Yayın ekranındaki "Sunucuya Yeniden Bağlanılıyor" yazısı dönüp dururken, Discord kanalındaki hengame tam gaz devam ediyordu. Tuğkan, kulaklığının süngerlerini düzeltip koltuğunda geriye yaslandı; ekranındaki chat kutusu adeta çılgın gibi akıyordu. Binlerce izleyici "Ne oldu lan?", "Oyun niye çöktü?", "Emin yine neye sövdü?" diye mesaj yağdırıyordu.
"Beyler bir dakika susun gözünü seveyim," dedi Tuğkan, mikrofona doğru eğilerek. "Chat çıldırdı, kimse ne olduğunu anlamadı. Biri çıksın düzgünce anlatsın şunlara, yoksa yayında kaos çıkacak."
Mert sandalyesinden doğrulup ayağını masanın üzerine fırlattı. "Ağabey neyini anlatayım amına koyayım? Adamlara 'Biz az önce üç metrelik sanayi tipi robota kafa attık, benim tek ayakkabım bataklıkta kaldı' desem hangisi inanır? Bak hâlâ sol ayağım uyuşuk valla! O tünelin soğuğu çorabıma işlemiş amk, sanki hâlâ çamurun içindeyim!"
Sarp kıkırdayarak araya girdi: "Ulan Mert, rüyada bile dımdızlak kaldın amk! Adam koskoca oyuna girdi, eline silah niyetine kırık tahta parçası aldı, onda da kurbağadan kaçarken ayağındaki çizmeyi kaptırdı. Chat’e söylesek 'Mert yine formunda' derler, başka bir şey demezler!"
"Sarp belanı siktirtme akşam akşam!" diye bağırdı Mert. "Oğlum adam üzerimize üç metrelik testereli örümcek sürdü diyorum, sen gelmişsin orada gırgır geçiyorsun! Tuğkan ağabey, valla bak bu Sarp’ı bir gün yayında fena patlatacağım!"
Emin çay bardağını tabağına tıkırdatarak gür bir sesle söze girdi. "Babo sen bırak bu Mert’in dımdızlak ayağını! Ulan izleyicilere söyleyin, Limon Tayfası’nın bitti dediği yerde Emin usta sahneye çıkar! Koskoca Kule’nin şalterini indirdim amk! O yazılımcı pezevenk bizi bataklıkta rütubete boğacağını sandı ama fırıncı Emin’in sanayi tecrübesini hesaba katmadı! Babo bir çay daha koyayım mı sana? Valla hararetim sönmedi o buhar kazanından sonra!"
Bedirhan masadaki bardağını eline alıp derin bir iç çekti. "Emin ağabey valla sen şalteri çekerken benim hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti. 'Bedir buraya kadarmış, birazdan lavın içinde Adana kebap gibi pişeceksin' dedim kendi kendime. Tuğkan ağabey, bir daha bu oyuna gireceksek ben mızrak falan istemiyorum, bana arkadan ateş eden tüfek verin amk!"
Alper kulaklıktan kıkırdayarak yanıt verdi: "Bedir, sana tüfek versek sen yanlışlıkla Emin ağabeyi vurursun oğlum! Adam tünelde 'Batan paçamı bırak' diye sana bağırıyordu. Yayımı gerip seni vurmamak için zor tuttum kendimi!"
"Ulan Alper kaşınma söverim bak!" dedi Bedirhan.
Fulya ortamdaki bu tantananın ortasında kulaklığının sesini hafifçe kısıp soğukkanlı tonuyla devreye girdi. "Arkadaşlar, ekrandaki hata kodu düzeldi. Sunucu yönetimi sistemi yeniden başlatmış. Yalnız ufak bir detay var; karakterlerimiz kayıtlı son noktada kalmış. Yani oyuna tekrar girersek tam olarak o Kule’nin tepesindeki şalterin önünde doğacağız."
Discord kanalına anlık bir sessizlik çöktü.
Mert gözlerini büyüttü. "Ne deyon kız Fulya?! Ananı avradını sikeyim... Biz yine o Kule’ye mi döneceğiz?!"
Emin baltalarını masaya vurur gibi bir ses çıkardı. "Babo ver oradan 'Başlat' butonunu! Bu sefer o yazılımcı pezevenge kendi eliyle kebap yaptırmazsam bana da Emin demesinler! Geliyoruz ulan!"
Tuğkan gülerek farenin sol tuşuna bastı, ekrandaki yayın ışığı parladı: "Haydi beyler, Tayfa sahada! İkinci raunt başlıyor!"