Dipsiz karanlığın içine doğru süren dehşet verici düşüş, kulakları sağır eden bir rüzgar uğultusuyla devam ediyordu. Taehyung, havada dönerken Jungkook’u tamamen kendi göğsüne bastırmış, devasa siyah kanatlarını (vampir lordunun en karanlık formunda ortaya çıkan aura kanatlarını) açarak düşüşü yavaşlatmaya çalışmıştı.
Büyük bir gürültüyle dağın en derinliklerindeki yeraltı gölüne çakıldılar. Yüzeydeki buz tabakası Taehyung’un sırtının çarpmasıyla paramparça oldu. Dondurucu, simsiyah suların içine gömüldüler.
Jungkook, suyun altında ciğerleri patlamak üzereyken Taehyung’un onu yukarı ittiğini hissetti. İkisi de nefes nefese yüzeye çıktılar. Burası, dağın çekirdeğinde yer alan, mavi ışık saçan devasa kristallerle dolu gizli bir mağaraydı.
Taehyung, Jungkook’u kıyıdaki pürüzsüz siyah kayaların üzerine çıkardıktan sonra kendi de ağır adımlarla sudan çıktı. Ancak aniden öksürerek dizlerinin üzerine çöktü; ağzından simsiyah bir kan boşaldı.
"Taehyung!" Jungkook dehşetle ona koştu.
Vampir Lordu’nun sırtında, düşüş sırasında buz tabakasından kopan devasa bir sivri kristal saplanmıştı. Kristal, İlk Vampir’in lanetli enerjisiyle parlıyor, Taehyung’un iyileşme gücünü zehirliyordu.
"Yaklaşma..." dedi Taehyung zorlukla nefes alarak. Gözlerindeki kızıl ışık sönükleşiyordu. "Bu zehir... Beni içten içe kurutuyor. Beni burada bırakıp yukarı tırmanmanın bir yolunu bulmalısın."
"Seni asla bırakmam!" diye kükredi Jungkook. Gözlerindeki Akantha alevi hiddetle yandı. "Benim kanım lanetleri yıkar! Benim bedenim senin şifandır!"
Jungkook hiç tereddüt etmeden Taehyung’un arkasına geçti. Ellerini kanatarak o devasa kristali sımsıkı kavradı ve çığlık atarak tek hamlede Taehyung’un sırtından söküp çıkardı! Taehyung acıyla kükredi, sırtından siyah kanlar fışkırdı.
Jungkook, saniyeler içinde üzerindeki ıslak, yırtık kıyafetleri söküp attı. Taehyung’u omuzlarından iterek sırtüstü kayaların üzerine yatırdı. Vampir Lordu acıdan ve zehirden dolayı zayıf düşmüştü, göğsü hızla inip kalkıyordu.
"Jungkook... Ne yapıyorsun?" dedi Taehyung fısıltıyla.
"Seni hayata döndürüyorum," dedi Jungkook.
Genç adam, kendi bileğini keskin dişleriyle sertçe ısırdı. Bileğinden akan sıcak, altın ve kızıl parıltılı Akantha kanını Taehyung’un kurumuş dudaklarına damlatmaya başladı. Taehyung kanı yuttukça göğsündeki zehirli damarlar yavaş yavaş kendi rengine dönüyordu. Ancak bu yeterli değildi; bağın tamamen aktifleşmesi gerekiyordu.
Jungkook, Taehyung’un zırhını ve pantolonunu hızla çıkardı. Vampir Lordu’nun zehirden dolayı bedeni buz gibiydi ama arzusu ve Jungkook’a olan açlığı, organının taş gibi sertleşmesine neden olmuştu.
Jungkook, Taehyung’un bacaklarının arasına yerleşti. Adamın kanlı, yaralı göğsüne kendi sıcak göğsünü bastırdı. Hiçbir hazırlık yapmadan, kalçasını havaya kaldırdı ve Taehyung’un dondurucu devasa sertliğini kendi yakıcı merkezine tek hamlede geçirdi!
"AHHHHH!" İkisi de aynı anda çığlık attı.
Jungkook’un içi yırtılırcasına acıdı ama aynı zamanda Akantha kanının o devasa şifa enerjisi, cinsel birleşme yoluyla Taehyung’un bedenine şelale gibi akmaya başladı. Jungkook, adamın üzerinde vahşice hareket etmeye, kalçasını acımasızca yukarı aşağı vurmaya başladı.
"Taehyung! Hisset beni!" diye ağladı Jungkook, her bir hamlede sırtındaki mührün ışığı tüm mağarayı aydınlatırken. "Benden beslen! Acını bana ver!"
Taehyung’un gözleri aniden fal taşı gibi açıldı. Akantha kanının ve hazzın birleşimi onu adeta ölümden döndürmüştü. Geniş elleriyle Jungkook’un kalçalarını kavradı, onu havada asılı tutup alttan o kadar sert ve derin vuruşlar yapmaya başladı ki, mağaranın duvarları sarsıldı.
"Sen... Benim sonsuzluğumsun!" diye kükredi Taehyung. Zehir tamamen bedeninden atılmış, yerini saf, yıkıcı bir tutku almıştı.
Jungkook’un göğsüne kapanıp boynunu vahşice ısırdı. Kanı emerken Jungkook da aynı anda Taehyung’un omzunu ısırdı. İkisi de birbirinin kanını içerken, alt kısımlarındaki o amansız ve derin birleşme onları zirvenin ötesine taşıdı.
"Geliyorum Taehyung! İçimde patla! Beni mühürle!"
Taehyung son, mağarayı titreten vahşi bir hamleyle tohumlarını Jungkook’un en derinlerine boşalttı. Jungkook da aynı saniyede çığlık atarak Taehyung’un göğsüne fışkırttı. İki beden, ölümün kıyısında birbirine hayat vererek sarsıntılar içinde kenetlendi.