İçeriğe geç

Lanet

Bölüm 8 · 17 dk okuma

Lanet

Bölüm 8

7. Bölüm:İş gezisi

“ Fırtınadan önceki sessizlik korkutur insanı” Allahım uyuya kaldığıma inanamıyorum. Hemen hazırlanıp Kuzgun Butiğe gitmem lazım. Hızlıca kalkım banyoya koştum. Bu tipim ne ya beyaza yakın sarı saçlarım full dağılmış gözlerimin altında iki mor torba. Allah’ım benim bu çizgili diyerek başlayacağım şimdi. Aptal Işık konuşacağına hazırlansana aptal. Elimi yüzümü yıkayıp odama koştum. Elbiselerimi karıştırmaya başladım mavi omuzları açık vücudumu saran mat renkli bir elbise seçtim. Makyajımı da ona göre yaptım tabi ki bir gözüme mavi bir gözüme yeşil eyeliner çekip pudra pembesi farımı sürüp yine pembe tonlarında bir ruj seçip şeftali tonlarında allığımı sürüp makyajımı tamamladım. Sıra saçıma geldi tabii her zaman ki dümdüz yapıp takılarımı taktıktan sonra tamamen hazırdım. Çantama bir sandiviç atıp evden çıktım. Binadan çıktığım anda bir bildirim sesi geldi. Bilinmeyen Numara: Uyanabildin sonunda güzelim de o elbise fazla açık değil mi hayatımın aşkına bakmalarını istemem. Ayrıca gece uyuyakaldın galiba mesajıma cevap vermediğine göre Gün Işığım. Aaaa ben bunu tamamen unutmuştum. Ruhunun Yansıması demişti ne anlama geldiğini merak etsem de sonuçta sapık da olabilir konuşamam daha iyi bence.  36 Sonuçta beni her yerde takip eden birinden başka ne bekleyebilirim ki. Şuan da bile beni birinin takip ettiğini hissediyorum. Yavaşça arkamı dönsem de kimseyi göremedim. İşinin ehli biri ama her yer apaçık ortada nasıl görünmüyor anlamıyorum görünmez biri mi yazıyor acaba?(Şaşırmayın bugüne bugün ikizimden daha çok bana benzeyen benzeyen biriyle konuşmuş insanım ben ya da her neysem artık insan olduğumdan bile emin değilim çünkü) Ufff meraklı olmaktan nefret ediyorum. Işık:Bunu nasıl yapıyorsun ? Yazarak gönderdim Görünmez takipçime. Anında cevap verdi. Bilinmeyen Numara: Neyi nasıl yapıyorum Gün Işığım. Tamam ismimi biliyorsun anladık da benden gün ışığı mı olurmuş olsa olsa karanlık gece saçlarıma laf istemiyorum tabii ki kişiliğimden bahsediyorum. Ya da beni nasıl gördüklerinden. Işık:Beni takip ediyorsun biliyorum ama arkama dönüyorum kimse yok. Görünmez misin? Bakalım buna nasıl cevap vericeksin. Bilinmeyen Numara: Binevi görünmezim noldu merak mı ettin beni? Hah neyini merak edicem senin ben be aşkla işim olmaz benim o çocukkendi onun üzerinden de çok uzun zaman geçti. Şimdi hiçbir şey yapmam hele karşımdaki görünmez bir sapıkken. Işık:Yooo merak etmedim binevi derken?sadece sordum aşk işlerini geçelii çok oldu canım hem aşk ölesiye sevmektir öyle uzaktan takip etmekle olmuyo canım git kendine uğruna ölmeye değecek birini BUL. Daha da yazmazsın herhalde anlamışsındır hatanı. Tam bu sırada yine bir bildirim sesi. Bilinmeyen Numara:Zamanı geldiğinde öğreneceksin her şeyi. Bir bildirim daha. Bilinmeyen Numara: Öleceğimi bilsem bile yine seni severim Gün Işığı. Hah ben doğdum da ilk darbeyi annemden yemişim hiç tanımadığım hatta görmediğim birine mi güvenicem. Işık:Sen insanlara güveniyor olabilirsin ama ben birkaç kişi dışında kimseye güvenmiyorum. O yüzden git kendine eğlenecek başka birini bul. Beni rahat bırak. Ya kendin yazmayı bırakırsın ya da her yerden engellerim hatta daha kolayını