Sabah erken kalktim. Annem eve gelmemişti. Hemen kendime kahvaltı hazırlayıp istagrama girdim. Sınıfta
tanıştığım kişilerin istagramlarına bakmaya başladım. Kahvaltıdan sonra hazırlanıp aşağı indim. Servise
binip kulaklığımı takıp kafamı pencereye koydum. Lise hayatım böyle mi geçecekti. Hayır ilk gün her zaman
böyle geçer sıkıcı ama artık öyle olmayacak( umarım). Sınıfa girdiğimde herkes kaynaşması çabuk olmuş
gibiydi arkaya sirama oturdum. Hocalar ders anlatıyor dersin aralarında sohbet edip espri yapıyorlardı. Okul
hakkında ön yargım boşa gibiydi. Ara derslerde zorlamiyorlardi. Ben baya ön yargıyla yaklaşmıştım. Ama çok
sakin bir okuldu. Böyle olmaz. İlla okul dedikoduları oluyordur. Öğlen arası üst katlarin yanına gidip Birşeyler
öğrenmem gerekiyor. Teneffüslerde siniftakiler yanıma gelip kendilerini tanıtıyorlardı. İyi ve samimi
insanlardı. Ama çok sakin insanlardı. Öğlen arası kantin çok kalabalık olduğu için ilk önce üst katlarin yanına
gidip sonra yemek yerdim. 11. Sınıfların yanına gidiyordum ama 11.siniflarin yerini unutmuştum.
Bulamıyordum. 11.siniflarin sınıfını ararken bir sır gördüm. Belkide sır değildi ama olsun. Müdür, odasının
kapısı açarken anahtarı nerede olduğunu öğrenmiştim. İşime yarabilir miydi? Hayır olmaz. Kendine gel.
Okuldan kovulursun. Burası diziler değil. Yanımdan bir öğretmen geçiyordu ona 11.siniflarin koridorunu
sordum. Bana tarif etti. Gittiğimde bir ozguvensizlik yaşadım. Kapının önünde öyle durdum. Sonra bir abla
arkamdan " bir şey mi arıyorsun " diye sordu. Tabi pat diye arkamdan bağırdı için çöp kutusunu devirmiş
olabilirim. Herkes bana bakıyordu. Yanıma gelip bana yardım ettiler. Ben ise utancımdan bayilacaktim.
Benimle konuşmaya başladılar. Bende bir an özgüven kazanıp. Onlara okul hakkında dedikoduları sordum.
Okulun dedikodusu yoktu!!! Nasıl olamazdı. Bildiğimiz anlattıkları bütün dedikodular başka okulların
dedikodularıydı. Ya yoktu yada anlatmıyorlardı. Neyse varsa ben öğrenirdim. Sohbet bittikten sonra hemen
kantine uçtum. Kendime köfte ve ayran aldım. Ve sınıfta yemeye başladım. Hoca gelmeden bitirmem
gerekiyordu. Hemen bitireyim derken hoca geldi. Herkes ayağa kalkarken ben kalan lokmayı ağzıma tıktım.
Ve o lokma boğazımda kaldı. Öksürmeye başladım. Boğazım tıkandığı için elimi masaya vurarak çırpınmaya b
aşladım. Hoca bana doğru koşup önümde eğildi. O sırada lokmayı yutmayı başarmıştım. Yüzüm Kip
kırmızıydı. Hoca iyi olup olmadığımı sordu. Sonra hafiften derse hazırlanmaya başladı. Bir bu eksikti.
Bugününü hiç sevmedim. Hemen gün bitsin istiyordum. Hocalar ödev vermemislerdi. Acaba bugün morelim
yerine gelsin diye ne yapabilirdim. Okul sona ermişti. Herkes okuldan çıktıktan sonra müdür odasına baktım.
Acaba girsemiydim. Kafamı sallayıp. Servis için koşmaya başladım. Eve gelince bahçedeki findiğı gördüm.
Kendisi sitenin kedisiydi. Aslında ismi ona ben koydum. Sürekli bizim siteye geliyor. Yukarı çıkıp üzerime
başka şeyler geçirip kulaklığımı, telefonumu ve fındık için biraz et ve su alıp aşağı indim. Beni ve elimdekileri
görünce bana doğru koşmaya başladı. O yemeğini yerken bende onu fotoğrafını çekiyordum. Yemeğini
bitirdikten sonra kucağıma aldım. Ama her zamanki gibi yine beni penceleyip kaçtı. Neden beni hiç sevmiyor
kediler. Söylenip eve geçtim. Kendime müzik açıp yeni bir tarif denemeye başladım. Olmazsa noodle yerdim.
Çünkü çok açtım. Çok yetenekli olduğumu söylemiş mıydım. Ben çok yetenekliyim. Yemek bitirdikten sonra
kapıda anahtar sesi geldi. Annem. Bugün erkenciydi aslına dün eve bile gelmemişti. Gözleri kızarmıştı. Göz
altları ise morarmıştı. Benim yanıma gelip bana sarılıp öptükten sonra. Dün gelmediğini aciklamaya başladı.
Yine işti. Yemeği hazırlayıp. Ona dün ve bugün okulda yaşadıklarımı ve düşüncelerimi anlatma başladım.
Beni hem dinliyor hemde yemeğini yiyordu. Yemekten sonra odasına geçip hemen uyudu. Ben ise tiktikta
gördüğüm komik saç modellerini saçıma uygulayıp fotoğrafımı çekiyordum. Çok komik oluyordum. Bunları
sonra çıkarıp journalime yapistiracaktim. Saat 7ydi. Sonbahara girdiğimiz için hava erken karariyordu. Kahve
içip dizime devam etmeye karar verdim. Ama kahve bitmişti. Bu ev kahvesiz ev olmazdı. Bu yüzden kahve
almam gerekiyordu. Çünkü ben ile annem iki kafein bağımlısı gibiydik. Aynı Rory ve loreali gibiydik annemle.
Üstüme montumu geçirip, anahtar ve para alıp markete gittim. 5 büyük kahve alıp yanınada 10 tane sıcak
çikolata aldım. Marketteyken aklıma bir fikir geldi. Eve geçip siniftakiler arasında gizli hayran çıkarmaya
karar verdim. Hemen eve geçtim. Annem uyuyordu. Kendime kahve yapıp kağıtları hazırlamaya başladım.
Planım şuydu herkesin eşyalarının aralarına onlara hayran olduğumu yazacaktım ama herkese değil bazı
kişilerinkine koymayacagim çünkü onlar şüpheli olmalı kendime de hazirlayacagim çünkü şüphe
cekmeyeyim. İsim bittikten sonra hemen bakım yapıp yarın olacakları düşünerek mutlu bir şekilde uykuya daldım.