Tapınağın içi saniyeler içinde bir cehennem meydanına dönüştü.
Taehyung, kılıcını çekip devasa bir felaket gibi Hoseok ve Malakor’un üzerine atıldı. Kılıçların birbirine çarpmasından çıkan kıvılcımlar tapınağın karanlık duvarlarını aydınlatıyordu. Taehyung’un öfkesi o kadar yıkıcıydı ki, her bir kılıç darbesi tapınağın taş sütunlarını gürültüyle parçalıyordu.
Jungkook ise sırtındaki Akantha Mührü’nü tamamen serbest bıraktı. Bedeninden yayılan devasa kızıl aura, asılı duran İlk Vampir’in Kalbi’ni sarmalamaya başladı. Kalp, Akantha kanının baskısıyla acı içinde büzüşüyor, tapınağı titreten çığlık benzeri sesler çıkarıyordu.
"Jungkook! O kalbi yok et!" diye bağırdı Taehyung, Hoseok’un kılıç hamlesini savuşturup adama sert bir tekme atarak. Hoseok gürültüyle duvar taşlarına çarptı, ağzından kan fışkırdı.
Malakor, gizlediği zehirli hançerle Jungkook’un arkasından sinsice yaklaştı. "O kalp yok olmayacak! Sen onun yakıtı olacaksın!"
Malakor hançeri Jungkook’un sırtına saplamak için kaldırdığı an, tapınağın kapısından gümüşi bir ışık hızıyla giren Namjoon, devasa kılıcını Malakor’un boynuna geçirdi!
Malakor’un başı gövdesinden koparak taş zeminde yuvarlandı. Arkasından gelen Seokjin, büyülü kalkanıyla Namjoon’u destekliyordu. İkisi de yaralıydı ama hayattaydı!
"Biz kolay ölmeyiz!" dedi Namjoon kan tükürerek.
Hoseok köşeye sıkışmıştı. Son bir çareyle elindeki tılsımlı bombayı İlk Vampir’in Kalbi’ne doğru fırlattı. Kalp patlama ile birlikte kontrolden çıkarak devasa bir karadelik gibi etraftaki her şeyi içine çekmeye başladı. Tapınağın tavanı çökmeye, zemin yarılarak aşağıya dökülmeye başladı.
"Taehyung!" diye bağırdı Jungkook. Karadeliğin çekim gücü genç adamı kalbe doğru sürüklüyordu.
Taehyung hiç tereddüt etmedi. Karadeliğin yıkıcı çekimine karşı koyarak Jungkook’a doğru atıldı. Genç adamı belinden kavradı. İkisi birden yarılan zeminden aşağıya, dağın altındaki dipsiz karanlığa doğru düşmeye başladılar...