İçeriğe geç

LAKAYIT

Bölüm 6 · 5 dk okuma

LAKAYIT

Bölüm 6

6-TAŞINMA

Akay Gürgen

"Şey, benim lavaboya gitmem lazım." Yüzü kızaran Şüheda'ya göz ucuyla bakıp başımı salladım.

Evi tutmamın ardından iki gün içinde tüm eşyaları kolileyip nakliye aracına yüklemiştik. Ben ve Şüheda benim arabamla önden giderken biraz arkamızdan da nakliye aracı bizi takip ediyordu. Neredeyse 3 saattir yoldaydık. 4 veya 5 saat sonra orada olurduk.

"Birazdan mola veririz." Dememin üzerinden on dakika geçtiğinde karşımıza benzin istasyonu çıkmıştı. Biz istasyona girerken nakliye kamyonu yola devam etmişti. Aracı durdurduğum gibi indik. Şüheda kapıyı biraz sert kapatınca aceleyle onun tarafındaki kapıya koştum.

"Kırsaydın!" Diyerek aracımı okşadım.

"Afedersin!" Diye seslenip hızlıca lavaboya gitti. Bırakın 29, ancak 9 yaşında gibiydi. Kaputa yaslanıp Şüheda'yı beklerken telefonumla uğraşıyordum. Bana pek telefon gerekmediği için sadece elimin altında dursun diye Nokia almıştım. Ve şuanda canım Nokia'mda olan yılan oyununu oynuyordum. Yirmi ikinci elmayı yemem sonrasında elinde poşetle Şüheda önümde durdu. Poşet ağzına kadar abur cubur doluydu.

"Umarım onları arabamda yemek gibi bir düşüncen yoktur. Aksi takdirde yolun geri kalanını yürürsün."

╾━╤デ╦︻

"İnanamıyorum ya!" Diye bağıran sesi duyduğumda torpidodan aldığım sigaramı söndürüp yere attım ve ayağımla ezdim. Etraftaki tepelerden gözümü alıp zar zor yanıma gelmeye çalışan Şüheda'ya baktım. Bitik haldeydi. Hali pek de iyi olmadığı için ona doğru yürüdüm.

"Tam bir psikopatsın! Sırf çikolata yedim diye gerçekten de beni arabadan attın!" Diye şikayet etmeye devam etti. "Senin yüzünden ayağımı kırdım!" Tam yanına gelince öfkeli bakışlarını umursamayarak ayağına baktım. Gerçekten de ayağına sıçmıçtı. Kızı süzdüm. Ufak tefek birşeydi, taşınırdı.

Aslında Şüheda'da annemi görüyor olmasaydım çoktan bir kadın sığınma evine göndermiştim. Ya da şuan yapacağım gibi kucağıma almaktansa bırakıp giderdim.

Şüheda, onu aniden kucağıma almamla ufak bir şaşkınlık nidası attı.

"Hem döverim hem severim diyenler gibisin ya." Diye şikayetine devam etti ancak düşmekten korktuğu için bana tutundu.

"Ay hep birisinin -ki bu kişi ailemden biri değil- kucağında taşınmak istemişimdir." Şikayeti bırakıp hayallere daldı. Sonra ise hayallerinin etkisiyle derin ve içli bir nefes aldı.

"Ya..." Diye cıvıldadı. "Sigarayla karışık barut kokusu... Aşık oldum!" Dediği gibi dondum, refleksle de onu biraz uzağıma tabiri caizse fırlattım. Kalçasının üstüne düşen Şüheda acıyla inledi.

"Sana mı kaldım be! Dünyada bir sürü yakışıklı erkek var!" Diyerek şikayetlerine devam etti.

"Ya şaka yapmıştım!" Derken arabaya doğru giden beni geri döndürmeye uğraşıyordu.

"Aynı Turan abim gibisin! O da senin gibi öküzdü!" Diye bağırmasıyla omzumun üstünden yerdeki kıza baktım. Öfleyerek ona doğru yürüyüp tekrar kucakladım.

"Ha şöyle... Adam ol." Diye sırıttı. Ona katil bakışları attığımı görünce sıçtım sıvıyorum bakışlarıyla tatlı tatlı gülümsedi. Göz devirerek yürümeye devam ettim. Arabanın yanına geldiğimde onu indirip ön kapıyı açtım ve o oturur oturmaz dikkatlice kapattım. Sonra da sürücü koltuğuna oturdum. Çok zaman kaybetmişik. Bu yüzden alacağım cezaları umursamadan son hız arabayı sürdüm. Bir buçuk saat içinde nakliye kamyonuna yetişmiştik.

Neredeyse dört saat sonra evin olduğu mahalleye giriş yapmıştık. Biz arabadan inerken nakliyeciler de kamyonu uygun bir yere park etti. Hemen yukarı çıkıp zile bastım. Emlakçı içeride beni bekliyordu.

