İçeriğe geç

LAKAYIT

Bölüm 50 · 5 dk okuma

LAKAYIT

Bölüm 50

47-İŞKENCE ALARMI

"Önceki bölümde Akay, telefondan aradığı Yuva ile birlikte Alpay'a annesinin katili olan Ahin'in kim olduğunu söylemişlerdi. Ahin'i, yani Alaca'nın kocası Soner'i Lakayıt karargahında sorguya çekmişlerdi. En son Alpay, Ahin'e işkence edecekti."

Köşedeki bir sandalyeye rahatça kurulmuştum. Karşımdaki ikiliyi izliyordum. İşkenceyi yapamayacak olmam biraz moral bozsa da Yaver'in işkencelerini izlemek zevkliydi. Şimdi ise intikamının sonunu getiren Pusula'nın işkencesini izleyecektim.

İlk önce tek kullanımlık tulumlardan giydi. Sonra da eldiven ve maskesini taktı. Ve Pusula, ilk işkence aletini eline aldı. Ufak bir yüzme bıçağı. İlk olarak derisini yüzecekti. Hemen öldüreceğini sanmıyorum ama bununla başlaması... Hee anladım.

Sıçtın Ahin.

Piçin sağ elini aldı ve yüzme bıçağını yavaş yavaş derisinde gezdirdi. Bir yere baskı uyguladı, o bölgede deri diğer taraftan ayrılında derinin ucunu tutup çekti ve Ahin dev bir çığlık attı. Pusula ise elindeki deriyi demir bir kaba koydu.

Bu kadarcık deri yüzmesiyle oruspu çocuğunun ölme şansı çok çok azdı.

Sonra Pusula bana baktı, gözleriyle derisi yüzülen eli gösterdi. Anladığım için sırıtarak göz kırptım ancak onlar sadece göz kırpışımı gördüler maske yüzünden. Gerçi, Pusula anlamıştır benim sırıttığımı.

'Deriyi yakmak istiyorum.'

Evet, dediği buydu. Benden de bunun için bir şey istiyordu. Eğer Tilki, işkenceyi ve iskemce sırasında Pusula'nın istediklerini tahmin etmeseydi te yemekhaneye kadar gitmem gerekirdi. Şuan işkence yaptığımızdan kimsenin haberi yoktu. Hâlâ sorgudayız sanıyorlardı. Bu yüzden birisinden istersem şüphe çekerdik.

Galiba asansöre vermedikleri parayı sorgu odasının ses yalıtımı için kullanmışlar. Çünkü burada ne kadar bağırsak bağıralım, kulağını kapıya dayarsan bile duyamazdın.

Demirden bir rafın yanına gittim ve geniş bir tüpün içindeki suya tuz, limon, sirke ne varsa döktüm. Tüpü Pusula'ya verdim. O da derisi yüzülen eli tüpün içine koydu. Ahin yine çığlık çığlığa böğürdü. Daha sonra eli tüpten çıkardı. Ben de o sırada geçip kendi sandalyeme oturmuştum.

Bu sefer bir kerpeten aldı. Ben tırnaklarını çekecek diye beklerken adamın çenesini kavradı. Ağzını açtı ve dişlerini sökmeye başladı. Ben büyük bir heyecanla izliyordum. Yaptığı çok zekiceydi. Hem acı çektirdi hem de kendi kanını yutmasını sağlayacak bir şey yapmış oldu.

Bir çekiç, birkaç tane de şiş aldı. Bir şişin ucunu adamın kafasına denk getirdi ve çdkiçle vurarak şişi kafasına girdirdi. Birkaç kere daha yaptı aynı işlemi.

"Kirpiye benzedi yarraksız." Dediğimde Pusula ile aramızda bir bakışma geçti. Sonra da ona demek istediğimi anladı ve başıyla onayladı.

'Derisini yedirsene lan.'

Benim dediğim de buydu. İsteğime uyarak deriyi koyduğu demir kabı aldı. Piçin yanına yaklaştı ve dişleri sökülmüş, kanla dolmuş ağzını açarak deriyi ağzına attı. Ahin bağırıyor, yalvarıyor ve çırpınıyordu ancak bunun faydasız olduğunu biliyordu.

Bir eline dış tarafı çivili muşta geçirdi ve götsüzün suratına sert bir yumruk attı. Götsüzün sağ yanağında dört adet derince delik oluşu. Birkaç yumruk daha attı ve sağ tarafını tamamen delik deşik etti.

