İyi Okumalar 🦋
______
{Hyunjin&Felix}
{Felix}
Hyunjin
Annem izin verdi
geleceğim ben de yarın
{Hyunjin}
Tamamdır
Yarın saat 5 gibi çıkalım
Felix mutluluktan yatakta panda gibi yuvarlanıyordu resmen. İçinde azıcık bile umut yoktu annesinin izin vereceğine dair. Hayatı boyunca hiç arkadaşları ile takılmamıştı. Ailesi hep öyle ortamlardan uzak tutmuştu omegayı.
Ki yaptıkları her şey çocuklarını korumak içindi. Bu yüzden Felix de çok karşı çıkamıyor, ailesine kızamıyordu. Bu sefer izin almak için annesinin yanına gittiğinde hemen kaşları çatılmıştı.
Ama Felix, Hyunjin'in onu götüreceğini ve yine birlikte döneceklerini söylemişti. Annesi ise offlasa bile izin vermişti. Omegayı en çok şaşırtan da buydu zaten. Hyunjin'in alfa olduğunu bilmelerine rağmen yanında o varken izin vermişlerdi.
Şu an bunları düşünmek yerine sonunda arkadaşları ile birlikte zaman geçireceği için heyecanlıydı. Her ne kadar yeni tanıştığı insanlar olsa da bu onun için bir ilkti işte.
Hyunjin ise aniden aldığı mesaj ile tüm uykusu kaçmıştı. Bugün omega ile aralarındaki tüm buzlar erimişti sanki. Özellikle annesine teşekkür etmeliydi. Bugünkü yemek ona çok yardımcı olmuştu.
Alfa başını yastığına gömüp çığlık atmak istiyordu. Yarın Felix ile daha da yakın olabilirdi. Bunu düşünmek bile midesinin kasılmasına yetiyordu.
Ama bazen kendini kontrol edememekten de korkuyordu. Ya kurdunu kontrol edemezse ve Felix'e zarar verirse diye çok korkuyordu. O yüzden kendini bastırmak için her şeyi yapacaktı.
Hyunjin saati kontrol ettikten hemen sonra hızla ayakkabılarını giyinmiş ve merdivenleri inmeye başlamıştı.
Aşağı indiğinde ise bina kapısının önünde, ellerini arkasında birleştirmiş parmak uçlarında öne ve arkaya doğru sallanan omegayı görmüştü. Anında ise gülümsemek için çırpınan dudaklarına engel olamamıştı.
Felix de Hyunjin'i görür görmez gülümsemişti ama aynı zamanda heyecanlıydı da. İçinde artık özgür olabileceğine dair umutlar vardı. Yanında kimse olmadan dışarı çıkmak, tek başına gezmek, kokusunu saklamamak korkmadan kimliğini söylemek istiyordu ve sanki şu an istediği hayata bir adım daha yakınmış gibi hissediyordu.
Ve en önemlisi de bu adımı Hyunjin ile birlikte atacak olması gerçeği de içini hoş etmiyor değildi. Eğer hayat şartları onu bu kadar zorlamasaydı özgür bir hayatı olsaydı kessinlikle Hyunjin gibi bir sevgili isterdi.
Onun gibi yakışıklı, düşünceli, uzun boylu, nazik, yapılı, güzel gözlü, mantı yanaklı, sevdiklerine değer veren...
H: "Hey sana diyorum fasulye çıkalım mı? Hazır mısın?"
Hyunjin, dalıp giden Felix'in gözlerinin önünde elini sallamış ve dikkatini kendi üzerine çekmeye çalışmıştı.
F: "Ha evet çıkalım ve ben fasulye değilim"
Omega bina kapısını açmak için arkasını döndüğünde Hyunjin 32 diş sırıtmıştı. Çok uzun süredir kimse omega görmemişti. Bu yüzden onların zarif vücutları zamanla unutulmuştu. Şimdi Felix'in ince yapılı vücudu herkese küçük gözüküyordu ve de tatlı.
F: "Şurası da çok tatlıymuş ay duvarlarında çiçekler var resmen"
F: "Hyunjin şuraya şuraya bak sandalyeleri salıncaklı mı?"
