İyi Okumalar 🦋
________
Jeongin monopoly paralarını havaya saçıyordu, Felix ise başına yağan kağıt paraların altında dönüyordu. Diğerleri ise gülümseyerek ikiliyi izliyorlardı.
Felix ve Jeongin artık üçüncü kez kazanıyorlardı oyunu. Neredeyse tüm bölgeleri almışlardı ve şanslarına hem iyi sayılar çıkmıştı. Ya bu oyunda iyilerdi ya da enayi şansları vardı.
CB: "Ben yine fakirim ya, oyunda da fakirim"
IN: "Aynen Hyung Seo zincir şirketlerinin sahibi de benim babam zaten"
İki beta atışmaya başladığında Felix, Hyunjin'in yanında olan yerine geri oturmuştu. Hem çok eğlenmişti hem de yorulmuştu. O kadar çok konuşmuş ve her kazandığında ani tepki vermişti ki boğazı bile ağrıyordu.
Ama gerçekten hayatı boyunca ilk defa bu kadar güzel zaman geçiriyordu. Başını yana doğru gülümseyerek çevirdiğinde alfa'nın onu zaten çoktan izlediğini gördüğünde bir anda duraksamıştı.
Hyunjin de gülümsemeye başladığında Felix tamamen vücüdunu da çevirerek sandalyede yan oturmuş ve hızlı atan kalbine inat alfa'nın güzel gözlerine bakmıştı.
F: "Teşekkür ederim"
Alfa'nın da omega'dan farkı yoktu, deli gibi atıyordu kalbi ve sanki buna asla alışamayacakmış gibi. Omega ona ne zaman böyle baksa ya da yakınlaşsa hep kalbi hızlanacakmış gibi hissediyordu.
Hyunjin, az önce döndüğü için dağılmış sarı tutamları uzun parmakları ile okşayarak omegasının kulağının arkasına sıkıştırmaya başlamıştı. Felix ise anın verdiği sıcaklık ile gözlerini istemeden de olsa huzurla kapatmıştı.
Alfa, omeganın huzurlu yüzünü gördüğünde diğer taraftaki saçları da eli ile okşamaya başlamıştı gülümseyerek.
Saniyeler sonra Felix mayıştığını ve hatta gözlerini kapattığını anladığında telaşla gözlerini açmış ve gülümseyen Hyunjin'i gördüğünde yanakları ve kulakları kızarmaya başlamıştı.
Her zerresi özenle yaratılmış küçük burun ve yanakları kızarmaya başladığında Hyunjin öperek ısırmak istemişti. Bu kadar tatlı olması adil değildi. Dişleri kamaşıyordu resmen alfanın.
H: "Bana teşekkür etmene gerek yok fasulye"
Felix hala utandığı için ve Hyunjin'in eli saçlarında olduğu için konuşacak durumda değildi ama teşekkür edesi gelmişti alfaya. Sanki onun sayesinde buradaymış ve o yanında olduğu için rahat hissediyordu.
M: "Hey size diyoruz bir şeyler izleyelim mi?"
İkili birbirine dalıp gittiği için arkadaşlarının atışmayı bitirip onlarla konuştuklarını bile farketmemişlerdi.
Hyunjin elini yavaşça yumuşak tutamlarda uzaklaştırmış ve Minho'ya taraf dönmüştü.
H: "Yine Anime izlettirmeyeceksen.."
IN: "Teen Wolf izleyelim hrrrr"
CB: "Bu çocuğun ergenliğini ne yapacağız ya"
Daha yeni atışmayı bitiren ikili, Jeongin'in Changbin'in üzerine atlamasıyla tekrar başlamışlardı. Yerde yuvarlanarak birbirlerini gıdıklıyorlardı ve ikisi de nefessiz kalana kadar bu böyle ilerleyecek gibiydi.
M: "Ji götünde sinek var öldürebilir miyim?"
Herkes yerde kahkahalarla yuvarlanan ikiliyi izlerken Minho, eşine yaklaşmış ve krizi fırsata çevirmeye çalışmıştı. Ama anında Jisung, Minho'nun kolunu tutmuş ve ters çevirerek sırtında sabitlemişti. Alfa ise acıyla küfür savurmuştu. Bazen eşinin de alfa olduğunu unutuyordu.
J: "Bir hafta cezan var senin"
Bugün en çok acı çeken kişi Minho olmuştu. Şimdi de dizi izlemek için saatlerdir koltukta oturuyorlardı ama Minho, koltuğun bir ucundayken Jisung diğer ucundaydı. Alfa göt elleyemeden diziye odaklanamıyordu ki.
Jeongin ise hemen abisi Minho'nun yanında, Jeongin'in yanında Felix ve Felix'in hemen dibinde de Hyunjin oturuyordu.
