İçeriğe geç

lamia

Bölüm 5 · 6 dk okuma

lamia

Bölüm 5

ATEŞTEN DOKUNUŞLAR

Şatonun ana kulesinin en üst katında yer alan Taehyung’un kişisel odası, devasa maun kapının gürültüyle kapanmasıyla derin bir sessizliğe büründü. Odanın içini kaplayan tek ışık kaynağı, yüksek şömineden yükselen turuncu ve kızıl alevlerin duvardaki gölgelerle yaptığı vahşi danstı.

Taehyung, kucağında çırpınan Jungkook’u yavaşça değil, adeta sahiplenici bir hırsla devasa, koyu mor kadife yatağın ortasına bıraktı.

Jungkook yataktan geriye doğru sıçramak istedi ama Taehyung bir yırtıcı çevikliğiyle üzerine tırmandı. İki sert dizini Jungkook’un uyluklarının iki yanına sabitledi, devasa gövdesiyle genç adamın üzerine tamamen kapandı. Jungkook’un ince bileklerini tek bir güçlü eliyle kavrayıp yastığın üzerine, başının üst noktasında sabitledi.

"Bırak! Bırak beni Taehyung!" dedi Jungkook, nefes nefese kalmış halde. Göğsü hızla kalkıp iniyor, göz pınarlarında biriken öfke ve korku yaşları şömine ışığında parıldıyordu. "Beni burada hapsedemezsin! Ben senin malın değilim!"

Taehyung eğildi. Soluk, mermer kadar pürüzsüz yüzü Jungkook’un yüzüne yalnızca bir milim uzaklıktaydı. Kızıl irisleri karanlıkta adeta bir kor gibi yanıyordu. Vampir Lordu’nun aura ve baskısı öyle eziciydi ki odadaki hava ağırlaşmış, Jungkook’un ciğerlerine oksijen çekmesini bile zorlaştırmıştı.

"Hala anlayamadın mı, küçük kuşum?" dedi Taehyung. Sesi, kırık cam parçaları üzerinde gezinen kadife bir kumaş kadar pürüzsüz ama derinden gelen bir tehditle doluydu. "Sen bu şatoya adım attığın an, bu topraklara bastığın an kaderin yazıldı. Sen benimsin. Kanınla, nefesinle, kalbinin her bir atışıyla..."

"Asla..." diye fısıldadı Jungkook, gözlerinin içine dik başlılıkla bakarak. "Kalbim asla senin olmayacak."

Taehyung’un dudaklarında karanlık, tehlikeli bir tebessüm belirdi. "Kalbinin kime ait olduğunu bedenine sorduğumuzda aynı şeyi söyleyebilecek misin acaba?"

Taehyung boşta kalan elini uzattı ve Jungkook’un üzerindeki pamuklu beyaz gece gömleğinin yakasını tuttu. Tek bir zahmetsiz hareketle kumaşı yukarıdan aşağıya doğru yırtıp attı. İpeksi kumaşın yırtılma sesi odada yankılandı. Jungkook’un pürüzsüz, buğday rengi göğsü ve narin köprücük kemikleri tamamen açığa çıktı.

"Taehyung, hayır!" dedi Jungkook panikle, çırpınışlarını artırarak. Bacaklarını savurmaya çalıştı ama Taehyung’un ağırlığı altında kıpırdayamıyordu bile.

Taehyung’un bakışları, genç adamın çıplak göğsünde gezindi. Vampirin gözlerindeki kızıllık daha da koyulaştı, pupils genişledi. Jungkook’un vücudundan yayılan o tatlı, sıcak ve vanilya kokulu kan aroması, Taehyung’un asırlardır bastırdığı en vahşi arzularını tetikliyordu.

"O kadar güzelsin ki..." diye fısıldadı Taehyung, sesi şehvetten boğuklaşmıştı. "Seni parçalamak, kanını son damlasına kadar içmek ve aynı zamanda seni sonsuza dek bu yatakta tutmak istiyorum."

Taehyung başını indirdi. Soluk, soğuk dudaklarını Jungkook’un köprücük kemiğinin hemen üzerine bastırdı.

Jungkook’un bedeninden elektrik çarpmış gibi bir titreme geçti. Vampirin dondurucu dudaklarının tenine teması, içindeki yakıcı sıcaklıkla birleştiğinde akıl almaz bir çelişki yaratıyordu. Taehyung, dudaklarını emerek Jungkook’un hassas teninde koyu kırmızı, morumsu bir mühür bıraktı.

"Ah..." Jungkook iradesizce başını geriye attı. Ağzından kaçan küçük iniltiyi bastırmak için alt dudağını ısırdı.