F: "Wooah Hyunjin oraya bak balkonda kocaman ayı var"
Hyunjin arabaya bindiklerinde Felix'i ön koltukta oturması için ikna etmişti ama şu an biraz pişman olmuş gibiydi. Küçük fasulye camı sonuna kadar açmış vücudunun yarısını camdan sarkıtarak geçtikleri yol kenarındaki kafelere bakıyordu.
Alfa ise dikkatini yoldan kaçırmak istemiyordu ama Felix'in tatlı ani tepkilerini de kaçırmak istemiyordu. Biraz daha böyle giderse rüzgar Felix'i camdan alıp götürecekti.
Hyunjin, tek eli ile direksiyonu tutarken diğer eli ile Felix'in tişörtünü tutmuş ve güç sarfetmeden hafifce çekerek omegayı koltuğa geri oturtmuştu.
Felix ise Hyunjin'e çatık kaşları ile bakarken aniden diğer tarafta kediler ile dolu bir kafe gördüğünde yerinden kalkmış ve Hyunjin'in camına doğru yaklaşmak istemişti.
H: "Hey hey"
Hyunjin tek eli ile yaramaz omegasını göğsünden itmiş ve koltuğa tekrar oturtmuştu ve bu sefer kemeri de takmıştı omeganın hareketlerini kısıtlamak için.
H: "Başka zaman gelelim hepsine ama şimdi sakince otur"
Felix, aldığı teklifi sevdiği için sakince oturmuştu ama hala parlayan gözleri ile dışarısını izliyordu. Ailesiyle bir çok restoranlara, kafelere gitmişti ama Kore kesinlikle başkaydı. Burası rengarenk ve çok tatlıydı.
Sonunda Felix, camdan düşmeden Minho'ların evine varmışlardı. Kapıyı çaldıklarında bile omega hala heyecanlıydı. Arkadaşlarıyla daha da yakınlaşmak istiyordu.
Jeongin kapıyı açtığında ilk Hyunjin'i görmüş ve gülümsemişti ama sonra Felix'i de görünce kıcaman gülümsemiş ve kollarını anında sarışına dolamıştı.
IN: "Sonunda geldin"
Felix de Jeongin'e sıkıca sarılmıştı. İyi ki onunla tanışmıştı. Felix sarılmayı çok seviyordu ve her fırsatta sarılacak birisinin olması güzeldi.
H: "Bizi umursamıyorsun artık"
Hyunjin tripli bir şekilde içeri girdiğinde ayakkabılarını çıkarmış ve salona geçmişti ama salonda karşılaştığı manzara ile donup kalmıştı.
Arkadan gelen Felix de ağzını açarak salondakileri izliyordu ama Jeongin şaşırmamıştı. Anlaşılan uzun süredir durum böyleydi.
IN: "İki saattir böyleler"
Minho salonun ortasında elleri, ayakları bağlı şekilde sandalyede oturuyordu. Bulunduğu durumun aksine sırıtarak. Jisung ise ters çevrilmiş masanın ortasında Minho'nun yanında duruyordu. Sanırım ters çevrilmiş masa'nın ayaklarına bakarsak Jisung mağdur rolündeydi. Ters çevrilmiş çok da büyük olmayan masa Jisung'u Minho'dan korumak içindi.
Seungmin ise pelerin gibi boynuna bağladığı masa örtüsü ile mutfak tezgahının üstünde oturuyordu hemen yanında ise Chan telefonunda tüm konuşmaları not alıyordu. Bildiğin evi mahkeme salonuna çevirmişlerdi.
Changbin ise koltukta oturmuş çekirdek çitleyerek davayı izliyor, arada gıybetçi teyzeler gibi başını olumsuz anlamda sallıyordu.
S: "Chan kanıtı herkese tekrar izletelim"
Seungmin elindeki kaşıkla tezgaha vurmuştu Chan ise hemen telefonundan videoyu açmış ve herkes görsün diye yukarı kaldırmıştı.
