Devasa maun kapı arkalarından kapandığında odada sadece şöminenin gürlemeye başlayan alevleri vardı. Taehyung, Jungkook’u yavaşça mor kadife yatağın üzerine bıraktı. Ancak bu kez acele etmedi. Yatağın kenarında durup üzerindeki ipek ropşambırı çözdü ve yere düşmesine izin verdi.
Mermer bir heykel gibi yontulmuş, kaslı göğsü, geniş omuzları ve kasıklarına doğru inen keskin hatları şöminenin ışığıyla aydınlanıyordu. Kızıl irisleri tamamen kararmış, pupil gözünün neredeyse tamamını kaplamıştı.
Jungkook yatakta doğrulmaya çalıştı ama Taehyung üzerine çöktü. Genç adamın üzerindeki bol gömleğin düğmelerini tek tek, ağır ağır çözmeye başladı. Her bir düğme açıldığında, parmaklarının tersini Jungkook’un ısınan cildinde gezdiriyordu.
"Bedenin..." diye fısıldadı Taehyung, sesinde dizginlenemez bir şehvetle. "Sana her dokunduğumda nasıl alev aldığını hissedebiliyorum. Kanın damarlarında benim için atıyor."
"Taehyung... ah..." Jungkook gözlerini kapattı. Taehyung’un dondurucu parmak uçları göğüs uçlarına değdiğinde vücudu hafifçe kavislenerek havalandı.
Taehyung eğilip dudaklarını Jungkook’un sol göğsünün üzerine bastırdı. Kalbinin tam üstüne... Oradaki hızlı, ritmik atışları dudaklarında hissetti. Ardından diliyle genç adamın pembeleşmiş göğüs ucunu turladı, hafifçe dişlerinin arasına alıp sıktı.
"AH!" Jungkook başını geriye attı. Elleri yatak çarşaflarını sımsıkı kavradı. "T-Taehyung... yapma... çok hassas..."
"Yapacağım," dedi Taehyung emredici ve baskın bir tonda. "Seni tepeden tırnağa kendi izlerimle kaplayacağım."
Taehyung aşağıya doğru kaydı. Dudakları Jungkook’un düz karnını, kalça kemiklerini ve uyluklarının iç kısımlarını öpücüklerle donattı. Genç adamın altındaki ipek pantolonu da tek bir hamlede sıyırıp yatak dışına attı.
Artık Jungkook, tamamen çıplak ve savunmasız bir şekilde Vampir Lordu’nun karşısındaydı. Yanakları utançtan ve yükselen arzulardan al al olmuştu. Bacaklarını kapatmaya çalıştı ama Taehyung dizlerini tutarak genişçe iki yana açtı ve aralarına yerleşti.
"Benden saklanma," dedi Taehyung, gözlerini genç adamın dikleşmiş merkezine dikerek. "Bana bak Jungkook. Sana ne yapacağımı izle."
Taehyung eğildi ve Jungkook’un hassas organını tamamen ağzının içine aldı.
Jungkook’un boğazından yırtıcı, şehvet dolu bir çığlık koptu. "TAEHYUNG! AHHH!"
Vampirin sıcak ve ıslak ağzı, dondurucu nefesiyle birleştiğinde akıl almaz bir his yaratıyordu. Taehyung diliyle organın baş kısmını turluyor, ardından köküne kadar emerek güçlü bir vakum uyguluyordu. Jungkook kalçalarını kontrolsüzce yukarı kaldırıyor, elleriyle Taehyung’un gümüşi-siyah saçlarını kavrayıp adamı kendine doğru bastırıyordu.
"Tanrım... Alev alıyorum... Taehyung, dur... geleceğim!"
Taehyung tam sınıra geldiğinde geri çekildi. Jungkook nefes nefese, gözlerinden yaşlar süzülerek adama baktı. "Neden... neden durdun?"
"Çünkü seni daha da çıldırtmak istiyorum," dedi Taehyung karanlık bir gülümsemeyle.
Taehyung, masadan aldığı mistik kokulu, koyu renkli yağı parmaklarına döktü. Hiç vakit kaybetmeden ilk parmağını Jungkook’un dar, sıcak merkezine itti.
"Nhh!" Jungkook dişlerini sıktı. İçindeki doluluk hissi anında kasıklarını karıncalandırdı.
