Karakaya Vadisi’nin tepesindeki kadim mağarada yankılanan sert nefesler ve yükselen duman, gecenin dondurucu soğuğunu kırıyordu. Mağara duvarlarına vuran şömine alevleri, deri kaplamaların üzerinde sarılmış haldeki iki bedeni kızıl bir ışıkla aydınlatıyordu.
Taehyung, Jungkook’un çıplak göğsüne başını yaslamış, genç adamın ritmik ve güçlü bir şekilde atan kalbini dinliyordu. Dönüşümden ve zaferle sonuçlanan savaştan sonra Jungkook’un bedeni adeta mistik bir aura ile çevrelenmişti. Taehyung’un parmak uçları, Jungkook’un belindeki hafif morluklar ve uyluklarındaki kızarık izler üzerinde yavaşça gezindi. Her bir iz, az önce yaşadıkları amansız ve tutkulu sevişmenin birer mührüydü.
"Gücün..." dedi Taehyung, sesi dondurucu bir fısıltı gibi mağaranın taşlarında yankılanırken. "Bedenindeki Akantha kanı sadece uyanmakla kalmadı Jungkook. Ben bile senin o savaştaki yıkıcı gücün karşısında bir anlığına büyülendim."
Jungkook ellerini Vampir Lordu’nun gümüşi-siyah saçları arasına daldırdı. Parmaklarıyla adamın kafa derisine hafifçe masaj yaparken gülümsede. Kızıl irisleri şömine ışığında bir mücevher gibi parıldıyordu.
"Seni korumak için yapmam gerekeni yaptım Taehyung," dedi Jungkook. Sesi artık narin bir insanın değil, gerçek bir hükümdarın otoritesini taşıyordu. "Lucius ve onun gibiler bizi zayıf sanıyordu. Bir insan ile bir vampirin bağının bu dünyayı yok edebilecek bir güce dönüşeceğini tahmin edemediler."
Taehyung yavaşça doğruldu. Geniş, kaslı göğsü ve üzerindeki taze tırnak izleri ortaya çıktı. Eğilip Jungkook’un dudaklarına derin, sahiplenici bir öpücük kondurdu. Dillerinin birbirine dolandığı o anda, ikisi de damarlarında akan ortak kanın sıcaklığını bir kez daha hissetti.
"Vadideki katliamdan sonra kalan klanlar darmadağın oldu," dedi Taehyung. "Ama bu zafer sadece bir başlangıç. Yeraltı Şehri’ni yeniden inşa edeceğiz. Bu kez Konsey’in gölgesinde değil, bizim mutlak krallığımızın altında."
Tam o sırada mağaranın girişindeki büyülü bariyer hafifçe karıncalandı. Kim Namjoon’un sesi dışarıdan saygıyla yükseldi.
"Lordum... Kraliçem... Vadideki temizlik tamamlandı. Ancak Lucius’un sığınağında bulduğumuz kadim bir parşömen var. Bunu derhal görmelisiniz. Bu... Akantha soyunun geçmişiyle alakalı."
Jungkook ve Taehyung hızla yerdeki zırhlarını ve giysilerini üzerlerine geçirdiler. Jungkook, sırtındaki altın kraliçelik mührünü kapatan siyah ipek tuniğini giyerken, içindeki bir his ona yaklaşan yeni bir fırtınanın haberini veriyordu.