İçeriğe geç

Last Sacrifice | Taekook

Bölüm 9 · 9 dk okuma

Last Sacrifice | Taekook

Bölüm 9

9'heading the road'

Naber?

İyi okumalar.

☆☆☆

[15 dakika sonra]

Onbeş dakika, on-beş dakika tamı tamına onbeş dakika olmuştu ama hala çıkmamıştı. Sıkılmıştım ve ayakta durmaktan bacaklarım yorulmuştu.

Daha fazla tahammül edemeyip kapıyı çalışmış ses gelmeyince kapıyı açmıştım.

Keşke açmasaydım.

"Hey! ben seni yarım saattir dışarıda beklerken sen ne yapıyorsun. Hem bana çabuk ol diyorsun ama sen neden beni bekletiyorsun hah!?"

Şuan karşımda yarı çıplak bir şekilde duruyordu ben ise ellerim belimde kaşlarım çatık belkide hızlı konuşmamdan dolayı kulaklarım kızarmış bile olabilirdi. Neyse-bir dakika ben yarı çıplak mı dedim? Bana boş gözlerle bakan Taehyung'a gözlerimi kocaman açmış,ellerim iki yanıma düşmüş ve dudaklarım hafif aralanmışıtı. Gözlerim,gözlerinden aşağıya doğru kaymış ve dik ve kaslı göğüsü oradan sekiz ya da altı tam sayamadım abdominislerine inmişti. Ağzımın suyumu aktı ne?

Her neyse vücudunu baştan aşağı süzmüş ve bunu bir kaç kez tekrarlamıştım. Ben neden burdaydım? Belimdeki ellerim iki yanıma düşmüştü.

" AAAAAA!" Bir anda beynimin işlevleri geri gelmiş ve çığlık atıp arkamı dönmüştüm. Ayy o neydi öyle yunan tanrısı heykeli tasviri gibi.

"Ne bağırıyorsun be! Hem sen ne cüretle benim odama izinsiz ahıra dalar gibi giriyorsun heh?!"

"B-ben hazırlandım kapının önünde bekledim ama sen gelmedin dediğin vakitte geçince ben de sinirlendim daladım. " Ay yüzsüz bana yükseliyor bir de sanki keyfimden daldım.

"Ben 10 dakika sonra gel dedim daha 2 dakika var. Hem öyle olsa bile kapıyı çalmadan girilir mi?"

2 dakika mı iyide nasıl oluyor... o... hayır ya beni kandırıyor kesin kendi hatasının üstünü örtemek istiyor. Bir hışımla arkamı donup ellerim aşağıda yumruk yapmış, gözlerine kaşlarımı çatarak bakıyordum çok sinirliydim ve eminim korkutucu görünüyordum " 2 dakika mı? Hayır ya ben seni dışarda 15 dakika bekledim. Yalan söylüyorsun!" Ona dönmem ve sesimi yükselmemele şaşırmış ben konuşurken de yüzü garip bir hal almıştı sanki gülmek istiyor ama kendini tutuyormuş gibiydi ya da kabız olmuştu.

"Neden yalan söyleyeyim? Burda zaman senin dünyandaki gibi işlemiyor. Burada zaman kimi zaman yavaş kimi zaman ise düşündüğünden daha hızlı kimi zaman ise hiç ilerlemez." Yüzündeki ifade ciddileşmiş ve yatağın üzerinden gömlek tarzı, yarı transparan ve siyah üstünü almış, üstüne geçirmişti.

"Gerçekten mi ama o zaman ben nasıl saati bileceğim. Gerçi bu saaten sonra işime yaramaz." Son cümlemde sesim neşeli çıkmıştı. " Neden işine yaramazmış?" Üstüne gömleği geçirmiş bir şekilde karşımda dikiliyordu, neden önünü kapatmıyordu ki! Ön tarafı açık olduğu için göğüsü ve aşağısı kasık çizgisine kadar gözüküyordu" Çünkü beni bugün geri götür-".

