“Ne oldu kurtçuklar? Yoksa etrafa yaydığım enerji mi dikkatinizi çekti?” küçük cinler ortadan geldikleri gibi aniden kaybolurken, Burak ve diğerleri sanki bir büyünün etkisindeymiş gibi silkelenip kendilerine geldiler.
“Ne yaptığını sanıyorsun sen? Onlara hükmetmek için ne yaptın?” bunun çok tehlikeli olduğunu bilen Cengiz, onlara herhangi bir şey satmadıkça emir veremeyeceğini bilecek kadar içli dışlıdır.
Düşüncelere dalmış gibi etrafına kısık gözlerle bakan vampir Yuuki, sanki düşüncelerini toparlamaya çalışır gibiydi. “Acaba ne vermiş olmalıyım? İnanın hiç hatırlamıyorum!” aniden onlara yaklaştı ve koyu kırmızı gözlerini Cengiz’in elâ gözlerine dikti. Adeta onun beynine girmeye çalışır gibi bir hali vardı.
“Benimle alay etmeyi bırak artık! Bu gerçekten de yapabileceğin en korkunç hata olur, biliyorsun bunu! Çok yanlış şeyler yapıyorsun, ölümsüz olsan bile tehlike de olacaksın!” her ne kadar onu uyarmaya çalışsa da kendini ölümsüz sanan bu yaratığın bile öleceğini çok iyi biliyordu. Karşısında bu kadar böbürlenen biri için hayat gerçekten de çok kısa olacak demekti!
“Sen bana akıl verebilecek kadar büyüdün mü kurt?” minik bir kız çocuğu gibi sesini değiştirip dudaklarını büzerek konuşurken, alay edilecek birisi gibi olsa da yine de kendini tutmayı başararak bir puan kazanmış oldu.
“Ben sana akıl değil düşünmek için zaman veriyorum. Unutma ki o yaratıklar da senin gibi ölümsüz ve onların yapabilecekleri seninkiler kadar kısıtlı değil!”
“Bence boşuna uğraşıyorsun Cengiz, çünkü karşındaki pek de akıllı değil! Eğer öyle olsaydı çoktan kızı bırakıp bu ülkeyi terk ederdi! Sahi sen nerelisin? Kore mi Japonya mı? Ahh, yoksa Vietnam mı? Yazık, sizi çok kötü harcamışlardı! Bu vatan bizim ruhsuz! Sen ise buraya ait değilsin!” diyen Burak, gözlerini kırpmadan direkt Yuuki’nin gözlerine baktı.
Burak’ın sözleri ufakta olsa etki etmeyi başarır. Etraftaki doğaya hâkimmiş gibi bakan bakışları alev gibi yanan kızıl gözleriyle yer değiştirmiş gibiydi. Dudaklarının arasından çıkan hırıltılar bunu kanıtlar gibiydi. Burak bu durum için sevinmeye çalışsa da yanındaki dostları onu uyarır gibi bakıp, davranışının yanlış olduğunu işaret ederler.
Her ne kadar Burak da bunun yanlış olduğunu bilse de bu yaratığa haddini bildirmek ve geldiği cehennem deliğine geri göndermek için yanıp tutuşuyordu. Özellikle de kendi halkını sömürmesi gururuna dokunuyordu.
Sonunda sinirden köpüren Yuuki, daha fazla kendine engel olamaz ve kükreyerek âdeta kurt gibi Burak’ı itip metrelerce ileriye uçmasına neden olur. Neye uğradığını şaşıran Burak, meşe ağaçlarının iri gövdelerine çarparak kendini daha uzağa gitmeden durdurmayı başarır. Bunu fark eden diğer kurtlar da saldırı pozisyonu alarak liderlerinden emir beklerler.
Her şeyin bir anda geliştiği ormanın ortasında derin bir sessizlik oluşur. Darbenin şiddetiyle ağacın yarısı yıkılmış, âdeta enkaza dönmüştür. Ağacın parçaları arasında uzanan Burak, aldığı darbenin şiddetini düşündü.
En son böyle bir şiddeti gençliğinde aldığını fark eder. O zamanlar yaşıtları olan kuzenleriyle düelloya girişir kimin daha fazla yara alabileceğini kanıtlamaya çalışırlardı. Burak akıllılık ederek uçurumdan atlayarak bu rekoru kırmayı başarmıştır.
