İçeriğe geç

LAKAYIT

Bölüm 30 · 6 dk okuma

LAKAYIT

Bölüm 30

30-AMCA ve YEĞEN

"Önceki bölümde kaza anından bir süre sonrasını ve Akay komadayken Mir ve Güney arasında geçen olayları okumuştuk. Ardından Güney, Akay'a bazı gerçekleri açıklamıştı. Akay, Şüheda'nın onun ikizi olduğunu, ailesini Ahir değil de başka bir teröristin öldürdüğünü öğrenmişti. Güney; Ahir, Dizdar ve Duru üçlüsünün planını da anlatmıştı. Bu bilgileri sindiremeyen Akay bayılmıştı."

Önümde bilgisayar, yanımda amcam, amcamın elinde patlamış mısır, üzerimizde askeri üniforma, ayağımızda peluş terlik. Amcamın başım ağrıyor diye kafama koyduğu dilim patates ve patatesler düşmesin diye başıma bağladığı yazma.

Ortam şahane.

"Sinema izliyor mübarek." Göz devirdim. Amcam, resmen sinema izler gibi Alpay'ın gözetim altında tutulduğu, refakatçı olarak kız kardeşi ve Şüheda'nın olduğu hastanenin kamerasını izliyordu. Şüheda ne alakaydı? Minnettarlık mı yoksa başka bir şey mi? Kafamda bir sözü yankı yaptı.

"Akay ben aşık oldum."

Sikeyim... Sikerim... Siktim seni Alpay.

"Ulan bunlar ne konuşuyor? Gerçi şu yan sanayi eleman ağzını açmıyor. Bozuk mu lan bu adam? Defolu mal mı? Niye konuşmuyor bu?!" Sadece seni büyütmek için harcanan paraya yazık bakışlarımı attım.

"Mısırı uzat." Dediğimde ekrandan gözünü ayırmadan patlamış mısır dolu kaseyi bana uzattı. Ben tam ağzımı açmışken susturdu beni.

"Hassiktir konuştu!" Bu sefer sadece dümdüz baktım. Herhangi bir bakış atma zahmetine bile girmedim.

"Ben buna çok pis kıl oldum, Ako." Dediği sırada hastane odasının kapısı açılmış, içeriye giren Kıvanç binbaşı, nam-ı diğer binbaşı ibne, Alpay'a doğru ilerlemişti.

"Aynısından." Dedim mısır yerken. Cidden bu anı yaşadığıma inanamıyordum. Amcam kameradan gözüken her yere bakarken ben sadece Alpay'ın kız kardeşi ile gülerek bir şeyler konuşan Şüheda'ya bakıyordum.

"İbne tipi var." Elini kucağımdaki kaseye uzatıp bir avuç dolusu patlamış mısır aldı.

"Ben boşuna mı binbaşı ibne diyorum bu adama?" Yüzümü buruşturdum. Tabi amcamın aniden koluma vurmasıyla az kalsın düşüyordum.

"Koçum benim!" İç çekerek bilgisayara bakmaya devam ettim. Biz bir süre daha sapık gibi canlı kamera kayıtlarını izlerken bir an Kıvanç binbaşı ve Şüheda arasında gerginlik çıktığını fark ettim. Kameralarda ses olmadığı için bir şey duyamıyordum. Gerginlik daha da yükseldi.

Orada ne dönüyor?

Alpay artık her ne dediyse -bağırdıysa- odadaki herkes ciddi anlamda yerinden sıçradı.

"Yaktım çıranı ibne." Amcam çabuk kinlenen birisiydi ve geçmiş olsun, Kıvanç binbaşıya kinlenmişti.

"Beni de yaz oraya." Ben de çok çabuk kinlenen birisiyim ve geçmiş olsun, Kıvanç binbaşıya kinlendim.

"Sikelim mi lan belasını?" Dedi hırsla.