Videoda evin bahçesinde Jisung koşuyordu, Minho ise onu kovalıyordu, arkadan gelen kapı cırıltısı gibi gülüşme sesine bakılırsa videoyu çeken kişi Changbindi.
Jisung nefes nefese kaldığında artık ellerini dizlerine yaslayarak soluklanmaya başlamıştı ama hızını azaltmaya Minho, karşısındaki popoyu avuçlamış ve şaplak atmaya başlamıştı.
Videonun sonunda götüne aldığı darbeden yere düşen Jisung herkesi güldürmüştü. Ama şimdi Minho'nun yargılanma zamanıydı!
S: "Lee Minho savunmanız nedir?"
Minho ağzının bağlı olmadığına şükürler etmişti. Jisung ve Chan onu zorla bağlamışlardı bu ikisine karşı gelmesi mümkün değildi ama dağılmış saçlarına bakılırsa baya direnmişti.
M: "Önümde domalmasaydı"
Seungmin bu sefer elinde tuttuğu kaşığı tezgaha sert bir şekilde vurmuştu.
S: "Yaz! mahkeme salonunda kullandığı sokak ağzı yüzünden cezası yükseltilecektir"
Chan hemen hızlı parmakları ile Seungmin'in dediklerini yazmıştı.
S: "Mağdur söylemek istediğin bir şey var mı"
J: "Devletimizin adaletli karar vereceğine eminim. Sizin kararınızı bekliyorum"
Jisung gerçekten de mağdurmuş gibi iki elini önünde birleştirerek başını önüne eğmiş ve konuşmuştu.
S: "Suçlu Lee Minho 1 hafta boyunca mağdur Jisung'un götünden uzaklaştırma alacaktır! Mahkemede kötü konuştuğu için cezası artacaktır ve akşam için yemekleri o sipariş edecek!"
CB: "Yes be hadi yemek yiyelim acıktım"
Minho için yemek önemli değildi ama ne demek 1 hafta uzak duracaktı?
S: "İtirazı olan var mı?"
M: "Ya göt bana yaklaşırsa onu ne yapacağım"
Jisung ters çevrilmiş sandalye'nin içinden çıkmış ve bağlı bir şekilde sandalyede oturan Minho'un suratına götünü yaklaştımıştı. Minho elleri bağlı olduğu için ağzını açıp dolgun kalçaları ısıracakken Jisung uzaklaşmış ve alfasına dil çıkarmayı da unutmamıştı.
Minho ise oyuncağı elinden alınmış bebekler gibi dudaklarını büzmüştü. Bu bir hafta zor olacak gibiydi.
Changbin de çok beklemeden Minho'nun ellerini çözmüştü ne de olsa yemek sipariş edecek kişi oydu.
Çok geçmeden ortalığı toplamış, yemekleri masaya dizmiş ve oturmuşlardı. Felix geldiğinden beri gülmekten karnı ağrımıştı. Hyunjin ise kahkahalar içinde gözlerinin içine kadar gülen sarışını izlemeden duramıyordu.
Chan, şişmiş göbeğini patpatlamış ve ayağa kalkmıştı.
C: "Hadi oyun oynayalım"
Hemen sonrasında da Seungmin'e bakmış ve öpücük atmıştı.
C: "Hakimcilik hariç bir oyun"
M: "Götüm kimde oynayalım! Ah Jisung'un götü kimde, ay bendeymiş getir bakayım götünü Ji"
IN: "Monopoly oynayalımm"
Jeongin'in söylediği ile Felix'in de gözleri parlamıştı. Bu oyunda gerçekten iyiydi. Hep annesi ve kendisi kazanır babası ise beş parasız bitirirdi oyunu.
F: "Evet oynayalım"
Diğerlei de İki bebeğin bu kadar sevindiğini görünce hayır diyememişlerdi.
__________
Bölüme küçük bir texting koydum ve anladım ki texting yazmak bana göre değil. İki cümleyi yazmak 1 haftamı aldı
Fasulye benzetmesini en son Save me'de kullanmıştım. Sonra baktım ki bu kitaba da çok uyuyor. Artık bolca göreceksiniz 😭🥺
İnsta: @\keenblues










