İyi Okumalar 🦋
_________
Felix tüm gece son yaşananları düşündüğü için uyuyamamıştı ve zombi gibi üniversite koridorlarında yürüyordu.
Kaçması gerektiği alfa şimdi komşusu çıkmıştı ve sırf onunla karşılaşmamak için bir saat erken gelmişti üniversiteye. Yorgunluktan her an bayılacak gibiydi.
Omega zorlukla attığı adımlarını durdurmuş, gözlerini kapatarak derin bir nefes almıştı. Ama aldığı nefesi veremeden üstünde bir ıslaklık hissetmiş sonrasında ise kendini beyaz zeminin üzerinde bulmuştu.
Üstündeki ağırlığa bakılırsa iri bedenli birisi ona çarpmıştı. Alfa ayağa kalkmış ve hemen hala yerde yatıyor olan küçük bedeni de elinden tutarak kaldırmıştı.
"Gerçekten çok özür dilerim çok acelem vardı"
Görünüşüne zıt bir şekilde nazik olan alfa, karşısındaki bedenin üstünü soğuk kahveye bulaştırdığı için biraz daha sövmüştü kendini.
Felix üstünü temizlemeye çalışırken sonunda kafasını kaldırmış ve ondan baya uzun olan bedenin gözlerine dikmişti gözlerini.
F: "Önemli değil en azından sıcak değildi"
Omega, üstünün mahvolmasına rağmen gülümserken bir anda karşısındaki bedenin gülüşü solmuştu. Büyük beden eğilerek, omega'ya yaklaşıyordu ve sarışın olan ne olduğunu anlayamıyordu, ta ki...
"Bu mühür yeri mi?"
Duyduğu soru ile Felix'in dünyası başına yıkılmıştı. Üstüne dökülen kahve boynundaki kapatıcıyı akıtmış olmalıydı ki mühür yeri gözüküyordu.
Nefes almayı bıraktı... kalp atışları hızlandı.. gözleri dolmaya başladı.
O anda her şeyin bittiğini artık saklanma maceralarının buraya kadar olduğunu anladı küçük beden. Korkudan titriyor ama belli etmemeye çalışıyordu küçük yumruklarını sıkarak.
Acaba ne olacaktı bundan sonra? Onu neler bekleyecekti? Tüm alfalar üzerinde kavga mı edecekti? Yoksa hepsi mühürlemeye veya hamile bırakmaya mı çalışacaktı? Aklında binlerce senaryo vardı.
Annesi çok üzülecekti, biricik bebeğinin başına bunların gelmesinden kendini sorumlu tutacaktı. Babası da her zamanki gibi içine atacaktı tüm kederini. Kendisini düşünmüyordu bile. O zaten ölü ilan edilmişti bu dakikadan sonra.
Yanağını gıdıklayan küçük, sıcak bir damla hissetiğinde anladı ağladığını omega. Keşke hiç doğmamış olmayı seçebilseydi. Yorulmuştu artık gerçekten yorulmuştu. Belki de uzak bir yere gitmeye ihtiyacı vardı. Kimsenin onu rahatsız edemeyeceği bir yer.
Karşısındaki alfanın büyük elinin boynuna taraf uzandığını gördü. Kaçmak istiyordu ama yapamıyordu. Bu kadar güçlü değildi. Bugüne kadar hep kaçmıştı. Artık küçük bedeni de pes etmek istiyordu.
Felix, boynuna yaklaşan elin sıcaklığını hissetiğinde gözlerini sıkıca kapattı.
"Sen omega mısın lan?"
Alfa büyük elini narin boyuna değdiremeden, eli birisi tarafından sıkıca kavranılmış ve hareketleri kısıtlanmıştı.
H: "Mal olduğunu biliyordum da bu kadarını beklemiyordum Wooyoung"
Adı Wooyoung olan alfa eğri duruşunu dikleştirmiş ve Hyunjin'in gözlerinin içine bakmıştı. Tam konuşmak için ağzını açtığında Hyunjin ondan önce davranmıştı bile.
H: "Dün gece küçük betayla çok ateşli bir gece yaşadık da o ufak iz de ona geceden hediyem"
Hyunjin, Wooyoung'a göz vurmuş ve elini Felix'in omzuna atmıştı. O an gerçekliğe dönmesi gerektiğini anlamıştı omega ama sadece Hyunjin'in yüzüne bakmayı seçiyordu.
Bir an önce buradan uzaklaşmak ve bayılana kadar ağlamak istiyordu. Ama omzunda duran el ona o kadar güç veriyordu ki, tüm dünyaya karşı çıkma isteği geliyordu.
Az önce uzaklara gitmek isterken şimdi sadece omzundaki küçük dokunuş sayesinde yaşamak istiyordu. Çok garip hissediyordu. Kimsenin anlatamayacağı, yaşamadan anlaşılmayacak derin hisslerdi.
"Zevkini her zaman sevmişimdir Hwang"
Wooyoung, Hyunjin'e göz vurduktan sonra yanındaki sarışına bakış atmış ve tekrar yoluna devam etmişti.
Geriye kalan ikili de birbirlerinden habersiz rahat bir nefes vermişlerdi. Felix tam kalbini düzene sokacaktı ki omzundaki el, elini sıkıca kavramış ve sürüklemeye başlamıştı.
Omega, alfanın büyük adımlarına ayak uydurmak için neredeyse koşuyordu, alfa ise tuttuğu minik eli her geçen saniye daha da sıkı kavrıyordu. Asla bırakmamaya yenmin etmiş gibi.