"Ne?! Sen ne saçmalıyorsun ben sana böyle birşey dediğimi hatırlamıyorum neden kendi kendine birşeyler uyduruyorsun? Hem neden seni bırakayım aptal hah! Benim işime yarayacaksın ondan sonra ölür müsün, geberir misin ne halt yersen ye!" Konuşmamı yarı da kesmiş ve üstüme doğru yürümüştü sesi çok yüksekti birşey yaparmıydı? neden o kadar kızdı ki? Ya canımı yakarsa? Ben bunları düşünürken birnevi şoka girmiş dış dünyayla bağlantımı kesmiştim ama kollarımdan tutulup sert ve hızlı bir şekilde öne arkaya sarsılmaya başlamıştım ve beni geri getiren de bu olmuştu konuşmasının sonlarına doğru sesi daha da yükseldi ve daha çok sert davrandı. Çok koruyorum."Anladın mı beni gerizekalı? Seni hiç bir yere bırakmıyorum işimi görene kadar benimlesin."

Beni bırakmayacaksa ne yapacaktı? ne işi vardı benimle? Peki işi bittikten sonra neden ölecektim? Neyin içine düşmüştüm ben? Daha çok kormakaya başlamıştım. Tanrım umarım bu işin sonu iyi biter. "N-Ne? bana-bana ne yapacaksın. Beni bı-bırak lütfen." Korkudan gözlerim dolmuştu,sesim titriyordu ağladı ağlayacak durumdaydım ama olmaz eğer ağlarsam daha kötü şeyler yapabilirdi.

Hiç bişey demeden arkasını dönmüş ve yatağa doğru gitmişti, giydiği gömleği pantalonuna sıkıştırmıştı. Ben de bu sırada kendime gelmiştim daha yeni sanki beynim çalışmamış beynimin verdiği komutlar uzuvların ulaşmamamıştı. Üzerine uzun paltosunu geçirmiş ve bana doğru adımlamıştı. Gerilmiştim, tüm kaslarım kasılmıştı birşey yaparmıydı, sanırım bundan sonra ona karşı daha korkak ve kendimi ondan sakınacaktım.

"Bu kadar oyalandığımız yeter yolumuz uzun ve zamanımız az bir an önce yola çıkmalıyız.yol boyunca konuşmayacaksın ve benim sözümden çıkmayacaksın.Umarım uyarım net anlaşılmıştır?" Kafamı salladım ve o önden ben arkasından odadan çıktık. Saray ya da şato her ne haltsa çok büyüktü ve baya uzun bir süre yürüdük merdiven inip çıktık ama uzun dediğime bakmayın malum zaman kavramı burada bir anormal.

Sonunda çıkışa geldiğimizde kapının yanındaki muhafızlar Taehyung'u görünce kapıyı açmışlardı. Taehyung'dan dolayı birşey görmüyordum. Dışarı çıktık ve güneş yüzüme vurmuştu gözlerim kamastığı için ellerimi gözlerime siper etmiştim alışınca çekmiştim. Taehyung hızlanmış ve sanırım birisinin yanına gitmişti. Ben de yanına gitmiştim ve konuştuğu kişiye bakmıştım. Baktığım gibi ağzım ve gözlerim bilmem kaç metre açılmıştı şu an karşımda Yoongi hyung duruyordu ama nasıl? Ne? Sanırım hayal görüyordum gözlerimi kaşımış ve kafamı sallamıştım kesin yanlış görmüştüm, tekrar baktığımda hala oradaydı.

"Yoongi hyung."

○○○

Offf!

Ayy!

Ahh!

Tanrım, sıkıldım neden bunlar hep benim başıma geliyor?Neden hep yerden bilmem kaç metre yukarda yakışıklı bir adamın kucağında uçmak zorundayım. Tek fark yanımızda birinin daha olması. Şöyle ki ben Yoongi hyungu gördükten sonra bir süre şaşırmış ve sanki ben orada yokmuşum gibi Tae ile konuşup bana göz ucuyla bakmış ve şuan da bu durumdaydık VE BEN ÇOK SIKILMIŞTIM çünkü Tae bana konuma demişti göt korkusundan konuşamıyordum,konuşmayı bırakın ufacık bir ses bile çıkartmıyordum.

Ne zamandır yoldaydık bilmiyorum ama sanırım uzun bir zaman geçmişti, acıkmıştım, susamıştım ve yorulmuştum acaba söylesem kızarmıydı, yok söylemeyeyim ya da söylesem mi? ama dayanamamki, gideceğimiz yere ne kadar kaldığını bilmiyorum gerçi gideceğimiz yeri de bilmiyorumki, neyse şansımı deneyeceğim en fazla ne olabilir ki?

"Taehyung." Uzun süredir konuşmadışım için sesim kısık çıkmıştı ama dibinde durduğum için beni duymuştu bakışlarını baktığı yerden kaldırıp bana bakmıştı.

