"Önceki bölümde Akay ve Güney, Alpay'ın gözetim altında tutulduğu hastanenin kamera kayıtlarını izlemişlerdi. Sonra saçma bir atışma yaşamışlardı. Şüheda, Akay'ı görevde sanıp rapor verir gibi mesaj atmıştı. En son Güney ve Akay, Kurtlar Vadisi izleyeceklerdi."
Vücudum artık kendini büyük oranda iyileştirmişti. Bu yüzdendir ki Lakayıt karargahının arka bahçesindeki en ücra yere geçerek amcamla spor yapıyorduk. Daha doğrusu ben spor yapıyor, o mısır aromalı balık kraker yiyordu.
"Kızım sen neymişsin lan?!" Şaşkınlıkla krakerinden bir avuç attı ağzına. "Terminatör olmuşsun amına koyim. Alt tarafı dokuz yıldır yokum lan!" Göz devirerek barfiks çekmeye devam ettim. Sonunda iki yüze tamamlamıştım. Kendimi yere atıp soluklandım.
"Sırada ne var?" Elindeki listeye baktı.
"Niye koşuyu en sona bırakmıştım lan ben?" Gözlerini listeden ayırmamıştı. Tek kaşımı kaldırıp ne diyon yaprağm bakışı attım. Tabi yüzümdeki maske ve kayak gözlüklerine benzeyen gözlük sayesinde görememişti.
"Yine neyin peşindesin?" Diye sorarken benim arkama bakmış ve sırıtmıştı. Ben de arkamı döndüğümde Mir'i gördüm.
"Pişt! Doktor ağa!" Sırıtması büyüdü. "Gel lan buraya!" Eliyle onu çağırdı.
Bu ihtiyar yine neyin peşinde lan?!
"Buyrun?" Diyerek merakla yanımıza geldi Mir. Bana anlayamadığım bir şekilde bakarak amcama döndü. Ama amcam ona değil bana baktı. Sözleri de bana yönelikti.
"Kuru kuru koşu olmaz. Az aksiyon istiyorum." Sonra Mir'e baktı. "İyi koşar mısın lan?!" Olaya Suriyeli kalan Mir masumca cevapladı soruyu.
"Yani... Hızlıyımdır. Neden sordunuz?" Amcam yine adamı sikine takmayarak bana döndü. Ben de yerden kalktım.
"Hadi siz yarışın."
"Yok eben!" Maskeden dolayı sesim zaten boğuk çıkıyordu. Ancak yine de abartma lan kodumun salağı demek istediğimi anlamıştı.
"Hızını ölçmek için lan." Ters bir bakış attı. "Ne oldu? Korktun mu Lakayıt?" Pislik damarıma basıyordu.
"Ne korkması lan?!"
"Yanlız ben kabul etmedim." Diyerek araya giren Mir'e cevap ben ve amcamdan aynı anda gelmişti.
"Kes lan!" Adam neye uğradığını şaşırmış halde sustu.
"İyi lan! Yarışırım, kazanırım, sen de göte giren yarrak gibi kalakalırsın!" Bu adam ayarlarımı bozuyor lan!
"Yok!" Derken o harfini uzatmıştı. "Öyle basit yarışın eğlencesi olmaz. İddia ortaya koyalım."
"Kabul ettiğimi söyleme-" Diyen Mir'i aynı anda susturduk.
"Lan sus!" Cümlesini yutup sustu. Adam da anlamıştı bizimle baş edemeyeceğini.
"Doktor kaybederse benimle üç el okey dönecek." Maskenin altından alt dudağımı dişledim. Sikecekti. Beyefendi adamı çiğ çiğ yiyecekti bu manyak.
"Sen kaybedersen de psikoloji yardım alacaksın." Dediğinde küfür savurdum.
"Deli miyim lan ben?!" Dik dik bana baktı ve sakince cevap verdi.
"Değil misin?"
"Senden âlâ deli mi olur lan kelaynak!"
"Oluyormuş ki olmuşsun lan orangutan soylu!"
"Ne bok yersem yiyeyim seni geçemem ulan amcık!"