yapar seni siber güvenliğe buldurur beni rahatsız ediyor diyerek tutuklattırırım. Bundan sonra da daha yazarsa yüzsüz demektir. Yüzümü yanıma çevirdiğimde iki dolu göz görür gibi oldum biri yeşil biri mavi o güzel hayalet desem o kadın, bu erkekti. Tekrar yanıma baktığımda hiç kimse yoktu. Cidden kafayı yedim galiba yaşananlar iyice sırtıma yük olmaya başladı. Umarım şizofren olmuyorumdur. Bilinmeyen Numara: İstediğini yap seni bulmuşum vazgeçmem senden en iyi avukatı tutar yine çıkarım ordan yeter ki senin yanında oluyum yeter ki senin o güzel birbirinden farklı renkteki gözlerine bir daha bakabileyim. O güzel gülüşün için bütün dünyayı yakarım Işık. Herkesi karşıma alır senin için savaşırım gerekirse ölürüm.  37 Yeter ki senin gözlerine bakarak ölüyüm yeter ki nefesini duyarak can vereyim. O yüzden elinden geleni ardına koyma Gün Işığım. Birincisi seni bulmuşum ne demek, ikincisi ilk defa gözlerime iltifat eden birini görüyorum. Hoşuma gitmedi değil ama ya hisleri yalansa ve beni kandırıyorsa ya da öylesine şaka yapmak için yazan bir tanıdığımsa nasıl cevap vermeliyim. Tam o sırada birine çarpıp geri çekildim yine o gözleri gördüğümü sansam da çocuğun iki gözü de maviydi. “Hayvan mısın ya önüne baksana” Diyerek çıkıştım tamam ben de önüme bakmıyordum ama en azından yana çekilebilirdi. “Ben mi önüme bakmıyordum telefona bakan sensin ve bana mı suç atıyorsun Sarı Çiyan” Dedi hah sanki kendisi siyah saçlı kara gözlü o da sarışın mavi gözlü. Tipe bak bi de gelmiş bana sarı çiyan diyo hah. “Ya sen sanki sarışın değilsin bi de bana Sarı Çiyan diyorsun aynaya bak sen ilk önce neyse çekil önümden ilk stajyerlik günümü mahvedemem.” Diyerek gitmeye yeltensem de arkamdan: “Benden büyük gözükmüyorsun nasıl stajyer olabilirsin?” Diye sorunca arkamı döndüm. “ Ben Silüet Çizim Okulun da okuyorum ayrıca yaşıtlarımdan büyük olduğum için sınıf atladım bu yüzden stajyerlik yapma hakkı kazandım.” Dedim kendimle gurur duyarak. Yani herkese sınıf atlattırmıyorlar hem de en iyi stilist ve ressamlardan biri olan Asena Kuzgun her gün stajyer seçmiyor. “Ben hiç duymadım o okulu yani üstündekini hiçbir moda dergisinde görmedim o zaman kesin senin tasarımın “ Dedi vay moda dergisini takip eden bir erkek genelde hiç ilgilenmezler. “ Adın ne senin ya modayla ilgilenen herkes can dostumdur.” Dedim elimi uzatarak tabii ki ilk kez tanıştığım birine güvenecek değilim ama ismini merak ettim doğrusu. “Giray Dargın” Kime darıldın acaba tamam komik değildi kabul ediyorum. Soyadı bir yerden tanıdık geliyor ama nerden Dargın dargın nerden tanıyorum ben seni ya. Neyse hatırlayamadım ama hala çok tanıdık. “Seninle daha önce tanıştık mı soyadın tanıdık geliyor sanki.” Dedim sakince umursadığımı çok belli etmek istemiyorum. Ama yine de belli oluyor. “Bilmem sen bil onu da” Dedi ve cevap almada gitti bu da neydi şimdi yani ben sana can dostumsun diyorum sen ben daha cevap vermeden gidiyorsun ayıp ayıp dilinizi eşek arıları soksun beyefendi. ☀ ☀ ☀  38 Sonunda KUZGUN Butiğe ulaştığımda Asena Hanım içerde keyifli keyifli kahvesini höpürdetiyordu. Ben yolda gelirken neler çektim haberiniz var mı acaba? Hızlıca dükkana girip: “Geç kaldığım için çok özür dilerim yolda birkaç kez kayboldum” Diyerek