“Bilinmeyen numaradan gelen mesajlar bazen ruhunu iyileştir” Teflon tavanın kafamda oluşturduğu ağrıyla uyandım bu sefer de. Ya arkadaş ben niye hep bayılıyorum? İyice kitap karakterlerine döndüm. Hayır şekerim düşse de bayılsam ya da başka bir nedenden dolayı bayılsam neyse lan kadın kafama teflon tava attı. Teflon tava nedir ya. İnsan bi düşünür ben bunu kızın kafasına atarsam nolur canı acır mı? Gelip eliyle vursa bu kadar içim acımıycak tava fırlatınca eline ne geçti şimdi yani. NE GEÇTİ ELİNE. Bir anda içeri Işıl elinde en sevdiğim sandiviçle girdi. (ben ani girişlerine alıştm siz de zamanla alışırsınız.) “Sen de iyice kitap karaketerlerine döndün. Sürekli bayılıyorsun.” Evet ikizimle beyinlerimiz aynı çalışıyor bu bir kez daha kanıtlanmış oldu. Şimdi aklımdan geçeni okuyup bi de bayıl Feriha derse çok gülerim. Yemin ederim aklımdan direk bu geçti. “Al ye de kendine gel Feriha.” Demesiyle kahkaha attıım demek az kalır resmen anırdım. Bütün evi benim bağırışlarım doldurunca babam koşarak geldi. “Ya noldu yine kim eşşek gibi anırıyor.” Diyerek girdi odama. Ayıp oluyor ama ya insan çocuğuna eşşek der mi. Tamam biraz fazla sesli gülmüş olabilirim ama eşşek diycek kadar da değil yani. “Ha şurda yatan eşşek baba “ Diyerek beni gösterdi Işıl hah biz ikiziz canım sen de eşşek oluyorsun yani “Yalnız biz ikiziz ya hani “ Dedim imalı bakışlar atarak. “Eeee yani “ Diyerek karşılık verdi. Bazen kardeşimin mal olduğunu düşünüyorum. Cidden bana şu an aptal aptal bakıyor. “Bu durumda sen de eşşek oluyorsun yani“ Dedim pis bir gülüş atarak. Mavi gözlerini üzerime dikti ve yavaşça bana doğru yaklaşmaya başladı. Elimdeki tepsiyi alıp masama bıraktı. Bir aslan avına nasıl yaklaşıyorsa aynen öyle yaklaşmaya başladı. Dikkatlı ve sakin. Napacağını ben anlamıştım ancak babam boş gözlerle “ Napıyor bu mallar “ der gibi bakıyordu. Her zaman ki ani hareketleriye yatağa ordan da benim üstüme atladı. Destek için arkama koyduğu yastığı alıp bana vurmaya başladı. Ben vurmaması için çırpınırken bi anda yastığı fırlattı. O yastıkta babamın yüzüne ordan da yere düştü babam da bizle birlikte gülerken ikimizi de gıdıklamak için koşarak üstümüze atladı. Atlayınca yataktan çıt diye ses gelse de hepimiz anında gülmeye devam ettik. Babam ikimizi gıdıkladıkça daha çok gülmeye başladık. Galiba fazla güldük ki annem elinde kafama attığına emin olduğum tavayla kapımın önünde duruyordu. Gözlerinin mavisi sinirden koyulaşmıştı. Üçümüz de aynı anda yatağa oturduk ancak Işıl : “Üzgünüm ama dayak yemek istemiyorum.” Diyerek ışık hızıyla kayboldu. (Yani benim hızımla falan diyormuşum. Tamam iğrenç bir espiri kabul ediyorum.) Annem tavayı yere atıp arkasından koştu yapacağı biliyordum yere yatırıp gıdıklayacaktı. Tahminim doğru çıktı bi anda düşme sesleri geldi ardından da kahkaha sesleri. Babam bana yeşil gözleriyle hüzünlü hüzünlü baktı. Aklından geçenleri biliyordum onların