Sabah hazırladığım planı uygulamak için erken kalktım. Uyandığımda annemde uyanmıştı. Kendine kahve
hazırlamıştı. Beni görünce banada kahve doldurdu. Bu saatte uyanık olmamı tuhaf bulmadı. Çünkü erken
uyanmak öğrencilerin kaderidir.Annem kahvesini hemen bitirip hazırlanmaya gitti. Bende annem için hızlıca
sandviç hazırladım. Kapıdan tam çıkacakken ona sandviçini ona uzattım. Bana ve sandviçe baktı. Sandviçi
alıp beni öptü ve koşarak aşağı indi. Yüzümde hafif bir tebessüm oluştu. Annemi mutlu görünce bende mutlu
oluyordum. Annem çıktıktan sonra bende hazırlandım. Bugün servisle değil minibüse binip okula gidicektim.
Planım kimse yokken sıralarının altına mektuplarını bırakmak sonra hemen lavaboya saklanmak. Evet
lavabo çünkü en iyi saklanma yeri orası en sondaki tuvalet saklanmak için en iyi yer oraya genellikle kimse
girmiyor lavabo kokusuna dayanmak zor olacak ama değecek yani umarım. Kalan kahveyi termosuma koyup
evden çıktım. Görünürde minibüs yoktu. Beklerken servisçiye bugün servisle gelmeyeceğimi söyledim. Hava
çok soğuktu. Tam kardan adama donusucektim minibüs geldi. Allah razı olsun valla. Gelmeseydin abi
kendini hiç yormasaydin diye kendi kendime söylenerek minibüse bindim. Sabah olduğu için pek kimse
yoktu. 3 adam vardı ve kız olarak tek ben vardım. Bir anda minibüste aklıma Özgecan aslan geldi ve panik
olmaya başladım. Okul yolu boyunca dua ettim, bildiğim bütün duaları sıralamaya başladım. Minibüsten sağ
çıkınca Allaha şükretmeye başladım. Bazı insanlar hatta insan bile olmayan kişiler yüzünden böyle korkular
yaşıyorduk. Okula varmıştım ama okula giden yol yokustu. Yine söylenmeye başladım. Yokuş boyunca
kendimi yaşlı teyzeler gibi hissettim. Okula vardığımda nefes nefeseydim. Okulu açmışlardı. Yorgunluğumu
unutup koşmaya başladım. Hemen sınıfa girdim ve sıraların altına rastgele mektupları koydum. Kendikimide
koymayı unutmadım. Sonra koşarak lavaboya girdim. Çantamda sirtimdaydi. Kulaklığımı ve telefonumu
çıkarıp tiktokta takılmaya başladım. Lavabolar klozetli olmadığı için kendimi duvara yaslamistim. Umarım
kimse lavaboya girmez. Lavaboya öğrenciler girip çıkıyorlardı.Bir anda kapım çaldı. Şoktan ne yapacağımı ne
bilemedim. Dua etmeye başladım. Lavaboda? İşte korku insana nerelerde dua ettiriyor. Kız kapımı çaldıktan
sonra başka bir lavaboya girdi. Bir rahatlama geldi.hemen lavabodan çıktım. Okula yeni gelmişim gibi
davranmaya başladım. Sınıfa girdiğim zaman herkes tartışma halindeydi. Hepsi bana baktı bende hiçbir şey
bilmiyormusum gibi sirama oturdum. Bir kaç kitabımı çıkarıp sıranın altına koyacaktim ama bişey dikkatimi
çekti. Mektup. Elime aldım herkes bana bakıyor bende onlara diğerleri "bizede aynı şey geldi, hayran
mektupları" dediler. Sanki hiç birşey bilmiyormusum gibi mektubu açıp okumaya başladım. Ne güzel
yazmışım. Gerçekten benim en büyük hayranım bendim. " Bunu kimin yazdığını biliyor musunuz " diye
sordum. Kafaları sağa sola salladılar. Beyza söze girip " bence Nil yaptı ona mektup gelmedi. Hayran bu
sınıfta olduğunu yazmış" dedi. Nil ona kızgın bir şekilde dönüp " ben senin neyine hayran olayım be " diye
bağırdı. " Ona bakılırsa benimle beraber 8 kişiye daha mektup gelmedi" dedi. Herkes onu haklı olduğunu
kafalarını sallayarak destek çıktılar. Beyza tam konusucakti. Hoca sınıfa girdi. Herkes dağıldı. Konu açılmadı.
Tenefüste yine tartışmaya başladılar. Hocalar gelince bir şey yokmuş gibi davraniyorlardi ama tenefüste o 8
kişinin üzerine geliyorlardi. Bir keresinde Beyza Nil in üzerine çok geldiği için Nil ona tam yapistiracakti
digerleri onu durdurdu. Bende şüphe cekmemek aralara giriyor, kimin olabileceğini onlarla tartisiyordum.
Son dersin tenefusunde Yıldız ' neden bu kadar uğraşıyoruz ki kimse kim aaa işimize bakalım biz " dedi. Tabi
ben bir an panik oldum çünkü konunun kapanmasını istemiyordum. Tam o sırada Beyza araya girip ben
hayranın Nil olduğunu kanitliyacağım. Onda tam öyle şeyler yapacak potansiyel var. Her zaman saçma
sapan şeylerle uğraşırdı" dedi. Beyzanin Nile olan derdi neydi bilmiyorum ama iyiki araya girdi. Sonra devam
etti " kesin o göreceksiniz hadi vazgecmeyelim " dedi. Diğerleri gülmeye başladılar. Merve ona bakıp " keşke
LGS yede bu azimle girseydin Fen değil Galatasaray Lisesine bile girerdin" dedi. Herkes gülmeye başladılar.
Beyza ona ters ters bakmaya başladı. Bende araya girdim. " Buradaki herkesin istagramları var mı ? Eğer
varsa bu konuyu istagramda gurup kurup konuşalım çünkü tenefus bitti " dedim. Bana hak verdiler. Hoca
gelmeden hemen grup kurduk. Zaten ders bosmus sakin bir şekilde hallettik. Ama eğer yakalansaydik kötü
olurdu. Okulda telefon yasaktı ama herkes getiriyordu. Okuldan sonra servise bindim sanki bu olayı ben
başlatmamışım gibi serviste yaydım. Eve zıplaya zıplaya girdim. Aklıma daha büyük bir şeytanlık geldi.
Ocağın üzerine çaydanlık koyup hemen üzerimi değiştirdim. O sırada su kaynadı kendime kahve yaptım o
.dama geçtim. İstagramdan hayran diye fake hesap açtım. Ve o mektup verdiğim herkese istek attım. Sonra
annemi aradım. Eve gelip gelmeyeceğini sordum. Geç geleceğini söyledi. Bende aç olmadığım için yemek
yapmadım. Kahve yeterdi. Mutlu olunca iştahım gidiyordu. Aslında aç olduğumu unutuyordum. Kahvemi
yudumlayıp herkesin grupta yaşadığı şoku okuyordum. Tabi bende şok olmuşum gibi davranıyordum ama
mesaj başında gülerek yazıyordum. Konuştuktan sonra odevlerimi yapmaya başladım. Odevlerimde sona
erdi. Duş almaya gunumdu bugün 2 günde 1 duş alma alışkanlığım vardı. Soğuk suyla duş alırdım. Sıcak
suyla duş alamıyordum. Soğuk suyun vücudumdan aşağı islatmasi harika bir histi. Galiba Lise hayatım
harika olacaktı.