Yerdeki minderde ise Changbin, Seungmin ve Chan vardı. Seungmin zorla Changbin'i Chan ile kendi arasında oturtmuştu. İşini garantiye alıyordu. Changbin ise Chan'ın yanlışlıkla kendisini sikmesinden korkuyordu. Delta bu sağı solu belli olmaz ki şimdi ya Changbin'i Seungmin sanarsa. Bu yüzden beta diziye odaklanamıyordu.
Hyunjin, omzunda hissettiği ağırlık yüzünden başını yan çevirmiş ve Felix'in kedi gibi uyuduğunu gördüğünde gülümsemeden edememişti.
Zaten çok yakın oturdukları için vücutları birbirine yapışmıştı ve omega da uyuduğu için başını içgüdüsel olarak alfasının omzuna yaslamıştı.
Hyunjin telefonunun ekranına baktığında saatin gece yarısına geldiğini görmüş ve kumandayı alarak aniden televizyonu kapatmıştı.
Herkes bir anda alfaya taraf döndüğünde, omzunda uyuyan Felix'i görmüş ve bağırmak yerine susmuşlardı. Çünkü sarışın inanılmaz derecede huzurlu ve bebek gibi uyuyordu. Kimse uyandıramazdı bu güzelliği.
H: "Biz gidelim artık. Jeongin bırakayım mı seni de"
IN: "Hayır hyung ben bugün abimlerde kalıcam"
Alfa omzunda uyuya kalan küçük bedeni sırtından ve bacaklarından destek alarak dikkatlice kucağına almış ve herkese iyi geceler diledikten sonra kapının Jisung tarafından açılması yardımı ile evden çıkmıştı.
Felix'i uyandırmamak için yavaşça ön koltuğa bıraktığında havanın soğuk olduğunu farketmiş ve arabanın arka koltuğunda duran montunu omega'nın üstüne örtmüştü. Felix ise hiç uyanacakmış gibi gözükmüyordu.
Gece olduğu için yol boştu bu yüzden kısa olan yol daha da kısa sürmüştü, Hyunjin ise kesinlikle bitmesini istemiyordu. Hep omegasının yanında kalmasını istiyordu ne ara bu kadar bencilleşmişti onu da bilmiyordu.
Arabayı binanın önüne parkettikten sonra dudaklarını öne büzerek uyuyan sarışına taraf dönmüştü. Alfanın gözleri kısa süreliğine Kalemle çizilmiş olan kusursuz dudaklara kaysa da hemen kendini toparlamıştı.
H: "Felix uyan hadi eve geldik"
Felix sese hiçbir tepki vermediğinde alfa, yavaşça omeganın omzunu okşamıştı uyandırmak için ama aksine omega, mırıldanarak üzerindeki monta daha sıkı sarılmış ve uykusuna kaldığı yerden devam etmişti.
Hyunjin sesli gülmemek için kendini zor tutmuştu. Gerçekten uykuya aşık bir bebek vardı önünde.
Alfa arabadan inmiş binanın kapısını da açtıktan sonra ön koltukta uyuyan omegayı tekrar kolları arasına almıştı.
Felix sanki bunu bekliyormuş gibi hemen Hyunjin'in kucağına yerleşmiş ve başını kedi gibi Hyunjin'in göğsüne yaslamıştı.
Omega, alfa'nın boynuna çok yakındı ve aldığı her nefese, alfanın boynuna çarpıyordu. Çıldırmak için yeterli bir sebepti.
Hyunjin işleri daha fazla zorlaştırmamak için hemen binaya girmiş ve zaten giriş katta olan evin zilini kucağında Felix olmasına rağmen rahatlıkla çalmıştı.
Gece gece başkalarını rahatsız ettiğini düşünse de ailesinin Felix'in geleceğini bildiği için sorun olmadığını kendi kendine söylemişti.
Kapı açıldığında ise Hyunjin aklına dolanlarla şimdi gerilmeye başlamıştı. Hayır yani bay Lee'nin bakışları gerilmesine yetmişti. Hyunjin içinden helvasını kavuruyordu.
Hiç düşünmemeşti kapı açılınca Felix'in ailesiyle, kucağında Felix ile karşılaşacağını. Ama şimdi aptallığı yüzünden ölecekti.
Bay Lee'nin gözleri Hyunjin ve onun kucağında mışıl mışıl uyuyan oğlunun üzerinde geziyordu. Çatık kaşları duruma hiç yardımcı olmuyordu.
Bir anda Felix mırıldanarak başını daha çok Hyunjin'in boynuna gömmüş ve uykusuna kaldığı yerden devam etmişti. Burada üçüncü dünya savaşı çıkacaktı ama omeganın keyfi yerindeydi.