"Sikelim belasını." Aynı hırs bende de vardı. Yanlız birisi içeri girerse gitti bizim karizma.

Lakayıt projesinin sahibi ve Lakayıt, Lakayıt karargahındaki toplantı odalarından birinde, ayaklarında peluş terlik varken, patlamış mısır eşliğinde kamera kayıtları izliyor. Lakayıt'ın kafasındaki yazma ve patatesler de tuzu biberi.

"Ulan kız aynı Karaca yenge." Amcama baktım ne oldu lan dercesine. "Çok süslü lan bu." Bana baktı. "Sen de aynı göt Kuzey." Kafama vurdu. "Bir de şerefsiz gibi kardeş olamayız diyorsun."

Ben bu adamın elli dört yaşında olduğuna inanmıyorum.

"Ben ve Kuzey de ikiziz ama tip dışında bir bokumuz benzemiyor." Yüzünü buruşturdu. "Evlenen adamdan ne bekliyorum ben zaten amına koyim. Bekarlık sultanlık." Ne alakaydı bu şimdi? İç çekerek bütün küfürlerin atası olan o kelimeyi söyledim.

"Peki."

"Bazen senin kız olduğunu unutuyorum." Benim ayağımdaki mavi renk köpek balığı şeklindeki peluş terliğe baktı. Sonra da kendi ayağındaki pembe renk tavşan şeklindeki peluş terliğe baktı. "Bunu sen giymeliydin." Bana ters bir bakış attı. "Sana almıştım."

"Sıradan pembe alsaydın giyerdim. Sen cırtlak pembe alışsın." Ters bakışları sürdü.

En sonunda Şüheda hastane odasından çıkınca amcam kamerayı kapattı. Gidip köşedeki spor çantasını alıp geldi. Peluş terliği çıkartıp postallarını giydi. Ben de aynısını yaptım. Sadece yarım saatlik bir kamera izleme işi için bu kadar şey yapmıştı.

Ben kafamdaki bandana olarak kullandığım yazmayı çıkarttığım an patates dilimleri yere düştü. Besmele çekerek yerden kaldırdım.

"Yarbay ve Mir neden hâlâ karargahtalar?" Amcam sıkılarak öfledi.

"Lan kızım iki dakika dur da tatil yap! Komadan çıkalı üç gün, gerçeği öğreneli ve bayılalı bir gün geçti! Dur da bir dinlen la! Çıldırtma adamı! Gına geldi senden!"

"Ben senden çok mu memnunun lan?! Beğenmiyorsan siktir git!"

"Amcanım lan senin!"

"Olmasaydın! Ben mi dedim sana gel benim amcam ol diye!"

"Hepsi senin o babanın işi! Ortaya sıçtılar iki veleti ben uğraşıyorum!"

"Sen de sıçsaydın! Uğraşma o zaman enayi!"

"Enayi senin babandır!"

"Çekemiyorsun lan babamı!"

"Ben mi çekemiyorum! Siktir lan oradan! Bokumu yesin senin o baban olacak meymenetsiz!"

"Babam senden daha yakışıklı lan mendebur!"

"Siktim belanı Akay!"

"Gel lan! Senden korkan senin gibi olsun!" Tam biz birbirimize doğru ilerlerken benim telefonum çaldı. İkimiz de durduğumuzda cebimden tolofonumu çıkardım.

"O ne lan." Dedi amcam elimdeki telefona bakarken. "Kaçıncı yüzyıldan geldin kızım sen? Bu ne? Fakir misin?" Telefonuma şaşkın bir bakış attı. Kendi cebinden telefonunu çıkardı. "Bak amcana. Iphone 15 Pro Max telefonum var. Pis fakir. Git ötede dilencilik yap sen."

"La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim." Sabır çektim. Ardından elimdeki telefona baktım. Şüheda arıyordu. Tıpkı diğer atmış yedi cevapsız arama olduğu gibi bunu da açmadım. Neredeyse dört aydır yanında değildim. Her aradıktan sonra mesaj atıyordu. Bu sefer de öyle yaptı.

