İçeriğe geç

LAKAYIT

Bölüm 48 · 7 dk okuma

LAKAYIT

Bölüm 48

45-ENİŞTE

"Önceki bölümde Akay, Şüheda ve Güney Şırnak'a gelmişlerdi. Eski bir fabrikanın yakınlarında, arabadan inmişlerdi. O sırada Şüheda, kimliğini uzatmıştı. Kimlikte Şüheda değil Umay yazıyordu. Yeni ismiyle Umay, annesinin günlüğünü bulmuş, günlüğü okumuştu. Ailesinin ona vermek istediği ismi almıştı. Akay, onları geride bırakıp fabrikaya gitmiş ve birbirinden değişik işkencelerle adamları teker teker öldürmüştü. Umay da herkesi şaşırtarak Akay'a katılmıştı. En son Mehmed Dalkıran'ı öldürmüşlerdi. Umay, Akay'ın daha fazla konuşmasını istememesine rağmen konuşmuş, annesinin ölmeden önce Ahin isimli teröristin kim olduğunu bulduğunu söylemişti."

07/11/2007

Sevgili Ailem,

Bugün bir mesaj aldım. Numara rehberime kayıtlı değildi. Aslında bakmayacaktım ama bir merak tuttu, açtım mesajı.

Kız kardeşim Alaca'ydı.

On beş yıldır görüşmediğim kız kardeşim, benden yardım istiyordu. Kendisinden on iki yaş büyük kocasının sürekli evlerine birisini çağırdığını, gelen adamların da onu rahatsız ettiğini yazmıştı.

Bir konuşmalarına şahit olduğu zaman onların Ahin diye birisinden bahsettiğine şahit olmuş. Ahin ismini haberlerde gördüğünü, tedirginliğe kapıldığını da söyledi.

Benden, daha doğrusu kocam ve Güney'den yardım istiyordu. Eğer kocasının Ahin ile bir bağlantısı varsa kendisinin de başının yanacağını yazmıştı.

Yine kendini düşünmesine takılmadım. O an sadece Ahin'i ve Alaca'nın kocası Soner'i düşünüyordum. Zaten ona takılsaydım saçma olurdu. Ne diyorum ben? Her neyse...

Akay okuldayken ben de askeriyeye gittim ve oradaki bir tanıdığım olan, çok sevgili dostum Mesut'tan yardım aldım. Böylece Soner'in bütün sicilini almış oldum. Kötü bir şey yoktu sicilinde. Eve geçtim ve elimdeki özgeçmişi inceledim.

Efsun, Kuzey ve Güney sayesinde Ahin hakkında bir çok bilgim vardı. Geçmişleri uyuşuyordu. Alaca'ın yimi üç yıldır evli olduğu kocası Soner, ülkeye sığınmacı olarak girmiş. Uyuşuyordu bu kısım. Bu sayede fikir iyice aklıma yattı.

Bu konuyu bir de Kuzey, Güney ve Efsun'la konuşmalıyım tamamen emin olmak için. Ancak ne yazık ki üçü de görevdeydi. Kuzey göreve gideli çok olmuştu ve daha dün, çok uzun bir zaman sonra bana yazmıştı kısa bir an için. Kızını çok özlediğini yazmıştı. Akay'ın fotoğrafını istemişti benden.

Karşımda olsa trip atardım. (Bunu yazarkan güldüm baya.)

Ama haklı değil miyim? Sürekli Akay da Akay, kızım da kızım diye dolaşıyor ortalıkta. Benim papucumu dama attı!

Görmemişin kızı olmuş.

Tebrikler, Karaca. Yine konuyu başka yere çektin. Ben buraya terörist Ahin diye başladım yazmaya, şimdi de kocama atacağım tribi konuşuyorum. Bravo!

Gerçi o konuda söyleyeceklerim bu kadar. Kuzey veya Güney, ya da Efsun geldiği zaman onlara da bunu söylerim. Gerçi, içimden bir his Kuzey'in yakın bir zamanda burada olacağını söylüyor.

Umarım... Sağ salim dönerler eve. Üçüsünü de çok özledim. Akay da özledi. Gerçi, daha çok Güney'i özlemiş olabilir. Kız çocukları babalarına aşıktır derler ya hani, Akay amcasına aşık. O da evde amcam da amcam diye dolaşıyor.

Kuzey duysa kıskançlık krizine girer.

Babası kızım diye dolaşıyor, kızı amcam diye dolaşıyor, amcası yeğenim diyor.

