Bileğimdeki sızıyı hafifletmek için sardığım bandajı son bir kez sıktım. Aylık büyük değerlendirme günü gelmişti. Aynadaki yansımam bana bakıyordu ama sanki o ben değildim. Heyecan her hücremi ele geçirmişti, kalbimin sesini kulaklarımda duyabiliyordum.
Büyük değerlendirme odasının kapısı açıldığında içerideki hava buz gibiydi. Şirketin en üst düzey yöneticileri, ellerinde not defterleriyle uzun bir masanın arkasında yan yana dizilmişti. Ortada ise tek bir mikrofon ve dans edeceğimiz o geniş, boş alan vardı.
"Sıradaki stajyer: Lalisa Manoban."
Adım okunduğunda derin bir nefes aldım. Jennie tam arkamdan omzuma dokundu ve fısıldadı: "Sana ne dediğimi hatırla. Sahneye çık ve orayı yak."
Adımlarım masaya doğru ilerlerken dizlerimin bağı çözülecek gibiydi. Ama jürinin tam karşısında durup selam verdiğim an, dün gece kendime verdiğim sözü hatırladım. Buraya elenmek için gelmemiştim.
Müzik başladığı an dünyadaki tüm sesler susdu. Gözlerimi jüriye diktim. Bileğimin acısını, günlerin yorgunluğunu, evime duyduğum özlemi... Hepsini o ilk hareketin içine gizledim.
Vücudum ritimle birlikte adeta akıyordu. Şarkının nakaratı geldiğinde, dün gece düştüğüm o zorlu sıçrama hareketinin sırası gelmişti. Bir anlık tereddüt her şeyi mahvedebilirdi. Gözlerimi kararttım, havaya yükseldim ve mükemmel bir açıyla yere indim. Acı umurumda bile değildi. O an sadece dans vardı.
Şarkının son notası çaldığında, nefes nefese ilk pozisyonuma geri döndüm. Alnımdan süzülen ter damlası yere düşerken odada çıt çıkmıyordu.
Jürinin en ortasında oturan başkan, gözlüklerinin üzerinden bana baktı. Yüzünde hiçbir ifade yoktu. Kalemini masaya bıraktı ve yavaşça konuştu:
"Tayland'dan gelen kız..." dedi, sesi odada yankılandı. "Görünüşe göre bu şirketteki herkesin yerini sarsmaya gelmişsin."