İyi Okumalar 🦋
__________
Felix biraz daha kıpırdanmıştı oturduğu yerde. Hocanın anlattıklarına odaklanamıyordu. Sınıf fazlasıyla sıcak ve havasız geliyordu.
Not defterini kapatmış ve eline alarak yelpaze niyetine kullanmıştı küçük defteri. Yanında oturan Jeongin durmadan bir şeyler yazıyor çatık kaşlarıyla hocayı dinliyordu.
Anlaşılan hoca fazlasıyla önemli bir konuyu işliyordu ama Felix hiçbir şey duyamayacak kıvama gelmişti. Artık daha fazla dayanamayacağını anladığında aniden kalkmış ve sınıfı terketmişti.
Herkes derse o kadar çok odaklanmıştı ki kimse onun çıkmasını umursamamıştı zaten.
Sınıftan çıktığında koridorun daha havasız olmasını beklemiyordu. Tişörtünün yakasını çekiştirerek derin bir nefes almış ve lavaboya doğru adımlamıştı.
Buz gibi suya ihtiyacı vardı.
Adımlarını kontrol edemediği için tek eliyle duvara tutunarak yavaşça yürümeye çalıştı ama yol azalmak yerine daha da uzuyordu.
Kesinlikle kızgınlığa girme zamanı değildi. Zaten düzenli olarak kızgınlık geçirmezdi kurdunu baskıladığı için ama şu anki durumunun başka bir açıklaması olamazdı.
Sonunda lavaboya vardığında hemen musluğu açmış ve soğuk suyu yüzüne ve boynuna gelecek şekilde eliyle kendi üzerine sıçratmıştı. Musluğun altına kafasını sokmamak için kendini zor tutuyordu.
Kasıklarına giren ağrı ile kısıkça inlemiş ve hemen korku dolu bakışlarla etrafına bakmıştı. Kabinlerin içini de korkarak kontrol ettiğinde kimsenin olmadığına şükürler etmişti.
Kendi başına eve gidecek durumda değildi. Feromon salgılamamak için kendini zor tutuyordu. Dolan gözlerini sıkıca kapatmış ve ağlamamak için direnmişti.
Hemen boş kabinlerden birine girdi ve cebinde duran telefonunu eline aldı. Aklına gelen tek kişi Hyunjin'di. Hyunjin'i arayıp onu eve bırakmasını isteyecekti.
Tek görmek istediği kişi oydu. Kendisini fazlasıyla savunmasız hissettiği için tek istediği alfasına sarılmaktı. Daha yarım saat önce gördüğü eşini fazlasıyla özlemişti.
Keşke otoparkta sarılırken hiç bırakmasaydı onu. Gözlerinden akan yaşları silerken sesler duyduğu için elini ağzına kapatmıştı.
"Kiraz çiçeği kokuyor. Yeni temizlenmiş tuvaleti sanırım"
Duyduğu cümle onu darmadağın etmeye yetmişti. Elini ağzına sıkıca kapatırken hıçkırarak ağlamamak için kendisini zor tutuyordu.
Feromon salgıladığından bile habersizdi şu an. O kadar çok savunmasız hissediyordu ki yere çökmek isteyen vücuduna karşı çıkamıyordu.
Titreyen dizlerine inat zor da olsa ayakta durmuştu. Birkaç dakika sonra seslerin kesildiğini anladığında titreyen bedenini yere bırakmış ve sırtını soğuk duvara yaslayarak sessizce ağlamıştı küçük beden.
Elinde sıkıca tuttuğu telefonun ekranını açmıştı Hyunjin'i aramak için. Çok korkuyordu ve hemen buradan çıkmak istiyordu.
Ama tam arama yapacakken ekranda babasından gelen aramayı görmesiyle ağzından sesli bir hıçkırık çıkmıştı. Babasından telefon almak bile onu saatlerce ağlatabilirdi. Fazlasıyla duygusaldı.
Hemen gözyaşları ile ıslanmış parmağıyla ekranı kaydırmış ve telefonunu titreyen eli ile kulağına yerleştirmişti.
F: "Baba"
Babası onu sadece dersi bittiğinde üniversiteden alacağını ailecek yemek yemeye gideceklerini söylemek için aramıştı ama biricik oğlunun telefonun ardından gelen hıçkırıklar eşliğinde ağlama seslerini duyunca paniğe kapılmıştı.
"Neden ağlıyorsun Hyunjin mi üzdü seni?"
Felix soluklanarak nefes almış ve burunu çekmişti. Konuşmak istiyordu ama o kadar içten bir şekilde ağlıyordu ki bir türlü konuşamıyordu.
F: "Baba lütfen gel iyi değilim"
Bay Lee olanları anlamış olacak ki hemen eşine bile haber vermeden evden çıkmış ve arabasına binmişti.
"Tamam Felix sorun değil. Telefonu sakın kapatma yanına geliyorum tamam mı?"
Felix ilk defa evde olmadığı bir yerde kızgınlığa giriyordu ve oğlunun ne kadar çok korktuğunu tahmin ediyordu.
Işıkları bile umursamadan hızlı bir şekilde arabasını kullanıyordu en kısa sürede oğlunun yanına varmak için. Aynı zamanda da kulağı telefondaydı Felix'i kontrol etmek için.
"Az kaldı geliyorum. Çok hızlı geliyorum"
Felix, sanki babası onu görüyormuş gibi minik minik başını sallamıştı onaylar anlamda. Kasıkları ağrıyordu. Tüm vücudu terliyordu. Fazlasıyla yorgundu.
Hep kurdunu baskıladığı için kızgınlıkları da çok ağır geçmiyordu ama artık hayatında bir ruh eşi vardı. Bedeni Hyunjin'i arzuluyordu ve bu hislere yabancı olan küçük beden kendisini kontrol altında tutamıyordu.
