“Her şey göründüğü gibi olsaydı eline aldığın deniz suyu mavi olurdu.” George Orwell (Yazarın Anlatımıyla) Rüyasında sadece sesler duyuyordu Işık görüntü yoktu tamamen karanlık bir kadın , 4 kız, 2 erkek sesi. Kadının sesi çok tanıdık gelsede bir türlü kim olduğunu  çözemiyordu. Kadının söyledikleri onu korkutuyordu çınlamalar şeklinde duyduğu sesler şöyleydi: “İlk önce acıyla serinlemesini sağlayın buz gibi kirli suyun serinliği yüzünden kalbi de bir o kadar buzlaşsın o su kadar kirlensin ağlasın gözünde göz yaşı kalmayana kadar, sonra yavaş yavaş kesin her bir kesikte kalbi de kanasın , ardından bedenini yakın kalbi de aynı şekilde yanıp kül olana kadar acımayın ağlamalarını umursamayın gözünün ferini soldurun yaşam enerjisini alıp gömün neşeye dair hiçbir şey hatırlamasın. En değer verdiği şeyleri elinden alın acıyla boğulsun nefes alamasın lanet okusun doğduğu güne uçuruma sürükleyin onu atlamasını sağlayın. Bunları başarırsanız zaten amacımıza ulaşırız.” Dedi tanıdık gelen kadın sesi. “Ya dayanır inat ederse o zaman nolucak biz ödülümüzü her durumda isteriz.” Dedi kararlı bir erkek sesi ardından bir kız sesi: “Siz de kadınsınız neden böyle bir şey yapamamızı istediğinizi hala çözmüş değilim. “ Dedi hüzünlü bir kız sesi. Ona verilen bu görevi ne kadar para alırsa alsın yapmak istemiyordu kendisi yaşam enerjisiyle dolu gözleri ışıltıyla parlarken başka bir kızın ışığını söndürmek istemiyordu seçilme nedeni sadece kadının ailesini tanıyor olmasıydı. Sonuna kadar reddetmeye kararlıydı. Kadın konuşmaya başladı: “Siz size denileni yapın başka bir şey düşünmeyin ödülünüz çok büyük olacak çocuklar kabul etmeyen varsa gidebilir” Dedi kadın ciddi bir ses tonuyla. “Ben bu işte yokum göz göre göre bir kızı ölüme sürükleyemem hem bu çok büyük bir suç daha yaşımız kaç bizim ayrıca büyük olsak bile vicdanı olan hiç kimse böyle bir şeyi kabul etmez.” Dedi az önce konuşan hüzünlü kız sesi. Kadın tuttuğu nefesini sinirli bir şekilde verdi. Kimseden çıt çıkmıyordu. Sessizliği dayanamayan çocuklar bozdu: “Git o zaman” “Sana ihtiyacımız yok zaten” “Aman iyilik meleği işte” “Hepimize daha büyük pay verilecek işte ne güzel” “Doğru hadi vicdanlı kız git ve payın bize kalsın” Gibi sesler çıktı her kafadan. Bütün sesleri kadın sesi susturdu: “Kapayın çenenizi başım ağrıdı istemeyen varsa gitsin diye ben söyledim zaten onu bu ortaklıktan siliyorum. Ayrıca geri kalanlara güveniyorum. Kalbini paramparça edin çocuklar.” Bulanık görüntüler görünmeye başladı o ortam da bulunan herkesin yüzü bulanık bir şekildeydi bir anda çığlık sesleri duymaya başladı Işık, yardım isteyen bir ses ama kimse ona yardım edemiyor. Çığlıklar daha da şiddetlendi. (Işığın Anlatımıyla)  Gördüğüm kabusun etkisiyle nefes alamayarak uyandım binlerce ses kafamı işgal etmiş durumdaydı konuşanlar kimdi? Bahsettikleri kıza niye öyle işkence etmek istiyorlar. Babamın İngiltere’ye gidişinin üzerinden 1 ay geçmişti ama o gittiğinden beri aralıksız her gün kabus görüyor nefes alamayarak uyanıyordum bazı rüyalarımda sesler duyuyordum ama hiçbir şey göremiyordum gördüğüm rüyalarda ise görüntü hep bulanıktı. Haftasonlarında bütün gün oturup duvara bakıp bulanıklaşan görüntüleri hatırlamaya çalışıyordum ama zihnim iyice bulanıklaşıyordu. Beren’e ve Asena’ya rüyalarımı anlatsam da onlar bile bir anlam çıkaramıyorlardı. Ayrıca bu aralar sürekli kolyeyi çıkarmam gerektiğini hissediyorum. Gizemli sarışın hayaletle konuşmam gerekiyor hem de hemen ama yalnız kalmalıyım yani kim duvarla konuşan bir insan görmek ister ki. Günlerdir bilinmeyen numaradaki şahsiyetten mesaj yok neden mi? Yazdığı her yerden engelledim çünkü rüyalarımla başım dertteyken bir de onunla uğraşamam. Numara değiştirip öyle yazar büyük ihtimalle. Ben de o zamana kadar kafamı toplarım. Onunla uğraşacak moralim hiç yok çünkü. ☀ ☀ ☀ Kuzgun Butiğe gitmek için yavaş yavaş hazırlandım geceleri çok fazla uyku tutmadığı için sabahları da erken kalkmaya başlamıştım. Her zaman ki gibi kendi diktiğim elbiselerden birini giydim. Ayna da kendime baktım kırmızı kolyemin altına kırmızı elbise hah aman ne güzel uyum biri aptal tılsım diğeri el emeğim göz nurum günlerce uykusuz kalmama sebep olan canım elbisem. Fırtına cidden yaklaşıyor hissediyorum ama ben hala güzellik peşinde koşuyorum annem normal gibi gözükse de bir şeyler planladığı o kadar belli ki. Bakalım kim ki kimi akıl hastanesine yatıracak. Cidden desteğe çok ihtiyacım olacak bir döneme gireceğim bakalım annem başıma nasıl bir bela açacak. Merakla bekliyorum. Işıl, odama girip parfüm kokusunu bütün odama yaydı ve gelip bana sarıldı benim hissettiğimi o da hissediyordu ama bu konuda konuşmak istemiyordu ben anlatıyordum o dinliyordu sadece o fırtınadan korkuyordu ben sadece bi hortum çıkıp beni yutmaması için dua ediyordum hoş asıl fırtına benim içimde kopuyordu. Işıl düşüncelerimi bölerek konuşmaya başladı: “Hala rüyalarını mı düşünüyorsun? Bugün ne gördün ya da sadece ses mi duydun?” Dedi mutsuz bir sesle onu da üzdüğümn farkındayım ama elimde değil duygularım illa ki yüzüme yansıyor ayrıca yansımasa bile biz ikiziz içimde bir huzursuzluk olduğunu hissedip kendisi soruyor. “ Benzer bir rüya gördüm ama tanıdık gelen bi kadın sesinin söyledikleri kan dondurucuydu” Dedim iç çekerek. “Ne diyordu?” Diye sordu hemen Işıl yüzü daha çok asılmıştı. Boğazına bir yumru oturmuş gibi yutkundu mavi gözleri kapatıp dolan gözlerini sakladı ben de olmasa da ne zaman yanıma gelse gözleri doluyordu.  “İlk önce acıyla serinlemesini sağlayın buz gibi kirli suyun serinliği yüzünden kalbi de bir o kadar buzlaşsın o su kadar kirlensin ağlasın gözünde göz yaşı kalmayana kadar, sonra yavaş yavaş kesin her bir kesikte kalbi de kanasın , ardından bedenini yakın kalbi de aynı şekilde yanıp kül olana kadar acımayın ağlamalarını umursamayın gözünün ferini soldurun yaşam enerjisini alıp gömün neşeye dair hiçbir şey hatırlamasın. En değer verdiği şeyleri elinden alın acıyla boğulsun nefes alamasın lanet okusun doğduğu güne uçuruma sürükleyin onu atlamasını sağlayın.” Dedim yine iç çekerek kalbim sıkışıyordu sandalyeme oturup Işıl’ın yüzüne baktım ağlamamaya çalışıyordu. Saçlarımı geriye atıp sanki bunları konuşmamışız gibi makyajımı yapmaya başladım bana garip bir bakış attığına emindim ama sabah sabah daha fazla üzülmesini istemedim. Ona döndüğümde bana boş boş baktığını gördüm konuşacak konu aradığımda ilk aklıma gelen şey nedense doğum günümüz geldi. Baştan aşağı süzüp bir anda konuşmaya başladım: “Doğum günümüz de sana şöyle gözlerinin renginde bir elbise mi diksem hmmm bence olur ya geçen seneki doğum günümüzde pembeydi elbisen.” Dedim gülerek aynı zamanda ellerimi kamera gibi yapıp baş sallıyordum. Neden olmasın bir kere de mavi giysin yani. Gök mavisi gözlerine çok yakışır. “Kendine de yeşil dik bari senin gözlerine benzesin elbiselerimiz ayrıca ben yeşil tonlarında makyaj yapayım sen de mavi tonlarında makyaj yaparsın. Bi dk şu çocuk ne demişti ormanın ortasında gökyüzüne bakıyormuş gibi oluruz” Dedi Işıl ardından bir kahkaha patlattı. Konuyu değiştirince yeniden eski havasına geri dönmüştü. Bi insanı yeniden mutlu etmek için küçük bir şaka bile yetebilir bazen. Annemin ayak seslerini duydum Işıl’ın odasına yöneldiğinden eminim ama seslerin benim odamdan geldiğini duyunca benim odama yaklaştı adımları kapıyı her zaman ki gibi sertçe açmadı çok şaşırdım halbuki ne zaman benim odama girecek olsa kapıyı kırarcasına girerdi. “Işıl’ım hadi aşkım okula geç kalacaksın bak servis aşağıda bekliyor” Dedi annem gözleriyle camı işaret ederek. Işıl cama doğru ilerledi aşağı bakınca bi anda endişelenip bana baktı gelip yanaklarımı birer öpücük kondurup koşa koşa odasından çantasını almaya gitti. “İkinizi de çok seviyorum hadi bayyyy” Dedi şapşik ikizim el sallamak için bize döndüğünde az daha merdivenden düşüyordu. Hızlıca önüne dönüp birkaç kere sendelikten sonra inmeye devam etti sonra kapı kapanma sesi annem cam kenarına gidip Işıl’ın servise binip gidişini izledi. Cam kenarından ayrılıp tam odamdan çıkacağı sırada sorumla durdurdum onu. “Ne işler çeviriyorsun anne ?” Dedim bana döndüğünde tek kaşımı kaldırarak sorumu duymasıyla biraz afallasa da hemen hiçbir şey yokmuş gibi yalancı bir ifade takındı. “Ne işi çevirecekmişim ben evde oturmaktan kafan iyice allak bullak oldu senin git gez biraz iyice salaklaşmaya başladın.” Dedi annem tam o sırada telefonu çaldı arayan kişinin ismi ekran da çıktığında Güz mü Gül mü olduğuna karar veremedim  zaten daha fazla ekrana bakmama izin vermeden odadan çıkıp gitti. Ben de hazırlıklarımı tamamlayıp Kuzgun Butiğe gitmek için hazırlandım odamdan. Mutfağın kapısının yanından geçerken annemin telefonda konuşma seslerini duydum normalde birinin telefon konuşmalarına kulak misafiri olmayı sevmem ama içimde öyle bir merak oluştu ki kapının köşesine çöküp sessiz dinlemeye başladım. “Samantha kabul etti mi bunlara da aynı şeyleri Tamam eksik olan şeyi ben de biliyorum en yakın zaman da getireceğim “ Dedi ve telefonu kapattı ayak sesleri kapıya doğru geline hemen evin kapısına doğru koşup ayakkabımın tekini giymeye başladım kapıyı açıp yanıma geldi: “Çıktın sanmıştım ama her zaman ki gibi çok tembelsin o yüzden şaşırdım” Dedi usanmış bir sesle annem ben de ona tabii öyleyimdir der gibi bir bakış attım. Gözleri kolyeme kaydı: “Kolye yine kararmış ver de parlattırıyım “ Dedi annem sanki daha önceden de parlattırmış gibi hah ben de kandım kolyeyi parlattırcağına. “Yok böyle iyi hem daha çok kararmadı” Dedim ben de ayakkamın diğer tekini giyerken. Kaşları hafiften çatılmıştı belki de kolye mi de gizli işlerine katacaktı nerden bilebilrim yani senden her şeyi beklerim ben. “Kendi verdiğim kolyeye zarar verecek değilim ya korkma yemiycem kolyeni “ Dedi annem hafif alaylı bir sesle içimi bir kuşku kaplasa da bu saklı olan enerjimin dışarı çıkması için bir şanstı. Kolyeyi boynumdan çıkardığım anda o garip enerjinin bütün vücudumu ele geçirdiğini hissettim o da hissetmiş olacak ki bana o küçümser bakışlarından birini attı. Kolyeyi eline bırakıp çıktım. Binadan çıktığım sırada telefonumdan mesaj sesi geldi +9055********’den bir yeni mesaj Bilinmeyen Numara: Bak yine buldum seni istersen bu numarayı da engelle başka bir numaraya geçer yine yazarım sana. Yazdı yine başımın belası yazmasa şaşardım zaten mesaj yazmadan önce numarayı kaydet bastım. Kaydettiğim isim gayet ona uygundu Baş Belası Hödük yani hem baş belası hem de hödük bundan daha iyi bir isim olamaz dimi yani. Işık: Ya senden kurtulmanın bir yolu yok mu kovuyorum geri geliyorsun kovuyorum geri geliyorsun benim de bir sabrım git artık ya. Anında cevap verdi. Baş Belası Hödük: Kurtulamazsın Gün Işığım istersen numaranı değiştir istersen başka bir yere git nereye gidersen anında nefesim ensen de olur hem insan yaşama sebebini terk edebilir mi ? Yaşam sebebi mi? Acaba ailesi var mı diye düşündüm belki de beni ailesi olarak görüyordu o an içimde ona karşı bir kıvılcım hissettim. Kendi kendime güldüğümü yanımdan geçen bir teyzenin bana garip garip bakmasından anladım. Bir mesaj sesi daha geldi.  