Üniversite otogarına kadar bu öyle devam etmişti. Hyunjin siyah arabanın önünde durduğunda, Felix de befes nefese durmuştu. Alfa, küçük eli bıraktığında ikisi de kendilerini boşlukta hissetti. Sanki elleri daha önce hiçbir işe yaramıyormuş gibi, birbirlerinin ellerini tutmaktan başka ne işlevi görüyorlardı ki önceleri?
Hyunjin, arabanın bagajına doğru ilerlediğinde Felix kendine gelmişti. Bir an neler yaşadığı gözünün önünden film şeridi gibi geçti. Alfaya doğru baktığında hiç de yumuşak bakışlarla karşılaşmamıştı.
H: "Siktiğimin arabasına binecek misin yoksa herkesin mühür yerini görmesini mi istiyorsun!"
Alfa, dişlerini sıkarak bağırmak istercesine ama kimse duymasın diye mecburen sessiz konuştuğunda omega hemen kapıyı açmış ve ön koltuğa oturmuştu. Çok geçmeden Hyunjin de direksiyonun başına geçmiş ve elindeki beyaz tişörtü omegaya uzatmıştı.
Sarışın olan bir kahve yüzünden ıslak olan tişörtüne bir de Hyunjin'in ona uzattığı temiz tişörte bakmıştı. Başka seçim hakkı olmadığından tişörtü alfanın elinden aldı
Hyunjin başını cama doğru çevirdiğinde Felix de hemen üstünü değiştirdi. Hemen sonra ise çantasından çıkardığı kapatıcı ile güzelce kapattı mühür yerini. Heyecandan ve gerginlikten elleri titrediği için bu işlem biraz uzun sürmüştü.
Elinde tuttuğu kapatıcıyı çantasına attığında arabanın motorunun çalıştığını farketmiş ve korku dolu bakışlarla yanındaki alfaya dönmüştü.
F: "Nereye gidiyoruz"
Hyunjin kısa süreliğine gözlerini yoldan almış ve ön koltukta oturan küçük bedeni izlemiş sonra tekrar yola dönmüştü.
Kısa bir bakış bile alfanın içini titretmişti. Küçük burnu, sarı saçları, mükemmel çilleri.. her şeyiyle mükemmeldi Felix.
Alfa direksiyonu tutan eline sonra da omega'ya bakmıştı. Felix'in yüzü bile minicikti, Hyunjin'in avuç içine sığacak kadar minicik...
H: "Doğru düzgün konuşabileceğimiz bir yere"
F: "İstemiyorum, dur lütfen ineceğim ben"
Omega elini kapıya uzattığında alfa tek tuşla tüm kapıları kilitlemiş, müsait bir yer bulur bulmaz da arabayı kenara çekmiş ve kemerini çıkardıktan sonra yüzünü omega'nın yüzüne yaklaştırmıştı.
H: "Sana isteğini sormadım bu bir, ikincisi az önce seni kurtardım bunu unutma sana zarar verecek olsam bunu çoktan yapardım. Üç ve sonuncusu ruh eşim olduğun için bana her şeyi anlatmak zorundasın..."
Felix, ağzı açık burnunun dibinde duran Hyunjin'i dinliyordu ama alfa'nın bilmeden salgıladığı feromonları omega'nın dikkatini dağıtıyordu. Toprak kokusu boğazını yakacak kadar ağırdı ama bu yakma hissi zevkten başka bir şey değildi.
H: "... omega"
Hyunjin bir süre ara verdiği cümlesini tamamladığında iki tarafın da tüyleri diken diken olmuştu. Felix, ilk defa anne ve babasından başka birinden bu hitabı duyuyordu, Hyunjin için ise nadir bir çiçeğin adını söylermiş gibi hissediyordu, ki zaten öyleydi. Felix çok nadir ve özeldi.
Uzun süren farklı hissler barındıran bakışmayı Felix'in onaylar anlamda küçük baş sallaması oldu.
Araba bir süre sonra tatlı bir kafenin önünde durmuştu. Her yer çiçeklerle kaplıydı ve masalar geniş alanda olduğu için birbirinden uzaklardı. Böylece konuşmaları başkaları duyamazdı. Alfa güzel seçim yapmıştı.
Felix, arabadan indiğinde daha çok farketmişti tişörtün üstüne bol olduğunu. Ama yakışmadı da sayılmazdı. Siyah dar pantolonunun üstüne bol beyaz tişört.. hem de Hyunjin kokan bir tişört. Neden bu kadar huzur vericiydi ki kokusu?
Alfa adımlarını atıyordu, omega ise sakince alfasının attığı adımları takip ediyordu. Kasa'da durduklarında Hyunjin hiç beklemeden sipariş vermeye başlamıştı.
H: "Soğuk latte ve..."
Felix tam kahve içemediğini, acı şeyler sevmediğini söyleyecekti ki buna gerek kalmamıştı bile.
H: "...ve sıcak çikolata"
Omega kendisinden baya uzun olan bedenin yüzüne dikti bakışlarını. O an anladı ne kadar nazik ve ince düşünceli birisi olduğunu. Alfaya sadece bakmak bile içini kıpır kıpır ediyordu.
Ama şimdi yaptıklarını düşündükçe kalbi de kıpır kıpır oluyordu...
_______
Bunlar olmuş








