İçeriğe geç

lamia

Bölüm 13 · 2 dk okuma

lamia

Bölüm 13

GECE GELEN İHANET

Ertesi günün akşamında, şatonun kasvetli havası birden patlayan bir fırtınayla bölündü. Gökyüzü simsiyahtı; çakan şimşekler Kutsal Kan Kalesi’nin surlarını aydınlatıyordu.

Jungkook yatakta tek başına uyandı. Bedenindeki sızı yerini tuhaf bir güce bırakmıştı. Taehyung’un kanı ve tohumları içindeyken, yaraları tamamen iyileşmişti. Üzerine siyah bir giysi geçirip odadan çıktı.

Ancak koridora adım attığı an ters giden bir şeyler olduğunu anladı. Muhafızlar yerlerde kanlar içinde yatıyordu!

"Seokjin! Namjoon!" diye bağırdı Jungkook panikle.

Koridorun sonundan bir gölge belirdi. Park Jimin... Elinde kanlı bir hançer tutuyordu. Arkasında ise Konsey’in siyah zırhlı yüzlerce infazcısı vardı.

"Ne kadar da tatlı bir manzara," dedi Jimin sinsi bir tebessümle. "Taehyung seni iyi doyurmuş gibi görünüyor, küçük kuş."

"Şatoya nasıl girdiniz?!" dedi Jungkook gerileyerek.

"Şatonun içinden bir kapı açılırsa, girmesi pek zor olmaz," dedi Jimin.

O sırada gölgelerin içinden biri daha çıktı. Min Yoongi...

Jungkook gözlerine inanamadı. "Yoongi... Sen... İhanet mi ettin?"

Yoongi soğuk gözlerle Jungkook’a baktı. "Ben kimseye ihanet etmedim Jungkook. Ben sadece kendi özgürlüğümün peşindeyim. Konsey bana sürgünümün kaldırılacağını vaat etti. Taehyung’un krallığı burada bitiyor."

"ASLA!"

Büyük salonun tavanı gürültüyle çöktü. Taehyung, yukarıdan bir meteor gibi fırlayarak Jimin ile Yoongi’nin arasına indi. Elindeki antik kılıçla saniyeler içinde üç Konsey muhafızının kafasını kesti.

"Yoongi..." dedi Taehyung. Sesi bir cehennem zindanından geliyormuş gibi karanlıktı. "Seni bu topraklarda yaşattığım her güne lanet olsun!"

"Geç kaldın Taehyung," dedi Jimin alayla. "Konsey’in tüm ordusu şatoda. Ve bu çocuk... Bizimle geliyor."

Jimin tek bir hareketle Jungkook’un arkasında belirdi, genç adamın boğazına büyülü bir gümüş zincir geçirdi. Zincir dokunduğu an Jungkook’un tenini yakmaya başladı. Jungkook acıyla çığlık attı.

"JUNGKOOK!" Taehyung ileri atılmak istedi ama Yoongi onun önüne geçti. İki kadim vampirin kılıçları büyük bir patlamayla birbirine çarptı.

"Onu alıp gidin Jimin!" diye bağırdı Yoongi, Taehyung’un amansız hamlelerini zorlukla karşılarken.

Jimin, çırpınan Jungkook’u büyülü bir kapıdan içeri sürükledi. Jungkook’un uzanan eli ve "TAEHYUNG!" diye bağıran çaresiz sesi, şatonun yıkılan duvarları arasında kayboldu.

Taehyung, Jungkook’un gözleri önünde kaçırıldığını gördüğü an kontrolden çıktı. Vücudundan yayılan karanlık dalga tüm salonu yıktı. Yoongi’yi gümüş kılıcıyla göğsünden bıçaklayıp duvara çiviledi.

"Onu nereye götürdü?!" diye kükredi Taehyung, Yoongi’nin boğazını sıkarak.

Yoongi kan tükürerek gülümsede. "Konsey Meclisi’ne... Yeraltı Şehri’ne... Artık çok geç Taehyung. Onu kurban edecekler..."

Taehyung, Yoongi’yi orada bırakıp yıkılan şatonun ortasında durdu. Kızıl gözlerinden kanlı yaşlar süzüldü. Aşkı, mühürlü kraliçesi, her şeyi elinden alınmıştı.

"Dünyayı yakacağım..." dedi Taehyung, gökyüzüne doğru kükreyerek. "Tüm Konsey’i ve o şehri kan denizinde boğacağım!"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.