"Ah sana vah sana." Dedim sırıtarak. Şüheda önce şaşkınca sonra da yazıklar olsun dercesine bakışlar attı bana.
"Geldiğimden beri ilk kez güldüğünü görüyorum ona da sevinemiyorum!" Diyerek inledi.
Şuan son izin günümün kahvaltı masasındaydık. Şüheda adamı görür görmez 'aşık' olmuş, sonra da içtiği bol sarımsaklı işkembe çorbası yüzünden sarımsak kokmasıyla rezil bir duruma düşeceğini düşünerek daha muhallebimi yiyemeden beni yaka paça dışarı çıkartmıştı.
"Artık abartıyorsun." Dedim sırıtmamı yüzümden silerek. Tamam, dalgasını geçiyor olabilirim ancak bendeki de baştı yani. Zaten son izin günümdeyim. Bıraksın da doya doya uyuyayım.
"Abartıyorsun mu?!" Diyerek hemen hırçınlaştı. Aniden ayağa kalktığında sandalye ufak bir cızırtıyla geriye sürtündü. "Ne abartıyorsunu Akay?! Görmedin mi adamı? O koyu kahve saçları, açık kahve gözleri, esmer teni, uzun boyu, mafyatik tarzı, yaydığı aurası, bedeninden yayılan sigara kokusu ve de o kasları..." Durdu. Biraz düşündü ve aydınlanma yaşamış gibi kaşlarını kaldırdı. "Şimdi fark ettim de resmen senin erkek versiyonun gibiydi." Mest olmuşçasına bir gülüş belirdi yuvalak yüzünde. "Ay ben bir kez daha aşık oldum."
"Şüheda," Dedim dirseklerimi masaya dayayıp parmaklarımı birbirine kenetlerken. "Eğer susmazsan seni sikim sikim sikerim." Biraz daha dikleşerek devam ettim. "Ya da evden atarım." Bunun üzerine sustu. Rahatça kahvaltımı yaptım. Şüheda sofrayı kaldırırken ben de yarın için üniformamı ütüledim. Banyo yaptığım gibi hemem yatağa geçip uyudum.
╾━╤デ╦︻
Yazardan
Alkan bey gülsem mi, ağlasam mı aq? bakışları atarak karakol müdürünün odasına girdi. Orgenerali karşısında gören polis şefi hemen ayağa kalktı.
"Hoşgeldiniz komutanım." Alkan bey, sanki babasının malıymış gibi rahatça masanın önündeki deri koltuğa oturdu.
"Nasılsınız, birşey ister misiniz?" Diye sordu emniyet müdürü, Serhat bey.
"İyiyim, sağolun." Bir an gülme isteği tuttu Alkan beyin. Hemen elini dudaklarının üstüne götürüp kaşıyormuş gibi yaptı gülmesini durdurmak için.
"Benim ne için geldiğimi anlamış olduğunuzu umuyorum." Alkan bey kendini toparladı hemen. Emniyet müdürü hemen cevapladı soruyu.
"Evet komutanım. Uzaklaştırma kararına uymadığı için binbaşı Akay Gürgen'in şikayeti üzerine bir süre nezarette kalacak. Eğer isterseniz hemen çıkaralım Zafer beyi." Kısa, hem de çok kısa bir an düşündü orgeneral. Sonra da şeytanice sırıttı.
"Gerek yok, amirim. Bir iki gün misafir edin siz. Madem bir savcı olarak kurallara uymuyor, cezasını da çeksin." Yalandı. Alkan bey çarpılmamak için içten içe dua ediyordu. Tek isteği evde karısıyla baş başa zaman geçirebilmekti.
Turan, işi gereği evde fazla durmuyordu zaten.
Kurt, bir emir vermesine bakardı.
Zafer, bir süre nezarette kalabilirdi.
Sancak için ise nöbet yazdırtırdı.
Karısının işlerine yardım ederse tamamdı bu iş. Baş başa kaliteli zaman geçirebilirlerdi. Bu plan şimdiden aklına yatmıştı Alkan beyin. Zira uzun zamandır karısıyla yanlız kalmamıştı.
╾━╤デ╦︻
Akay Gürgen
Ütülediğim üniformayı bütün dikkatimle çantaya yerleştirip giyeceklerimi çıkardım. Başımdaki havluyu çekerek saçlarımı daha da kuruttum. Daha kargalar bokunu yemeden, bırakın bok yemeyi gözünü açmadan uyanmış ve banyoya girmiştim.
Saçlarımı tam kuruttuktan sonra ayırdığım kıyafetleri hızlıca üstüme geçirdim. Klasik örgü kazaklarımdan gri olanını ve de koyu gri paraşüt pantolon giymiştim. Saçlarımı sıkı bir topuz yaparak önüme gelmelerini engelledim.
Hazır olduğum zaman beylik tabancamı pantolonun arkasına yerleştirip telefonumu da cebime koydum. Anahtarı da cüzdanıma koydummu tamamdı. Hazırdım.