yanında olmamı istiyordu annemle gülmemi beni sevmesini. Ancak insanları değiştiremezsin. Kimse biri istiyor diye değişmez. Özellikle de annemse ve isteyen bensem imkansız gibi bir şey. Neyse alıştım artık 16 sene böyle yaşadım bi bu kadar daha böyle yaşayabilirim. Hem öldürmeyen acı güçlendirir. Bu acı beni öldürmez ama güçlendirir. “ Biliyorum düşündüklerini anlayabiliyorum ancak yapacak bir şey yok ben alıştım sen de alış artık 16 sene geçti o hala aynı zorla beni sevmesini sağlayamam ki.” Dedim kendini üzmemesi için ancak daha da doldu gözleri. Benim yüzümden kimsenin üzülmesine dayanamıyordum. Küçük bir kedi yavrusu gibi sarıldım. Saçlarımı okşamaya başladı. Onun için de acıydı bir çocuğunu sevip diğerini sevmemesi. Birisine o aileye verilmiş bir lütuf olduğunu söylerken diğerine lanetli olduğunu söylemesi canını yakıyordu. Hele ki o kadına aşık olup mükemmel bir anne olacağına inanarak evlendiğin de daha acı oluyordu. Evet Esra Aydemir mükemmel bir anneydi ama sadece bir çocuğuna karşı. Işıl’ın en büyük şansı annemken benim en büyük şanssızlığımdı. Bunları düşünürken yavaş yavaş gözlerim kapandı. ☀☀☀ Tell Ur Girlfriend şarkısı çalıyordu. Rüyamla şarkıyı birleştirmeye çalışsam da uyanmak zorunda kaldım maalesef. Bu alarm değildi gözümü yavaşça açtım ve çalan telefona baktım. Arayan CRUELLA… Yana kaydırarak açtım telefonumu. “ Alo “ sesim o kadar kısık çıkmıştı ki duydu mu emin olamadım ancak yine çapkın sesiyle.: “ Günaydın Karıcım hadi kalk bakalım okul zamanı.” Dedi Elisa. Sabah sabah nasıl bu kadar enerjik olabiliyor ben daha gözümü zor açıyorum. Elisa’nın sesiyse cıvıl cıvıl elbisesini giyip makyajını yaptığına eminim. “ Stilistlik şimdi de horozluk yapamaya karar verdin galiba” Dedim dalga geçerek. Bunu her gün yapsa işime gelir aslında uyanmakta zorluk çekmem çünkü ben uyanana kadar bin kere arar. “ Sabah sabah çok espritüelsiniz hanımefendi. Neyse aşağıdayız değerli kıçınızı yataktan kaldırıp kapıyı açarsan seviniriz.” Demesiyle şok oldum sabahın 8’inde niye geldikleri aklımı karıştırdı. Belki şaka yapıyordur. “ Anlamadım nasıl aşağıdasınız ya “ Dedim salak bir şekilde. Cidden aşağı da olamazlar ya. “ Lan aç şu kapıyı donduk.” Ya zaten beni akıllısı bulmaz. Yataktan bi hışımla kalkıp kapıyı açtım ve yukarı çıkmalarını bekledim. Evet tam tahmin ettiğim gibi yanında Aşkın da vardı.(Yanında başka kim olabilir demeyin sokaktan bir insanı model olarak kullanmak için getirdiğini hatırlıyorum. Elisa tam ruh hastasıdır o yüzden ona yaklaşmadan önce iki kez düşünün.) “ Günaydın saçaklı prenses” Diyerek gülmeye başladı Aşkın. Hahah çok komik senin saçlarının da yeni uyanınca nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz çakma düz saçlı seni. “ Sana da günaydın ya insan bi kusursuz prenses falan der yani saçaklı ne “ Dedim kabarmış uzun saçlarımı savurarak. İkisi de eve girince arkalarından kapıyı yavaşça kapattım. Montalırını