İçeriğe geç

Lanetli Bedenler

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Lanetli Bedenler

Bölüm 5

Bölüm 3

Akşam karanlığı ormana uzanmaya başladığında, dolunayın ortaya çıkması neredeyse an meselesiydi! Bunu bilen Burak bir an önce ortamdan uzaklaşmak için yollar aramaya başladı. Bir şekilde o grubu terk etmesi ve içindeki canavarın onları bulmasını önlemesi şarttı!

Bu sırada grubun birkaçı ormanın yakınlarında bulunan denize girebilmek için yanlarından ayrılmıştı. Bunu oldukça geç fark eden Burak dolunay tepeye ulaşmadan onların geri gelmesini ümit etmeye başladı. Eğer dolunay çıkmadan gelirlerse onun için rahat bir nefes alma imkânı demekti!

Aradan bir saat geçtiğinde kayıp olan gençler sonunda ormanın içinden kahkahalar eşliğinde çıkmıştı. Onların geldiğini fark eden Burak rahat ve derin bir nefes alarak kendini sakinleştirmeyi başarır. O anda aralarında bulunan Buse’yi görmek nedense onu daha da mutlu eder. Bu mutluluk saçma geldiği için hemen kendine çeki düzen vererek eski umursamaz haline geri döner.

Yaşadığı bu güzel hayatın tadını çıkaran Buse, etrafındaki insanların yaşadığı aşkı izledi. Kavgalar, üzüntüler ile dolu olsa da arada mutluluğu yakalayabilmek onları nasıl da memnun ediyordu. Aniden gözünün önünde geçmişteki ilk aşkı belirdi. O masum bakışları, aşk dolu sözleri ve mutlu oldukları saatleri düşündüğünde ruhunun derinliklerinde kapanmış ve kabuk bağlamış yarayı âdeta tekrar tekrar deşiyor gibi hissetti.

2 sene öncesine kadar yaşadığı mutluluğun bir gece de nasıl son bulduğunu hatırlamak canını yakıyordu. Eğer ailesi yanında olmayıp ona kol kanat germemiş olsalardı onun da sonu aynı sevdiği adam gibi olacaktı. Düşünceler arasında boğulurken gözlerinden akan yaşlara engel olamadığı için kendine kızıp durdu.

Etrafındaki insanların kendisine bakmaması ya da neler yaşadığını sormaması mutlu etse de sevgilerini bu kadar göz önünde yaşamaları canını yakıyordu. Her ne kadar bazıları buna kıskançlık dese de Buse için özlem demekti. Zayıflığını belli etmemek için çadırına gitmeye karar verdi. Böylece kimsenin onu ağlarken görmesine ve bu yüzden de acımasına gerek olmayacaktı!

En yakın arkadaşı İlayda yanı başında belirerek “Neyin var senin kuzum? Sabahtan beri dikkat ediyorum da devamlı ruh halin değişip duruyor, iyi misin sen?” sorularını yöneltirken gözlerini bir an olsun Buse’nin üzerinden ayırmıyordu. Bunu fark eden Buse, en yakın dostuna sarılmayı ve her şeyin yolunda olduğunu söylemeyi istedi ama aklı bunun doğru olmayacağını ve sadece gülümseyerek oradan uzaklaşması gerektiğini söyleyip duruyordu.

Bu sırada kampın çevresinde işlerle uğraşan insanların dışında kalan Burak, oturduğu kütüğün üzerinden üç metre ileride hararetli bir şekilde konuşan Buse ve İlayda’yı izliyordu. Aralarında geçen konuşmayı dinlemeyi o kadar çok istiyordu ki, neredeyse yerinden kalkıp daha rahat duyabileceği bir yere geçecek gibiydi. Sırf bu yüzden içindeki hayvanın özelliklerini insan halindeyken de sahip olmayı diledi. Böylece onların ne konuştuğunu rahatlıkla duyabileceğini düşündü.

“Bence gidip konuşmalısın!” aniden yanı başında beliren Cüneyt’in sesi ile olduğu yerde sıçrayan Burak, korkudan az daha adamın üzerine atlayıp parçalayacak gibi hissetti. Bütün dikkatini kızlara yönlendirmekle ne kadar büyük bir hata yaptığını fark eden Burak, bu dikkatsizliği yüzünden ölebileceğini hesaba katmaması büyük bir ahmaklıktı!

“Sen neden bahsediyorsun?” konuyu değiştirmesi gerektiğini fark etti. İnsanların bazen ne kadar sinsi olduğunu unutmuş olmasını aptallığa bağladı.

Kaşları havaya kalkan Cüneyt “Sahi mi? Hâlbuki gayet net anlattım!” Burak’ın yanına çömeldi ve baktığı yöne doğru yüzünü çevirip, suratına alaycı bir gülümseme yerleştirerek tıpkı bir sırtlan gibi sesler çıkarmaya başladı.

Adamın aniden sırtlana dönüşeceğini düşünen Burak, ondan yayılması gereken hayvansı kokunun olmamasına oldukça şaşırdı. ‘hâlbuki hareketleri ve çıkardığı sesler tıpkı onlara benziyor!’ diye düşündü. “Neden sırıtıyorsun?” Adamın hareketleri canını sıkmaya başladığından saldırmamak için kendini çok zor tutuyordu.

“Bak dostum, eğer çölde susuz dolanırken su bulduğun halde içmiyorsan kesinlikle aklından zorun var demektir!” deyip göz kırptı.