Hyunjin ise boynuna temas eden küçük burunla bayılmamak için direniyordu. Aslında bayılırsa Bay Lee'nin gazabından kurtulabilirdi gibi.
"Canım içeri alsana çocukları hava soğuk"
Alfa, bayan Lee'nin sesini duyduğunda derin bir nefes almıştı ama Felix'in annesi de kapıya geldiğinde şoka uğramış gibi kapıda bekleyen ikiliye bakmıştı. Kendini toparlayıp gülümsemesi de çok sürmemişti.
"Ah yine uyumuş benim miniğim, hep böyle uykucudur. Çocukken de çamaşır makinesinin içinde uyumuştu saatlerce onu aramıştık"
Bayan Lee kollarını Felix'e taraf uzattığında Hyunjin, kucağındaki bedeni annesine vermesi gerektiğini anlamıştı. Bir an duraksamıştı acaba taşıyabilir mi ama sonra bayan Lee'nin de alfa olduğunu hatırladığında Felix'i yavaş hareketlerle kendinden uzaklaştırmıştı.
Ama bu sefer omega kollarını alfasının boynuna dolamış ve ayrılan vücutlarını tekrar birleştirerek masum uykusuna rahat kollarda devam etmişti.
Durum Hyunjin için çok vahimdi. Felix'in ona yaptığı temaslar delirmesine yetiyordu ama bay Lee'nin öldürücü bakışları da ölmesine yetiyordu. Yani bu gece ya ölecekti ya da ölecekti.
"Çok da derşn uykusu var rahatına da düşkün"
Bayan Lee eşinin bakışlarını gördüğünde gülümseyerek konuşmuş ve ortamı yumuşatmaya çalışmıştı.
"En iyisi sen bizim civcivi odasına bırak orada uykusuna devam etsin"
Hyunjin hemen, neredeyse koşar adımlarla bayan Lee'nin gösterdiği odaya ilerlemişti ki girdiği salonda anne ve babasını görmesi ile duraksamıştı. Tanrı aşkına neler oluyordu burada.
Alfa çok duraksamadan odaya doğru ilerlemişti çünkü bay lee her an bıçağıyla geri dönebilirdi.
Felix'in odasına girdiğinde derin bir nefes almış ve çok tatlı olan odayı süzmüştü. Cam kenarında küçük bir kitaplık ve yerde sarı bir minder vardı. Anlaşılan kitap okumayı seviyordu.
Yine dikkatli hareketlerle yatağa doğru yaklaşmıştı ama sessiz olmasına pek gerek yoktu gibi. Kucağındaki beden top atsalar uyanmazdı.
Hyunjin, omegasını mavi örtülü yatağın üzerine bırakmış ve üstünü battaniye ile sıkıca kapatmıştı. Şimdi gitmesi gerekiyordu ama ayrılmak istemiyordu bu güzellikten.
O yüzden biraz eğilmiş ve sarı, yumuşacık tutamları okşamıştı. O sırada burnuna dolan kiraz çiçeği kokusu ile anında kırmızıya dönen gözleri durmasını sağlamıştı.
Felix şu an uyuyordu, normalde asla feromon salgılamaz ama uyumanın ve ruh eşine çok yakın olmanın verdiği etki ile azıcık da olsa feromon salgılamaya başlamıştı.
Hyunjin ise kiraz çiçeği kokusu ile kırmızıya dönen gözlerini engelleyememişti. Asıl kiraz çiçekleri bile bu kadar güzel kokmuyordu.
Alfa, bir anda kendini pembe dudaklara yakınlaşırken bulduğunda hareketlerini durdurmak için yastığın kenarını avuç içine alarak sıkmaya başlamıştı.
Hemen durmalıydı ama içi gidiyordu bu güzel dudaklar karşısında. Boğazı günlerdir su içmemiş gibi kurumuştu sanki ve gözleri Felix'ten başka bir şey göremiyordu.
Hyunjin derin bir nefes almış ve hemen yataktan uzaklaşarak son kez huzurlu uyuyan bedeni kontrol ettikten sonra gözlerinin normale dönmesini beklemiş ve üzerinde kiraz çiçeği kokusu kalmamasını dileyerek odadan çıkmıştı.
Eğer aldığı bastırıcılar olmasaydı şu an kontrolü çoktan bırakmış olabilirdi....
__________
Ağzına sıçayım ya of bırak şu kontrolü artık huncin (kitabı ben yazmıyorum)
Last Omegaverse Hyunlix'i çok tatlı değil mi 😭😭😭
İnsta: @\keenblues
Huncin'in kucağında uyuyan minik Fefi (Hyunjin'in kucağını çamaşır makinesi sanmış herhalde)