alırken Elisa: “ Valla şu saçlarla sana kusursuz kimse demez sokakta çocuk görse seni çernobile şikayet eder.” Dedi. İyi laf sokuyor bir şey diyemem. “ Nankör veletler sizi ellerimle besledim ben” Dedim kollarımı göğsümde birleştirerek. Küçük çocuklar gibi dudağımı sarkıtınca ikisi de aynı anda anlaşmış gibi: “Merak etme saçaklı birazdan kusursuz prenses olacaksın biz seni hazırlayacağız.” Dediler. Yine beni nereye götürecekler acaba ? “ Eee plan ne akşam hangi düğüne gizlice girip eğlenmeye götüreksiniz beni.” Dedim genellikle sabah bu yüzden geliyorlar çünkü. “ Biz minik bir kuştan haber aldık ressamlar ve stilistler stajerlerini seçmek için gelecekmiş” Dedi Elisa. Bugünün geldiğine inanamıyorum. Aaaa ay nolur normal biri seçsin beni etrafım da ben de dahil zaten bir çok ruh hastası var. Bi tanesine daha katlanamam. “ Beni en güzel halime çevirin ancak kıvırcık yok “ Dedim Aşkın’a dönerek saçlarımı kıvırcık yapmaya takmıştı. Belki başka bir gün olabilirdi. Ama o gün bugün değil. Hızlıca bir şeyler yiyip odama koştuk. Yaz tatilinde diktiğim kan kırmızısı elbiseyi seçtik. Günlerdir çok fazla yemek yemediğim için bol gelmişti taşlı bir kemer bulup belimi tam sarmasını sağladık. Sıra makyaja geline Aşkın önüme geçip kullanacağı tonları seçip makyajımı yapmaya başladı. Elbisem zaten çok dikkat çekici olduğu için daha sade bir makyaj yapmayı tercih etti. Şeftali tonlarında allık. Gözümü çevreleyen eyelinerı tintle tamamladı. Tabii kirpiklerimi arşa kadar kaldırmasa iyiydi de zaman yaklaşıyordu. Makyajım bittiğin de son olarak takılarımı taktım ve işte hazırdım ayna da kendime bakarken kendimi gerçekten güzel hissettim. Beyaza yakın saçlarım belime kadar dümdüz iniyordu elbiseme yorum bile yapmıyorum makyajım ustasından zaten. Aşağın inerken annem ve Işıl gecelikleriyle kahve içiyorlardı. Annem bizi görür görmez o iconik bakışlarından birini attı.(bombastic side eye) “Oha lan kardeşim ateş saçıyorsun resmen noldu akşam düğün mü var ben de geliyim mi?” Dedi parlayan gözlerle . Bi ben uyanınca çirkin oluyorum galiba. Sabah sabah yukarıdan bağladığı kuzguni siyah saçlarıyla ve masmavi parılıtılı gözleriyle benden güzel gözüküyor. “ Valla uyandığımda öyle değildim Elisa‘nın bana dediklerini duysaydın gülmekten altına işerdin herhalde . Ayrıca düğün yok bugün bizi stajer seçecekler. O yüzden hem kendi tasarım elbiselermizle gidiyoruz hem de süslü “ Diyerek göz kırptım. Kahvesinden bir yudum daha aldı. “ Eve ünlü bir stilistin ya da ressamın seni stajer olarak seçtiğini söyleyerek gel yoksa bugün koltuk yatarsın” Diyerek bu sefer o göz kırptı. Şaka yaptığını varsayarak alnına bir öpücük kondurdum. Montlarımızı giyip çıktık. Siteden çıkınca bu güzelliğimizi ölümsüzleşirmek için bir fotoğraf çektik. Okul 40 dakika uzaklıktaydı ve biz bu soğukta yürümeyi tercih ettik. “Akşam bir kutlama yapmalıyız sonuçta ilk defa stajer oluyoruz.” Dedi Elisa. Doğru