yalan söyledim evim o kadar da uzak değildi ayrıca gayet de kolay bulmuştum.Yüzüme mahcup bir ifade takınıp özenle yapılmış makyajına sonunu sergisinde dikip sergilediği beyaz yırtmaçlı elbisesinde göz gezdirdim bence o elbiseyi sizden başkası giymemeli tek size yakışıyor içinde melek gibi görünecek tek insan sizsiniz acaba bunu ona söylesem nasıl tepki verir. “ Önemli değil canımmm ilk günün gelirken kaybolman gayet doğal” Dedi sakinleştirici bir sesle elini omzuma koyarak. Cidden az önce aklımda kurduğum şeyleri söylemeleyim daha fazla içimde tutamam. “Bence bu elbiseyi sadece siz giymelisiniz Kuzgun Hanım.” Dedim utanarak. Kötü bir tepki vermesinden korkuyordum ama ilk başta şaşırsa da sonrasında ılık bir bakış attı. “Neden böyle düşündün bakalım küçük tasarımcı ayrıca bana Asena de” Dedi nazik bir şekilde kadın güzelliğinin ve onun dışındaki her şeyinin hakkını veriyordu. Tam bir hanımefendi her hareketi takdire şayandı sanırım bu yüzden onun gibi olmak istiyorum. “İçinde melek gibi görünüyorsunuz çünkü hiç kimseye size yakıştığı kadar yakışmaz diye düşünüyorum” Dedim. Ufak tatlı bir kahkaha attı. Aynanın karşısına geçip kendini süzdü. “ Bu elbiseyi bütün toplattırıyım bari sen dediğine göre doğrudur ama bir tane senin bedenine göre ayıracağım stajyerim olarak senin de giymeni isterim ayrıca sana da çok yakışır.” Dedi Asena ama aramızdaki fark şu o siyah saçlı yeşil gözlü bense sarışın iki gözü birbirinden farklı bir kızım tamam kendimi böyle seviyorum ama dükkana gelen müşteriler böyle düşünmeyebilir. “Hiç gerek yok cidden hem size daha çok yakışıyor bana yakışmaz düşünsenize bir müşteri geliyor arkadan sarı saçlarımı görüp normal sanıyor önüme dönüyorum bana o elbiseyi giydiğim için kıınayarak bakıyor bence bunu istemeyiz ama eğer bi gözüme lens..” Tam cümlemi tamamlayacaktım ki sözümü kesip : “Gözlerin muazzam güzel lens takmana izin veremem ayrıca konu kapanmıştır o elbiseyi giyeceksin” Diyerek tavrını ortaya koydu bakışlarıyla bu bir uyarı değil emirdir sinyali verdi adeta. Başımı sallayarak hiçbir şey demeden çantamı yerleştirip paltomu çıkardım. Elbiseme bakarak bir ıslık çaldı elimde tutup etrafımda dönmemi sağladı. Mavi elbisem hoşuna gitmişti. “Vayyy bu detaylar, elbisenin kıvrımları her şey baştan aşağı mükemmel” Dedi coşkulu bir sesle. Elbisemi beğenmesine çok sevinmiştim bu kadın aşırı cana yakındı öyle bir sıcaklığı vardı ki karşısındaki kişinin gülümsemesine sebep oluyordu. Çok iyi anlaşacağımız şimdiden belli oluyordu. Yardımısı Beren‘i çağırdı gülümseyerek içeri girse de gözlerime baktığı anda o mutlu yüz bana tiksinerek bakmaya başladı.  39 Tamam böyle bakışlara alışkındım ama yani en azından patronun yanında yapma ayıp denen bir şey var dimi yani. Asena elini omzuma koyup Beren’i yanına çağırdı. “Beren bu Işık benim yeni stajyerim çok yetenekli bir sanatçı ve stilist bu yüzden zaten sınıf atladı ve stajyer seçilmeye hak kazandı.” Dedi her zaman ki çoşkulu sesiyle yetenekli kısmını biraz daha bastırarak söylemişti demek ki da benim gibi bakışlarını fark etmişti. Beren yalancı bir gülümsemeyle elini uzattı: “Ben Beren Çelik tanıştığıma memnun oldum “ Dedi Beren benden cidden hoşlanmamıştı ama önyargılı davranamasa gayet de iyi anlaşabilirdik