İçeriğe geç

LAKAYIT

Bölüm 7 · 6 dk okuma

LAKAYIT

Bölüm 7

7-RESTORANT

Zafer adamın üstüne çıkmış şaftını kaydırana kadar dövüyordu. Şüheda yine içindeki 9 yaşındaki kız çocuğunu ortaya çıkarmış, korkuyla arkama saklanmıştı.

Çok sevgili(!) savcımız artık bayılmış adamın üstünden kalkarak ellerini sirkeledi. Hemen bize dönüp nasıl olduğumuza baktı. Tam dibimize gelmişti ki kaşınan elimi yumruk yapıp suratına indirdim. Geriye doğru sarsakladığında Şüheda'ya döndüm ve elimden geldiğince sesimi yumuşatarak konuştum.

"Sen köşeye geç. Burası kan olacak, üstün kirlenmesin." Başını sallayarak olabildiğince uzağa geçip bir masaya oturdu. Kızdaki rahatlığa bak. Ben abisini dövüyorum, o benim sözümü dinliyor. Halbuki yapma dese yapmazdım. Ay yok ben yine yapardım.

Bocalayan Zafer'e bir yumruğu daha çaktım.

"Ben size siktirin gidin dememiş miydim amına?!" Bana vurmuyor, sadece kendini korumaya çalışıyordu.

"Akay yetmez mi artık?" Diye mırıldandı Şüheda. Zafer'e baktım. Göte benzemişti. Biraz daha pataklarsam hastanelik olurdu.

"İyi." Diyerek kalktığım yere tekrar oturdum. "Gel, yemek yiyip gidelim." Dedim tüm sakinliğimle. Tezgahta bana bakan kişilere döndüm.

"Birini gönderin masaya. Havlu da getirin size zahmet." Rahatça arkama yaslandığımda Şüheda da yanıma geldi.

"Ben senin abini dövüyorum ve sen hiçbir şey yokmuş gibi yanıma mı geliyorsun?" Dedim alttan alttan bakarken. Masumca omuz silkti.

"Bunu onlara ben yapmak isterdim." Tartakladığım adama baktı. "Ama Zafer abimi dövmeseydin iyiydi. Gıcık etse de beni koruyordu." Bu sefer ben omuz silktim.

"Elim kaşınıyordu." Birkaç kişi geçip Şüheda'ya bakan adamı götürdü. Zafer de sağ gözünü tutarak ayağa kalktı.

"Elin de sertmiş lan." Diye homurdanınca sadece bayık bakışlar attım.

"Polisleri aramamı istemiyorsan siktir git." Dedim sakince. O ise pişkinlik ve yüzsüzlüğün kitabını yazmaya heves etmiş olacak ki yediği dayağa rağmen gelip yanımıza oturdu. Şuan dışarıdan nasıl göründüğümüzü hayal edebiliyordum.

Aniden orataya çıkıp 'kurtarıcılık' oynayan boylu poslu biri tarafından bayıltılan garson, garsonu bayıltıp 'kurtardığı' kişiden dayak yiyen ancak dayak atan kişinin masasına oturan adam, kendisini 'kurtaran' kişiyi döven kadın ve baş çavuşun baş eşeği gibi dolanan bir başka kadın. Fıkra gibiydi.

"Abiye siktir git denemez." Dedi yandan bakarken. Galiba kafasına darbe almış da beyni kırılan kafasının çatlakları arasından süzülüp gitmiş.

Sadece iç çekerek telefonumu aldım ve polisi aradım. Bunu yapacağıma ihtimal vermeyen gerizekalı Zafer kocaman olmuş yeşil gözleriyle bakakaldı. İçimden büyük bir kahkaha attım çünkü yüz ifadesi tam da dev bir kahkahaya layıktı.

"E ben kalkayım o zaman?" Dedi ve birşey dememizi beklemeden kalkmaya çalıştı ancak kolunu tutup aniden çektiğimde tekrar oturmak zorunda kaldı.

"Yok öyle. Eli boş mu gönderelim polisimizi?" Derince yutkundu. Ne akılla gelmişti de yanımıza oturmuştu ki? Halbuki mahkeme kararının onlara gittiğinden eminim. Galiba aslan yüreği yemişti. Belki de göründüğünün aksine aptaldı.

"Hadi ya." Diye mırıldandı. Şuan yaptığı bu insan tavırları ne de yakışıyordu üstünde.

"Sen neyine güvendin lan? Dua et burada insanlar var yoksa seni yerle bir ederdim, ancak yerden kazırlardı seni. Şimdi de bir gir bakalım nezarethaneye alırsın boyunun ölçüsünü."

"Yanlız ben iki metreyim." Dedi onca hakaretimin arasından sadece buna takılarak. Şaka gibiydi ya.

"Napim amına koyayım, napim? Bir de savcı olacaksın, biraz ağırlığın olsun lan!"

"Abiye lan denmez."

"Abimmisin lan sen benim?"

"Aramızda iki yaş farkı var. İnsan en azından saygıdan abi der." Göz devirip sinema izler gibi bizi izleyen Şüheda'ya döndüm.

"Galiba bunu babası doğurup emzirmiş." Dediğimde o kahkaha atarken Zafer de sırıtıyordu. Lan ben burada sana küfrediyorum. Alo! Salak, yemin ediyorum gerizekalı bu çocuk.

"Ulan anasını siktiğimin orobsu çocuğu! Sırıtma lan." Dedim dişlerimi sıkarak. Lan bu piç yüzünden beni doğuran kadına küfrettim amına. Ay ben niye bu kadar küfürbaz oldum? Eskiden böyle değildim.

"Hop hop hop! Anamıza küfür etme pikachu."