"Bastırma," dedi Taehyung, dudaklarını genç adamın boynuna, çene hizasına doğru kaydırırken. "Sesini duymak istiyorum. Benim adımı sayıklayarak inlemeni istiyorum."

Taehyung, Jungkook’un bileklerini serbest bıraktı. Artık onu tutmasına gerek yoktu; zira Jungkook’un bedeni, emdiği vampir kanının ve Taehyung’un dondurucu şehvetinin etkisiyle uyuşmaya, pelte gibi gevşemeye başlamıştı. Taehyung ellerini aşağı indirdi, Jungkook’un düz karnında, kalçalarında gezdirdi. Parmak uçları değdiği her yerde adeta ateşten izler bırakıyordu.

Jungkook serbest kalan ellerini ne yapacağını bilemedi. İlk başta Taehyung’un geniş omuzlarını itmeye çalıştı ama parmakları istemsizce adamın siyah kadife ceketinin kumaşına kavruldu, sıktı. Bedenindeki tüm direniş, yerini tuhaf, yakıcı bir arzuya bırakıyordu.

Taehyung, Jungkook’un altındaki bol pantolonu da tek bir hamlede sıyırıp attı. Artık genç adam yatakta tamamen çıplak, savunmasız ve her şeyiyle Vampir Lordu’nun merhametine—ya da arzularına—terk edilmiş halde yatıyordu.

Taehyung üzerindeki ceketini ve gömleğini çıkarıp yere attı. Mermer gibi yontulmuş, geniş göğsü ve kaslı kolları ortaya çıktı. Şöminenin ışığı ikisinin birbirine kenetlenmiş bedenleri üzerinde dans ediyordu.

Taehyung, Jungkook’un bacaklarını iki yana açtı ve arasına yerleşti. İki beden birbirine temas ettiğinde Jungkook derin bir nefes verdi. Taehyung’un soğuk teni, kendisinin alev alev yanan vücuduna muazzam bir ferahlık veriyordu.

"Bana bak," dedi Taehyung emredici bir sesle.

Jungkook puslu, ıslak gözlerini açıp yukarı baktı. Taehyung’un kızıl gözleri ona bir evren kadar derin ve kaçınılmaz görünüyordu.

"Sen benimsin Jungkook," dedi Taehyung, eğilip dudaklarını genç adamın dudaklarına bastırmadan hemen önce. "Şimdi ve sonsuza dek."

Taehyung, Jungkook’un ağzını fethetti. Diliyle genç adamın ağzının içini hırsla, açlıkla taradı. Bu öpücük nefes kesiciydi; sıcak, ıslak ve karanlık bir vaat taşıyordu. Jungkook, karşı koyamadığı bu baskınlığın altında ezilerek öpücüğe karşılık vermeye başladı. Alt dudağını Taehyung’un dudakları arasında hissederken boğazından tatlı bir iniltı yükseldi.

Taehyung elini aşağı indirip Jungkook’un hassas merkezini kavradı. Yavaş, ritmik ve baskıcı dokunuşlarla genç adamı çıldırtmanın eşiğine getirdi. Jungkook kalçalarını hafifçe yukarı kaldırarak bu dokunuşlara karşılık veriyor, Taehyung’un elindeki ritme teslim oluyordu.

"Taehyung... ah... Taehyung..." Jungkook’un dudaklarından dökülen isim, Vampir Lordu’nun gözlerini tamamen kararttı.

"İşte böyle..." dedi Taehyung hırlayarak. "Adımı söyle."

Taehyung, parmaklarını masanın üzerindeki küçük kristal şişedeki özel yağla ıslattı. Bir saniye bile beklemeden, Jungkook’un en hassas, henüz dokunulmamış alanına ilk parmağını yavaşça itti.

Jungkook’un gözleri açıldı, sırtı yataktan kavislenerek havalandı. "T-Taehyung! Dur... çok sıcak... çok fazla!"

"Şşt, rahat ol benim güzelim," diye fısıldadı Taehyung, eğilip Jungkook’un boynuna yumuşak öpücükler kondurarak. "Sana zarar vermeyeceğim. Bedenini bana hazırla. Bana teslim ol."

Taehyung parmağını içeride ritmik bir şekilde hareket ettirmeye, genç adamın duvarlarını esnetmeye başladı. İkinci parmağı eklediğinde Jungkook’un iniltileri odanın yüksek tavanında yankılanmaya başladı. Acı ile haz arasındaki o ince çizgide gidip geliyordu. Taehyung’un parmakları içindeki o malum noktaya her çarptığında, Jungkook’un tüm bedeni sarsılıyor, parmakları yatak çarşaflarını yırtacak gibi sıkıyordu.