neyse zamanla birbirimize alışırız herhalde. Neyse ben de elini sıkarak aynı gülümesemeyle karşılık verdim: “Ben de Işık Aydemir tanıştığıma memnun oldum” Dedim . Ela gözleri ve bembeyaz teniyle güzel bir kızdı saçları kızıl röfle yapılmıştı üstünde Asena’nın yaz sezonundan bir elbise vardı. Anlaşılan o da beni inceliyordu ki makyajını incelemeye başladığım sırada gözgöze geldik. “Kendi diktiğin elbiselerle sahneye çıkmana kimse izin vermez biliyorsun değil mi? Bence hayalinden vazgeç gitsin. “ Dedi Beren yine beni küçümseyerek bu işi bırakamazdım hem gözlerim uzaktan aynı renk gözüküyordu. Asena kolunu sinirle vurdu ve sinirle nefes verdi. “Sen ona bakma Işık normalde hiç böyle yapmazdı ama sabahları agresif olabiliyor tamamen uyansın kendine geleceğine eminim. “ Dedi Asena Beren’e bakarak. Hıhı tabii tabii kesin öyle olur. İkizimiz de yine birbirimize sahte bir gülümseyle baktık. Asena odasına doğru giderken bana eliyle gel yaptı. Odasına birlikte girdik girdiğim anda bir kez daha hayran oldum bu kadına öyle çizimleri vardı ki paylaşmadığı resimleri olduğunu bilmiyordum sanırım bunları kendine saklıyordu ya da sonra sergileyecekti. Odanın diğer kısımlarını incelediğimde yaz sezonu için diktiğini tahmin ettiğim elbiseleri gördüm. Yine mükemmel bir iş çıkarmıştı. Ben de bir gün böyle olabilir miyim acaba? Onun gibi güzel,zeki ve herkesin tanıdığı bir sanatçı. Güzel bir hayal tabii beni çok seven annem izin verirse. Telefonumdan bir bildirim sesi arkasından birkaç tane daha çok utandım nasıl telefonumu sessize almayı unuturum arkamı dönüp Asena’dan özür dileyecekken o konuşmaya başladı. “Aklından ne geçirdiğini biliyorum önemli değil. Ama çok ısrarcı ve inatçı biri galiba eee nasıl biri seni mutlu ediyor mu evlenmeyi düşünüyor musunuz?” Dedi Asena çocuğu sevgilim sanmıştı. Tamam beni seviyordu ama yüzünü görmemiştim adını bile bilmiyordum nasıl evlenme hayali kurabilirdim. “Aslında olaylar biraz karışık” Dedim arkasındaki resme bakarak. “Karışık derken?” Dedi bir kaşını kaldırarak. Nasıl karışık Işık açıkla hadi açıklasana noldu kaldın mı öyle? Bazen iç sesimden nefret ediyorum cidden ya beni ya gaza getiryor ya da saçma sapan şeyler söylüyor. “Aslında ben çocuğu tanımıyorum ne yüzünü gördüm ne sesini duydum adını bile bilmiyorum numaramı nerden bulduğunu da bilmiyorum ama çok romantik konuşuyor nerde olsam beni buluyor takip edildiğimi hissediyorum ama arkamı döndüğümde  40 bomboş bir sokak görüyorum. Bu yüzden kafam karışıyor.” Dedim iç çekerek hem onu merak ediyordum hem de bu dünya da ön yargılarını kırıp beni sevebilecek biri olduğunu sanmıyorum. “Evet karışıkmış ama illa ki birgün senin karşına çıkma cesaretini gösterecektir karşına geçip sana olan aşkını o güzel gözlerine bakarak itiraf edecektir sıkıntı olmazsa mesajlara bakabilir miyim? Ama o kadar samimi hissetmiyorsan tabii ki seni anlarım.”Diyerek bitirdi sözlerini Asena saçma gelebilir ama daha ilk günüm bile değil ilk saatlerimden bu kadına aşırı bir yakınlık hissetmiştim telefonumu çıkarıp koltuğa oturdum hemen yanıma oturdu ben telefonumu açarken kafasını başka tarafa çevirdi sizinle çok iyi anlaşacağız Bayan Asena. Açıp konuşmalara girdim. Üç yeni mesaj. Bilinmeyen Numara: Sonunda içeri