"Pikachu senin ebendir." En azından bu konunun ucu bana değmiyordu. Dışarıdan polis sireni sesi geldiğinde kıpkırmızı kesildi.

"Lan sahi sen neyine güvendin de masama oturdun?" Dedim merakla. Kaşlarıyla Şüheda'yı işaret ettiğinde içeri giren üç polis memuruna işaret verdim. Buraya doğru gelirken attıkları her adımda Zafer daha da geriliyordu. Gerilsin piç.

Buraya gelip başımıza dikilen polis memuruna askeri kimliğimi gösterdim. Şimdi bir de gidip ifade veremezdim.

"Sıkıntı neydi komutanın?" Diye sordu içlerinden en kısa olanı. Formasına Ebubekir yazıyordu. Zafer'i gösterdim.

"Uzaklaştırma kararını çiğnedi. Şikayetçiyim." Sonra hafifçe sırıttım. "Sizden ricam iki, üç gün konuk edin savcımızı." Durdum ve tezgaha döndüm.

"Dövülen garsonun adı neydi?" Diye seslendiğimde geç bir çocuk cevapladı beni.

"Adı Niyazi soyadı Nazım."

Niyazi Nazım ne aq?

Tekrar memurlara döndüm.

"Niyazi Nazım isimli şahıstan da şikayetçiyim. Onu da bir süreliğine konuk edersiniz artık." Dediğim gibi arkamı yaslandım.

"Emredersiniz binbaşı." Dedi Zafer'i kolundan tutan iki memurdan sarışın olan.

"Hadi Allah'a emanet." Dedim ve onlar giderken ben de tekrardan tezgaha seslendim. Oğlum bu ne lan. Bir oraya bir buraya konuşmak da yoruyor insanı.

"Şuraya bi' bakın." Genç adam hemen tezgahın oradan çıkıp buraya geldi. Sülalesi rahat şekilde, sanki her gün böyle saçma bir olay yaşıyormuş gibi masaya geldi. Hemen önlüğünün cebinden not defteri ve kalem çıkarıp ilk bana döndü.

"Ne istiyordun ablam?" Diye sordu sakince. Aferin koçum, seni gözüm tuttu.

"Nohutlu pilav, kuru fasülye içecek olarak ayran tatlı da muhallebi." Benimkileri hızlıca not edip Şüheda'ya döndü.

"Abla sen buraya hiç geldin mi? Bir tanıdık gözüktün de gözüme." Derken gelişigüzel süzdü. Neyse ki bu sefer ahlaksız bakışlardan çok şüpheci -ya da meraklı- bakışlar vardı.

"Birkaç defa gelmiştim." Diye şirince gülümsedi Şüheda. Çocuk başını salladı.

"Hatırladım." Dedi aydınlanmış bir ifadeyle kaşlarını kaldırırken.

"Genelde yanınız kalabalık oluyordu. Böyle bir kişiyle geldiğinizi görünce kafam karıştı herhalde." Kurumuş dudaklarını diliyle ıslattı. "Ee ablam sen? Ne istiyon?"

"Ya ben bol sarımsaklı bir işkembe çorbası alayım. Yanına da ayran olsun, ama büyük boy. Tatlı olarak da ben de muhallebi alayım." İşkembe demesiyle yüzümü buruşturdum. Yemek ayırt etmezdim ama işkembe çorbası... Mide bulantısı loading...

"Hemen ablalarım." Diyerek fırladı. Biz de baş başa kaldık. Bir süre boş boş baktık birbirimize. En son Şüheda dayanamayıp konuştu.

"Birşey sormak istiyorum... Neden bana yardım ettin?" Bunu sormasını bekliyordum. Şaşırdığım şey neden ilk bunu sormadı da neredeyse birbirimize alıştığımızda sordu? Kıza karşı tamamen dürüst oldum.

"Sende annemi-" durdum ve düzelttim. "Annemizi gördüm." Evet, kıza ailem nerede diye sorduğunda sahiplik ekini silmesini söyleyen ben şimdi onu ailemden sayıyorum.

"Ya..." Dedi yine aynı saf ifadesiyle. Önümüze aniden tabaklarımız konulunca hafif bir irkildi. Ancak bozuntuya vermedi ve 'bol sarımsaklı işkembe çorbasını' kaşıkladı. Susup yemeklerimize gömüldük. Genelde böyle oluyordu. İkimiz de birşey yerken pek konuşmuyorduk.

Ayranından bir yudum daha alıp kafasını tekrar kaldırdığında ağzına giden kaşık yarı yolda dondu. Dudakları hafif aralık tam arkama baktı.

"Akay ben aşık oldum." Dedi büyülenmiş gibi.

"İyi bok yedin." Dedim sakince ve tekrar pilavıma yöneldim. Ancak sonra kafama söylediklerinin yeni dank etmesiyle gözlerimi kırpıştırarak ona döndüm. "Ne?"

Arkamı döndüğümde tezgahtaki çocukla gülerek birşeyler konuşan esmer bir adam gördüm. Abartı olmasa da uzun boylu, tişörtünden bile gözüken kasları -ki bunların doğal olduğuna şüphe yok-, boynunda pusula dövmesi ve de keskin yüz haltları olan, yakışıklı olduğunu kimsenin inkar edemeyeceği biriydi. Ve bana fazlasıyla benziyordu.

Tekrar Şüheda'ya döndüğümde önündeki işkembe çorbasına acıyarak baktığını gördüm. Avcunu ağzına bastırıp ho ho diyerek nefes verdi. Sonra da avcunu burnuna götürüp kokladı. Sarımsak kokusunu almış olacak ki mazlumca omuzlarını düşürdü.

"Allah'ım beni yok et."

╾━╤デ╦︻

Bölüm sonu!

Bölüm sonu

3 yorum