İçeriğe geç

Leylim Kor

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Leylim Kor

Bölüm 5

4. ALIŞVERİŞ

Sabah güzel ve sakin bir şekilde uyandım. Altuğ hala yatıyor.

"Allahım ben bu çocukla ne yapacağım. Sen yardım et." Altuğ'u uyandırmadan üstümü değiştirdim

Koyu mor bir sweet ve eşofman altı giydim. Saat 06:38 olmuş. Evet 06:38, ben saat 6'da kalktım ve Altuğ uyanıp benimle koşuya gelmiyor diye onu azarladım.

"Ben gidiyorum sende camış gibi yat Altuğ." vu kadar sinir olmamın sebebini bende bilmiyorum. Odadan çıkıp asansörü beklemeye başladım, yan taraftan birkaç konuşma sesi geliyordu. Onlarda gelip benim gibi asansörü beklemeye başladılar. Asansör tam geldiğinde telefonuma bir mesaj geldi. Berk yazmıştı. 'Müsaitsen arayayım bir.' sabah sabah ne oldu acaba. Onun aramasını beklemeden ben aradım. Anında açıldı.

"Hayırdır Berk. Ne oldu? Herkes iyimi? Birine birşeymi oldu? Olum konuşsana!! " dedim hızlı hızlı.

"Kızım bir sussan anlatıcam susmuyorsun ki. Öncelikle herkes iyi, kimseye bir şey olmadı. Ben tayin mevzusu için arayacaktım." dedi Berk. Yüzde yüz dayak istiyor.

"Bu saatte tayin için mi konuşucaz Berk??"

"Leylim sen hafta içi hep bu saatlerde uyanırsın bende onun için erken yazdım." "Tamam tamam, koşuya çıkıcam sonra konuşuruz." birşey demesine gerek kalmadan suratına kapattım.

Milletin suratına telefon kapatmaya alıştın sanırım

Çok eğlenceli iç sesçim ne yapabilirim yani

Albay'a da böyle davran götün yiyorsa

Bende o göt yok malesef

He olsa yapıcan yani

Ya ben ne diyorum sen ne anlıyorsun içses sen beni nerenle dinliyorsun

Neremle dinliyorsam dinliyorum seni ilgilendirmez

Neyse sonra boş muhabbetimize devam ederiz he unutturmada sana bir isim bulayım ben.

Gerçek hayata dönerek asansörü tekrar çağırdım..

______

Yorulunca durmak durumunda kaldım. İki, iki buçuk saattir koşuyorum. Molaları saymazsak. Otele yürürken Altuğ'u kırk kere arayıp uyandırmayı unutmadım. Odaya girer girmez kendimi duşa attım. Sıcak bir duş aldım. Üstümü değiştirdim. Bir beyaz sweet ve siyah kot pantolon giydim. Altuğ kahvaltı edelim dedi bende asla yemeğe hayır demem. Restorantta boş bir masaya oturduk. Ortaya serpme kahvaltı istedik. Sipariş gelene kadar tim gurubuna biraz mesaj yazayım dedim.

"Karargahın 1 Numaralı Haremi"

Siz:Beyler günaydın.

Çakıcı: Sanada sabah kuşu

Açma!: +1

Siz: Oğlum sen adam gibi konuşmayı bilmiyor musun

Açma! : Biliyorum komutanım

Siz : E o zaman niye konuşmuyorsun

Açma! :Tamam komutanım bir dahakine konuşurum artık

Hayat Kurtarıcım :Güzelim ne zaman dönüyorsun.

Siz :Yarın döneriz

Barışb :Döneriz mi??

Barışb :Sen kiminlesinizki?

Çakıcı :Leylim yapmaaa

Çakıcı :Yetişin komşularr

Çakıcı :Ay bana birşeyler oluyor

Açma! :Komutanım bayıldı bu Yağız

Açma! :Ne yapıyım ben bunu

"Kiminle konuşuyorsun kız" kafamı kaldırıp konuşan Altuğa baktım "Hı" anlamadığımı belirten bir ses tonuyla ses çıkarttım. (Umarım anlatabilmişimdir)

"Diyorum ki suratında bir sırıtma ile telefonla ilgileniyorsun. Hayırdır kim o" sırıta sırıta konuştu. Varya şuan ona çok pis dalasım var ama ortam pek müsait değil. Neyse.

"Timle konuştum. Ayrıca ne ima ettiğinde anladım. Sonra konuşucaz bunu." ardından kahvaltım geri döndüm.

_______

"Yoruldum duralım artık" Altuğ'un isyanı ile sinirlerim dahada tepeme çıkıyordu. "Tamam şu dükkana da girelim sonra dinlenirsin" alt tarafı 15-20 dükkan gezdik ne çok abarttı ya. İçimden geçirdiğini dilime vurdum. "Ne abarttın oğlum alt tarafı birkaç dükkan gezdik." "Birkaç dükkan mı? Emin misin?" sanki kendisi hiç istemedi "Kırk yılın başında bir alışverişe çıktık sus Altuğ. Hem gezdiğimiz mağazaların çoğuna sen istiyorsun diye girdik." "Tamam tamam sustum." gerçekten de sustu. Şimdi ben niye bu kadar sinirliyim anlatıyım.

Tim bana bir sürpriz hazırladıklarını söylediler. Aslında zevzek Mert ağzından kaçırdı. Ben sürprizleri merak ederim hep. Gerçi kim merak etmez ki. Neyse ben merak ettim, ettikçe sinirim bozuldu Altuğ alışveriş yapalım dedi tamam dedim ve sonuç. Ama biraz rahatladım. Uzun zamandır alışveriş yapmamıştım. Ayriyeten şuan çok açım.

