş oldun hem de babanın ne hayallerle aldığı evin satılması engellendi. Baban evi satmak için birisiyle anlaşmıştı ve bugün evraklar fhalledilip para babanın hesabına geçecekti. Elif dün gelip bize her şeyi anlatmasa şu anda evsiz kalacaktık." dedi. Şaşırmıştım. Ne yapmam gerekiyordu şimdi bilmiyordum. "Affettim." deyip şu ana kadar yaşadığım her şeyi, "Olmuş bir kere." diye düşünerek içime mi atacaktım? Yoksa "Lan bir defolup gidin evimden, siz benimle dalga mı geçiyorsunuz? Lan Cevdet bana bak, al şu fahişe kızını, babamla konuşup evi satıp paranı ödücez." mi diyecektim?"

Bu sefer yapamazdım. İçime atamazdım o kadar yaşadığım olayları. İyi olamazdım bu sefer. Yaşadığım olaylar bana çok sağlam bir ders vermişti. Eski Fatih yoktu artık. Şu durumda yapabileceğim, iyilik sayılabilecek tek şey Elif'e hakaret etmemem olacaktı. Bağırarak "Defolun gidin." dedim. Elif bu lafı ettiğimi duyunca ağlamaya başladı. Ben tabii durmadım, tekrarladım. "Ne bekliyorsunuz lan, defolun gidin." dedim. Söylediklerime annem ve babam hiç karışmadı. Tamamen kararı bana bırakmışlardı. Cevdet abi bana "Oğlum sinirlisin kolay değil tabii." dedikten sonra Elif'e "Hadi kalk kızım gidiyoruz." dedi. 2-3 dakika da toparlanıp evden gittiler. Onlar gittikten sonra ben odama çekildim. Sıcacık ve yumuşak-sert karışımı yatağıma uzandım. O an da hapishane de ki yatağım geldi aklıma. Orayı hiçbir zaman unutamıyacaktım. O an, hapishaneyi düşündüğümden midir nedir, karnımdaki yara hafifte olsa sızlamaya başladı. Yataktan kalkıp hapishanede ki pis kokunun içine sindiği üstümü başımı çıkarttıktan sonra şerefsiz belalının bıçağı sapladığı yerdeki bandajları çıkarttım. Ardından havluyu alıp duş almak için banyoya gittim. Vücudumdan çıkan kiri görünce doğruyu söylemek gerekirse kendimden iğrendim. Abartmıyorum 1 yıl yıkanmasam o zaman anca bu kadar kir çıkardı. Akan su vücuduma değdikten sonra, sabun ve şampuanın etkisiyle yere simsiyah kir olarak düşüyordu. Aslında benin suçum değildi ama neyse. 1 Saat banyo yaparak rekorumu kırıp odama geçtim. Tertemiz üstümü başımı giydikten sonra bilgisayarın başına oturdum. Facebook'a girip neler olmuş bitmiş ona baktım. Anneme ve babama yaptıkları her şey için teşekkür etmek için bilgisayarın başından kalkıp oturma odasına gittim. Yemek yapmakla uğraşan anneme seslenerek "Oturma odasına gelir misin anne?" dedim. Boş bir koltuğa oturduktan sonra birazcık utanarak "Anne ve baba yaptığınız her şey için teşekkür ederim, her zaman yanımdaydınız. Sizden yaptığım her şey için özür diliyorum. Gerçekten sizi çok seviyorum." dedim ve ikisine sarıldım. Annem ve babam artık bu konuyu unutmam gerektiğini ve beni affettiklerini söylediler. Yanlarından ayrılıp odama geçtim. Halil geldi aklıma. Ne zamandır görüşemiyoruz. Hapishanede ziyaretime neden gelmedi acaba? Eminim beni çok merak etmiştir ama fırsatı olmamıştır gelmek için. Doğum günüm de yani kabusum olan gün de babamın hediye aldığı telefonla Halil'i aradım. Aramaz olaydım...

Anlamıştım artık. Mutlu olmak haramdı bana. İlla mutluluğumu bozacak olay yaşanıyordu. Halil'in niye ziyaretime gelmediğini, neden doğum günümde aradığımda cevap vermediğini ögrendim. Trafik kazası geçirmiş Halil. Aşırı hızla giderken araba kaymış ve takla atmış. Yoldan geçen kişiler yardım etmek için arabalarından inip ambulansı aramış. Zaten yarı baygınmış Halil. Fazla bir şey hatırlamıyormuş. Ablası ölmüş. Annesi dün yoğun bakımdan çıkmış. Babası ve kendisi ufak tefek sıyrıklarla atlatmış kazayı. "Başın sağolsun, geçmiş olsun." dedim. "Sağol." dedi ve ardından telefonu kapattı. Kötü geliyordu sesi. Nasıl gelmesin ki. Ablasını kaybetmişti. Kanından biriydi o. Yoktu artık, gelmeyecekti asla. Nasıl üzülmüştür şimdi kim bilir. Annesine ne demeli, ya onu kaybetseydi. Annesinin durumuna sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Akşam akşam moralim bozulmuştu. Fazla geliyordu bu kadarı, kaldıramıyordum artık. Her gün kötü bir şey olacak korkusuyla kalkıyorum yataktan. Hayatım mahvoldu bir kız yüzünden. Okul hayatım bitti. Sicilime, işlediğim suçlarda eklendiğinden dolayı iş bulmam da zorlaştı. Hepsini geçtik 100. 000 lirayı nereden bulucam ben. Adamlık yapıp hakaret ettim Elif’e ve babasına. 