Baş Belası Hödük: Gülme öyle kalbim alev alıyor . Mesajı alınca yeniden gülümsedim. Kendime engel olamıyordum. Baş Belası Hödük: Komik değil sen öyle gülünce kalbim alev alıyor daha çok aşık oluyorum sana , uğruna ölesim geliyor. Hoşuma gitse de aklıma anında başka bir şey geldi ve aklıma geleni direk yazdım. Işık: Ya ben başka birine aşıksam nerden bilebilirsin ki. Olabilirdi yani sonuçta benim de duygularım var. Bakalım buna ne cevap vereceksin hödükcüğüm. Baş Belası Hödük: Sen sevdiğin kişilere sadıksın kimseyi aldatmazın. Ne! Ben sorduğum soruyu sorguladıım ben bunu mu sordum sana. Cidden hödük ya şimdi bu cevapla benim sorduğum sorunun ne ilakası var icaba. Işık: Anlamadım bunun sorduğum soruyla ne alakası var? Baş Belası Hödük: Demek istediğim şu eğer aşık olduğun biri olsaydı yazdığım mesajlara gülümsemeyi bırak bakmazdın belki beni dava ederdin sapık diye ama ara ara beni engellemiş olsan da yine de mesajlarımı alınca gülümsüyor heyecanlanıyorsun birine aşık olsan bunları yapar mısın? Az önce yazdığına kendin inandı mı gerçekten?/: Bu çocuk beni nerden ve nasıl bu kadar iyi tanıyor anlamıyorum sanki karşımda kendim vamış gibi hissediyorum. Beni gördüğünü bildiğim için hafif bir sesle hıh deyip telefonu kapatıp saçlarımı savurarak yürüdüm. Telefonumdan bildirim seslerini duysam da bilerek açmadım. Allah’ım ne hallere düştüm ya görmediğim bir çocuğa trip atıyorum. Bizim kızlar dışında kimseye trip atmıyordum şimdi sadece onun beni gördüğü bir hödüğe trip atıyorum. ☀ ☀ ☀ Sonunda Kuzgun Butiğe vardığımda Beren kapının oraya doğru koşuyordu ah salak ben geç kalmıştım ulan hödük ulan hödük. İkimizde aynı anda içeri girdik. Ancak iyi yürekli melek dediğimiz kadın içerde bizi 50 cm tahta cetvelle avucunun içine vurarak bekliyordu. İyi yürekli melek ölüm meleğine dönüşmüştü. Eline daha sert vurmaya başlayınca: “Ölmek için çok gencim daha yaşayacağım çok uzun yıllar var benim Beren’i al o dolmuşla geliyor hem evi de buraya daha yakın “ Dedim Beren bana öyle bir bakış attı ki şundan bir kurtuluyum canını ben alacağım der gibiydi. “Bahaneleri alayım “ Dedi ciddi bir sesle. Bahane bahane ya sabah sabah insan ne bahane uydurabilir otobüs geç geldi falan desem yürüyerek geldiğimi biliyor. Aha buldum:  “Annem iki saat lafa tuttu o yüzden geç çıktım” Dedim yani tamama uzun konuşmadık ama lafa tuttu sonuçta o yüzden yalan sayılmaz bence. Beren bahanesini sunmaya başladı: “Kız kardeşimin ateşi vardı gece zor düşürdük geç yattığım için sabah zor uyandım annem gitme dinlen dedi ama bugün haftanın en yoğun günü o yüzden zorluk çekmeyin diye geldim” Dedi Beren esneyerek bu gerçekti makyaj yapmamasından ve saçına yeşil vermemesinden belliydi Asena, Beren’e bakarak tatlı tatlı gülümsedi. Bana döndüğünde yeniden ölüm meleğine döndü yavaş yavaş bana doğru gelmeye başladı. “Asena neden üzerime geliyorsun dedim ya annem lafa tuttu diye” Dedim sesim titremişti bana doğru yürümeye devam etti sinirli bir gülümseme atıp: “Işık KAÇ!” Dedi ardından bana doğru koşmaya başladı o kovalıyor ben kaçıyordum. Bütün dükkanı turlasak da durmadı bu sefer butiğin dışına kaçtım yine peşimi bırakmadı sokağın tamamını dolandıktan sonra yeniden dükkana girdim Asena’nın kumaş odasını girip saklansam da beni orda da ikimizde nefes nefese kalmıştık kaçmaya halim kalmadığı için kadere boyun eğdim ve popoma cetvelle vurmasına izin verdim. Beren bizi izlerken gülmek ne kelime anırdı haykırdı resmen. Hay nerden dedim ben o sözleri yine sonu kötü biten oldum. Asena beni azad ettikten sonra kahvaltı hazırlayıp yemeye başladık Beren hala gülüyor Asena arada bi daha olmasın bakışları atıyordu. Telefonum çalmaya başladı Arayan AŞKIMMM… Beren: “AAA yoksa senin şu hödükle sevgili mi oldunuz?” Dedi Beren heyecanlı bir sesle. Aşkın’ı Aşkım diye kaydettiysem nolmuş yani de sevgilisi Alya bi görse varya doğrar beni. “ Tabii ki hayır Aşkın o” Dedim ve tepki vermesine izin vermeden telefonu açtım. “Lan karı iki saattir niye açmıyon ne bekletiyon beni döverim bak seni” Dedi Aşkın sinirli sinirli soluyarak. Hah işte sevgilisi de kendisi de aynı hep şiddet hep kaba kuvvet bu ne ya. “ Ya yemek yiyodum o yüzden geç açtım ayrıca bana karı deme” Dedim ağzıma bir lokma simit daha atarken. “Niye ya karı değil misin?” Dedi gülerek hah ne kadar komik bana karı dediğin bi duyulsa canı tehlike de olan benim çünkü. “Ya nasıl niye Alya bunu duyarsa canımı hiç iyi bir yerden çıkarmaz yani “ Dedim kız tek parmağıyla canımı alabilir ya boks , muay thai , taekwondo , judo , aikido , kung fu ne ararsan var kızda. “Ya hiçbir şey yapamaz” Dedi yine gülerek hııı aynen.  “ Ya salak mısın sen o mermere kırdığı elleriyle bana bi vursa ruhum kaçmak için direk kaçar vücumdan”Dedim demez olaydım arkadan hem Alya’nın hem Aşkın’nın gülme seslerini duydum rezil oldum ya. “Sakin ol görümce mermer kırdığım ellerimle vurmam sana nacizane bedeninizden ruhunuzun çıkmasını istemem ” Dedi Alya yine gülmeye devam etti Aşkın’nın zaten gülmekten nefesi kesildi ya üff ya bunlar şimdi benle her gördüklerinde dalga geçecekler. “Gülmeniz bittiyse neden aradığınızı söyliycek misiniz?” Dedim tripli bir sesle. “AAA lan gülmekten söylemeyi unuttuk” Dedi Alya bir kahkaha daha atarak. Ay aman ne kadar komik lon golmokton soylamayı onottuk. “Ya Alya sizi akşam evine çağırıyo fal bakarım eğlenir güleriz kızları çağır demişti ama biz yeterince eğlendik” Dedi Aşkın cümlenin sonunu tamamlayamamıştı yine gülerken nefesi kesilmişti. Heh bittik yine bize cinli hikayeler anlatıp hepimizi altına işetecekti gülen sadece o ve Aşkın olacaktı. “Yine hepimizi korkutacan dimi pardon ama ne zaman sizin eve gelsek tuvalete tek başıma gidemeyecek hala geliyorum. Senin yüzünden Işıl’ın başına karabasan gibi çöküp zorla elinden tutup tuvalete götürüyorum ya. Yürü git gelmem ben” Dedim Işıl’a sarıla sarıla boğuyorum kızı ya yeter. “Ya yok bu sefer anlatmıycam cidden fal bakıcam hikaye anlatmıycam” Dedi Alya sesi gayet ciddi çıkmıştı ufffff gidiyim bari. “İyi geliyom ama hikaye anlatırsan direk giderim” Dedim yani kendimi korkutmanın ne manası var “Tamam görümce “ Deyip yüzüme kapattı Alya. Terbiyesiz cık cık cık insan görümcesinin yüzüne kapatır mı ya. “ Ne diyo?” Dedi Beren ha bi sen eksiktin neyse üstü kapalı anlatıyım bari rezilliğimi anlatırsam bi de onun diline düşerim şimdi. “Ya Aşkın’nın sevgilisi bize hem fal bakcak hem de kızlar gecesi yapcaz işte.” Dedim bıkkın bir sesle. “ E sana görümce diyen kimdi peki” Dedi Beren kim olabilir sence yani. “ Aşkın’ın sevgilisi” Dedim yemek yemeye devam ederek. Beren kaşlarını çatarak konuşmaya başladı: “İyi de ben iki kız sesi duyduğuma eminim erkek sesi yoktu ki yanlış mı duydum acaba?” Diye sordu safım ilk başta herkes böyle tepki verse de biz onu öyle kabul etmiştik desteklemiyorduk ama en yakın arkadaşımız sonuçta 6 yıllık sevgilinle ayrıl diyemeyiz ya. “Doğru duymuşsun iki kız vardı zaten” Dedim Beren’e bakarak anında anlayıp geri yemeğine döndü. Ben de hazır telefon elimdeyken Baş Belası Hödüğün mesajlarına baktım çoktan okula gitmiş olmalıydı.  Baş Belası Hödük: Şu asalete bak be saçlarını savuruşa yürüyüşe bak bayılıcam heyecandan şimdi. Baş Belası Hödük: Neden trip attığını anlamasam da TRİBİNİ YERİM SENİN. Bu çocuk ne yaşıyor ya. Işık: Sen konuşurken karşımda kendim varmış gibi hissediyorum. Ayrıca çok bilmiş olduğunu. Yazıp gönderdim. Sonraki saatklerde müşteri yoğunluğundan dolayı yerime oturamadım Asena çok yorulduğumuzu görünce bizi erkenden azad etti. Telefona da bakamadım. Eve geldiğimde bacaklarımın ağrısından zor duruyordum. Kadınlar yine başımızın etinin yemişti onu getir bunu götür yok bunu beğenmedim başka rengi yok mu? Yok hanımefendi diyorum kalmadı mı diyo piyasaya öyle bir renk sürmedik diyorum gelmez mi diyo çıldıracaktım ya ne fil dişi rengiymiş arkadaş ya beni zaten normali bulmaz ki tamam çok mal gördüm ama bu kadarını da görmedim ya farklı modeller de var dedim ama ben bu model de istiyorum diye dudak büküyo. Git kime naz yapıyosan yapta bana yapma ya. Çok sinirlendim ya. “Neden kendi kendine konuşuyorsun?” Dedi arkamdan bir kadın sesi. Tamam Işık bu sadece beyninin uydurduğu bir oyun sen evde yalnızsın yani öyle olmalıyım annemle babam işte Işıl okulda hala evde tek başınasın çok sinirli olduğun için öyle duyduğunu sanmışta olabilirsin. “Hey! Sana diyorum duymuyor musun beni?” Dedi az önce konuşan ses. Yok yok ben iyice kafayı yedim gayipten gayipten sesler duymaya başladım arkamda hiçbir şey yok buna eminim şimdi arkamı dönücem ve kimse olmayacak 1…2…3 gözlerimi açmamla çığlık atmam bir oldu karşımda daha önceden hem fotoğrafta gördüğüm hem de benimle konuşan hayalet duruyordu. Gözüm karardı resmen tam yere düşeceğim sırada hayalet dediğim kız bildiğin hayalet insan formuna gelip beni tuttu. Bu kesinlikle rüya olmalı böyle bir şey imkansız olmalı yani olamaz dimi hayaletken insan olması falan yok yok ben eve gelir gelmez uyudum kesin o yüzden rüya görüyorum şimdi gözümü açacağım ve kendimi ya koltukta ya da yatakta bulacağım. Gözlerimi açtım ama benim ki gibi iki çift gözün bana baktığınıı görünce yeniden çığlık attım kollarından kendimi sıyırıp en yakın vazoya koşup elime aldım. Bana baygın bi bakış attı. “Güçlerimin geçtiği kişiye bak zaten ölü olan birini vazoyla öldürmeyi planlıyor aman ne güzel ben de soyum tükenmedi diye seviniyordum ama sen fazla salaksın.” Dedi bana hayalet görünümlü insan ya da tam tersi güçleri geçmişmiş bi kere telekenizi yaptım belki de sadece o geçti yani. Bi dk ya o soyum tükenmedi mi dedi ne alaka diycem kıza çok benziyorum. Neyse ben en iyisi yavaş yavaş soru sorarak ilerleyim. “Kimsin sen ?” Dedim gayet normal bi soru sonuçta. “Yanıma otur her şeyi anlatıcam ayrıca şu vazoyu indir sinirimi bozuyorsun.” Dedi hayalet hanım emredersiniz efendim çay da ister misiniz? Tabii ki bunları yüzüne  söyleyemem lanetler falan bi de onla uğraşamam vazoyu sakince yerine koyup sanki hiçbir şey yokmuş gibi gidip yanına oturdum . Bi süre birbirimizi süzdük ikiz gibiydik farklılıklarımız vardı elbette onun burnu biraz da hokka benim burnumsa daha uzun geliyordu. Saçları daha koyu sarıydı benim saçlarımın aksine. Ayrıca elbisesi eski yılların elbiselerini andırıyordu parlak kırmızısıyla baya göz kamaştırıcı görünüyordu bu elbise hiçbir yerde bulunmayan bir parça sorularım bitsin ben şunun aynısını dikeyim. “EEEEE soru soruların var mı bari?” Dedi beni süzmeye devam etti. Ne bakıyon yani ne var yüzümde ne var. “Adın ne?” Dedim tanışmak için yani her şeyin bir adabı var dimi Allah’ım ne diyorum ben ya bi hayaletle tanışmaya çalışıyorum. “Diana Rosa” Dedi hayalet hanım Türk olmadığın belli zaten bu elbiseleri hayatta bizimkiler giymez yani. “Ben de Işık