tarafa geçebildin be güzelim dondum kapının önünde. Bilinmeyen Numara: Ayrıca asistana da gıcık oldum sana gıcık gıcık baktı kim hangi hakla benim güzelime öyle bakabilir. Dedi yüzünü bile gösteremeyen çocuk bi de sen bakta görelim. Bilinmeyen Numara: Okula geç kaldım sana yazarım yine. Vay koçum sen okula mı gidiyodun ya ben beni takip etmekten hiçbir yere gidemiyorsun sanıyordum. O da iyimiş vallaha en azından okula giderken beni rahat bırakıyorsun. Neyse mesajları okuduğuma göre telefonu Asena’ya uzatıyorum. Kırmızı telefonumu alıp mesajları başa kaydırmaya başladı okudukça yüzünde tatlı bir gülümse oluşmaya başladı. Okuması bittiğinde telefonu bana geri verdi. “Sen ne düşünüyorsun bu çocuk hakkında söyledikleri hoşuna gidiyor mu?” Dedi masum ve içten bir şekilde Asena. İnsanlara güvenme konusunda kötü olsam da bu kadında beni içen çeken bir şey vardı. Gerçekten ne düşünceğimi bilmiyorum ama yine de içimden geçenleri söyleyeceğim. “Hoşuma gidiyor bazen ama ya biri benle dalga geçiyor benimle eğleniyorsa o zaman ben rezil olacağım.” Dedim dediklerimden tam emin olamayarak. Genelde de karar vermekte zorlanırdım ama bu beni tamamen aşıyordu hiç görmediğim bir çocuğa güvenmek benlik değil ama onun cümlelerini sanki bir yerden hatırlıyor gibi hissediyorum ama nerden. Saklı hatıralar mezarlığıma gömdüklerimden olmalı. Hatırlamak istemediğim ya da bana zorla unutturdukları hatıralarımı gömdüğüm mezarlık bir daha anılamamak üzere gömülen hüzünlü anılar. “Yani öyle insan çok bu devirde ama seni sürekli takip ettiğine göre ve böyle konuştuğuna göre bence erkektir. Kurduğu cümleler de seni uzun zamandır tanıyormuş gibi ve çok romantik. Acaba çocukluk aşkın falan mıydı da seni bu kadar iyi tanıyor çocukluk aşkın oldu mu Işık?” Dedi Asena çok güzel soru ama benim çocukluğumdan 8 yılım kayıp annem neyi unutturmak için beni dövdüyse ilk sekiz yılım belleğimde hiç yok.  41 (Yazar notu:zaten ilk 2 3 yılı olamaz da siz boşverin doktor kendi haline bırakın dedi ☺ ) “Ben çocukluğumun çoğunu hatırlamıyorum o yüzden bilemem “ Dedim yine de hatırlamaya çalışarak sadece 7. yaş günümü hatırlıyorum nasıl oluyorsa. “Ya ilk yıllarını kimse hatırlamaz şöyle 6 7 yaşlarında falan hmm “ Dedi Asena göz kırparak ya şimdi ben bu kadına nasıl söyliycem neden hatırlamadığımı o kadarını da söyleyemem. Polise şikayet sebebi sonuçta ne desem acaba trafik kazası geçirdim falan desem inanır mı ki? Off bana boş boş bakıyo kadın acil bir şey uydurmam lazım. “Çocukluk anılarım da güzel olan bir anı yok o yüzden hatırlamamak için hepsini unuttum” Dedim tamam bence çok da yalan sayılmaz çocukluk anılarımın geneli kötü çünkü de benim aklıma nasıl sadece 7. Yaş günüm ve onun ardından birkaç günümü hatırlamam takıldı yani nasıl oluyor da 8 yıldan sadece o günleri hatırlıyorum. Bunda yine kolyemin parmağı var gibi kimsenin evde olmadığı gün bir kere daha deneyeceğim kolyeyi çıkarmayı ayrıca o sarışın hayaletle de iletişim kurmaya çalışacağım kolye sanırım bir kalkan görevi görüyor ve benimle konuşmasını engelliyor. Düşüncelerimden beni Asena’nın yumuşak sesi uyandırdı: “Üzüldüm neyse konuyu kapatıyım en iyisi” Dedi Asena içten bir şekilde bu işte bir iş var arkadaş bir insan bu kadar iyi kalpli olamaz