1 Hafta içinde parasını isteyecek belki. Babama evi satta diyemem. Onuruma, gururuma yediremem bunu demeyi. Zaten babama satma demiştim şimdi nasıl yüzsüz gibi baba evi sat diyeyim. Sıkıştım artık, bunaldım hayattan. Aslında hepsinden kurtulmanın bir çözümü vardı. Kolay ve risksizti. Son çarem buydu. Ölüm. Bütün gece bunu düşündüm. Sonunda kararımı intihar etmekten yana verdim. İntihar edecektim ve biticekti her şey. Ama intihar etsem bile yine sorun vardı. Ailem. 1 Hafta beni göremediklerinde bile nasıl üzülmüşlerdi. Ebedi sonsuzluğa gömüldüğümde ne olurduz, neler hissedelerdi kim bilir. Onlarda gelirdi arkamdan. Yok olurdu ailem dayanamazlardı. Ama artık vermiştim kararımı. Yarın bitecekti her şey. Sabah erkenden uyandım. Yatak odasına gittim. Anneme ve babama baktım uzun uzun. Ardından odama gidip bilgisayarı açtım. Facebook hesabımı sildim. Üstümü başımı giyerken biri kapıyı tıklattı. Babam geldi. "Bir yere mi gidiyorsun oğlum?" dedi. "Erkenden iş bakmaya gidicem baba." dedim. "Moralin bozuk biraz sanki." dedi. "Sana öyle gelmiştir, yok bir şey." diyerek cevap verdim. "Gitmeden önce kahvaltı yapta öyle çıkarsın." dedi. "Tamam." dedim. Gitmedende, nereye gitmeden? Ölüme gideceğimi bilmiyordu babam. Benimle yapacağı son kahvaltının bu olacağını, beni son kez gördüğünü bilmiyordu. Annem de uyanmıştı. Pazar günü olduğu için bu güne özel daha güzel kahvaltı hazırladı. Son kahvaltım olduğu için güzelce yaptım kahvaltımı. Bu, sanki idam edilecek mahkumun son yediği yemek gibi hissettirmişti. Kahvaltıdan sonra anneme ve babama sarıldım. Gözlerim doldu ve ağlamaya başladım. İkisi de şüphelendi bu durumdan. "Niye ağlıyorsun oğlum." dediklerinde "Sevinçten ağlıyorum. Şimdi hapishanede değilim, özgür şekilde kahvaltımı yapabiliyorum. Bu beni mutlu ediyor." dedim. Annem "Oğlum artık kötü anılarınının olduğu orayı unutman gerekiyor." dedi. Babam buna katılarak "Evet oğlum annen haklı, unut artık orayı." dedi ve ardından "Biz birazdan alışverişe gidicez annenle." dedi. "Tamam." dedim. Son kez baktım onlara. Bilmiyorlardı, son kez onların bana, benim onlara baktığımı. Çıktım evden. Son kez dolaştım mahalleyi. Tanıdığım bazı kişiler yanıma gelip "Geçmiş olsun." dedi. Kimisi tanıdığım halde ters ters baktı. Civardaki en uzun binaya gittim. Çatı katına çıktım. Telefonumdan Halil’e "Kardeşim yaptığın her şey için teşekkür ederim. Annem ve babam sana emanet." diye mesaj attım. Neler yaptı Halil benim için. Kardeşim olsaydı Halil gibi olmasını isterdim. Benim için odaları gözetledi, kavga etti hatta bayıldığımda hastaneye o götürdü. Hakkını asla ödeyemicem. İnşallah cenazemde hakkını helal eder. Etrafa baktım uzun uzun. bir de aşağıya doğru baktım. Burası ölmek için güzel bir yerdi. Tam karar verdim aşağıya atlamak için "Yok..." dedim "bu böyle olmayacak." Neden acı çekmiyorum ben. Annemi ve babamı o kadar üzdüm. Bunun bir bedeli olmalı. Bu bedeli acı çekip ölerek daha doğrusu gerçekten öldügümü hissederek ödemek istiyorum. Çıktım binadan. İnsanlar ne der, en kötü ölüm şekli ya yanaraktır ya da boğularak. Ben boğulmayı seçiyorum. Zaten diğer tarafta yanıcam. Kalın ip satan yerden ip aldım. Eve gittim ve kapıyı tıklattım. Kimse açmadı kapıyı. İyi bir şeydi bu. Hayatımda ilk defa aksilik çıkmamıştı. Su sayacının oradaki yedek anahtar ile açtım kapıyı. Kapıyı kapattıktan sonra mutfakta bulunan sandalyeyi, oturma odasındaki avizenin altına koydum. İpe düğüm atıp boynumu geçirebileceğim yuvarlak şekle getirdim. Sandalyeye çıktım ve ipi avizeye sıkı şekilde bağladım. Heyecanlandım çünkü bitiyordu her şey. Artık hayatta yapacağım son bir şey vardı. Son namazımı kılmak. Fazla namaz kılmasam bile 2 rekat namazdan zarar gelmez diye düşündüm. Abdestimi alıp 2 rekat namazımı kıldım. Sandalyeye çıktım ve ipi boynuma geçirdim. Bismillâhirrahmânirrahîm dedikten sonra şahadet getirdim. O an Elif'in dudağına yapıştığım an aklıma geldi. "Onu yapmamalıydın Fatih. Orada sen hatalıydın." diye düşündüm. Ağlamaya başladım. "Utancımı yenmek içindi, Elif benimle dalga geçmişti. Yerin dibine girmiştim ve cesaretimi toplamak için öptüm onu." diye düşünmeye devam ettim. Ağlamamın şiddeti arttı ve bağırmaya başladım. Tam o anda kendimi boşluğa bırakıcaktım ki zil çaldı. "Yok artık." dedim. Toparlandım, göz yaşlarımı sildim ve ipi boynumdan çıkarıp kapıyı açmaya gittim. Kapıyı açtım. Gelen belalıydı...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.