Beni unuttular resmen! Ah be. Keşke kardeşim Efsun da olsaydı burada. Ne güzel kadın dayanışması yapardık. Ya da yine bir pavyona gider, olay çıkarırdık Akay okuldayken.

Kızıma kötü örnek olmak istemiyorum. Tabi kızım mani okur gibi küfürler diziyor ama elimden gelen bir şey yok. Amcası belli, babası belli, teyzesi belli bu kızın. Daha çok teyzesi Efsun tabi.

Ah be Efsun...

Onun sinirini bile özledim. Hatta küfürlerini de. Ya da silahla bizi tehtid etmesini. Ancak ne yazık ki Efsun, tam on yıl önce, yani Akay daha üç yaşlarındayken dönmeme ihtimaki yüksek olan bir göreve gitmişti. O günden beri de ondan haber alamadık.

Akay'a, Efsun'dan hiç bahsetmedik. Aynı ikizi Umay'dan de bahsetmediğimiz gibi. Ama öyle gerekiyordu. Eğer ona ölen bir ikizi olduğunu söylersek kendisini buruk hissederdi. Çünkü biz öyle hissediyorduk. Bir de üstüne teyzesi diyebileceğim Efsun'un da intihar görevine gittiğini söylersek ne tepki vereceğini de kestiremiyoruz.

Artık Efsun'u ne kadar sevdiysem Akay'ın tüm huyu ona çekmiş! Asla ne yapacağını kestiremiyoruz. Şimdi bunları söylersek üzülür mü, umursamaz mı, kıskanır mı bilmiyoruz!

Küçük Efsun.

Of, bir de bu kızın kıskançlığı var. Hem Efsun, hem de Akay hayatımda gördüğüm en kıskanç insanlar olabilirler. İkisi de sevdiklerini her şeyden, herkesten kıskanıyor. Özellikle de Akay... Onun yüzünden kendi kocamı kıskanmaya çekiniyorum!

En son birlikte dolaşmaya çıktığımızda az kalsın Kuzey'e bakan bir kızı Kuzey'in silahıyla vuracaktı!

Ben bu kızla ne yapacağım? Kanser etti beni. (Burayı yazarken de kahkaha attım ama şuan ağlıyorum. Değişikliğimi sorgulamayın, sevgili ailem, siz beni biliyorsunuz.)

Her neyse, artık çok geç oldu. Bu kadar gevezelik yeter. Her zamanki sözümü söylüyor ve uyumaya gidiyorum.

Daima bir arada olmak dileğiyle...

Karaca GÜRGEN

Yazıları okurken içim burkulmuştu. Annemin günlüğü, son safyafı... Gözlerim dolduğunda başımı tavana kaldırıp derin bir nefes aldım.

Daima bir olmak dileğiyle...

"Ayrıldık. Olamadık. Ancak ölürsek, anne. Ancak ölürsek..." Arkadan iki kol belime sarıldı. Umay.

"Üzgünüm." Yanağını sırtıma yaslamıştı. Şuanda karşımda genç bir kadın olarak değil, küçük bir çocuk olarak duruyordu.

Bu durum onun için daha zordu aslında. Ben annemi ve babamı görmüştüm. Aile sıcaklığını hissetmiştim. Onları sevmiştim ve onlar tarafından da sevilmiştim. Ama Umay öyle değildi. Bok gibi bir ailede yaşamıştı.

İçimi büyük bir öfke kapladı. Belki de Dinçer'leri de bu dünyadan silmem gerekiyordu?

Elimdeki günlüğü kapattım. Arkamı dönüp sarılmasına karşılık vermedim ama Umay'ı uzaklaştırmadım da. Sadece önümdeki mezarlara bakıyordum.

Sabah saatlerinde Hakkari'ye gelmiştik. Amcam hemen günlüğün son sayfasının fotoğrafını çekerek Ankara'ya, Lakayıt karargahına gitmişti. Ben de artık içimdeki hafiflikle ailemin mezarına gelecek yüzü bulmuştum. Umay da benimle beraber gelmişti.

Eğer o Soner denen herif gerçekten Ahin ise, kimse onu Alpay'ın elinden alamaz. Zaten almaya çalışırlarsa ben ve Yuva'yı bulurlar karşılarında.

"Umay?" Dediğim zaman benden ayrıldı ve karşıma geçti. Sessizce bir gözyaşı aktı yanağından.

