Göz gözü görmeyen morumsu sis yavaşça dağılırken, ekibin üzerindeki şaşkınlık yerini derin bir sessizliğe bıraktı. Devasa mekanik ağaçların dişli çarklar gibi dönen yaprakları, tepelerinde çatırtıyla dönüyor; gökyüzünden süzülen neon ışıkları yerdeki metalik çakılların üzerine yansıyordu.
Mert, üzerindeki tozu silkelerken hafifçe sendeleyip Sarp’ın omzuna tutundu. "Ağabey ben bunu kesin kulaklığın sesini fazla açtım diye rüyamda görüyorum. Birazdan annem odaya girip 'Kalk Mert, yayın açık kaldı' diyecek."
"Mert saçmalama," dedi Sarp, elini yere vurup sert metali hissederek. "Bayağı bildiğin çakıl taşının üstündeyiz. Ayrıca şu kıyafetlere baksanıza, oyundaki ilk seviye zırhları giydirmişler bize!"
Alper üzerindeki kapşonlu Deri zırhın cebini karıştırıyordu. "Oğlum valla bak! Sırtımda tahta bir yay var, ok kılıfı bile takmışlar. Tuğkan ağabey, sende ne var?"
Tuğkan doğrularak üstünü başını kontrol etti. Göğsünde bronz kaplama bir koruma, belinde ise kınına sokulmuş ağır bir kılıç duruyordu. Kılıcın kabzasını kavrayıp hafifçe çektiğinde, çeliğin üzerindeki o keskin parıltı gözünü aldı. Derin bir nefes alıp ekibe döndü. Herkes buradaydı ama kimse ne olup bittiğini kavrayabilmiş değildi.
"Tamam beyler, paniğe gerek yok," dedi Tuğkan, sesini sakin tutmaya çalışarak. "Bir şekilde oyunun sunucusuna ya da kod tabanına çekildik. Şu an panik yaparsak hiçbir şey çözemeyiz."
Emin, belindeki iki küçük baltayı kınından çıkarıp şaşkınlıkla inceledi. Sonra başını sallayıp doğudaki o bilindik, samimi şivesiyle Tuğkan’a seslendi:
"Babo ben anlamam sunucudan munucudan! Bize verilen baltaya bak, kurban bayramında et kesecek bıçak kadar! Babo biz bu devasa robot ağaçların arasında ne edeceğiz? Biri bizi buradan çıkarsın valla, benim evde çay demleniyordu!"
Bedirhan, Emin’in bu haline dayanamayıp patlattı kahkahayı. "Emin ağabey, çayı düşünecek zaman mı şimdi? Adamlar bizi oyunun içine portal açıp ışınlamış, sen demlik diyorsun!"
"Ulan Bedir!" diye çıkıştı Emin gülerek. "Senin o helikopter gibi öten kasan yüzünden gelmedik mi biz buraya? Dedim sana o tozu çekme, devreyi yaktın, bizi de yaktın!"
"Ağabey valla kasanın suçu yok!" dedi Bedirhan kendini savunarak. "Ben sadece 'Başlat'a bastım!"
Ekip kendi arasında atışırken, grubun biraz gerisinde duran Fulya soğukkanlılıkla etrafı süzüyordu. Bileğindeki metalik kadrana benzeyen cihazı fark edip ekranına dokundu. Parlak mavi bir arayüz havada süzüldü.
"Beyler, atışmayı bırakın da buraya bakın," dedi Fulya, her zamanki net ve sakin tonuyla. "Görünüşe göre burası oyunun ana haritasının başlangıç bölgesi. Ve bileklerimizdeki bu arayüzde bir ana görev yazıyor."
Tuğkan hemen Fulya’nın yanına adımladı. "Ne yazıyor Fulya?"
Fulya ekrandaki yazıları okudu:
* Ana Görev: 'Çekirdek Kule'ye ulaş ve sistem arayüzünü sıfırla.
* Tehlike Seviyesi: Başlangıç
* Uyarı: Can puanınız (HP) sıfırlanırsa yeniden doğma (respawn) garantisi yoktur.
Mert gözlerini büyüttü. "Nasıl yani 'respawn garantisi yoktur' ne demek? Ölersek haritadan siliniyor muyuz yani?"
"O yüzden dikkatli olacağız," dedi Tuğkan stern bir ifadeyle. "Birbirimizden ayrılmak yok. Bu bir oyun olabilir ama hissettiğimiz acı ve yorgunluk tamamen gerçek gibi duruyor. Ekip olarak hareket edeceğiz."
Tam o sırada, yakınlardaki çalıların arasından mekanik bir gıcırtı ve paslı zincir sesleri yükselmeye başladı. Çalıların arasından kırmızı gözleri parlayan, üç metre boyunda kurt benzeri bir metal yaratık fırladı. Ekip refleks olarak geriye doğru sıçradı.
"Anam! Bu ne babo!" diye bağırdı Emin, baltalarını sıkıca kavrayarak. "Bu kurt bizim mahalledeki Karabaş'a hiç benzemiyor!"
Alper hemen yayını gerip bir ok çıkardı. "Ağabey ben bunu tam iki gözünün ortasından vururum!"
"Dur Alper, acele etme!" dedi Tuğkan kılıcını tamamen kınından çekerek öne atıldı. "Bedir, Mert, sağdan kuşatın! Emin, sen benimle geliyorsun! Fulya, arkamızı kolla!"
Canavar gürleyerek ilk hamlesini yaptı. Mekanik pençeleri Tuğkan’ın durduğu yere inerken, Tuğkan çevik bir hareketle yana kaydı ve kılıcını yaratığın bacağına indirdi. Kıvılcımlar geceyi aydınlatırken, ekibin macera dolu ilk savaşı resmen başlamış oldu.