en azından yeni tanıştığı birine karşı bu kadar iyi kalpli olamaz. “Kahve içeceğim ister misin her sabah bir bardak kahve içmeden kendime gelemem” Dedi Asena nazik bir sesle ıyyy kahveden nefret ederim ben tatlı şeyler içmeyi severim yani tabii ki kadının yüzüne böyle demedim siz de beni iyice patavatsız sandınız he. “Ben tatlı içecekler içmeyi seviyorum kahve pek tercihim değildir ama sorduğunuz için teşekkürler” Dedim ne kadar nazik olabiliyorsam o kadar genelde rahat olurum ama karşımda hem kendimden büyük bir kadın var hem de ünlü bir sanatçı beni yanında rahat ettirmeye çalışsa da saygısızlık yaparım korkusuyla tamamen rahatlayamıyorum. Gülümseyip odasından çıktı gizli aşığıma mesaj yazsam iyi olacak acaba telefonları alıyorlar mı okulda? Işık: Garip birisin her zaman beni takip ediyorsun ama hayalet gibi ortadan kayboluyorsun. Cidden kimsin sen? Işık: Ayrıca asistana niye kızıyorsun ki kız haklı ilk defa benim ki gözler görmüş şaşırması normal değil mi? Yani bence gayet normal bir şey hah iti an çomağı hazırla mı diyim yoksa iyi insan lafın üzerine gelir mi? Beren beni süzerek içeri girdi. Ama bu sefer bakışlarında iğrenmiş aşağılayıcı bir ifade yoktu daha çok sorgulayan anlamaya çalışan pişman bir ifade vardı. İç çekip yavaşça yanıma oturdu. “Seni kırdıysam özür dilerim ben çok şaşırmıştım tamam hala şaşkınım ama sana öyle davranmamalıydım hem şimdi bakınca aslında gözlerin gayet güzel mavi ve  42 yeşil ikisi de hoş renkler.” Dedi Beren tamam özür bekliyordum ama iltifat ıı hayır iltifat beklemiyordum. Ben mal mal bakınca kız dayanamadı tabii: “Tamam kişiliğimi biraz yanlış tanıtmış olabilirim ama bence iyi anlaşabiliriz. Yeniden başlayalım mı? “ Dedi Beren dost canlısı bir şekilde ve bana elini uzattı. Gülümseyerek elini sıktım. “Işık Aydemir” Dedim hafif alayla. “Beren Çelik” Dedi benim gibi alaylı bir şekilde ikimiz de birbirimize bakıp aynı anda gülmeye başladık seninle iyi anlaşacağız. De sanırım fazla yüksek sesle güldük ki Asena bi anda içeri bardağıyla içeri girip: “Böğürmeyin boğa gibi bazı insanlar hala uyuyor “ Dedi Asena nasıl bağırdıysak nazikliğini unutup sizi keserim bakışı atıp ikimizi de susturmuştu. Bir kere daha uayrı bakışı atıp bardağıyla galiba mutfağa yöneldi. Gidince biraz sessiz kaldık tam sessiziliği bozacaktım ki telefonum benden önce davrandı. Bilinmeyen Numara’dan iki yeni mesaj Bilinmeyen Numara: Bir gün elbet karşına çıkacağım ama şimdi değil hiçbir şeye hazır değilsin özellikle de öyle bir döneme girecekmişsin gibi hissediyorum ki paramparça olacaksın ama ben senin o masum kalbini tamamlamak için yanında olacağım. Bilinmeyen Numara: Haklı falan değil kimse benim Gün Işığıma öyle bakamaz. Ayrıca gözlerinin manzarası öyle güzel ki her baktığımda yeniden aşık oluyorum. Sanki deniz kenarında gökyüzünü izliyormuşum gibi ya da ormanın ortasında tutsak kalmışım da gökyüzüne bakıp yoluma çaresizce devam ediyorum. Ben zaten senin çaresiz tutsağınım. Beni hayata bağlayan tek şey senin aşkın Işık. Tamam baya etkilendim ama benzetmeler de biraz daha çalışması lazım sanki. Ama çok romantik biri hoşuma gitmiyor değil yani yine de çok yüz vermemem lazım. O yüzden mesaj yazmadım ve görüldü atıp telefonu kapattım. ☀ ☀ ☀ Mükemmel bir