Son zamanlarda da Hyunjin ile fazla yakın oldukları için kızgınlığa girmesi normaldi aslında. Bunu önceden tahmin etmesi gerekirdi.
Yorgun bir şekilde gözlerini kapatıp başını duvara yasladığında elindeki telefondan tekrar babasının sesini duymak ağlama isteğini arttırmıştı.
"Geldim bebeğim neredesin?"
"Felix!"
Felix üç saniye cevap vermeyince babasının delirmiş sesini duymuş ve hemen toparlanarak başını yasladığı duvardan ayırmıştı.
F: "Merkezi derslikler D blok tuvaletindeyim"
Omega boşta kalan elini kasıklarına bastırmıştı. Canı çok acıyordu istemeden feromon salgılıyordu ve aşırı duygusal olduğu için durmadan ağlamak istiyordu.
"Oğlum?"
Felix babasının sesini hem telefondan hem de olduğu kabinin kapısından duyunca tekrar bebek gibi ağlamaya başlamıştı.
Babası çok kısa sürede yanına gelmişti. Babalar gerçekten pelerinsiz kahramanlardı...
Omega titreyen dizleri ile kapıya tutunarak ayağa kalkmış ve kapıyı açar açmaz babasının boynuna atlamıştı.
Bay Lee ise zaman kaybetmeden oğlunun da telefonunu cebine attıktan sonra küçük bedeni kucaklamış ve kendi feromonlarını Felix'in feromonlarını baskılayacak kadar salgıladıktan sonra hızla ayrılmıştı oradan.
Felix ise babasının huzur ve güven dolu feromonları ile mayışırken ne ara üniversiteden çıkıp arabaya bindiklerini bile farketmemişti.
Araba koltuğuna bırakıldığında babasının feromonlarından uzaklaştığı için yüzünü buruşturarak bacaklarını kendine çekmiş ve dizlerine sarılmıştı.
Bay Lee de hemen direksiyon başına geçmiş ve arabayı çalıştırmıştı. Onun için fazlasıyla stresliydi bu dakikalar. Resmen kısa sürede yaşlanmıştı.
F: "Beni artık sevmiyor musun?"
Felix dudaklarını büzerek babasına taraf döndüğünde alfa sakince araba kullanıyordu. Babasının hiçbir tepki vermemesi onu daha fazla üzüyordu ama Bay Lee sadece araba kullandığı için tepki veremiyordu.
"Biricik oğlumu sevmemem mümkün mü sence?"
Felix dizlerini biraz daha kendine çekmiş ve başını dizlerine yaslayarak içten bir şekilde ağlamıştı. Kasıkları dahil tüm vücudu ağrıyordu. Ağlamak için çok fazla nedeni vardı.
F: "O zaman neden bana kızgın gibisin"
Omega başını kaldırıp ağlamaktan boncuk boncuk parlayan gözleri ile babasına bakmıştı.
"Bizim için sen bir mucizesin Felix. Asla düşünmezdik bir gün bebeğimiz olacağını ama sen bize süpriz yaptın"
Babası gözlerinin içine kadar gülümser bir şekilde kısa süreliğine oğluna dönmüştü. Tek mucizesine...
"Bir tane bebeğimiz olmuştu ve Felix sen omegaydın. İlk doğduğunda seni teyzen doktor olmazsa saklayamazdık. Biricik bebeğimizi hep koruduk ve sana zarar geldi diye çok korktum o gün. Haliyle de biraz kızdım. Ama küçük mucizemi sevmemek gibi bir şey yok. Ben senin ve annen için yaşıyorum Felix, benim dünyam sizlersiniz"
Omega'nın duygusallığı yetmezmiş gibi bir de üstüne babasının konuşması eklenince bağıra çağıra ağlamak istiyordu küçük beden. O da ailesini çok seviyordu.
Şimdi hemen arabadan inmek ve babasına sıkıca sarılmak istiyordu..
...
Hyunjin artık içindeki huzursuzluğa karşı çıkamamış ve bilgisayarını alarak sınıftan çıkmıştı. Dakikalardır içini sıkan bir durum vardı kalbi sıkışıyordu.
İlk başta çok fazla heyecanlandığı için böyle olduğunu sanmıştı ama ruhu rahatsız hissediyordu. Kurdunun bile canı yanıyordu.
Mühürlü olmadıkları için Felix'in kurdunu çok fazla hissedemiyordu ama onun başına bir şey gelmesinden korkuyordu.
Hemen D bloğuna ilerlemiş ve ezberlediği sınıfın kapısına geldiğinde artık sınıfın boşalmaya başladığını görmüştü.
Sabırsızca kapıda Jeongin ve Felix'in çıkmasını beklemişti ama kesinlikle Jeongin'in elinde Felix'in çantası ile tek başına çıkmasını beklemiyordu.
İçindeki huzursuzluk fazlasıyla artarken endişe tüm vücudunu kaplamıştı.
H: "Felix nerede?"
Jeongin de bilmediğini belli eder bir şekilde omuzlarını kaldırıp indirmişti.
IN: "Ders dinliyordum bir baktım yok. Tuvalete gitti sanırım ama arıyorum meşgulda"
Hyunjin hemen Jeongin'den Felix'in çantasını almıştı. Bu kadar yakınlıktan sonra Felix'in kızgınlığa girecek olmasını tahmin etmeliydi.
Sakin kalmaya çalışırken bir taraftan da durmadan Felix'e mesaj atıyordu...
___________
Final yakın gibi ama emin de değilim şimdi şaödşwösşsödşed
Bu bölümü de hayatımızın kahramanları olan babalarımıza adayayım 🥺🤍