Şüheda: Alpay yarın taburcu olacak. İkimiz de kendimizi iyi hissediyoruz. Dinçer ailesi uzun zamandır yanıma yaklaşmıyor. Her şey güzel. Ama sen yoksun. Umarım gittiğin görevden sağ dönersin.

Beni görevde sanıyordu. Sıkıntıyla iç çektim. Telefonu masanın üzerine koyup bir koltuğa oturdum. Amcam da karşıma geçti.

"Mir Şüheda'nın psikoloğu diye burada. Her ne kadar kişisel verilerin korunması kanununu bozamam diye tuttursa da yetkilerimi kullandım. Şüheda'nın durumunu öğrendim." Arkasına yayıldı. "Dinçer ailesinin soyunu kurutacağım."

"İki kişiyi ben hallettim. Diğer üçlü senden."

"Eline koluna sağlık." Spor çantasını bana attı. "Taşı lan şunu." Şuan tek yapmak istediğim üç nokta atmaktı. Harcayacağım kelimelere bile yazık. Çantayı alıp koluma geçirdim.

"Şu Alpay mıdır nedir, ona sinir oldum." Bana şüpheci bir bakış attı. "Bir de şu psikolog ne ayak?" Alaka seviyesine şaşırdım.

"Kim? Mir mi?"

"Yok, ebem. Ebemde psikolok zaten. Te Allah'ım." Kafama vurdu. "Ulan kurban olduğum Allah'ım beyin yağdırırken şemsiye mi tuttun?"

"Şemsiye tuttum ama kendime değil, sana." Laf sokuşumla yüzünde gurur dolu bir tebessüm oluştu. Hatta çıtayı aştı, gözleri doldu. Utanmasa hüngür hüngür ağlayacaktı resmen.

"Neyse konutu saptırma." Diyerek bana kızdı. "O Mir ne bok yemeye sen komadayken odanı dikizliyordu lan?!"

"He amca adamın işi gücü yok sapık gibi beni dikizleyecek. Sen yanlış anlamışsındır. Adamla en fazla iki kere karşılaştık. Öyle beni dikizleyeceği kadar bir olay yok." Yandan bir bakış attım.

Bu Mir neden böyle bir şey yapmıştı ki? İki kere gördü alt tarafı. Öyle samimiyetimiz falan da yok.

Ne bok dönüyor lan?

"Akay sen zamanında erkekleri parmağında oynatıyordun. Sendeki hız Türk hava yollarında yoktu. Neredeyse pezevenkliğin kız versiyonuydun!" Sırıtarak omuz silktim.

"Onlar aptaldı amca, ben ne yapayım? O zamanlar basbaya pezevenktim ama şimdi bu tür şeyler için zamanım yok. Ben daha o evin olduğu mahalleye bile giremedim." Gevşekçe sırıttı.

"Şu intikamımızı alır, ikizinle birlikte gireriz evimize be gülüm." Elini omzuma koyup hafifçe sıktı.

"Sana gülüm demem, gülün ömrü az olur." Sırıtarak söylediğim replik kahkaha atmasına neden oldu.

"Ulan gel Kurtlar Vadisi izleyelim." Beni kolunun altına aldı. Lakayıt karargahında olmamız zerre umrumda değildi. Çıkmadan önce ben kimlik gizliliği nedeniyle maskemi tekrar gözümün altına kadar çektim. Amcam da benim gibi maske taktı. Oma onunki gizem, gerilim ve heyacan yaratmak içindi.

Bu adamı özlemişim amına koyim.

"Benim yokluğumda güzel küfürler ettin mi bari?" Güldüm sessizce.

"Ettiğim küfürleri yazsam roman olur."

"Aslan yeğenim benim!"

Bölüm sonu

3 yorum