Kirden pasaktan nefret eden birisi için belki de seçilmesi en mantıksız uğraşlardan birisi olabilirdi, ceza kesmek. Arkadaşlarının da yardımıyla 12 kişiyi pek de güzel dövdüşleri, gecenin tatlı esintisiyle ellerine yüzlerine bulaşmış kan lekeleri gitgide daha çok yapışkan hale gelip onlarla bütünleşirken Jungkook geliverdi yanına. "İnsanların insanları dövdürmek için harcadağı parayı bir derneğe bağışlasalardı eminim ki hayatları daha yolunda gidebilirdi." Elindeki çantayı havaya kaldırmış, yüzünde zafer dolu bir gülüş vardı. "Değil mi, hyung?"
Jungkook böyleydi çok genç bir alfaydı duygularını uçlarda yaşardı hırslıydı güçlüydü alfa olmadonın yanında grubun en neşeli üyesiydi
Namjoon başını aşağı yukarı sallarken ceplerini karıştırmaya başladı. Şu an bir sigara gerçekten iyi olabilirdi. Yoongi ellerini çırparak yanlarına gelirken "burası tamam." Dedi.
Namjoon onu da başıyla onaylamıştı ki yerde yatan adamlardan birisi uyanır gibi oldu. Başını kaldırmaya çalışmış, kanla kaplı gövdesini, hissettiği tüm acıya rağmen hareket ettirmeye uğraşıyordu. Jungkook iç geçirdi, bıkkınla çantayı Yoongi'ye uzatırken "bir bitmediniz." Diye hırladı. Hala gençti ve onun bu yoğun duyguları kontrol etmek konusunda çokça büyük sorunları vardı.
Yoongi elinden çantayı alır almaz kafasını ezmek istercesine attığı tekmelerin ne kadar büyüklükte bir kan gölü oluşturduğunu görerek sırıtıyordu. Psikopat desem değildi, sosyopat desem değildi. Jungkook, anlaşılması güç bir kişiliğe sahipti. Alfa olmanın her şeyini son damlasına kadar kullanmakla yükümlü gibi davranıyordu ve başarıyorduda. Yoongi ona kıyasla daha sakindi ve belki de bu yüzden tüm istişarelerimi yalnız onunla yapmak istiyordum.
"Bugün çok çalıştınız." İkisi başını aşağı yukarı sallarlarken Namjoon ellerini cebime soktu. "İçkiler benden."
Jungkook neşeyle öne düştüğünde Yoongi hala sessizdi. Namjoon, bir sorun olup olmadığını merak ediyor olsa da Yoongi kendi rızasıyla anlatmadığı sürece durumun ne olduğunu asla bilemeyeceğinin de farkındaydı.
Buldukları ilk bara giderlerken Jungkook çoktan onlara yuvarlak bir masa bulmuş, garson omegayla flörtleşmeye bile başlamıştı.
Yoongi'nin ters bakışları ve sert toprak feromonları yüzünden omega birkaç adım geri çekildiğinde nihayet yerine geçebilmişti. Jungkook bu duruma karşılık iç geçirerek 3 viski sipariş ettikten sonra omeganın hızla uzaklaşmasına sebep oldu. Namjoon'un ardından Jungkook oturmuş ve nihayet üçü başbaşa kalabilmişlerdi.
Yoongi telefonundan başını kaldırmadan "haftaya ortalık baya karışacak gibi duruyor." Diye mırıldandı. Bacağını öteki üzerine atmış, kollarını göğsünde kavuşturmuştu. "Hoseok bir parti düzenleyecekmiş."
"Hoseok kimdi?" Namjoon arkasına yaslandı, Yoongi'nin oldukça hassas olduğu konularda Jungkook'un aptala yatmasının cezasını ödemesini bekledi.
Yoongi masanın üstünden eline geçen ilk şey olan menüyü rulo yaparak Jungkook'un kafasına geçirebildiği kadar sertçe geçirdi. "Aptal mısın, yoksa numara mı yapıyorsun,daha sana kaç kez anlatacağım?"
Jungkook sanki kafasına koca bir kaya parçası düşmüş gibi ovalarken mahçup bir ifade takınmayı da eksik etmemişti. Baskın olan o gibi dursa da Yoongi'ye pek karşı gelemezdi. "Ne var hyung? İsim hafızam kötü diye yargılama beni!"
"Liseden arkadaşım." Dedi Yoongi. "Seni derneğine 3 kez götürdüm!" Bıkkınlıkla iç geçirip arkasına yaslandı, sanki kelimelerin kifayetsiz kalacağını biliyor gibiydi jungkook ile konuşmak onu yoruyordu sustu.
"Ona Hoba diyip duruyorsun, Hoseok olduğunu nereden bilebilirdim!?"
"Ben bir kez bile görmememe rağmen biliyorum ama." Ortalığı biraz daha karıştırmak için Namjoon girmişti araya fakat daha Jungkook kendini savunamadan masaya birisi erkek diğeri az önceki omega olmak üzere iki kişi geldi.
"İyi akşamlar efendim." Yoongi yan yan baktı, fazla da umursuyor görünmedi. Jungkook'sa oldukça meraklıydı zira adamın, omega kızın akrabası olmasından korkuyordu. Adam direkt olarak Namjoon'un gözlerine bakıp elleri korkuyla titrerken "isterseniz sizi özel masanıza alabiliriz." Dedi. "Çalışanımız yeni olduğu için sizi tanıyamamış, affınıza sığınıyoruz." Kızın omzuna elini atıp eğerken kendisi de en az kız kadar iki büklüm olmuştu.
