İçeriğe geç

Leylim Kor

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Leylim Kor

Bölüm 4

3.MUTLU GÜN

____

Neredeyse bir saattir Altuğ'u bekliyordum. Otele girdikten sonra lobide oturmaya başladım. Hâlada oturuyorum. Telefonuma gelen bildirimle tüm dikkatimi telefona verdim. Tim'in gurubundan gelmişti.

"Karargahın 1 Numaralı Haremi"

Açma!: Komutanım dönmüşsünüzzz

Çakıcı: Aşk olsun komutanım ya

Çakıcı: Döndüğünüzü Albayın postasından mı öğrenmeliydik

Hayat Kurtarıcım: +1

Barışb : +1

Açma! : +1

Pamir Abi: Oğlum bir durun

Pamir Abi: Leylim sen ne zaman döndün??

Siz: Dün sabah döndüm abi

Hayat Kurtarıcım : Peki bize ne zaman söylemeyi düşünüyordun güzelim

Hayat Kurtarıcım :🤨

Siz: Size haber vermeyi tamamen unutmuşum

Siz: Başıma neler geldi bir bilseniz

Barışb: Ne oldu iyimisin

Çakıcı: Konum at yanına gidiyorum

Açma! : Çekirdek alıp yanına gelelim

Pamir Abi: Önce bir susın Leylim ne oldu anlat

Siz: Şimdi ben dün görevden döndüğümde telefonuma bir numaradan üç - dört defa mesaj gelmişti

Hayat Kurtarıcım : Kim atmış

Siz: Bir dursanız anlatıcam

Siz: Neyse mesajda benim doğduğum gün hastanede bebeklerin karıştığı yazıyordu doğduğum hastaneye gelmemi istemişler bende gittim

Açma! : Oha olaya bak

Çakıcı : Ben şok

Pamir Abi : Nasıl şimdi sen hastanede karıştırılmış mısın

Siz: Malesef evet

Siz : Ve şuan Mardin'deyim

Hayat Kurtarıcım : Ne zaman dönüceksin

Siz: Bir iki güne dönerim

Barışb: Komutanım ben en son uyuyordum

Barışb :Benim kafam karıştı ya

Çakıcı : Sen ne zaman anladınki bir olayı

Barışb :Kes lan ben senin abinim

Çakıcı :Birkaç dakika büyüksün

Siz: Neyse beyler size iyi muhabbetler ben kaçar

Hayat Kurtarıcım :Kendine iyi bak birşey olursa ara güzelim

Pamir Abi: Görüşürüz

Barışb :BB

Açma! : bb

Çakıcı : +1

Telefonu kapatıp etrafıma bakındım Altuğ hala ortalarda yok Allah cezasını vermesin sıkıldım burda. Dışarıda dolaşmak için ayaklandım ve otelden çıktım. Mardin sokaklarında dolaşmaya başladım. Çarşıyı gezdim, Şemsiyeli Sokaktan geçtim...

_______

Hava kararmaya başlamıştı. Kaç saattir yürüyorum bilmiyorum. Telefonumu çıkarıp saate baktım 22:48 di Altuğdan mesaj vardı

'Otele geldim yoktun. Odadayım şimdi çabuk gel olayları anlatıcan bana'

Klasik Altuğ. Altuğ duygularını yerine göre belli eder. Benim yanımda sırtında dünya yükü olsa bile gülümser beni mutlu etmeye çalışır. Ah be Altuğ'um.

Önüme çıkan ilk markete girdim. Çekirdek, çikolata, cips, kola falan alıp çıktım. Şuan otelin yakınlarındayım. İlerde bir tane pastane gördüm. Aklıma gelen fikirle pastane den altı kişilik çikolatalı doğum günü pastası aldım. Yanında kuru pastada almayı ihmal etmedim. Geçen haftalarda Altuğ'un doğum günüydü ama ben olmadığım için bensiz kutladılar. Hemen otele ilerlemeye devam ettim. Sabah çarşıda Atuğa bir kehribar tesbih aldım. Bugün paraya baya kıydım.

Otele girdiğimde hemen asansöre bindim 4.kata bastım. Asansör durunca hemen bizim odanın kapısının tekmelemeye başladım. Manyak sanıla bilirim. Ama ellerim dolu ben ne yapabilirim. Altuğ kapıyı açtığında suratıma baktı önce anlamadı sonra jetonu düşmüş gibi kapının önünden çekildi.

"Uyuyor muydun."

"İçim geçmiş biraz. Sen beni uykumu boşver olayları anlat." sesi heyecanlı geliyordu.

"Anlatıcam ama şimdi bir işim var bekle ve kutuları açma" kurabiyeleri ve poşetleri bırakıp pastayla beni göremeyeceği bir yere geçtim. Mumları zor bela yakmayı becerdiğimde arkamı döndüm.

"İyiki Doğdun Altuğ. İyiki Doğdun Altuğ." bana şaşkınca bakıyor. Hala uyku sersemimi buya? Gözlerine baktığımda hafiften dolmaya başlamıştı. Pastayı masaya koyup Altuğ'a kocaman sarıldım. Seviyorum ben bu çocuğu ya.