gün geçirip eve geldiğim de ilk defa yorulduğumu hissettim birçok müşteri gelmişti hepsine yeni sezon ürünlerini tanıtmış giydikleri zaman üstlerinde nasıl durdukları hakkında yorum yapmış beğenmediklerini geri yerine asmıştık. Bazıları bir elbise denedikten sonra bir tane daha onun ardından bir tane daha deniyor beğenmeyip geri çıkarıyordu sonra yeni elbise istiyordu bize de acıyın efendim biz dde insanız ahtapot değiliz ki birden fazla kolumuz olsun. Dimi yani üstümü değiştirip kendimi yattıktan 10 dk kadar sonra Işıl eve girdi. Işıl Güzel Sanatlar Lisesi’nde okuyordu solist olmak en büyük hayaliydi ve sesi bu işe çok uygundu bülbül gibi bir sesi vardı ayrıca çok güzeldi bir kere ünlü oldu mu bir daha  43 kimse tarafından unutulamayacağına emindim. Çok fazla hayranı olacak turne turne gezecek kız kardeşim. Demiştim ya birden girişlerine alışırsınız diye bu nasıl bir giriş arkadeş kız kapıyı kırdı resmen bir de yetmezmiş gibi üstüme atlayıp kolumu ısırdı hayır bu kadar seni acıktıran ne oldu yani ve benim suçum ne annem zaten yemek hazırlıyor git fare gibi sız al bir şeyler kaç yani beni niye ısırıyorsun ruh hastası. “Günahım neydi benim ya” Diyerek isyan ettim kıkır kıkır gülen kız kardeşime tedaviye ihtiyacın var bence. Üzerimden kalkmasını sağlayan şey babamın yemeğe çağırışıydı yataktan atladığı gibi aşağıya koşmaya başladı. Arkasından ben de yataktan kalkıp merdivenleri atlaya atlaya aşağı indim her zaman ki gibi babam benim yemeğimi annemse Işıl’ın yemeğini koyuyordu. Öf aman neyse mükemmel bir gün geçirdim moral bozma zamanı değil sandalyeme oturup yemek önüme konulduğu anda yemeye başladım çok yorgundum ve açtım önüme tahta koysunlar yine yerdim yani özür dilerim kardeşim seni şu an çok iyi anladım. Hepimiz yemeğe oturduktan sonra babam sesini temizledi ve kaşığını yanına koydu kesin önemli bir şey oldu ne diyecek bakalım. “İş gezisine İngiltere’ye gideceğim ihalelere girecek birçok toplantıya katılacağım eğer iyi geçirebilirsem yüklü miktarda para akışı olacak ama bir süre buraya dönemeyeceğim.” Dedi Babam sonunu üzgün tamamlamıştı uzun bir süre burada olamıyacak demek ki. Annemle aynı anda: “Ne kadar kalacaksın” Dedik o da ben de şaşırmıştık normalde hiç aynı anda konuşmayız. “ 6 ay “ Dedi Babam üzgün bir şekilde. 6 ay mı nerdeyse okulun bitiminde gelecek. Ya o gidince net evde sürekli kavga çıkacak annemle birbirimizi yiyecez her iş gezisine gittiğinde öyle olur Işıl bizi ayırmak için elinden geleni yapsa da ikimiz de inatçı olduğumuz için kimse bizi ayıramıyor. Anneme döndüğüm de o da bana bakıyordu yüzünde sinsi bir gülümseme vardı aklında ne var yine acaba. Ne işler çevireceksin. “Ben yokken kavga etmeyin bak sonu kötü olur” Dedi Babam ikimize bakarak. “Yok canım ne kavgası benim kızlarım hakkında çok güzel planlarım var çok güzel zaman geçireceğiz.” Dedi Annem sahte bir gülümsemeyle. Yandık hem çok büyük yandık kim bilir nasıl bir plan yaptı bana gıcıklığına ya neyse en fazla ne olabilir ki. Telefonumdan bir bildirim sesi geldi. Bilinmeyen Numara: Dikkatli ol fırtına yaklaşıyor kara bulutlar üstüne çökmeden kaç. İşte bu kötüye işaret yeniden anneme baktığımda hala bana bakarak gülümsüyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.