Bu akıl almaz deneyim sonunda bir ay boyunca yatakta yatıp kırılan kemiklerin iyileşmesini beklemesine neden olmuş, haliyle yaz tatili acılı bir süreç ile geçmiştir. Şimdi ise ne kadar aptal olduğunu düşündü. Ağaçların bedeninde açtığı yaralar dışında vampirin gücü de onun acısını ikiye katlamıştır.
“Bir daha bir şeyleri kanıtlamak istersem kesin bu vampire gelirim!” diye söylendi acıyla. “Demek ki vampirler kurt adamlardan daha sert olabiliyormuş!” düşüncelerle uzandığı yerden yavaşça kalkmaya çalıştı ama bedeni buna izin veremeyecek kadar ağrılar içerisindeydi.
Bu sırada kurt formundaki kuzenleri ve amcası hızlı adımlarla yanına geldi. “Bir kız için buna değer mi Burak?” insan formuna geri dönen amcası acınası gözlerle Burak’a baktı.
Burak ise söylenenleri dinlemeyi red ediyordu. “Onun hayatını mahvedemem, yani evet amca, o buna değer!” diyerek ayağa kalkmaya çalıştı. Diğerlerinin ölümüne kendisi neden olmuş olsa da bu kızın yaratığa dönmesine izin veremezdi. Bu yaratığın onu kendine almak isteyeceğini bilecek kadar aklı başındaydı.
“Sen ne saçmalıyorsun! O çocukları öldürme nedenin kendi doğandı ama bu kızın seçimi seni ilgilendirmez! Bu konuda kendini nasıl suçlu hissedersin?” artık amcası ona kendini dinletebilmek için olduğu yerde çırpınıp durdu. Ama Burak’ın ne kadar inatçı olduğunu da bilmiyor değildi. Bu inadını rahmetli annesinden aldığını da biliyordu çünkü kız kardeşi de aynı şekilde davranıp kendini paralardı.
“Annem gibi olmamı istemediğini biliyorum amca, unutma ki seçimler, bize yol gösteren şeyler ya da kişiler tarafından verdiğimiz kararlardır. Bu da onlardan birisi amca, bırak da kendime olan saygımı kaybetmemek adına onun hayatı için savaşayım!” gözleri birer buza dönüşen Burak, kurt formuna geri dönmek üzere olduğunu hissetti.
Şu anda bu durumun son şansı olabileceğini düşündü. Bunu da o kız için kullanmak zorundaydı. “Belki de o kıza âşık olmuşumdur amca ve yok olup gitmesine izin veremiyorumdur?” bu cümleyi soru şeklinde sormuş olması amcasının kalbine dokunur. Çünkü sevginin ve aşkın ne demek olduğunu anlayabiliyordu. Sevdiği kadına kavuşamamış olmak içinde derin bir yaraya neden olmuştu.
“Pes ediyor musun minik kuçu?” havada tıpkı bir hayalet gibi süzülerek kurtların yanına geldiğinde yüzünde kazanmanın verdiği ‘büyük dağları ben yarattım!’ edasını taşıyan kocaman bir sırıtış mevcuttu. “Unutma ki seni yenebilecek tek canavar benim! O yüzden de kız artık benim!” diyerek derinden ve ürkütücü bir kahkaha attı. Canavarın kahkahasını duyan yarasalar etrafında uçuşarak onun mutluluğunu kutluyor gibilerdi.
Karşısındaki görüntü karşısında tüylerinin ürperdiğini hissetti. Hiçbir şekilde bu canavara arkasını dönmemesi gerektiğini hatırlattı kendine. Pes etmek istemiyordu o kız için savaşmaya fazlasıyla istekliydi ve ne olursa olsun savaşmaya devam edecekti.
“Asla vazgeçmeyeceğim!” diyerek ayakta durmaya çalıştı.
Yaralı olduğunu düşmanına göstermemesi gerektiğini hatırlattı. “Hadi dansa devam edelim yaratık!” diyerek son bir gayret ile tekrar kurt formuna dönüp vampirin üzerine atladı.
Bu savaş artık ikisinden birinin ölümüyle sonuçlanacaktı. Peki kim hayatta kalacaktı?