"Güle güle oturun." Diyerek anahtarı teslim ettiğinde aşağı inip nakliye ekibinin yanına gittim.

"3. kat, daire 6." Dediğim gibi eşyaları taşımaya başladılar. Şüheda'nın da yardımıyla akşama kadar tüm eşyaları yerleştirmiştik.

"Dışarıda yiyelim mi? Bildiğim güzel bir yer var." Dedi yorgunlukla koltuğa çöken Şüheda. İkimizin de birşey yapmaya hali yoktu. Dağdayken daha az yoruluyordum Allah'ıma. Konuşmaya bile yorulduğum için sadece başımı salladım.

Saat sabah altı gibi gelmiştik ve şuan saat akşamın yedisine geliyordu. Neredeyse on dört saattir evi temizliyorduk. Yarın da düzenlemesini yapacaktık. Biraz dinlenmemizin ardından zaman kaybetmeden hazırlandık. Taşınma hazırlıkları yaparken gidip Şüheda için birkaç kıyafet almıştık. Bu iki günde her ne kadar istemesem de ona alışmıştım. Huyu suyu annem gibiydi. Hatta ona benzemese bile yine de onu asla yanımdan ayırmazdım. Nasıl oluyorsa yanında olduğum her dakikada onu koruyasım, içime alıp da kimseye yaklaştırmayasım vardı.

Ben rastgele bir eşofman ve kazak giymiş, saçlarımı at kuyruğu yapmıştım ancak bu iki günde çok süslenen biri olduğunu anladığım Şüheda krem rengi örgü bir kazak ve sütlü kahve tonlarında dar, bileklerine kadar gelen bir etek giymişti. Kumral saçları omuzlarından aşağı gökülüyordu. Yüzünde ona çok yakışan soft bir makyaj vardı.

"Hazırsan gidelim?" Dedi bana doğru. Alıcı gözüyle beni tepeden tırnağa süzdü ve sonra da burun kıvırdı.

"Bir gün seni öyle bir giyindireceğim ki..." Resmen ant içiyordu. Tipe bak. Bıraksalar beni dövecek.

"Hadi fare." Dedim sadece. Fare dememe alınmış bir şekilde krem rengi topuklu botları giyerken ben de spor ayakkabımı giymiştim. Aslında canım isteyince kendime bakım yapan birisiyim ancak üşengeçliğim tutmuştu.

İkimiz de ayakkabıları giydikten sonra kapıyı kilitleyip binadan çıktık. Arabaya binereken kısık gözlerle Şüheda'yı gözetliyordum. Bakışlarımı fark etmiş olacak ki somurttu.

"Bakma öyle. Dersimi aldım." Arabaya bindiğinde kapıyı yavaşça kapattı somurtmaya devam ederken. Yüzümde ufak bir tebessüm oluştu. Bunu kimse göremezdi ancak bana bu tebessümün varlığı yeterdi.

Şüheda bana yolu tarif ederken çok mutluydu. Dediğine göre ilk kez bir arkadaşıyla tek başına dışarıda yemek yiyecekti. Dinçer ailesi bana göre kesinlikle kafayı sıyırmıştı. Kıza resmen hapis hayatı yaşatmışlardı. Yok, ben bu kızı bir daha vermem ellerine.

Şüheda'nın yönlendirmesiyle çok şeker bir restoranta gelmiştik. Cam kenarı tamamen dolu olduğu için duvar kenarına oturmuştuk. Bir garson bize menüleri getirirken sessizdik. Menüyü elime aldığımda gözüm hemen favori yemeklerimi buldu. Nohutlu pilav, kuru fasulye, muhallebi. Bayılırım.

"Buranın çorbaları çok güzel oluyor." Dedi Şüheda. Başımı salladığımda başımıza erkek garsonlardan biri üşüştü.

"Ne alacağınıza karar verdiniz mi?" Adam resmen beni görmezden gelmişti. Tek odak noktası Şüheda'ydı. Ama bu bakışlar pek hayra alamet değildi. Resmen gözüyle kızı taciz ediyordu. Bakışlarını Şüheda da fark etmiş olacak ki gerildi.

"Siz gidin, başkası gelsin." Dedi Şüheda net bir şekilde. Adam ne yapacağını şaşırdı. Belli ki böyle sert bir tepki beklemiyordu. Ben gitmesini beklerken arsızca sırıttı.

"Sertsin, ha?" Dedi flörtöz bir tavırla. Şüheda daha da rahatsız olunca tam adama kafa atmak için kalkmıştım ki adam şiddetle yere savruldu. Zafer'in adamın üstüne oturup onu öldüresiye dövmesine şaşırmıştım. Ama en çok şaşırdığım şey akıl sağlığından şüphe ettiğim bu savcının sözleriydi.

"Seni kardeşlerime bakan gözlerini sikerim lan yarrağı boktan şerefsiz!"

İtiraf edeyim, güzel küfürdü.

╾━╤デ╦︻

Bölüm sonu!

Bölüm sonu

5 yorum