Aydemir” Dedim elimi uzatarak gerçek olup olmadığını anlamak için elimi sıkıp yavaşça gülümsedi elleri ölü bir insan gibi miydi bilmiyorum çünkü hiç ölü insana dokunmadım ama yumuşaktı tırnakları özenle şekilledirilmişti. “Seni zaten tanıyorum biliyorsun değil mi? Hani hastane de yanına gelmiştim” Dedi Diana lan yoksa bu hastane de yanıma gelen sahte doktor mu? “Dilan Rona mı?” Dedim şaşkın bir ifadeyle vay be şekil değiştirme desen var ben de yapabilir miyim acaba? “Dur bakayım beynini kullanabiliyor musun? Diana Rosa , Dilan Rona yapbozu tamamla bakalım “ Dedi Diana burun kıvararak bana salak muamelesi yapıyor ya hem de bir hayalet beynim var herhalde anlayabiliyorum bi anlık şeyle şaşırdım nolmuş yani. Ben de ilk defa bir hayaletle konuşuyorum her şeye şaşırmam çok normal. “Neyse boşver oraları sen kimsin ya da benim neyimsin?” Diyerek konuyu değiştirdim benim de bir gururum var efendi salak muamelesi nedir ya sana yapsam benden daha çok sinirlenirsin net. “Ben senin en büyük teyzen de anneannen de olabilirim tüm akrabalarımı sayarak bulmam lazım hepsini de aklım da tutamam ya kaç yıl geçmiş aradan.” Dedi Diana yine de ağzının için de yabancı isimlerle karışık Türk isimleri sayarak. “Kaç yaşındasın ki?” Diye sordum yani en fazla kaç yaşında olabilirsin ki benden 4 yaş falan büyüktür anca daha fazla olamaz ya. “Kaç gösteriyorum ?” Dedi Diana saçlarını sallayıp uzun kirpiklerini kırparak bir eliyle sarı tutamlardan birini attı boynunda orkide omzunda ise ay dövmesi vardı boynunun aşağısına doğru iki tane iz vardı yüzünde hiç kırışıklık yoktu pürüsüzsüz bembeyaz bir teni vardı cidden orkideye benziyordu. “20 en fazla” Dedim ciddi bir ses tonuyla bi anda kahkaha patlattı gözünden yaş gelene kadar güldü.  “Şimdi de matematiğini test edeceğim ufaklık 2028’den 1500’i çıkar bakalım “ Dedi Diana göz kırparak aklımdan işlemi yapmaya başladım 2028-1500 eeeee 528 ohaaaa lan yok hayatta inanmam karşımda 528 yaşında bir kadın duruyo olamaz aklım almıyor. “528 yaşında olamazsın inanmam şaka yapıyorsun bence” Dedim yine şaşkın bir ifadeyle bugünlük bu kadar şaşkınlık yeterli bence ya bünyeme fazla geldi. “İnan 16 Nisan 1500 de doğdum ve şu an 528 yaşındayım neler gördüm ben ne şavaşlara şahit oldum ama bu yıllar içinde en çok benim sihirli kanımın başkasına aktarılmasını bekledim en çok bunu istedim ve bak karşımda duruyorsun.” Dedi bu sefer masum bir gülümsemeyle gayet içten ve gururlu bakmıştı aklım iyice allak bullak oldu şimdi ben onun akrabası mıyım yoksa reankarne hali mi? Hiçbir şey anlamadım akrabasıydımdır bence yoksa neden karşımda otursun ki dimi. “Ne yani ben ruhhastası değil miymişim?” Dedim sevinerek demek kolyeyle ilgili olan ve Aşkın’ın tuvalette Diana’yı görmüş olması her şey gerçek miymiş Allah’ım biliyordum yarabbim biliyordum ruh hastası değilmişim. Bi anda Diana’ya sımsıkı sarıldım nefesi kesilmiş olacak ki beni itti. “Özür dilerim ben fazla heyecan…” Diyemeden bu sefer o bana nefesimi kesercesine sarıldı ikimiz de gülüp birbirimize sarıldık dünyada en yakın hissettiğim insan olabilirdi ama bu güzel anı telefonumdan gelen bildirim sesi bozdu. Baş Balesi Hödükten iki yeni mesaj Baş Belası Hödük: Ben boşuna Ruhunun yansıması demedim kızım sana. Baş Belası Hödük: Hem o kadar iltifat ettim sana insan bir teşekürler der ya. Kendini beğenmiş teşekürler demesem olmuyo sanki ben de ona iltifat ettim bence yazdığım mesajda yani niden uzatıyorsun yine de teşekkür edeceğim ruhsuz hödükten adını ruhsuz hödük diye mi değiştirsem. Yok ya dursun biraz böyle. Işık: Eyvallah. Yazıp gönderdim al sana teşekkür oldu mu? Gayet güzel teşekkür ettim bence. Çok geçmeden bir bildirim sesi daha geldi telefondan Diana da telefonuma bakıyordu. Baş Belası Hödük: Eyvallah bizden. Çığlık attım olamaz değil mi? Yere Yakın Yıldızlara Yakın okumamıştır herhalde ya belki de öyle bir tarzı vardır OFFF acil sormam lazım. Diana kendi kendime gülümsediğimi görünce kolunu omzuma attı. “Sevgilin olduğunu bilmiyordum” Dedi göz kırparak sevgili falan değiliz o bana aşık bense kimseye aşık değilim. İçimden bi an bu aşık olmayacağın anlamına gelmez şu an değilsin geçti. Ay neler düşünüyorum ben ya sil bu düşünceleri sil. “Sevgili değiliz o bana aşık ve kim olduğunu bilmiyorum.” Dedim kendimi de inandırmaya çalışarak.  “O yüzden mi 32 diş sırıtıyorsun” Dedi Diana imalı bir sesle değilim değilim işte değilim hiçbir şey demeden telefona döndüm. Işık: Ya bir şey sorabilir miyim? Yazıp gönderdim öyle direk yazamazdım değil mi? Yanlış da anlayabilir. Mesajı attıktan 3 saniye kadar sonra bir bildirim daha geldi. (Yazar Notu: Neyi yanlış anlayacak acaba çocuğa sadece okudun mu diye soracaksın ne anlayabilir. Kusuruna bakmayın siz onun biraz beyinden kıt) Baş Belası Hödük: Sor Kalp Ağrım sor. Hah kalp ağrınım madem niye konuşuyon benimle yürü git sen de kalp ağrısı yapmayan biriyle konuş heyvan normalde her romantikliğe varım ama bu bi garip geldi ya da ilk defa biri bana böyle seslendiği için böyle oluyor. Işık: Madem Kalp Ağrınım konuşma benimle o zaman. Dedim çok mu tripli oldu ya off neyse attım artık Diana bana bakıp: “Ya sen ne salak sen bu çocuğu tanımıyorsun ama çocuk seni o kadar iyi tanıyor ki demek istediği şey senin beni göremediğin karşıma çıkamadığın sana sarılamadığım her gün kalbim ağrıyor. Bu ne ya benim çoğu şeyimi almışsın ama romantikliğimi alamamışsın” Dedi beni azarlayarak ya Allah Allah sanane ya hem sen niye benim telefonuma