Taehyung parmağını içeride kavis çizerek hareket ettirdi. Jungkook’un en hassas noktasını, o gizli mühür noktasını bulduğu an parmağını sertçe bastırdı.
"AHHHH!" Jungkook’un gözleri geriye kaydı, sırtı yataktan tamamen koptu. Tüm bedeni şiddetle titredi. "O-Orası... Taehyung... tanrım!"
"Burası mı?" dedi Taehyung, sesi şehvetten boğuklaşmıştı. İkinci ve üçüncü parmağını da ekleyerek temposunu artırdı. İçerideki o noktayı acımasızca, ritmik bir şekilde dövmeye başladı. "Burası tamamen bana ait. Bedeninin her bir hücresi benim adım için yalvarmak üzere tasarlandı."
Jungkook’un iniltileri odanın yüksek tavanında yankılanıyordu. Artık acı yoktu; sadece yakıcı, zihnini eriten muazzam bir haz vardı. Kalçalarını Taehyung’un parmaklarına doğru vuruyor, daha fazlasını istiyordu.
"Lütfen..." diye inledi Jungkook, gözyaşları şakaklarından aşağı süzülürken. "İçime gir... Taehyung, yalvarırım... tam kapla beni!"
Taehyung’un gözlerindeki son kontrol kırıntısı da bu yalvarışla yok oldu. Parmaklarını hızla çıkardı. Kendi devasa, damarlı sertliğini hazırladı. Jungkook’un bacaklarını omzuna kadar kaldırdı ve tek bir vahşi, acımasız hamlede sonuna kadar gömüldü!
"AHHHHHHH!"
Jungkook’un çığlığı şatoda yankılandı. İçindeki devasa doluluk, darlık ve dondurucu sıcaklık nefesini kesti. Yatak şiddetle sallandı.
Taehyung durmadı. Kalçalarını geriye çekip tam açıyla, en dip noktaya kadar vurmaya başladı. Her bir hamlesi derin, ıslak ve vahşiydi. Vampir gücüyle birleşen baskınlığı, Jungkook’u yatağın içinde adeta bir bebek gibi savuruyordu.
"Taehyung... ahhh... çok derin... çok büyük!"
"Sen istedin!" dedi Taehyung hırlayarak. Hamlelerini daha da hızlandırdı. Kalçaları Jungkook’un uyluklarına çarptıkça çıkan tok ses odadaki şömine gürültüsünü bastırıyordu. "Benimsin Jungkook! Söyle, kimin erkeğisin?!"
"S-Senin... AHH! Taehyung... sadece senin!"
Jungkook elleriyle Taehyung’un kaslı kollarını tuttu, tırnaklarını adamın etine geçirdi. Vampir Lordu her vuruşunda genç adamın en hassas noktasını ezerek ilerliyordu. Haz o kadar büyüktü ki Jungkook aklını kaçıracağını sanıyordu.
Taehyung eğilip Jungkook’un dudaklarını tutkuyla öptü. İkisinin dili birbirine dolanırken hamlelerinin temposunu akıl almaz bir boyuta çıkardı. Jungkook zevkten hıçkırıyor, kalçalarını Taehyung’un sert hamlelerine doğru kaldırıyordu.
"Gelim... Geliyorum Taehyung!"
Taehyung hamlelerini kesmeden elini aşağı indirdi, Jungkook’un organını kavradı ve birkaç hızlı pompalayla genç adamı uçurumdan aşağı bıraktı.
Jungkook’un göğsü şiddetle sarsıldı. Beyaz, sıcak tohumları kendi karnına ve Taehyung’un göğsüne fışkırdı. İç duvarlarının şiddetle kasılması Taehyung’u da sınırına getirdi.
Taehyung son birkaç vahşi hamlenin ardından sivri dişlerini Jungkook’un boynuna sertçe geçirdi! Kan tekrar ağzına dolarken, kendi sıcak tohumlarını da genç adamın en derinlerine boşalttı.
İki duygu aynı anda patladı: Kanın emilmesinin getirdiği mistik uyuşukluk ve orgasmın yarattığı felç edici haz. Jungkook’un gözleri karardı, Taehyung’un kollarında bilincini kaybetti.
Taehyung, boşaldıktan sonra yavaşça çıktı. Kanlı dudaklarıyla Jungkook’un baygın yüzünü öptü. Onu göğsüne bastırarak sonsuz bir uykuya daldı...