Hektor ile misafirlerimizi uğurladıktan sonra sophie ile birlikte taht odasina ilerledik hektor yine her zamanki gibi tahtina oturmuș bir kaç kisi ile konuşuyordu beni görünce eli ile yanda konuşan kişiyi susturup ayağa kalkıp yanıma ilerledi bende gülümseyip ellerimi ona uzattım oda hemen ellerimi tutup beni belimden tutup kendine çekip dudaklarıma küçük bir öpücük verip daha sonra boynumdan da koklayıp öptü daha sonra benden ayrılıp Sophie bakıp
-"evet Sophie violetta bana herşeyi anlattı bende çözüm olarak senin zihinne girmeyi uygun gördüm"dedi Sophie derin bir nefes alıp
-"tabi kralım Violetta'nın geçmişte yaşadığı herşeyden ötürü artık mutlu olmasını istiyorum "dedi Hektor tahtına ilerleyip birkaç basamak merdiven çıkıp
-"o zaman bir kaç adım öne çık Sophie"dedi Sophie ilk başta tereddüt etsede sonunda Hektor'un dediği gibi birkaç adım öne çıkıp Hektor'un zihnine girmesine izin verdi.
Birkaç dakika sonra Sophie bayılarak yere düştü hemen onun dibine gibi uyandırmaya çalıştım lakin uyanmadı Hektor büyük bir sakinlikle
-"merak etme violetta Sophie gayet iyi sadece büyüden kaynaklı bir süre uyuyacak ama tahminen sabah saatlerinde uyanmış olur "dedi daha sonra benim yanıma ilerleyip
-"ailen yani gerçek ailen seni hangi ağacın altına koyduğunu öğrendim lakin bu eğer doğruysa seni daha fazla koruma altına almak zorundayım"dedi ona kaşlarımı çatarak bakıyordum Hektor elleri ile kaşlarımı düzeltip
-"bir daha kaşlarını çatma erken yaspanacaksin ki artık yaşlanma derdin yok "dedi bende kafamı sağa sola sallayıp
-"of Hektor o ağaç ne peki bilmiyorum ben yani beni neden bir ağacın önüne koyup gittiler?"diye soruyordum Hektor
-"o ağaç sıradan bir ağaç değil Violetta o ağacın adı Moonlight willow Violetta ve bu tür ağaçlar en son babamın zamanında yok olduğunu sanıyordum ama galiba hepsi Yok olmamıştı "deyip sakalını sıvazlayarak bir şeyler düşünmeye başladı Sophie birkaç siyah silüetler tarafından odasına götürülmüştü bu yüzden Hektor ile rahat bir şekilde konuşabiliyorduk , Hektor yaklaşıp ona sarıldım Hektor'da bana belini dolayıp kafasını boynuma gömdü birkaç dakika öyle kaldık taki Hektor'un boynumu öpmesine kadar kikirdayip ondan ayrılmaya çalıştım,bakın çalıştım çünkü kolları beni bir pranga gibi sarmıştı,ondan ayrılmama izin vermeye zaferle gülümseyen Hektor'a bakıp kaşlarımı çatıp
-"beni bırakırmısın?"dedim Hektor gülümseyip
-"seni asla bırakmam kraliçem "dedi bende yanaklarımın kızardığnı bilerek
Gülümsedim Hektor kızaran yanaklarımdan öpüp
-"ölürüm bu yanaklar için "dedi ardından da
-"yavrum ben biraz odaya geç gelebilirim "dedi bende
-"neden ?"dedim haktor
-"senin Moonlight willow ağacı ile ilgili birkaç bilgi bulmam gerekiyor kraliçem"dedi bende kafamı sallayıp onayladım
-"tamam kralım "dedim Hektor gülümseyip
-"bir kere daha dermisin?"dedi bende gülümseyip
-"kralım "dedim Hektor dudaklarımdan öpüp
-"senin için yapamayacağım hiçbir şey yok Violetta "dedi bende gülümseyip
-"biliyorum "deyip ondan ayrıldım daha sonra
-"ben odamdayim eğer odama gelip bulamazsan seramda olurum haberin olsun "dedim Hektor gülümseyip
-"tamam hayatım ki bana söylenene gerek yok aslında"dedi şaşkınlıkla
-"neden "dedim Hektor çapkınca gülümseyip
-"geçen gece yaptığımızdan ötürü artık nerede olduğunu hissediyorum"dedi yutkunup kafamı salladım kapıya ilerleyeceğim sırada Hektor
-"o geceyi tekrar ne zaman yaparız acaba malum tırnak izlerin hala sırtımda ve geçiyor onların yenilenmeleri gerek "dedi daha ne kadar yanaklarımın kızaracağını bilmiyordum ona gözlerimi kısıp
-"sapık arsız "deyip taht odasından çıktım tabi Hektor arkamdan gür bir kahkaha atmıştı. Odama geldimde beni tatlı ejderham bekliyordu First antrenmanı vardı Second half ile beraberdik bugün onunla oyunlar oynadım bir süre oda bende en sonunda yorulunca yatağıma attım kendimi Second half'da üzerime yatıp dinlemeye başladı tabi bende
Uyandığımda yanımda biri uyuyordu ki bu kişinin Hektor olduğunu bilmemek aptallık olurdu , Hektor'a dönüp kırmızı gözlerine bakmaya başladım oda benim mor gözlerime bakmaya Second half arkamda uyuyordu bundan dolayı kollarımı Hektor'a uzattım ve sakallarını okşamaya başladım oda bu durumdan memnun bir şekilde bana bakıyor sanki gözlerimi zihnine kazımak ister gibi bakıyordu en sonunda ellerimi ellerinin arasına alıp öptü daha sonra yine sakallarının arasına koyup
-"günaydın kraliçem "dedi bende gülümseyip
-"günaydın kralım "dedim Hektor gülümseyip saçlarımı okşayıp dudağımdan öpüp
-"normlde şuan bu yataktan seni çıkartmazdım ama konuşmamız gereken şeyler var "dedi ve yataktan doğrulup hala yatakta yarı uyanık bana bakıp gülümsedi daha sonra anlımdan öpüp
-"seni kahvaltı salonunda bekliyecegim "dedi ve odamdan çıkıp gözden kayboldu bende yataktan uzanıp esnedim ve hiç istemesem bile yataktan çıktım elimi yüzümü yıkayıp gardobuma ilerleyip Gözüm biri açık halde kıyafetlere bakmeya başladım.