"Pezevenk." Dediği zaman piçin kıyafetlerini çıkarmıştı. Bir raftan ızdırap armudunu aldı. Aleti elinde çevirdi biraz. Şöyle bir tarttı avcunda. Sonra da yerdeki puşta doğru gitti. Aleti sert bir hareketle piçin anüsüne soktu. Adam çığlık çığlığa bağırırken tahminimce o da armudun kıskaçlarını açtı. Görebildiğim kadarıyla anüsünden kan geliyordu.

Aleti adamın anüsünün içinde çevirdi. Kıskaçlarının derecesiyle oynadı. Ve sap kısmındaki kırmızı bir düğmeye bastı. Düğmeye basmasıyla birlikte ana rahminde baba yarrağına göt veren siksizin felç kalasıca bedeninden bir elektrik akımı geçti.

Ben son derece keyif alarak karşımdaki manzarayı izliyordum. Sandalyeye bir yayılışım var, Konya ovası utanır kendinden. O derece yani.

Pusula, itin ellerine baktı. Fark etti ki bir elinin belası sikilmiş, öteki boş. Boş olanı biraz süslemek istedi. Raflardan bir tane kerpeten aldi ve bu sefer tek tek tırnaklarını çekti.

Çekilen her tırnakla birlikte Ahin bayılacak gibi oldu ancak o anüsündeki ızdırap armudu yardımıyla kör olasıcaya elektrik verdiği için her defasında tekrar ayıldı.

Tırnakları da demir bir kapa koydu. Armut kıskaçlardan birisini aldı ve çarpık götlünün ağzına soktu. Tahminimce dilini kapmıştı. Tahminimde haklıydım çünkü Pusula'nın aniden aleti kendine doğru çekmesiyle sik kırığının dili ve dilinin birleştiği yer kıskacın içine kaldı.

Dili aldı, anüsündeki ızdırap armudunju çıkardı ve dili anüsüne soktu. Izdırap armudu aleti tamamen kan olmuştu.

Eline bu sefer bir satır aldı. İlk önce elinin parmak uçları, sonra parmak ortası, sonra parmak kökü, bilek, dirsek, kol diyerek başladı kesmeye. Tekrar tekrar elektrik verdi. Artık ölmek üzereydi.

Diğer eline de yaptı aynısını. Çapraz bağlarında amını siktiğimin evladı artık ölmüştü. Ama Pusula durmadı. Sağ ayağına da ayni işlemi yaptı, sol ayağına da. Ahin'in sadece başı ve gövdesi kalmıştı.

Bu sefer eline bir bıçak aldı. Göğüs kafesini boydan boya kesti. Tek tek organlarını çıkardı. Kalp, ciğer, böbrek, mide ne varsa hepsini koparıp kan golü olan zemine koydu.

Ben de oturduğum yerden kalktım. Yerdeki kanlara basmadan rafların altındaki bir kutuyu alıp Pusula'ya verdim. O da sikilesicenin tüm vücud parçalarını ve ayırdığı organlarını kutuya gelişigüzel attı. En son kopardığı kafayı da hepsinin üstüne koydu.

Ayağa kalktı, raflara yürüdü. Bir kalem aldı ve ugak bir not kağıdına bir şeyler yazdı. O kağıdı da alıp ufak bir rulo haline getirdi. Ruloyu da kopmus kafanın burun deliklerinden birisine gelişigüzel soktu. Kutunun kapağını kapattı. Ben de birkaç kurdele alıp yanına gittim. Ve ikimiz birlikte kutuyu hediye paketi yaptık. Tepeye de bir adet pembe fiyonk ekledik.

İkimiz de biraz uzaklaşıp kutunun süslemesini inceledik. Ben cebimden iki dal sigara çıkardım. Birisini ona verdim ve k da kendi özel üretim çakmağıyla sigaralarımızı yaktı. Bir yandan derin ve keyifli nefesler çekiyorduk içinize. Diğer yandan da mal mal sırıtıyorduk.

"Ne yazdın?" Duye sordum bir nefesin ardindan. Hediye paketimizi hediye paketimizi teröristlerin bulması için bir noktaya koyacaktık. Ne de olsa o siksizler hediyemizi illaki alacaktı.

"Selamımı." Dediğinde başımı eğip gülümsedim. Artik ikimizin de intikamı tamdı. İkimiz de hafiflemiştik. Sadece Yuva kalmıştı. O da intikamını aldığı zaman hafifleyecekti.

╾━╤デ╦︻

İşkence sonu.

Bölüm sonu

2 yorum