"Tamam! İkiniz de deli değilsiniz, tamam!" Diyerek tekrar araya girdi Mir.
"Sana konuş diyen oldu mu lan çarpık göt?!" Diyerek adama da bağırdı amcam.
Adamın götü gayet de güzel lan.
"Sakin olun, Güney bey." Diyerek derin bir nefes aldı. "Kavganızın bir sonu yok. İkiniz de inatçısınız. Bu tartışma birçok farklı noktayla sonlanabilir." Bu adam çok psikolojik düşünüyor.
"Deli değilim." Diye mırıldandım amcama doğru. O ise elindeki balık krakeri yemeye devam etti. Lan bu yaşlı moruk beni tımarhaneye mi kapatacak?!
"Aynen yarrağım, elma kurdunun parmaklarını kesip onları onun amına yerleştirip üstüne bir de kafasını keserek sanki kendi amını yiyormuş gibi kapak yapan, o kafayı da pembe hediye kutusuna koyup Dizdar'a gönderen de ebemdi zaten!" Mir'in gözleri şokla irileşti.
"Midem bulandı..." Derken yüzünü buruşturmuştu. Amcam da onunla aynı tepkiyi verdi. Hallerine bakıp sırıttım. Azıcık korkutmanın zararı yok.
"O daha ne ki? Bir keresinde koca kamptaki tüm teröristleri siklerinden bağlayıp çadırlarında sallandırmıştım." Amcamın yüzünde iğrenir gibi bir ifade oluştu.
"Nasıl miden tuttu lan?" Dediğinde sırıttım.
"Hatta şey de vardı... Kimseye belli etmeden bir terörist liderini öldürüp etiyle yemek yapmıştım. Sos olarak da liderleri ölmeden önce işemişi, onu kullandım. İtin kanıyla da aroma verdim. Aptallar anlamadan yediler."
"Sanırım kusacağım..." Diyen Mir'e amcam ben de işareti yaptı. Bu kadar korkutmanın yettiğini anladığımda konuyu değiştirdim.
"Ee? Yarışmıyor muyuz?" İkisi de tiksinme hallerinden kurtuldu.
"Kabul etmedi-" Demişti demesine ama ben ve amcam Mir'e öyle bir bakış atmıştık ki hemen U dönüşü yaptı. "Tamam, yarışalım."
Ben ve Mir, koşu için kırmızı renkli yolda pozisyon alırken amcam elindeki boş kraker paketini çöpe atıp yanımıza gelmişti.
"Üç dediğimde başlayın. Tam tur koşu olacak." Yerimde hafifçe kıpırdadım. "Bir... İki... Üç!" Yerimizden fırladık.
Mir cidden çok iyi koşuyordu ancak ben Lakayıt, öyle kolay yenilecek birisi değilim. İkimiz de son sürat ilerledik ve dönüş yaptık. Dönüş yüzünden düşürdüğümüz hızımızı arttırarak koşmaya devam ettik.
Neredeyse başa baş gidiyorken ben sırıtarak hızımı arttırdım. Bunun üzerine Mir de sınırı zorladı. Bitişe az kalmışken Mir'i geçmiştim. Yan tarafımda bir şlap sesi duyduğumda refleks olarak baktım ve bana sesli bir nah çeken ve nah yaptığı yumruğunu sallayan amcamı görünce dikkatim dağıldı. Mir ile aynı anda çizgiyi geçmiştik.
"Siktim lan belanı!" Diyerek ona atılmıştım ki gülerek geri çekildi.
"Berabere. İkiniz de kaybettiniz sayarım ben bunu." Derken askeri üniformasının cebinden lolipop çıkarmıştı. Paketi açıp çilekli lolipopu ağzına koyduğunda ben de yere çömelerek soluklanmaya çalıştım.
"Aynı zamanda her ikimiz de kazanmış sayılıyoruz." Dedi Mir, soluklanmalarının ardından.
"İkiniz de kazandınız ve kaybettiniz." Bana baktı. "Sen sadece yarım saat da olsa bir psikolog ile görüşeceksin." Sonra da sinsice sırıtıp Mir'e baktı. "Sen de benimle üç el okey döneceksin."