Bir dakika içerisinde arabama binmiş oldum. Direksiyonu şefkatle okşayıp büyük bir aşka anahtarı kontağa yerleştirdim.
"Hadi kızım." Diye fısıldadım arabama. "Yollar bizi bekler kuzgun." Gaza bastıktan on dakika sonra askeriyenin önüne gelmiştim. Tabi burada tanıyanım olmadığı için arabamı durdurdular. Bir er hemen yanımda bitti.
"Buyrun?" Diye sordu nazikçe. Askeri kimliğimi uzattığımda tekmil verdi herhangi bir şaşkınlık belirtisi göstermeden.
"Hoşgeldiniz komutanım. Arabanızı yer altı otoparkına park edebilirsiniz. İlk soldan düz ilerlerseniz görürsünüz." Başımı sallayarak açılan kapıdan içeri sürdüm. Askerin dediği gibi yapıp otoparka arabamı bıraktım. Yan koltuktan içinde formamın olduğu çantamı alarak indim. Kısa bir yürüyüşün ardından askeriye binasına giriş yapmıştım. Artık gelmemi ne kadar bekliyorlarsa girer girmez bir er beni karşıladı.
"Siz binbaşı Akay Gürgen olmalısınız?" Diye sorduğunda buraya geleceğim haberinin yayıldığını düşündüm. Ne de olsa kapıdaki asker buraya kadın binbaşı geleceğinden haberdarmış ki şaşırmamış olacak.
"Evet." Dediğim gibi hemen tekmil verdi.
"Albay sizi bekliyor komutanım." Eliyle üst katı gösterdiğinde o önde ben arkada albayın odasına doğru çıktık. Albayın odasına gelince içeri girip geldiğimi haber verdi. Asker beni içeri davet edince çantamı ona emanet ederek odaya girdim. Albayın tam karşısına geçip tekmil verdim.
Albay en fazla otuz beş, kırk yaşlarında duruyordu. Siyah saçları ve siyah gözleri vardı. Beyaz teni birkaç kırışıklık dışında kusursuzdu. Oturduğu yerden bile heybeti fark ediliyordu. İster istemez gençliğini merak ettim. Büyük ihtimal yakışıklı bir delikanlıydı. Gençlik zamanlarında kızların gözdesi olduğuna şüphem yoktu.
"Hoşgeldin binbaşım." Dedi kalın, otoriter sesiyle.
"Hoşbulduk komutanım."
"Otur asker, bu bir emirdir." Emrettiği için oyalanmadan karşısındaki koltuğa oturdum.
"Hakkariye hoşgeldin. Sana haber verilmemiştir büyük ihtimalle. Üstlerin de talimatıyla seni Ötüken timine atadık." Ötüken timi?
"Ötüken timinin komutanı Kıvanç binbaşıdır. Bu askeriyedeki sizin dışınızda iki binbaşıdan biri." Kıvanç binbaşı?
"Siz Ötüken timinde Kıvanç binbaşıdan sonra en rütbeli asker olacağınız için haliyle komutan yardımcısı olacaksınız. Aynı şekilde de timin dokuz ay önce şehit olan keskin nişancısının yerine geçeceksiniz." Komutan yardımcılığı?
"Yeni timinizle ne yazık ki çalışamayacaksınız. Ötüken timi ve Pençe timi dört gün önce gittikleri bir görevde esir düştüler." Esir düştüler?
Eben.
"O yüzden ilk görevin için hazırlan Lakayıt. İki önemli timi kurtarmaya gidiyorsun. Kendi ekibinden yardım alabilirsin ancak sahaya gelmelerine izin verilmiyor. Size yardımcı olması için bir binbaşımızı görevlendirdik zaten. Şimdi çık ve bir yarım saat içinde helikopter pistinde ol."
"Emredersiniz komutanım!" Diyerek ayaklandım. Odadan çıkıp albay postasından çantamı aldım. Askerin eşliğinde bana tahsis edilen odaya gidip formamı giydim. Askeri çantanın içine gerekli malzemeleri koyarak yirmi dakika içinde hazırlandım. Hazırlanmamın ardından hemen benim ekibimi aradım.
"Lakayıt." Dediğim gibi hat değişti.
"Dinliyorum."
"Görev var. Silahlı dronelara ihtiyacım olacak."
"Anlaşıldı." Diyerek telefonu kapattı. Adını bile bilmediğim çok sevgili hackerımız ne yapacağını çok iyi biliyordu. O yüzden fazla oyalanmadan kendi kişisel kulaklığımı takarak ses kontrol yaptım.
"Lakayıt konuşuyor. Yuva, sesim geliyor mu?"
"Yuva konuşuyor. Sesini duyuyorum."
Bir askeri durdurup anlattığı tarife uyarak helikopter pistine geldim. Albay yoktu ancak tanıdık bir yüz vardı. Asker kıyafetleri içinde, Şüheda'nın ilk görüşte vurulduğu adam.
"Hoşgeldin ve kolay gelsin binbaşı. Ben binbaşı Alpay Günata. Görevinizde size eşlik edeceğim."
╾━╤デ╦︻
Bölüm sonu!