bakıyon ki. Baş Belası Hödük: Kim kızdırdı benim Çiçek Kokan Prensesimi söyle söyle Prensin gidip ağızlarının payını versin. Ayrıca sor artık şu soruyu Aman prensmiş prensesmiş banane ya Işık: Yere Yakın Yıldızlara Yakın diye bi kitap okudun mu? Konuyu uzatmayım bari yorucu bir gün geçirdiğim tripli hallerim üzerimde Baş Belası Hödük: En sevdiğim kitap olabilir. Oooo beyefendi kitap da okuyor iyi iyi puan kazandı galiba uff ne diyorum ben. Işık: İşim var sonra yazarım belki. Belki yazarım yani ama belki yazacam diye bir şey yok zaten. Cevap vermesini beklemeden telefonu kapatım koltuğun diğer tarafına fırlattım. Ellerimi önümde birleştirip: “Eeee nerde kalmıştık?” Diye sordum en son ne konuştuğumuzu tamamen unuttum harbiden biz en son ne dedik ya. (Yazar Notu: Araya o kadar laf karıştırıyor ki ne konuştuklarını bile unutuyor salak bu kız ya) Diana elini çenesine götürüp düşünmeye başladı kafasını kaşıdı kaşlarını çatarak bana döndü yavaş da hızlı da diyemem ama attığı tokat beynimi bi döndürdü yani. “Unuttum senin yüzünden araya laf sokmasan o telefona bakmasan olmazdı dimi” Diyerek beni bir güzel hırpaladı Diana siniri geçince geri yerine geçti.  “Soru soracaksan sor cevaplayayım hemen yoksa kızlarla buluşama geç kalacaksın” Dedi Diana bana buluşmayı hatırlatarak sonra bana unutkan diyorlar hayatımda o kadar çok şey oluyor ki ben bunların arasında nasıl her şeyi hatırlayım yani. “Tamam ıııı heh buldum sen tam olarak nesin yani hayalet halinden nasıl kanlı canlı hale geçebiliyorsun?” Aklıma ilk gelen soru nedense bu olmuştu. Fark ettiğim en garip şeylerinden biriydi. “Ben ölümle yaşam arasındaki çizgiyim bu yüzden ikisi arasında gidip gelebiliyorum öldüğün zaman anlarsın beni aynı şeyi sen de yaşayacaksın ya da senin zamanın daha farklı olduğu için yeniden tamamen yaşam alanına da girebilirsin güçlerinin sırrını tam olarak çözmüş değiliz sonuçta.” Dedi Diana yine düşünürek merak uyandırıcı güçlerim nerde sınır buluyor acaba? “Nasıl öldün?” Dedim onu üzeceğimi biliyordum ama böyle birini nasıl öldürdüklerini düşünmeden edememiştim Yüzü ilk hüzünlendi sonra yavaşça gülümsedi ve konuşmaya başladı: “Ben eşimle beraber kasabanın her ilkbahar da düzenlediği adı üstünde ilkbahar balosuna katılmıştım evden kaçtığım için ailem beni arıyordu neden kaçtığımı sonra anlatırım. Evlendiğimi öğrenince annem ve babam mutlu oldular ben mutluydum çünkü kalbim de ruhum da özgürdü benliğimi ruh eşimi bulmuştum ama kız kardeşim Lilat meğerse Liam’a yani eşime aşıkmış evli olduğumuzu duyunca deliye döndü güçlerimi biliyordu benim adımı cadı diye Liam’ın adını cadının maşası diye çıkarttı eve geç gelmiştik çok yorgun olduğum için üstümü değiştirmeden yattım ama uyandığımda kasabanın ortasında ben zincirlerle Liam iplerle bağlanmıştı. Zinciri çok zor kırdım kolyeye yapılan büyünün aynısı zincirlere de yapılmıştı ama aşkım yüzünden gözüm öyle döndü kü tenimi ne kadar yakarsa yaksın aşkım ölmesin diye onları kırdım herkesi püskürttüm ama arkamdan zehirle büyülenmiş bıçakla gelen Lilat’ı fark edemedim boynuma iki çizik sırtıma üç çizik attı dayanmaya çalışsam da öyle canım yandı ki hiçbir şey yapamadım Liam acıdan çığlıklar attıkça kalbim kanadı en çok onu susturmak istedim uyanıp bir rüya olduğunu görmek ve onu öpüp yeniden uykuya dalmak ama olmadı hayatımın aşkı gözlerimin önünde acıdan gözlerini sonsuza kadar kapattı son sözleri “Sana her zaman aşık olacağım Orkidem, Ay Işığım. Seni gittiğim yerde bekleyeceğim” oldu ilk onun bedenini sonra benimkini yaktılar onun ruhu yükselip ait olduğu yere giderken benim ruhum ordan ikimizin bedenlerini nasıl yaktıklarını ailemin nasıl yıkıldığını izledi. Zaten beden yakıldığı için bu elbise hala üstümde Liam’ın kokusu hala üzerimde böylece yüzünü de kokusunu da hatırlayabiliyorum” Diana ağlayarak her şeyi anlattı. Gerçek aşkını bulmuşken böyle trajik bir ölüm olması çok kötüydü kim bilir nasıl acı çekmiştir onun dünya da kalmasının nedeni ne acaba ? Diana’ya sarıldım omzumda hıçkırarak ağlamaya başladı. “Liam’ın yanına gitmenin bir yolu yok mu?” Dedim elimin tersiyle göz yaşlarını silerek kalbinin nasıl kavrulduğunu yüzüne bakınca bile anlıyordum hıçkırıkları yavaş yavaş son buldu. Benden ayrılıp göz yaşlarını sildi.  “Tarihin tekrar etmesi lazım” Dedi Diana hala akan küçük gözyaşlarını silerek. Tarihin tekrar etmesi herhalde savaşın yeniden yaşanması gibi bir şeydir. Ona boş boş baktığımı görünce konuşmaya başladı: “Işık senin ölüp yeniden doğman gerekiyor Lilat’ın beni öldürdüğü bıçağa yapılan zehirli büyü de bu yazıyor aile de bi daha benim gibi birinin doğmayacağını düşünüp yapmış ama düşündüğü olmadı bunun nedenini de sonra anlatırım emin ol ama şu an hazırlan yoksa geç kalacaksın” Dedi Diana saati göstererek eyvah cidden geç kalacağım hemen ayağa kalkıp odama koştum kırmızı sırt çantamı çıkarıp içine gecelik makyaj çantası ve birkaç şey daha atıp kapattım saat altıda Elisa’yla Kapalı Çarşı’ının önünde buluşacaktık ve saat 5:55 ay nasıl yetişeceğim ben ya. “Endişelenme ışınlarım “ Dedi Diana doğru ya o bütün güçlerini kullanabilen bir cadı yehuu ilk defa bir işime yaradı. Elini bana uzattı elini tutup gözlerimi kapattım başım döner gibi bir histi gözü açtığımda kapalı çarşıya yakın bir sokak köşesindeydik. Elisa telefona bakıp duruyordu Diana’ya gülümseyip Elisa’nın yanına koştum.Beni görür görmez rahatlar gibi bir nefes verdi: “Beni ekeceğini düşünmüştüm çok rahatladım” Dedi Elisa