"Okey dört kişi ile oynanmaz mı?" Diye sordu saf saf. Amcama hiç güvenmiyordum. Buradaki erlerden birisini seçip bu çocuğun feştahını kaydırırdı. Genç ve esmer birinin ölmesine vicdanım el vermezdi.
"Ben ve seçtiğim birisi diğer iki kişi oluruz." Maskenin altından sırıttım. Sana siktim seni Alpay demiştim.
"Kabul." Dedi amcam hemen. Tabi bu ihtiyar benim yeteneklerimi bilmiyor. Artık maske bunalttığı ve zaten hava da sıcak olduğu için karargah binasına doğru yürüdüm.
"Ulan Lako!" Amcamın sesini duyunca arkamı döndüm. Lako demesini görmezden geliyorum. Şimdilik. "Ben sana söylemeyi unuttum, bir buçuk saat sonra Hakkariye uçuşumuz var."
"Benim niye haberim yok lan bundan?!" Dediğimde güldü.
"Haber vermedim çünkü." Sinirden çığlık atmak istiyorum!
"Hakkari götüne girsin lan senin!" Diye bağırarak tekrar arkamı döndüm. Sinirli adımlarla kendi odama giden yolu giderken önüme çıkana ne olduğunu hatırlamadığım nedenlerden ötürü bağırmıştım.
En sonunda odama gelince üzerimde sadece sıfır kollu tişört ve üniformanın altı kalacak şekilde her şeyi çıkarmıştım.
Bu ne sıcak amına koyim?!
En sonunda kendimi sıcaktan dolayı banyoya atmış, çıtayı aşarak soğuk suda yıkanmıştım. Amcamın son dakika haber verdiği için kısa sürede banyodan çıkmıştım. Hızlıca saçımı kurutup üzerime daima yedekte bulundurduğum ama asla karargahta giymediğim sivil kıyafetleri giydim. Spor ayakkabı olmasına rağmen ayağıma postallarımı geçirdim. Dolaba koyduğum künyemi alıp cebime attım. Ben tam kapıyı açmışken birinin yumruğu yüzüme geldi.
"Babanı kocanı!" Diyerek yüzümü tuttum.
"Büyüyünce unutursun." Diyerek içeri girdi amcam. "Maskeni tak, gidiyoruz." Diyerek maskeyi bana attı. Göz devirerek maskeyi taktım. Amcam geçip tek kişilik yatağa oturmuşken kapı tıklatıldı. "Sen baksana."
Oflayarak kapıyı açtığımda tekrar yüzüme bir darbe aldım.
"Sikin, amına koyim, sikin!" Diyerek tekrar yüzümü tuttum.
"Özür dilerim." Diyen sesin sahibi Mir idi.
"Gel içeri, doktor ağa." Diyerek güldü amcam. Sanki oda onunmuş gibi içeri davet edince Mir de dediğini yapıp odaya girdi. Ben de kapıyı kapatıp yol geçen hanı gibi benim yüzümü yumruklayan şahıslara döndüm.
"Maskeni çıkarabilirsin, Akay." Diyen amcama şaşkınlıkla bakakaldım. "Kazada öğrenmiş, dingil." Diyerek homurdandı. "Ben de memnun değilim bilmesine."
"Gerek yok." Sıkıntıyla iç çektim. "Gitmiyor muyuz?"
"Doğru." Dedi amcam. "Hadi kalkın."
"Sadece siz oturuyorsunuz." Bu Mir niye bu kadar insan? Ulan amcam bunu cidden çiğ çiğ yer.
"Doğru." Dedi yine. "Hadi çıkalım."
"Ben de mi geliyorum?" Diye şaşıran Mir ile aynı şaşkınlığı yaşıyordum.
"Sana çok pis kıl oldum. Tabi ki geliyorsun." Dediğinde boş boş baktım sadece. Mir de aynısını yaptı. İki kişinin boş bakışlarına mazur kalınca yataktan kalkıp kapıya ilerledi.