"Tanrım... Jungkook, içindeki sıcaklık beni mahvediyor," dedi Taehyung, boğuk ve şehvet dolu bir sesle. Üçüncü parmağını da yerleştirip tempo tuttuğunda Jungkook zevkten başını geriye attı, gözlerinden yaşlar süzüldü.

Taehyung daha fazla dayanamadı. Parmaklarını çıkardı. Kendi sertliğini hazırladı. Jungkook’un bacaklarını kendi omuzlarına doğru kaldırdı ve genç adamın ıslak, kızarmış gözlerinin içine bakarak tek bir ağır, derin hamlede tamamen içine girdi.

"AHHH!"

Jungkook’un çığlığı şatonun taş duvarlarına çarptı. Bir anlık keskin doluluk ve baskı duygusuyla nefesi kesildi. Elleriyle Taehyung’un kaslı kollarını tuttu, tırnaklarını adama geçirdi.

Taehyung hareket etmeden durdu. Jungkook’un içindeki darlık ve dondurucu sıcaklık onu çıldırtacak gibiydi. Genç adamın alışması için alnını onun alnına dayadı, derin nefesler aldı.

"Geçti... bitti güzelim. Tamamen içindeyim. Benimsin..." dedi Taehyung, Jungkook’un dudaklarını nazikçe öperek.

Jungkook nefes alışverişini düzene sokmaya çalıştı. İçindeki o devasa doluluk hissi yavaş yavaş yakıcı bir hazza dönüşüyordu. "Hareket... et..." diye fısıldadı Jungkook, kendi sesine şaşırarak. "Taehyung... lütfen..."

Taehyung’un dudaklarında zafer kazanmış bir canavarın tebessümü belirdi. Kalçalarını geriye çekti ve ardından sert, tutkulu bir hamleyle tekrar tamamen gömüldü.

Odadaki sessizlik, ikisinin birbirine çarpan bedenlerinin sesi, ıslak temaslar ve Jungkook’un yüksek sesli, şehvet dolu iniltileriyle bozuldu. Taehyung her bir hamlesinde daha da derinleşiyor, daha da hızlanıyordu. Baskın gücü, dominant tavrı ve vahşeti her hareketinde hissediliyordu.

Jungkook, Taehyung’un boynuna sarıldı. Kalçaları istemsizce Vampir Lordu’nun ritmine uyum sağlıyor, ona doğru yükseliyordu. Zihni tamamen bulanmış, dünyadaki tek gerçeklik kendisini amansızca işleyen bu karanlık adama dönüşmüştü.

"Daha hızlı... Taehyung, ah!"

Taehyung, Jungkook’un bu isteği üzerine temposunu çılgınca bir hıza çıkardı. Yatak şiddetle sallanıyor, şöminenin ışığında gölgeleri tek bir beden gibi görünüyordu. Taehyung eğilip Jungkook’un hassas noktasını tam açıyla vurmaya başladığında Jungkook çığlık çığlığa inlemeye başladı. Haz öyle büyüktü ki genç adam aklını kaçıracak gibi hissediyordu.

Taehyung hamlelerini kesmeden Jungkook’un kucağında duran sertleşmiş organını kavradı. Birkaç hızlı, usta dokunuşla genç adamı zirveye doğru sürükledi.

"Taehyung! Geliyorum... ah tanrım!"

Jungkook’un göğsü sarsıldı ve beyaz, sıcak tohumları ikisinin karın bölgesine saçıldı. İç duvardaki kasılmaları Taehyung’u da sınırına getirdi. Vampir Lordu son birkaç vahşi, derin hamlenin ardından Jungkook’un boynuna eğildi, sivri dişlerini genç adamın tenine geçirdi!

Tenin delinme sesi ve kanın akışı... Taehyung, Jungkook’un kanını emerken aynı zamanda kendi sıcak tohumlarını genç adamın derinliklerine boşalttı.

Kanın emilmesinin yarattığı o mistik uyuşukluk ve orgasmın hazzı birleştiğinde Jungkook tamamen kendinden geçti, bilinci tatlı bir karanlığa gömüldü.

Taehyung, boşaldıktan ve kanın tadına doyduktan sonra yavaşça Jungkook’un içinden çıktı. Genç adamın fildişi tenindeki kan izlerini, ter damlalarını ve mühürlerini izledi. Eğilip onun baygın yüzünü öptü, onu göğsüne çekerek koyu kırmızı çarşafların arasına sardı.

"Artık hiç şansın yok Jungkook," dedi Taehyung karanlıkta. "Karanlığıma hoş geldin."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.