kalbini tutarak gözleri boynuma kaydı kolyemin olmadığını fark edince gülümsedi: “Vayyy kolye çıkmış sonunda kurtuldun mu yükünden” Dedi Elisa sevinçle evet kolye üzerimde bir yükmüş nasıl ağırlık yaptığını tamamen kendi isteğimle çıkarınca anladım. “Sabah annem birden çıkarıp vermemi istedi parlattırcakmış” Dedim göz devirerek parlatma yalanına ben de inanmadım ama kokusu yakında çıkar bununda . “Parlattıracak mı o eski kolyeyi direk çöpe atsa yeridir insanı korkutan bir havası Dedi Elisa gülerek aynen öyle çöpe var.” atsa yeridir. “Off aman boşver şunu ya şurdan bi taksi çevirip gidelim yoksa Aşkın bizi kıtır kıtır kesecek.”Dedim o değil de daha çok yanında ki mermer elli hanımefendi kesebilir bizi sırf geç kaldık diye Aşkın üzüldüğü için bizi kıtır kıtır keser akşam yemeği diye bizi yer. “Doğru ya dur çağırayım bir tane Taksiii” Dedi Elisa elini kaldırarak grubun en sinirlisi de en hanımefedisi de oydu bi an ateş püskürürken bi an süt dökmüş kedi gibi oluyordu duyguları çok çabuk değişiyordu. ☀ ☀ ☀ (Yazarın Anlatımıyla) Alya, hayatının en güzel dönemlerini yaşarken bi anda siyasetçi babası bir toplantıya giderken öldürülmüştü. Hayatı altüst olmuştu babası onun tek destekçisi  onu gerçekten seven tek kişiydi ama o ölmüştü Alya aylarca kendisini odasına kilitleyip babası hiç ölmemiş gibi işten dönüp kapısını çalmasını bekledi ama kapısını çalan tek kişi sinir hastası olduğunu herkesten saklayan annesiydi. Annesi mükemmeliyitçi bir kadındı Alya’nın balerin olup ödüller kazanmasını istiyordu ama bu kızını balerin olarak görmek gurur duymak için değildi para doyumsuzdu o kazandığı ödüllerden gelen parayı istiyordu. Babası ise ne olmak istediğini Alya’ya bırakmıştı. Alya pilot olmak istiyordu ama bu imkansızdı annesi zorla baleye gönderdi her kazandığı ödülden sonra paraları çarçur etti geceleri eve sarhoş gelip Alya’yı saatlerce dövdü acımadı Alya da dövüşçü olup kendisini ve eğer bir sevdiği olursa onu korumaya yemin içti. Gizli gizli dövüşmeyi öğrendi sonra karşısına Aşkın adında pembeye aşık kişiliği diğer herkesten farklı olan bir kız çıktı ona aşık olmasının herkes tarafından yanlış anlaşılacağını da bilse kendine hakim olamadı. Sevgili oldular ve kim ne derse desin ayrılmayacaklarına söz verdiler. Sözlerini 6 yıldır tutuyorlar tutmaya devam edeceklerine de eminim. Alya tatlıları dolaba atarken Aşkın masayı diziyordu. Alya düşünceli görünüyordu Aşkın bunu fark edip arkadan sarıldı ve konuşmaya başladı: “Bir sorun mu var Meleğim?” Dedi Aşkın hayatında onu karşılıksız sevip kalbini ona sunup hayatına mutluluk getirdiğinden beri onu meleği olarak görüyordu. “Kafamdaki sesleri susturmak istiyorum içimdeki bu kötü hissi söküp atmak istiyorum Düşesim” Dedi Alya hisleri ağır geliyordu bu gece olacakları söyleyip rahatlamak istiyordu sadece. “Ne diyor kafandaki sesler hadi söyle Düşesine” Diyerek kendine döndürdü Aşkın. “Yemekten sonra öğreniceksiniz zaten Düşesim” Dedi ve Aşkın’a sarılıp kokusunu içine çekti. Bi süre öyle kaldılar bu romantik anlarını zil sesi bozdu. (Işığın Anlatımıyla) Zile basıp açmalarını bekledim Aşkın kapıyı açıp kaşlarını çattı kollarını göğsünün altında bağlayıp ayağını sallamaya başladı: “Nerdesiniz siz ya ben burda açlıktan ölüyorum geçin içeri” Dedi Aşkın bizi çekirtire çekiştire içeri çekti ellerimizi yıkayıp masaya geçtik yemekler nefis kokuyordu Alya da Aşkın da tam bir aşçıydılar harika yemekler yapıyorlardı ben yemeklerden tabağıma aldığım sırada Alya sabah ki olayı hatırlatmaya başladı: “Mermer kırdığım ellerimle yaptığım yemekleri beğenir umarım naçizane bedeniniz Görümce hanım” Dedi Alya, Aşkın’la ikisi aynı anda gülmeye başladılar Elisa konuyu bilmediği için bize mal mal bakıyordu ben dudaklarımı büzüp yerimde kaydım kollarımı çocuk gibi bağlayıp ikisini de küsmüş gibi yaptım. “Ya noluyo bana da anlatsanıza” Dedi Elisa sitem ederek. Haklı sitem etmekte yani olaylar hakkında hiçbir şey bilmiyor sonuçta onlar karşımda bana gülüyorlar ben onlara küsüyorum normal olarak kızın kafası karıştı tabii.  “ Elisa bak şimdi biz işte Işığı akşam buraya gelin falan diye aradık o da kahvaltı ediyomuş geç açınca ben de buna lan karı falan diye sitem ettim. Işık da işte bana karı dediğini Alya duymasın o mermer kırdığı elleriyle bana bi vursa ruhum direk çıkar falan dedi bu sırada da biz Alya’nın arabasındayız ve Alya yanımda biz buna gülgül öldük.” Dedi Aşkın yine kahkaha atarak Elisa bana dudaklarını ısırarak baktı gülmemeye çalışıyordu elimi ona doğru uzatıp: “Sakın Elisa sakın gülmeye kalkma” Dedim geri çekilip eliyle ağzına kilitledim gitti işareti yapsa da dayanamayıp gülmeye başladı. “Gidiyom ben ya” Diyip masadan kalkmaya yeltensem de Aşkın kolumdan tutup oturtu. “Görümce dışardan bakınca böyle vurunca her yeri inleten bir havan var ama seni tanıyınca çok yumuşaksın ya” Dedi Alya. Gıcık nolacak başka doşordan bokonca bole voronca har yarı ınloton bir hovon vor ama sanı tonoyonca çok yomoşokson yo. “Sensin be yumuşak başkalarının yanında vurdulu kırdılı Aşkın’ın yanına gelincce kedi oluyorsun ses çıkaramıyorsun.” Dedim kendime hayret ederek az önce ben lisanlı bir dövüşçüye yumuşaksın mı dedim? Allah’ım nolur dememiş oluyum nolur. “Sen bi aşık ol bi de seni bi görelim onun aşk ateşi yüzünden kedi mi oluyorsun yumuşak mı?” Dedi Aşkın’ın yanağına ıslak bir öpücük bıraktı ıyh vıcık. Yemeği yedikten sonra salonda hepimiz yere oturup Alya’nın çevresini çevirdik. Benim için kartları