söylüyordu. İlk stajerliğimizi kutlamak adına akşam eğlenmeliydik. Her zaman gittiğimiz kafe yerine hogwarts kafeye gitmeyi önerecektim ki. Arkamızdan birinin bizi takip ettiğini hissettim durup arkamı döndüm ancak kimseyi göremedim. “Işık bir sorun mu var ?” Dedi Elisa hala birinin bizi izlediğini hissediyordum. Ama istemeyerek de olsa önümü dönüp yürümeye devam ettim. “Biri bizi takip gibi hissettim ama bi sorun yok kimse bizi takip etmiyor.” Dedim sesim titreyerek neden titremişti ki kendim söylemiştim kimsenin bizi takip etmediğini yine de içim rahat değildi. “Merak etme kimse takip etmez bi kere herkes bizi ucube olarak gördüğü için kimse bizim peşimize takılamaz takılırsa da üstesinden geliriz “ Diyerek kaslarını göstermeye başladı. Bu kızlar ne zaman moralim bozuk olsa düzeltmeyi biliyorlardı. Yine de arkama bir kere daha bakıp yürümeye devam ettim. Okula kadar konuşmadan gittik. ☀☀☀ Ayaklarıma kara sular indi resmen keşke babama söyleseydim de bizi arabayla bıraksaydı. Elisa da benim kadar yorulmuştu ve ikimizin ayağında da spor ayakkabı vardı. Aşkın’ın ayağında ise dolgu topuk olmasına rağmen hiç yorulmuşa benzemiyordu. Offf sporun faydaları işte Aşkın ailesi boşanmadan önce koşucuydu. Psikaytriye gitmeye başlayınca spor hayatını tamamen bitirdi. Annesi bizim okula yazdırdığında çok soğukdu herkese karşı ancak bizle tanışınca acılarını anladığımız için bizle yakınlaştı. Artık umursamasa da donuk bakışlarını yakaladığım da içinde bazen üzüldüğünü hissediyorum. Elisa’nın evi her zaman karışıktır babasıyla annesi sürekli kavga eder. Kavga büyüdüğünde artık tek sığınakları olan Aşkın ya da bana geliyor. Hepimizin acıları farklı işte. Kim Aşkın’a baktığında bir derdi olduğunu düşünür ki. Genel de ilk akla gelen pamukşeker olur ama her zaman öyle olmuyor işte çok mutlu olarak gördüğünüz birinin içinde neler yaşadığını bilemezsiniz. O yüzden arkadaşlarını bir derdi var mı diye kontrol etmek söylemezse ısrar edip içini dökmesini sağlamak önemlidir. ☀☀☀ Sınıfa çıktığımız da Erkan Hoca ordan oraya koşturuyordu. “ Hocam iyi misiniz?” Diye sordu Elisa . Cidden hiç zamanı değildi adam ordan oraya koşturup okulda bıraktığımız resimlerimizi ve tasarımlarımızı özenle yazdığı isimlerimizin altına yerleştirip sergi hazırlıyordu. Seçkin isimler birazdan gelecek bize seçeceklerdi. “Kimlerin geleceği şurdaki kağıtta yazıyor Elisa lütfen kimse ayak bağı olmasın bana öğrencilerimi en iyi yerlere göndermek istiyorum. O yüzden sınıf düzeninin tam olması lazım. Özellikle ilk siz sınıf atlayanların en yetenikli olduğu zaten CV’lerinize yazıp gönderdim.” Dedi Erkan Hoca oha bize en yetenekli dedi demek ki bazı insanlar birini sevdiğini belli etmiyormuş gözüm yaşardı. Elisa ve Aşkın da benim kadar şaşırmışlardı. Tam kimlerin geleceğinin yazdığı bakmaya gidecektimki telefonuma gelen mesajla durdum. Bilinmeyen: Kırmızının bu kadar yakıştığı başka bir kız görmemiştm ben. Canımı almaya gelen melek olabilir misin ? Kim olduğunuu cidden merak etmiştim ancak zaman kalmamıştı. Kimlerin geleceğini öğrenme isteğim üstün bastı ve telefonu çantama attım ve akşam eve gidince yazacağıma kendime söz verdim. 