İçeriğe geç

lamia

Bölüm 48 · 1 dk okuma

lamia

Bölüm 48

YIKIMIN TANRILARI VE KALBİN PARÇALANIŞI

Yeraltı gölündeki o efsanevi birleşmenin ardından, Jungkook ve Taehyung’un bedenlerinden yayılan güç artık sadece vampir veya insan sınırlarında değildi. İkisi tek bir ruh, yıkıcı bir tanrısal enerjiye dönüşmüştü.

Taehyung, Jungkook’u kucağına aldı. Gözleri artık sadece kızıl değil, etrafında altın hareler barındırıyordu. "Hazır mısın kraliçem? Yarım kalan işimizi bitirelim."

Jungkook başını salladı. "Bizi bekliyorlar."

Taehyung dizlerini kırdı ve mağaranın zemininden akılalmaz bir güçle zıpladı. İkili, dağın içindeki yarıktan yukarı doğru bir meteor gibi fırladı.

Tapınak çökmek üzereydi. Karadelik gibi her şeyi yutan İlk Vampir’in Kalbi, Namjoon ve Seokjin’i de içine çekmek üzereyken, zemindeki devasa delikten Taehyung ve Jungkook mermi gibi fırlayarak tapınağa iniş yaptılar.

"Lordum!" diye bağırdı Namjoon umutla.

Jungkook yere iner inmez sırtındaki mührü tamamen serbest bıraktı. Gözlerinden altın ve kızıl ışıklar fışkırırken ellerini havaya kaldırdı. "BEN AKANTHA'NIN VARİSİYİM! SENİN DEVRİN BİTTİ!"

Jungkook’un avuçlarından çıkan devasa kan büyüleri, kalbin etrafındaki siyah aurayı parçalamaya başladı. Taehyung ise kılıcını çekti, Jungkook’un yarattığı boşluktan faydalanarak şimşek hızında kalbin tam üzerine atladı.

"Benim kraliçemin krallığında sana yer yok!" diye kükredi Taehyung ve kılıcını devasa, çürümüş kalbin tam merkezine sapladı!

BÜYÜK BİR PATLAMA OLDU!

Siyah, altın ve kızıl ışıklar birbirine karışarak tapınağı sarmaladı. Kalp binlerce parçaya bölünerek yok oldu ve içindeki kadim enerji kül olup dağın rüzgarına karıştı. Kutsal Dağ’ın üzerindeki kara bulutlar saniyeler içinde dağıldı, solgun da olsa güneş ışığı yüzyıllar sonra ilk kez dağın zirvesine vurdu.

Karşı köşede, bacakları kayaların altında ezilmiş halde yatan Hoseok, dehşet içinde onlara bakıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.