"Efendim?" Usulca sordu. Sesi çok durgundu.

"Dinçer'leri öldürürsem üzülür müsün?" Bunu o kadar sakin sormuştum ki sanki bir canı almaktan değil de gündelik bir şeyden bahsediyor gibiydim. Gerçi birisini öldürmek benim için gündelikti.

"Hayır." Kesin cevabıyla yine sakince başımı salladım. Anne ve babamın mezar taşlarını okşadım ve sonra yutkundum.

"Gidelim." Onun cevap vermesini beklemeden arabayı bıraktığım yere doğru gitmeye başladım. Umay da peşimden geldi. Yanıma yetiştiğinde tekrar bir soru yönelttim.

"İsmini nasıl bizden habersiz değiştirdin?" Amcam, onun her hareketini takip ediyordu. Benim de öyle. Ben de amcamın her hareketini takip ediyordum ve amcam onun isim değiştirdini fark ederse ben de fark etmiş olurdum. Ama ikimizin de ruhu duymamıştı.

"Alpay ve Mir yardım etti." Yan bir bakış attım.

"Onlara ne? Senin isim değiştirmene neden yardım ettiler?"

"Asker beyimiz bir zahmet yardım etsin sevgilisine." Dediğinde keskin bir hareketle ona döndüm.

"Az önce ne dedin lan?" Gözleri kocaman açıldı ve hemen ellerini salladı anlamsızca.

"Sevgilisiyle dedim! Asker beyimiz bir zahmet yardım etsin sevgilisiyle dedim! Nüfus müdürlüğünde çalışan sevgilisi var!" Dişlerimi sıktım.

Ben de oruspu çocuğuyum da kanacağım, öyle mi?

Amına koduğumun yarraksız Alpay'ı!

"Peki Mir ne alaka?" Ulan resmen hayvan gibi hırlama benzeri bir sesle sordum soruyu.

"Ayol eniştem değil mi? Tabi ki yardım edecek baldızına."

"Sikerim seni, Umay!" Diye bağırmamla abow der gibi oldu.

"Eriştem dedim! Baldırına dedim! Bakma öyle, Akay!" Neredeyse ağlayacaktı.

"Konuştukça batıyorsun amına koduğum! Sus!" Arabaya binmiştim bile. Ben daha anahtarı kontağa koyamadan telefonuma bildirim geldi. Sinirle telefonu aldım elime.

Doktor: Selam :)

Doktor: Nasılsın?

Siz: Sinirliyim anasını satayım!

Doktor: Nedenini sorabilir miyim?

Siz: Hayır.

Doktor: Tahmin edebilir miyim?

Siz: Evet

Doktor: Şüheda'nın ismini size çaktırmadan Umay yaptığını ve bu konuda bizden yardım aldığını mı öğrendin?

Bu adam telefonuma dinleme cihazı mı koydu?

Siz: Yaklaştın. Konu o ama sinirim başka bir şeye.

Doktor: Umay ve Alpay'ın sevgili olduğunu mu öğrendin?

Müneccim boku yemiş olabilir mi?

O değil de benim bir gözler kararmıyor değil.

Siz: O da var.

Doktor: Bende tahminler tükendi :(

Kendi kendime güldüm. Mal mal ekrana bakıyordum. Adama yine dürüst oldum.

Siz: Sana enişte dedi ve senin baldızın olduğunu söyledi...

Bir süre mesaj gelmedi. Yaklaşık altı dakika.

Doktor: Bence Umay'ı kırmayalım. Onu baldızım yapalım mı?

Doktor: :D

Ben mal mal bakakaldım ekrana. O sırada hemen kulağımın dibinde Umay'ın homurdanan sesini işittim. "Enişte diyince de kızıyor."

"İn lan arabadan!" Diye kıza patladım. Yine o ne yapacağımı bilemediğim nadir zaman dilimindeydim. Hakikaten, ben şimdi ne yazacağım?

"Yine mi?!" Diye hayretle konuştu. O sırada tekrar bildirim geldi ve ben de hemen baktım.

Varyasyonlu Yaratığım: Uyuştu. Ahin'in kim olduğunu bulduk. Yengemin tahmin doğruymuş.

╾━╤デ╦︻

Bir sonraki bölümde değil sonraki bölümde yine işkence olacak çok mutluyum \⁠(⁠๑⁠╹⁠◡⁠╹⁠๑⁠)/

Bölüm sonu

7 yorum