‘Acaba benim hakkımdaki korkunç gerçeği bilse, bu kadar sakin olup da bana bu şekilde davranabilir miydi?’ diye düşündü. O anda gerçekleşebilecek o korkunç olayları düşününce kahkaha atmamak için kendini zorladı. ‘Kesin korkudan ilk kaçacak beyinsiz bu olurdu!’ Ne de olsa etrafı kan gölüne çevirebilecek tek kişi Burak’ın kendisiydi!

Kendisi de çok iyi biliyordu ne yapması gerektiği konusunda! Ama bunun sonu normal insanlarınki gibi seviyeli bir ayrılığa dönüşemezdi. Biri bir şekilde korkunç son ile bu dünyadan göçebilirdi! Bunları düşünmek bile Burak’ın midesini kaldırmaya ve korkuyla ürpermesine neden oluverdi. ‘Hayır, hayır! Bu korkunç sonun asla onun başına gelmesine müsaade edemem!’ İç sesi âdeta avazı çıktığı kadar bağırıp sesini duyurmaya çalışıyor gibiydi.

Derin bir nefes aldı ve gözlerini kapayarak hem bedenini hem de ruhunu sakinleştirmeye çalıştı. Yanı başında oturan adama aldırış etmemeye çalışarak etrafa bakındı. Tek istediği yalnız kalabileceği sessiz bir yer bulmaktı. Hızlıca ayağa kalktı ve Cüneyt’in şaşkın bakışları altında ormana doğru ilerledi.

“Evet? Bana olanları anlatmayı düşünmüyor musun?” Aniden İlayda’nın sesiyle daldığı rüyalardan uyanan Buse, düşüncelerine giren adamın bulunduğu alana baktı. Cüneyt denilen asalak dışında kimsenin olmadığını fark etti.

Nedense birden bire içinde bir yerlerde boşluk oluştuğunu hissetti. Eski aşkı için bile böyle duyguları hissetmemiş olması bir an için oldukça şaşırtıp üzdü ama daha fazla bu konuyu önemsememeye karar verdi. Yanı başında oturan arkadaşı İlayda’nın delici bakışlarını fark etti. O anda sorduğu sorunun cevabını beklediğini anlaması fazla uzun sürmedi. “Kusura bakma bir an için seni dinlemiyordum. Neden bahsediyordun canım?” her zaman doğruları söyleyen biri olduğu için bu çizgisini asla bir adam için bozamazdı.

“Senin bir sıkıntın var ve bunu. Hemen. Bana. Anlatacaksın, o kadar!” Buse’nin onu dinlememiş olması İlayda’yı gerçekten de çok kızdırdı. Adeta burnundan soluyordu! ‘Nasıl bir insan karşısındakini kaile almaz ki?’ diye söylendi kendi kendine.

“Aslında anlatacak hiçbir sıkıntım yok! Neden böyle düşündüğünü de hiç anlamış değilim İlayda. Sadece biraz olsun yalnız kalmak istiyorum. Lütfen beni anla!” diyerek son noktayı koyan Buse, çadırına ilerledi. Bu gece orada kalıp herkesten uzakta kitabını bitirmeyi istiyordu.

Akşam karanlığı etrafa çöküp dolunayın parlak ışığı etrafı aydınlatmaya başladığında çadırından çıkan Buse, herkesin yakılan ateşin etrafında toplandığını fark etti. Balıkların ateşin üzerine kurulmuş tahtalardan yapılma ızgaraya dizilmiş olduklarını gördüğünde, midesi açlık sinyallerini yollamaya başlamıştı bile.

Yarım saat sonra herkes yerlerine geçmiş yemek için tabaklarını hazırlarken, etrafta eksik birinin varlığını hisseden Buse, çadırlardan birinin eksik olduğunu fark etti. Aniden kalbine dayanılmaz bir acı saplandı. deta görünmez bir el tarafından boğuluyormuş gibi nefesi kesiliyordu. ‘Neler oluyor bana böyle?’ diye düşündü. Konuşmak istese de sesi bir türlü çıkmıyordu.

Sonunda nefes almak için kendini sakinleştirmeye çalıştı. Neden böyle bir şey yaşadığını anlayamadı. Etrafındaki insanlara baktı. Emindi birinin eksik olduğuna ama kim olduğunu kestiremedi. İnsanları sırayla saymaya başladı. İşte o an fark etti; Burak yoktu!

İlayda’ya döndü ve “Burak nerede?” diye sordu. Bir taraftan da Burak’ın başka yerde olma ihtimalini düşünerek etrafa bakınmaya devam etti.

“Aaa! Sen olanları bilmiyorsun değil mi?” deta dedikodu yapmaya âşık kapı komşusu edasıyla Buse’ye yanaştı. “Bu akşamüzeri nedensizce gruptan ayrıldı. Kimseye nereye gittiğini de söylemedi. Gerçekten de çok terbiyesiz bir hareket! Onun gibi birinden hiç beklemezdim doğrusu…” İlayda içindekileri dökmeye devam ederken Buse ise onu dinlemeyi bırakmış, Burak’ın neden gittiğini düşünmekle meşguldü.

‘Seni lanet olası herif! Acaba nereye gittin? En önemli soru neden gittin? Acaba birinden mi kaçıyordun?’ Aklı sorularla dolu bir halde geceye adım atarken, gözleri istemsizce karanlık ormanın derinliklerine doğru kaydı. Gerçekten neden gitmiş olabilirdi ki?

Bölüm sonu

2 yorum