Altuğ dan hızlıca ayrıldım ve pastadan bir çatal alıp ağzına tıktım. "Afiyet olsun. Sen geç otur ben içecek almayı unutmuşum hemen alıp geliyim." Konuşmasını beklemeden asansöre bindim. Aslında içecek almıştım ama sadece kola aldım. O yetmez bize hemde sigaram bitti. Bakkala girdim bir didi aldım ödeme yapmak için kasa tarafına geçtim önümde 18-19 yaşlarında bir çocuk vardı. Çalışana istediği sigara markasını söylediği sıra kaşlarımı çattım. Bu yaşında sigara mı içeçek? Tamam yaşı küçük değil ama büyükte değil.

"Kaç yaşındasın sen?"diye bir soru yönelttim.

"Neden soruyorsunuz hanımefendi?" soruma soruyla cevap verdi.

"Sigara alıyorsun ya senin yaşın daha küçük" haklıyım ama kendisini bu bataklığa atmasın

"Ben kendime almıyorum zaten abime alıyorum hanımefendi "

"Abin kendi alamıyor muymuş?" isteğim sigara markasını söyledim didi ile sigaranın parasını verip çıktım. Çocuk arkamdan geliyor. Sigara paketinden bir dal alıp yaktım. O sıra çocuk yanıma yanaştı.

"Bana diyene bak. Kendisi sigara içiyor benim almama karışıyor. " kendi kendine mırıldandı. Kendi duyabileceği bir sesle konuştuğunu sanıyor herhalde, ama gayet normal bir tonda söyledi. Çocuğu pek takmadan otele geldim, asansöre bindim ve 4.kata çıktım. Odanın kapısını tıklamak için kolumu kaldırdığımda kapı açıldı ve içeri çekildim.

"Ne oluyor lan." dedim hiçbirşey anlamamış bir şekilde.

"Gir hemen." dedi Altuğ. "Sen sabah hastaneye gitmiştin. Ne oldu? Ne dediler? Sonuç ne? Kızım konuşsana artık!" dedi tek nefeste

"Oğlum bir yavaş ol. Konuşurken bir durakla, nefes al. Motorun soğusun."

"Ya tamam anlat hadi"

"Gel önce pasta keselim. Tatlıları koyalım yanına sonra anlatırım"

"Off tamam" bıkmış gibi bir ses tonuyla konuştu.

Altuğ pastayı kesti dilimleri tabağa koyarken bende kuru pastaları ve içeçekleri koydum. Masaya oturduk sessizce tatlıları yemeye başladık. Altuğ tam ağzını açıp konuşacakken araya girip. Konuşmaya başladım.

"Bugün hastaneye gittiğimde odada iki aile vardı. Bir tarafta beni bir ara evlat edinen aile diğer tarafta başka bir aile."

"Seni evlat edinen ailede mi oradaydı?"

"Evet. Koltuğa oturdum işte kan alındı ben beni evlat edinen ailenin çocuğu olmadığımı biliyordum zaten. Sende biliyorsun. Test sonucunu iki saate çıkar dediler odadan çıkarken diğer ailedeki kadın bana kızım dedi. Ağlak bir tipe benzemiyordu taki ben ona bakıncaya kadar. Sanki hissetmiş gibi gözleri doldu hemen sonrada toparlandı. Benimle tanışmak istediklerini söylediler kabul ettim. Bir kafeye gittik oturduk bana soru sordular cevapladım. Dört kişiydik baba bey, anne hanım birde, oğlu. Hastaneye döndük sonuçlar açıklandı o ailenin kızıymış. "

" Ee şimdi ne yapıcaz. Ya Aile seninle yaşamak isterse. "

" Bilmiyorum ama kabul etmem büyük ihtimalle. "

" Leylim. Gönlün nasıl isterse öyle yap. Ben senin arkandayım hep. Ama beni hiç bırakmada olur mu? "gözleri dolu dolu kurdu cümleyi.

Gözlerimin bulurlanmasıyla gözlerimin dolduğunu anladım. Göz yaşlarımızı serbest bıraktık. Kalkıp ona sarıldım. Bir müddet sonra ayrıldım.

"Bu kadar ağlamak yeter. Şimdi hediye zamanı" diyerek poşeti alıp Altuğa verdim. Hemen açtı ve tesbihe hayranlıkla baktı.

"Lan bu çok güzel"

"E hadi hayırlı olsun. Baktıkça beni hatırla"

"Dur bende sana hediye aldım" bana bir poşet uzattı. Hemen açık baktım. El yapımı bir çakıydı bu. Sap kısmı el oymasıydı köşesinde Türk bayrağı sembolu vardı. Ağız kısmı ise keskin bir çakıydı.

"Altuğ sen işini biliyorsun kardeşim."

"Tabii okadar beraber büyüdük neyi sevip sevmediğini mi bilmiycem. Ben senin herşeyini bilirim." böbürlene böbürlene konuştu. Bu haline gülmeden edemedim. Onu daha fazla takmadan üstüme bir pijama takımı çekip yatağa geçtim ve kendimi uykunun en derinlerine bırakt

________

Timdekiler nasıllar sizce? Tahminleri alalım

Timin telefondaki isimleri?

Marketteki çocuk?

Gelecek bölüm?

Hatalar varsa affola bir dahaki bölümde görüşmek üzere...

Hayalet okuyucu olma

Bölüm sonu

1 yorum