"Ne?"

"Şey... Ben acıktım ve susadım ve yoruldum." Sesim daha net çıksın diye boğazımı temizleyip konuşmuştum ama hala vereceği tepkiden korkuyordum o yüzden bakışlarımı kaçırmış ve derdimi söylemiştim. Yüzümü inceliyordu ilerlemeyi bırakmıştı olduğu yerde kanat çırpıyordu. "Ne oldu neden durdun?" Tae birden durunca Yoongi hyung biraz daha ileri gitmiş ve bizim gelmediğimizi anlayınca dönüp sorusunu yöneltmişti. Tae bakışlarını benden çekip Yoongi hyuna bakmıştı. "Biraz mola versek iyi olur jeongguk acıkmış ve susamış. Biz de biraz dinleniriz. Olur mu?" Yoongi hyung Tae'nin sözleri bittikten sonra biraz durmuş - sanırım düşünüyordu- sonra kafasını aşağı yukarı onaylar bir biçimde sallamıştı.

Tae aşağıya doğru inmeye başladı, Yoongi hyung da arkamızdan geliyordu. Yere inmiştik. Tae'nin kucağından inmiş ve bacaklarımı biraz hareket ettirmiştim uyuşmuştu, bu sırada Tae ve Yoongi hyung kanatlarını saklamış normal insan gibi olmuşlardı. "Sen burda dur ben ateş yakacağım sonra da yiyecek birşeyler bulurum yersin. Büyük ihtimal yola gece devam edeceğiz." Kafamı sallamış ve bir kaç adım ilerideki ağacın önündeki taşa oturmuştum. Etrafima baktığımda ormanın içinde küçük bır açıklık alandaydık. Tae ormana girmişti Yoongi hyung da başka bir tarafa gitmişti sanırım biri ateş için odun toplayacak diğeri de yiyecek birşeyler bulacaktı, bu orman da yiyecek bişey bulunur muydu bilmiyordum umarım karnımı doyuracak birşeyler bulabilirlerdi. Hava hafiften kararmaya başlamıştı ve soğumuştu ellerimi kendime sarmış ve etrafa bakınmıştım geldiğimizde daha aydınlık olduğu için korkunç değildi ama şimdi biraz da olsa korkunçtu.

Yoongi hyungun neden burada olduğunu neden kanatları olduğunu ve Tae ile ne gibi bir bağlantısı olduğunu merak etmiştim, kafamda bir sürü soru vardı. Ben bunları düşünürken o kadar dalmıştım ki yanıma yaklaşan adım seslerini duymamıştım. Bir çıtırtı kopunca irkilmiş ve arkama bakmıştım. Ormanın ici karanlık olduğu için beli bir yerden sonrası görükmuyordu ve o ses ordan gelmişti. "Kim var orda? Kimsin? Taehyung? Yoongi hyung? Sizi misiniz? Hey?!" Kalp atışlarım hızlanmış vücudumdaki kan buz kesmişti ayağa kalkmıştım ama kımıldayamamıştım olduğum yerde kalakalmıştım çok korkuyordum hiçbir ses yoktu sadece hışrtı sesleri vardı sanırım çalı yapraklarının birbirine çarpmasından dolayı oluyordu. Ben öyle karanlığa bakarken birden karanlığın içinden birşey fırlamıştı ve ben korkudan çok yüksek desibelden çığlık atmıştım tabi gözlerimi de sıkı sıkıya kapatmıştım. Biraz beklemiş ve herhangi birşey olmayınca gözlerimi yavaş yavaş açmıştım. Gözlerimi açıp karşıma bakınca yerde beyaz birşey dikkatimi çekmişti... Tavşan? Tavşandı bu ay ben bundan mı korkmuştum? Temkinli bir şekilde yanına yaklaşmış ve yere çökmüştüm tavşana dogru uzanmış onu elime almıştım, ayağa tekrar kalkmıştım ve kaltığım yere geri dönüp oturmuştum kucağımada tavşanı koymuştum.

"Sen miydin? Beni çok korkuttu ufaklık, az kalsın altıma yapıyordum. Sen ne arıyorsun böyle benim gibi acıkıp üşüdün mü yoksa,hm? Tek misin? Beni de bıraktılar buraya hala gelmediler." Sona doğru sesimdeki neşe dümüş ve dudaklarımı büzmüştüm, neden gelmemişlerdi yoksa beni burda mı bırakmışlardı?