dizmeye başladı çok odalanmış mı görünüyordu yoksa endişeli mi? “3 kart çek” Dedi Alya elimi yavaş yavaş kartların üzerinde gezdirdim en çok hissettiğim 3 kart seçip önüne koydum. İlk ortadaki kartı açtı. “Kalbin çok temiz herkese karşı ben gayet iyiyim desen de iyi olmadığını sen de biliyorsun aklından geçen şeyler bazen deli olduğunu düşündürüyor annenin seni sevmemesi umrunda değilmiş gibi davranıyorsun ama kalbin o kadar yaralı ki Işıl’a davranışlarına bakarken bazen onu iyi anlamda kıskanıyorsun ama o kalbindeki yük asla gitmiyor çocukluğundan beri hep seni sevmesini hayal ediyorsun ama asla annen sana yaklaşmıyor senden daha çok uzaklaşıyor. Bu aralar kafanı karıştıran biri var baş harfi O sana uzun zamandır aşık kalbi sadece senin için atıyor sen de ona doğru gidiyorsum ama kabullenmek istemiyorsun çünkü bu dünya seni o kadar çok sevebilecek biri olduğuna inanmıyorsun. O yüzden söylediği her şey hoşuna gitse de alttan almaya çalışıyorsun. Ayrıca uzun zamandır aklında dönen başka biri daha var kadın sarışın sana benziyor onunla konuştun bugün ama aklında hala bir sürü soru işareti var ve yakın zamanda bu soruların cevaplarını da alacaksın. Kız kardeşin de sen de kötü şeyler hissediyorsunuz aklından geçen ne varsa doğru” Diyerek soldaki karta uzandı ağzım açık kalmıştı eğlencesine baktığını sanıyordum ama aklımda ne varsa her şeyi ortaya döktü. “Söylediğim gibi aklın çok karışık bu aralar hayatın öyle bir değişim geçirecek ki sen bile inanamayacaksın en fazla ne olabilir ki diyeceksin ilk başta bi bakacaksın daha ne olacak diyecek hale geleceksin. Kalbindeki his her geçen gün artacak  bunalımların artacak. Rüyalar görüyorsun bazılarında bulanık görüntüler bazılarında sadece ses duyuyorsun bir kadın konuşuyor kadın çok yakın bir tanıdığın acı çektirmek istediği biri var çok büyük bir plan yapıyor. Ama içinde başkaları da var 3 kız 2 erkek “ Sözünü kestim Alya’nın bir kişi daha vardı planın içinde. “4 kız 2 erkek” Dedim tamam her şeyi biliyordu ama o kişinin plana ortak olmadığını biliyor muydu acaba? “4. Kız plana ortak olmayacak doğru tarafı seçecek onun gözü parada değil kendi halinde kısa saçlı yabancı ırklı biri baş harfi T bu kız sana yardımcı olmak isteyecek diğerlerinden korumaya çalışacak. Ama diğer kişilerin gözünü para bürümüş kadın nerdeyse bütün servetini teklif etmiş aileleri çok zengin olduğu halde kabul etmişler para vicdanlarının önünde geçmiş.” Sağdaki kartı açtı konuşmadan önce su içti: “Bu olaylar yaşanırken bütün vücudun mutsuzluktan çökücek duruma gelecek kalbin paramparça olacak acının bir sınırı olmayacak bence 4 kart daha seç ki daha detaylı açabileyim olayları” Dedi Alya gözlerinin altındaki damarlar belli olmaya başlamıştı bu iş cidileşmeye başlamıştı ne derse doğruydu rüyalarım hislerim baş harfler vermesi bu kadarı tesadüf olamazdı ya. 4 kart daha seçip önüne koydum bu sefer hepsini aynı anda açıp konuşmaya başladı: “Öyle bir fırtınanın içinde bulacaksın ki kendini seni hiçbir şey kurtaramayacak yanında sana destek olmak isteyecek insanlar olacak ama zaten yeterince sıkıntıları var diyip bencillik yapacaksın yüzünü bile göstermeyeceksin onlara acılarını güçsüz olduğunu çaresiz olduğunu göstermek istemeyeceksin. Aşık olacaksın o çocuğun aşkından delireceksin adeta neden ona aşık olduğunu sen de bilmeyeceksin bir anda karşına çıkacak ve kalbin sadece onun için atacak aslında çocuk hiç senin tipin değil sen bile şaşıracaksın ben nasıl buna aşık oldum diye o çocuğun aşkı seni yakacak ama gerçek anlamda sana sırf o çocuğa aşıksın diye düşman olanlar olacak sen vazgeçmeyeceksin onlar da canını yaktıkça yakacaklar yeteneklerini kullansan bile onlar seni engelleyecek sonra o çocuk senin ilk önce kalbini paramparça edecek sonra sana öyle bir şey yapacak ki senin” Dedi Alya cümlenin devamını getiremedi yutkundu konuşmak istiyordu ama konuşamıyordu bi anda telefonuma baktı 3 saniye sonra Işıl aramaya başladı eh bu kadar olmaz yani tesadüf diycem benim hayatımda hiçbir şey tesadüf olamaz ki “Noldu Işıl bi sıkıntı mı var?” Diyerek açtım telefonu konuşmasına izin bile vermemiştim hala Alya’dan duyduklarımın şokunu yaşıyordum. “Annem bizimle bir şey konuşacakmış acil seni eve çağırıyor” Dedi Işıl yine ağlamaklı konuşuyordu garip şeyler olacağı belliydi içime garip bir his oturunca gitmeye karar verdim. “Tamam geliyorum sen sakin ol ne konuşucakmış görelim.” Dedim yine hıçkırarak ağlamaması için kalkıp çantamı aldım. “Kızlar annemle bizimle bir şey konuşacakmış erken biterse gelirim ki kesin kavga çıkar kesin gelirim.” Dedim Aşkın beni geçirmek için geldi sarılıp beni yollandırdı.  Taksi çağırıp beklemeye başladım. Tam o sırada yanımda Diana’nın belirdiğini gördüm. “Işık o kadın ne derse desin çok tepki verme elinde çok büyük bir koz var karşı çıksan daha seni zorlayarak daha çok canını yakar her şeye bir bahane bulacak. Sen her şekilde alnına yazılan hayatı yaşayacaksın o yüzden itiraz etsen de bir şey değişmeyecek” Dedi ve cevap vermemi beklemeden gitti tam o sırada taksi geldi. ☀ ☀ ☀ “Ne konuşacaksın bizimle?” Diyerek direk konuya girdim. “Direk konuya girdin madem söyleyeyim Işıl İngiltere’deki şu güzel sanatlar okulu var ya oraya gidiyorsun Işık sen de Karakaya Teknik Meslek Lisesi’ne gidiyorsun” Dedi kesin bir şekilde verebildiğim tek cevap: “NE!” Olmuştu. ☀ ☀ ☀
Bölüm 9
8. Bölüm: Gizli işler
Bölüm sonu
Sonraki bölüm kilitli
10. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.