"Sorun değil." Dedi Namjoon. Sonunda karşısındaki insanlar tekrar doğrulurken "böyle iyiyiz, bir problem yok." Diye ekledi.
Adamlar uzaklaşırken önümüze üç tane buzlu viski bırakıldı. Yoongi kaldığı yerden devam etti. "Her neyse işte. O ne zaman böyle parti vermeye kalksa birileri illa sataşır. Haftaya orada olurum herhalde. Haberiniz olsun diye söyleyecektim, elbette Jungkook gerizekalısı batırmadan önceydi bu!"
"Üzerime çok geliyorsun hyung! Sana baya güzel açıkladım kendimi!"
"Neyse ne.." Yoongi omuzlarını kaldırdı. "Size konumunu attım."
"Biz de mi geliyormuşuz? Üstesinden gelemeyeceğin kadar kalabalık mıymış?" Namjoon biraz alayla sorsa da Yoongi'nin toplu olarak gitmek isteyeceği kadar ne yaşandığını merak ediyordu.
"Hayır tek başıma gelebilirim elbette. Hoseok sizi partiye davet etmemi söylemişti." Jungkook ve Namjoon'un telefonlarının bildirim sesiyle Yoongi'nin mesajı attığı anlaşılmıştı. "Benim yerime de gidersiniz diye düşündüm."
"Ben gitmem, ne o öyle?" Dedi Namjoon, kibirli bir havayla. "Kapalı bir alanda herkesin feromon kokusu birbirine geçmiş halde ve dünden kalan yemekleri bir şekilde kakalama gayretine girmiş insanların züppece davranışlarına katlanmak kadar iğrenç bir şey var mı?"
"Ben görevimi yaptım." Yoongi omuz silkti. "Genelde partilerden sonra tebrik etmek için şöyle bir uğrarım."
"Ayıp olmasın o zaman, biz de seninle beraber geliriz, değil mi hyung?" Jungkook resmen yanına yoldaş arıyordu fakat onu bugünlük yeterince ateşe attığından bu seferlik kabul etmesi gerektiğini düşündü.
"Gideriz. Tabi sen alfana sahip çıkacağına söz verirsen." Yoongi imalı imalı gülerken Jungkook öfkeden kıpkırmızı kesilmişti.
"Yemin ederim yıkarım burayı. Uğraşmayın benimle." Yumruğunu masya vurup ayağa kalktığı anda gözleri ardına kadar açıldı. "Çüşşşş, çok güzel." Neye baktığını merak etmelerine bile gerek yoktu, eminlerdi ki Jungkook yine bir omega görmüştü. Hızlı adımlarla uzaklaşırken Yoongi onun da bardağını alarak başına dikti.
"Biraz kafa dinleriz, iyi oldu."
Fakat bu cennetten gelen an, ne yazık ki fazla uzun sürmemişti. Birkaç dakika sonra arkalarından bir çığlık firar etti. "ALFAYIM LAN BEN!" Yoongi ve Namjoon bakışırlarken başları üzerinden uçan bar sandalyesi de dikkatlerinden kaçmamıştı. "ORTALIK ŞEREFSİZ KAYNIYOR RESMEN! UZAK DUR BENDEN!"
Jungkook, alnında koca bir yarayla geri döndüğünde gözleri kıpkırmızı kesilmişti. "Alfa bile olsa çok güzeldi."
"HALA BANA ORADAN LAF MI ATIYOR O? GELMİŞİNİ GEÇMİŞİNİ..." derken birisi o güzel alfanın(?) Ağzını kapatarak ortamdan güç bela çıkarmıştı. Jungkook arkasından bakmayı sürdürürken Yoongi bu sefer de yumruğunu geçirdi Jungkokk'un tepesine.
"Önüne dön artık."
"Keşke numarasını alsaydım önce. Sen bulursun ama değil mi hyung?" Jungkook gerçekten çok ısrarcı bir insandı ve ilk defa birisi için feromonlarına sahip çıkamıyordu. Namjoon, içten içe onu ayıplayan kurdunu sustururken ayağa kalktı.
"Yoongi hyungun seni dövmedi diye tanrına şükretmelisin." Derken kendini dışarı atmış, gecenin temiz havasını ciğerlerine doldurmuştu. Zor bir geceydi. Onları burada bırakıp eve gitse ikisinin de ruhunun duyacağını sanmıyordu. Öyle bile olsa umursamazlardı muhtemelen, Namjoon böyle biriydi. Kimseyi umursamaz ve aklına ilk eseni yapardı. Kabaydı, kimseyi önemsemezdi, bencildi, umursamazdı, zevkine düşkündü, bağlanmayı sevmezdi, tek gecelik ilişkiler yaşardı, kimseyle uyumazdı, kendini tatmin ettikten sonra partnerinin derhal ortamı terk etmesini isterdi ve oldukça da acımasızdı onun için dünyanın merkezinde kendisi vardı diğer herkes önemsizdi
Adımlarını eve çevirdi ve yolda güzel bir omegayla karşılaşıp gecesini güzelleştirmeyi umdu.