"Leylimm! Dünyadan Leylime! En kısa zamanda yanımıza ulaşş!" önümde sallanan elle kendime geldim. "Ne oldu?" "Daldın gittin." kafamı sallayıp onu anladığımı belli ettim. "Birşey yok ya. Dalmışım sadece. Ben acıktım hadi yürü gidip şurda kebap yiyelim." dedim. "E hadi gidip yiyelim"

Önümüze çıkan ilk kebapçı ya girdik cevap siparişlerimizi verdik. Yemeklerimiz geldi yanınada 6 tane buz gibi büyük boy ayran. Ayranı bayıldığımı söylemiş miydim? Neyse şimdi öğrenmiş oldunuz.

Kebabımın yarısını yedikten sonra durdum. "Altuğ" "Hım" hem beni dinliyor hemde yemek yemeye devam ediyor. "Benim tayinim çıktı." bir anda öksürmeye başladı. "Helâl. Helâl." hem konuşuyor hem sırtına vuruyorum. "Tayinin mi çıktı?" dedi hem endişeli hemde üzüntülü bir sesle. "Evet" ondan ayrılmak beni çok üzüyordu ama ne yapabilirim ki.

"Nereye peki" korkuyordu ayrılmamızdan, bana birşey olmasından korkuyordu. "Hakkari"

Dedim. "Tamam yinede görüşe biliriz. Tamamen ayrılıyor değiliz sonuçta." dedi sakin bir sesle "Evet tamamen ayrılıyor değiliz hadi yiyip biran önce otele dönelim" dedim. "Pişt pijama partisi yapalım mı? Lütfen." Dedi istekli sesiyle "E sen istemişsin banada yapmak düşer dimi" yapmazsak ayıp olur şimdi.

________

Suratıma atılan yastıkla irkildim. "Noluyor lan?" dedim şaşkın sesimle.

"Lan hani uyumayacaktın" dedi Altuğ sahte sinirli bir sesle.

"Ne yapayım, çok sıkıcı geldi film" dedim isyankar sesimle.

"Tamam, tamam. Hadi uyuyalım artık yarın dönücez sonuçta" dedi yorgun olduğu belliydi. Neyse uçakta uyur artık. Altuğ'un göğsüne yatıp beni her zaman sakinleştiren kalp atışı seslerinden birini dinledim.

________

"Neden 6? Neden 8 değil, neden öğlen değil." Altuğ uykusunu böldüğümden hala bıt bıt konuşmaya devam ediyor.

"Canım istedi aldım, hesap mı vericem Altuğ" "Hesap vermene gerek yok ama daha karga bokunu yemedi kızım ya" uyuduktan 3 saat sonra uyandırdım, eşyaları topladık, havalimanı'na geldik birbuçuk iki saat falan tuttu. Uçağın anonsu yapılmasıysa uçağın girişine doğru ilerledik.

______

Hakkariye indiğimiz anda lojmana geldik. Eşyalarım ben Mardin deyken gelmiş. Kenarda duruyorlar bir ara yerleştiririm artık. Kıyafetlerim dışında,kıyafetlerimi kolilerde bekletmeden hemen yerleştirdim. Şimdide üniformam ile bakışıyorduk.

Sana gerçekten çok yakışıyor

Aa iç ses senden hiç böyle sözler beklemezdim şaşırttın beni

Valla bende kendimden böyle sözler beklemezdim

İç sesi bir kenara atıp üniformamı giydim. Telefonumu, cüzdanımı, tabancamı alıp çıktım. Yolda taksi çevirdim.

Taksici "Nereye gidiyoruz?" diye sordu

"4.Hudut Alay Komutanlığına" dedim ve yolu izlemeye başladım.

"Asker misin?" ani sorusuyla ona döndüm.

"Evet. Askerim." kısa ve net şekilde cevap verdim.

"Rütben ne?"

"Lütfen yola odaklanın"

Telefonunu çıkarıp birkaç arama yaptı. Bu taksiye binmek en başında hataydı. Karargaha gelir gelmez parayı ödeyip indim. Nöbetçiye kimliğimi gösterip içeri girdim. Hemen Albayın odasına gittim. Albayın pastasına Albayın sorunca şuan burda olmadığını söyledi.

"Albay içerde mi?"

"Albay şuan burada değil" dedi

"Peki Gökbörü Timi'nin dinlenme odası nerde" diye sordum. Hemen tarif etti. Odaya direk bodoslama girdim.

Hepsinin ağzından küçük ve sessiz küfürler çıkmıştı. Beni görünce hemen hazır ola geçtiler.

"Asker Tekmil Ver!" biraz fazla bağırmış olabilirim.

"KIDEMLİ ÜSTEĞMEN POYRAZ ATAKUL! GİRESUN!"

"KIDEMLİ ÜSTEĞMEN BORA KIRAÇ! MARDİN! "

"TEĞMEN BARIŞ KORAY! BALIKESİR! "

"TEĞMEN YAĞIZ KORAY! BALIKESİR!"

"TEĞMEN MERT ÜSLÜ! İSTANBUL!"

"Rahat" kendimi koltuklardan birine bıraktım. Hepside eski yerlerine yerleşti çoktan.

"Eee komutanım neler oldu? Anlatın artık" Mertin sorusuyla ona döndüm ve anlatmaya başladım.

_______

Önemli:

Arkadaşlar bakın gerçekten beğen tuşuna basmak yalandan bile bir yorum yapmak zor değil gerçekten. Bunlar olmadığı için bölüm atasım gelmiyor.

Emeğimin karşılığını istiyorum sadece...

Sizce tim nasıl?

Poyraz?

Bora?

Barış?

Yağız?

Mert?

Sizi timle ne zaman tanıştırmamı istersiniz?

Hayalet okuyucu olma lütfen 💖

Bölüm sonu

7 yorum