"Kardeşini mi buldun?" Tavşanla oynamaya dalmışken bireden karşı taraftan gelen sesle irkilmiş ve korkuyla büyüttüğüm gözlerimi o tarafa çevirmiştim.

Korkmuştum ama onu görünce içime birden rahatlama gelmişti, onun yanın da sanki rahat olmalıydım, kendim olmalıydım, korkmamalıydım onun yanında sanki ya da tedirgin olmamalıydım, onu görünce bunlar oluyordu ama olmamalıydı, beni kaçıran ardından bir sürü saçma şey anlatan bu adama kanmamlı, onun yanında güvende hisstememliydim. Acaba Sherlock Holmes sendromu mu olmuştum?

" Akrabanı yesek sorun olur mu? hazır yemek ayağımıza kadar gelmişken, ne dersin?" Ben kendimle iç savaşımı yaparken o da bulunduğu yerden yanıma gelmiş ve benim oturduğum ağacın iki adım ilerisindeki kafamı çevirince karşıma gelen ağaca yaslanmıştı. İlk tepki vermemiştim sonradan dediklerini idrak edince afallamış ve ardından gözlerimi büyütmüş ardından kaşlarımı çatmıştım bunu gören Taehyung yüzündeki sırıtmayı büyütmüş kollarını göğsünde bağlayıp ağaca omzunu yaslanmıştı ve alt duduğını agazının içine almış sakız çiğniyormuş gibi yapıp kaşlarını indirip kaldırmıştı. Sinir bozucu şey.

"NE? Onu yemeyeceğiz Yoongi hyung birşeyler bulup getirecek hem ben tavşan değilim bunun imasini yaptın iki kere gözümden kaçmadı sanma." Tavşanı göğüsüme çekmiş ve ondan saklamıştım gözlerimi kısıp konuşmuştum.

Biz konuşurken Yoongi hyung gelmiş ve Taehyung'un getirdiği odunlarla ateşi yakıp Yoongi hyungun bizden uzakta olan küçük bir köyden bir kaç birşey almış ve yakınlardaki çeşmeden de su getirmiş onları yemiştik.

Biraz daha oturmuş ve ateşi söndürmüş gitmeye hazırlanılyorduk. Herşeyi toparlanmış ve ilk geldiğimiz gibi bırakmıştık. Taehyung önüme gelmiş ve belimden tutarak beni kaldırmıştı, bir anda yapınca şaşırmıştım ama bacaklarını beline dolamış kollarımıda boynuna sarmıştım. Birden kanatları açılmış ve rüzgar oluşmuştu saçlarım havalanmış ve ağazım açılıp gözlerim kısılmıştı. Taehyung belimden sıkıca düşmeyeyim diye tutmuş ve " Sıkı tutun." Demişti. Kalkışa geçerken bacaklarını kırmış ve kendini ileri doğru atmıştı, kantalarını çırpıp havalanmıştık. Hava baya kararmıştı heryer zifiri karanlıktı ve esiyordu üzerimde sadece sweat vardı üşüyordum. Bir süre sonra titremeye başlamıştım ve uykumda gelmeye başlamıştı.

Gözlerim hafiften kapanıyordu, kafam ağır gelmeye başlamıştı ben de kafamı Taehyung'un omzuna koymuştum kollarım omuzlarından kaymıştı.

"Jeongguk? Üşüdün mü neden titriyorsun? Uykun da mı geldi? Hey! sıkı tutun düşersen tutmam ve pekemzin çıkar." Bilincim hafiften kapanmaya başlamıştı ve Taehyung'un sözleri sesiyle birlikte nini gibi geliyordu.

Bilincim iyice gitmişti ve uykuya dalmama saliseler varken olanlar olmuştu.

Bedenim geriye doğru gitmiş Taehyung'un da elleri bacaklarımı tuttuğundan üst tarafım boş kalmıştı ve geriye doğru gitmiş, dengem bozulmuştu. Taehyung'un ellerinden kayıp aşağıya doğru giderken bedenimden ayrılan sıcaklığı ve sırtıma vuran soğuk ile uykum birden dağılmıştı kapalı gözlerimi birden açmış hızlıca uzaklaştığım Taehyung ve Yoongi hyungun bedenini görmüştüm. Sonrası bir çok çığlık, Taehyung'un öylece durması ve karanlık.

HeLlo ANyOnGHasEyOo 👐

Sizi seviyorum

•Tatiana•

Bölüm sonu

3 yorum