Üzerimi değiştirdikten sonra yemek odasına ilerledim Hektor beni gülümser bir şekilde karşılayıp koltuğumu benim için çekip oturmamı bekledi hemen oturdum ve onun beni masaya yakalstirmasina izin verdim. Lakin masada bir sey yoktu ona anlamayan gözlerle bakıyordum Hektor masada duran tek bir şeyi yani sürahiye uzandı ve bir dardaga bana bir bardağa da kendine koyup birini baka uzatti ona anlamayan ve şaşkınlıkla bakıyorken Hektor
-"artık bir vampirsin bunu tuketmelisin "dedi ve bardağı gösterdi yutkunup önümdeki artık içinde neyin olduğundan emin olduğum kana bakıyordum Hektor gülümseyip
-"tadı o kadar da kötü değil inan bana ve bayılacaksın senin için özel yaptırdım"dedi bende yarım gülümseyip
-"Hektor acaba içinde neyin kanı var"dedim Hektor büyük bir mutluluk ile
-"5tane yaban domuzu 6altı balina 7tane Wingless ve 35 tane de fil çok bir şey değil "dedi ne diyeceğimi bilemiyordum midem ağzıma gelmişti Hektor nasıl göründüğümü bilmiyordum ama o
-"Violetta bunu içmek zorundasın zaten icmezsen zayıf düşer ve ölürsün hem ayirca seni için çok özel hazırlattım "dedi ağzıma gelen şeyi mideme zorla geri gönderip derin bir nefes alarak Hektor'a bakıp
-"Hektor ben bunu içmem "dedim Hektor gözlerini kısıp
-"neyini beğenmedin acaba 5 yaban domuzu az mı diye ?"dedi bende kafamı olumsuz anlamda sallayıp
-"hhayir alakası yok teşekkürler beni düşündüğün için ama benim içimden içmek gelmiyor"dedim Hektor anlamayan gözlerle bana bakıyorken
-"biliyorum Violetta senin yerinde başka bir vampir oturuyor olsaydı şuan çoktan o sürahi bitmişti "dedi bende şüphe ile
-"ne yani Hektor bende yanlış bir şey mi var ?"dedim Hektor
-"dün kitaplarda öğrendiğim kadarıyla iki seçeneğimiz var ya o söğüte konduğunda söğüt sana gücünün bir parçasını verdi yada "dedi ve yutkundu bende onula birlikte yutkunup Hektor'd korkuyla bakarken
-"yada ?"dedim oda
-"yada sen o söğütün yavrususun?"dedi ona anlamayan gözlerle bakıp
-"ne diyorsun Hektor ben ağaç mıyım yani ?"dedim inanmamışlıkla Hektor
-"sana anlatacağım beni dikkate dinle violetta bu söğütler aslında periler Onların arasında farklı güçleri olan kişiler olduğu ortaya çıkıncaya kadar babam ve dedem onlardan korkuyorlardı güçlerinden ve etrafa yaydığı enerjiden bu yüzden tüm perileri söğüte dönüştürdüler ve istediği zaman o Perilerin güçleri için kullandılar "dedi Hektor'un her dediğinde ruhum parçalara ayrılıyordu sanki Hektor masadan elini uzatıp
-"korkma sevgilim çünkü ben yanındayım"dedi ardından da
-"eğer doğruysa sen son yaşayan peri ırkındansın "dedi gözümden bir yaş düştü yani benim ailem bir söğütmü oldular ama Hektor ihtimal demişti yani ailem olmaya bilirlerdi , Hektor'a hiç bir şey söylemeden odama ilerleyip düşünerek uykuya bıraktım kendimi.