11/A’DAN STAJER SEÇECEK STİLİST VE RESSAMLAR LİSTESİ Asena KUZGUN: Stilist, Ressam Beste MUTLU:Stilist Rüzgar ALTUN:Stilist Ecem AŞIK:Stilist Alya GÜNAY:Stilist,Ressam Aras ILICA:Ressam Alp ÇEVİK:Ressam Boran KARADAĞ:Ressam Umay NADİR:Stilist Atlas ORBAY:Ressam Açelya DEMİREL:Ressam Duru ADA:Ressam Tarık SONAY:Resssam Vay be aşırı iyi kişiler geliyor hepsi işinin ehli de benim en sevdiğim Asena KUZGUN hem stilist hem de ressam umarım beni stajeri seçer ya. “ Lan Ecem AŞIK geliyorrrrr ben bu kadının yıllardır hayranıyım Allah’ım nolur beni seçsin.” Dedi Elisa listeye bakarak. Arkasından Ecem AŞIK geldi elini omzuna koydu ve: “ Vay burda bir hayranım varmış yetenek durumuna göre seni seçebilirim.” Diyerek göz kırpıp sınıfa geçti sırayla bütün stilistler ve ressamlar sınıfa doluştu. Elisa heyecandan bayılcak gibi duruyordu. Stilistler sırayla tasarımlarımıza baktılar heyecanlı bekleyişin sonucunda ilk seçilen Aşkın oldu Alya GÜNAY onu seçmişti mutluluktan gözleri parlıyordu. Sonra beni Asena KUZGUN seçti ardından Ecem AŞIK Elisa’yı seçti. Sırasıyla herkes stajerini seçtikten sonra numaralar alındı ve stajerini seçen gitti. Hepimizin istediği olmuştu . Rahatladık ve içilen içeçeklerin çöpleri topladık. Erkan Hoca bizi etrafına topladı ve konuşmaya başladı: “ Çocuklar sizinle gurur duyuyorum. Umarım hepiniz istediğiniz kişi tarafından seçilmişsinizdir. Şuan ki duygularımı açıklamak çok zor gerçekten. Çocuğunu ilk okula bırakan ebeveyn gibi hissediyorum sizleri emin ellere teslim etsem de sizi okul da görecek bile olsam sizi çok özleyeceğimi bilin.”Dedi Erkan Hoca tam bir şey daha diyecekti ki sesinin titreyeceğini bildiği için sustu. ☀☀☀ “Evet nereye gidiyoruz eğlenmek için” Dedi Elisa. Ecem AŞIK onu seçtiği için keyfi baya yerindeydi. “Hogwarts kafeye gitmeye ne dersiniz?”Diyerek fikrimi sundum. Doğrusu ölüm iksirini denemeyi kafaya koymuştum. Neden olmasın ki yani Harry Potter’ı birçok kez izlemiştim ancak nasıl olduysa kötü karakterlerden olan Bellatrix en sevdiğim karakter olmuştu ki ben normalde kötü karakterleri hiç sevmem. “ Bize uyar” Diyerek düşüncelerimi böldüler. Kafeye yine yürüyerek kendi topuğumuza sıktık. Kafeye geldiğimiz de tıklım tıklım genç doluydu anlaşılan sadece bizim mutlu günümüz değildi. Boş koltuk bularak oturduk. Karşımız da bir erkek takımı oturyodu(ııııı yanlış oldu aslında it sürüsü bildiğin tiplerinden şer akıyordu resmen.) Garson siparişlerimizi getirdikten sonra erkek takımında ay pardon it sürüsünden siyah saçlı siyah gözlü çocuk bize doğru yürümüye başladı. Aşkın omzuna elini atarak: “Naber Pamuk Şeker numaranı alabilir miyim?” Diyerek aptal aptal sırıttı. Allah’ım