╾━╤デ╦︻
Sonunda uçaktan inmiştik. Yüzümde maske yoktu ve yanımda amcam ile Mir vardı. Kendimi çok tuhaf hissediyordum. Mir kimliğimi öğrenmişti, amcam gerçekten de hayattaydı. Biz havalimanının bahçesine geldiğimiz an amcam bizi bir alana çekiştirdi ve o an gözlerimden kalpler çıktı. Kuzgunum buradaydı.
Ne kadar özlemişim lan bu arabayı.
Karizmayı, amcamı ve Mir'i siktir edip arabama ciddi anlamda koşup sarıldım. Bana seslenen amcama döndüğümde arabanın anahtarını elinde gördüm. Attığı anahtarı havada yakalayıp hızlıca sürücü koltuğuna yerleştim. Direksiyonu doya doya öptüm. Amcam da gülerek yanımdaki koltuğa geçince Mir'e seslendi ve Mir de arka koltuğa oturdu çekinerek.
"Kapıyı yavaş kapatın, sikerim belanızı!" Dedim Lakayıt ciddiyetiyle. Amcam bu konuda benden korkup özenle, yumuşak şekilde kapattı kapıyı. Mir de onun gibi yavaşça kapattı kapıyı. Amcam telefonundan bir konum açıp bana döndürdü.
"Buraya sür." Sadece şüpheli bir bakış atıp gösterdiği yere doğru arabayı sürdük. Çok geçmeden konak benzeri bir yere gelmiştik. Arabayı durdurduğumda ilk önce amcam, sonra ben ve en son da Mir indi. Amcam elindeki anahtarla konağın çift kanatlı kapısını açıp içeri girdi.
Bir yerden inek sesleri geliyordu. Amcam karşıdaki eve girmek yerine bahçenin sağına doğru yürüdü ve oradan arka bahçeye geçiş yaptı. Postalımın bağcığı açılınca eğilip bağladım. O sırada amcam ve Mir çoktan arka bahçedeydi. Hâlâ inek sesleri geliyordu ve ben işkilleniyordum. Onların peşine gittiğim zaman gördüklerim beni dumura uğratmıştı.
"Bu ne lan?" Diye mırıldandım.
Alpay ve Şüheda arka bahçenin kenarındaki çardaklarda oturmuştu. Şüheda konuşuyor, Alpay dinliyordu. Bir köşede ise besili bir inek bağlıydı. Amcam ve Mir ineğin yanına gitmişlerdi. Amcam, Mir'e bir şeyler anlatıyordu ve Mir ise dikkatle onu dinliyordu. Başka bir köşede ise masa vardı ve masanın üstü kesici aletlerle doluydu.
Ne oluyor bu aşağılık yerde?
Amcam hâlâ geldiğimizi fark etmeyen ikiliye doğru yürüdü. "Eda!" Diye seslendiğinde Şüheda hızla bize bakmış, sevinçle koşup amcama sarılmıştı.
Neler oluyor lan?!
Şüheda amcamdan ayrılıp bana döndü. "Akay..." Gözleri doldu ve bu sefer de bana sarıldı. "Geberenzi olmamışsın." Biraz fazla sıktığında nefesim kesilmişti. Aniden benden ayrıldı. "Yaran var mı?!" Üzerimi taradı endişeyle.
"İyiyim." Diye mırıldandım. "Neler oluyor?"
"16 Haziran." Dedi Alpay da yanımıza gelerek. "Kurban bayramı." Dediğinde her şeyi çakmıştım.
"Ulan durmayın lan orada! Ako! Gel lan, keselim şu kurbanı! Kızım sen de git tava tencere bir şeyler hazırla, kavurma yaparsın." Diyen amcama bilmem kaçıncı kez şaşırarak baktım.
"Hemen, amca!" Diyen Şüheda ise beni tekrar bozguna uğrattı. Amca mı? Ben neleri kaçırdım lan?!
Hepsini geçtim, Alpay ve Mir ne alaka?
╾━╤デ╦︻
Bölüm sonu!