sevgilis olan kıza bu söylenir mi ya mal bebe tokadı yiyicen şimdi. Elisa zaten anında ciddileşip çocuğa pis pis bakmaya başladı. “ Yok canım ayrıca sevgilim var sana ihtiyacım yok” Dedi Aşkın hiç yüzüne bakmadan. Yüzüne baktığı anda yumruğu geçireceğini üçümüz de bunu biliyoruz da çocuk ateşi körüklemeye devam etti: “ Valla bana fark etmez.” Dedi çocuk umursamaz bir şekilde. Ama Aşkın bu sözüne baya sinirlendiğini çocuğun burnuna yumruk atarak gösterdi. Çocuğun az önceki halinden eser yoktu resmen o umursamaz çapkınlık yapmaya çalışan çocuğun gözlerinden resmen ateş çıkmaya başladı. Aşkın’la anlaşmışlar gibi birbilerine küfür etmeye başladılar. Ortalık iyie karışmıştı herkes etrafımıza toplanmış kavgayı izliyordu dayanamayıp ikisinin arasından beni çocuğun arkadaşları çıkardı. Kumral olan çocuğun kafasında bir yudum bile almadığım ölüm iksirimin cam bardağını kafasında kırdım. Elisa da benden cesaret alarak başka birinin üstünde içeceğini döküp ayakkabılarıından birini çıkarıp tam 12’den vurdu. Siyah saçlı çocuk Aşkın’ın saçından tutup : “Bana bak Pamuk Şeker “ Diyebild sadece tam o sırada Aşkın çocuğa öyle bir tekme attı ki çıkan sesten bacağının kırıldığını sanabilirdiniz. “Baktım noldu he noldu” Diyerek sinirle bağırdı Aşkın eline içeceğini alıp birkaç yudum aldıktan sonra gerisini çocuğun kafasından aşağı döktü. Garsonlar sonunda kalabalığın içine girse de kavga çoktan bitmişti. “Polis çağırmanıza gerek yok aramızda hallettik zaten gidiyoruz şimdi” Dedi Aşkın sonra beni takip edin der gibi elini sallayarak yürümeye başladı. Yol da konuşmak istemiyordu ancak ben yine iğrenç bir şaka yaparak sessizliği bozdum: “Bi an baktım noldu diyince Birbirinize bana bak muharrem baktım recep söyle diyeceksiniz sandım” Dedim ikisi de bana bana boş boş bakmasa iyiydi ya. Aşkın önüne dönünce kendi kendine gülmeye başladı. Kızı delirttiler sonunda bi de bu çıktı başımıza artık akıl hastanesine yatırır gider bakarız. Yazık oldu . “ Işık şakaların berbat ama beni böyle bir durumda tek güldürebilecek şey senin aptal şakaların” Diyerek kahkaha atmaya başlayınca hepimiz gülmeye başladık. Cidden ne zamandır böyle gülmüştü ki normal de hep mutlu olsa da bu kadar ağız dolusu güldüğünü duymak zordu. ☀☀☀ Beni eve bıraktıktan sonra birlikte Elisa’nın evine gittiler. Ben neden mi gitmedim? çünkü uykum var. Eve girer girmez bir mesaj daha aldım. Bilinmeyen numara: Sonunda eve girebildin be güzelim tüm gün o kadar koşturdun nasıl yorulmadın anlamadım. Ayrıca Aşkın deli galiba kendi kendine güldüğüne göre. Ayrıca senden hiç beklemediğim bir şey yaptın yani bir yudum bile almadığın içeceğini nasıl çocuğun kafasında kırdın ya o an baya şaşırdım doğrusu seni hep hanımefendi tanıdım ben çünkü. Neyse bu kadar konuşma yeter uyu hadi IşığımJ Işık:Kimsiniz? Bilinmeyen numara:RUHUNUN YANSIMASI ☀☀☀
Bölüm 7
6.Bölüm: Takipçi
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.