İçeriğe geç

LAKAYIT

Bölüm 24 · 5 dk okuma

LAKAYIT

Bölüm 24

24-DONÖR

"Önceki bölümde Lakayıt olma yolunda eğitim gören Bozkurt sınıfı Ölmüş'e karşı bir baskın düzenlemişi. Görev esnasında Akay'ın Turunçgil olarak adlandırdığı öğrenci Özgür şüpheli bulduğu birisini takip ederek zekice bir plan ile adamın kimliğini kayıt altına almış, bu sayede bilmeden bir teröristi ifşalamıştı. Bölümün kısa bir tarafında Ölmüş'ün cephesindeki olayları okumuş, onun son dakika planının ifşalanmasıyla silahların getirildiği gemisine Yaver tarafından planına köstek olunmasını okumuştuk."

17 Yıl Önce

Yazardan

"Güney!" Diyen öfkeli bir ses tüm evde yankı yapmıştı. 37 yaşında olmasına rağmen 12 yaşındaki kızından farkı olmayan adam birazdan Karaca'nın gazabına uğrayacaktı.

"Yenge vallahi ben yemedim." Diyerek salonun öteki ucundan bağırdı kaynı. Kocası görevde, kızı okuldaydı. Ancak sağolsun bu çocuk adam kızının yokluğunu aratmıyordu.

"Kocama yapmıştım ben onu!" Diyerek ayağından aldığı tüylü ev terliğini fırlattı adama. Güney hemen yana geçse de asla yolundan şaşmayan anne terliği duvardan sekip adamın ensesine gelmişti.

Güney elini ensesine atıp ovuştururken Karaca elinde diğer terliğiyle adama yaklaşıyordu. Bunu gören Güney, tüm bordo bere yeteneklerini kullanarak ustaca mobilyaların arasından sıyrılıp pencereyi açtı.

"Yenge bak sana olayı anlatayım." Dedi hemen paçayı kurtarmak için. "Ben göz hakkı diye bir tanecik sarma yedim. Senin kız geldi dedi ki 'anam fark eder bir sıra ye'. Ben tabi itiraz ettim ama o bu sefer 'Anneme senin yediğini söylerim' dedi mecbur kaldım yedim. Sonra göz hakkı diyerek o da bir sıra yedi."

Akay'ın bunu yapacağını çok iyi bilen Karaca öfkeyle diğer terliği de attı Güney'e. Güney, zamanında çektiği işkencelerden daha çok canını yakan terlikten kaçmak için son kozunu oynadı. Camdan atladı.

"Hassiktir!" İki farklı ses aynı anda aynı kelimeyi söylemişti. Birisi, canı yanan Güney idi. Diğeri ise aniden önüne amcası düşen Akay.

"Kaç lan!" Dedi ayağa kalkıp toparlanan Güney. Yeğeninin küfür etmesinden hoşnutsuz değildi. Aksine gurur duyuyordu. Zaten yeğeninin ilk kelimesi, onun en çok kullandığı küfürdü. Siktir kelimesini o bebek ağzıyla sigiy diye söylemişti.

"Öğrendi mi?!" Diye sordu korkuyla Akay. O dönem en çok korktuğu şey annesi ve onun gazabıydı.

"Sence?" Diye tersledi onu amcası.

"Beni ispitlemedin değil mi?" Derken çoktan amcası ile birlikte koşmaya başlamıştı. Daha doğrusu amcası hızla yürüyor, kendisi sırtındaki ağır çanta ile koşuyordu. Onun bu halini fark eden Güney yine tüm beyin hücrelerini zorlayarak çantayı almak yerine direkt olarak Akay'ı omzuna attı.

"Ben sadık birisiyim, Fırıldak." Dedi amcası alınmış şekilde.

"O zaman ben niye kaçıyorum?!" Diye bağıran Akay'a mükemmel bir cevap verdi.

"Tek başıma canım sıkılıyor." Hakkari sokaklarında omzunda küçük bir kız ile koşan Güney'e artık herkes alışmıştı. Bu adam yine ve yine bir şey yapmış, sessiz sakin bir kadın olan Karaca'yı çileden çıkarmıştı. Ve aksiyon olsun diye kendi yeğenini de kaçırmıştı.

Sıradan bir şeydi.

"HANİ SIRDI?!" Diye adamın kulağının dibinde bağırdı Akay. Amcası kesinlikle onu ifşalamıştı. İntikam alması gerekiyordu. Onun bağırışına yine süper bir yanıt geldi amcasından.

"Allah'ın bildiğini kuldan saklayacak değiliz." Akay kendi alnına vurdu. Bazen bu adamın nasıl kendi amcası olduğunu sorgulamıyor değildi.

"Amca beynim sulandı." Diye yakındığında ise yine ve yine amcası muazzam bir cevap verdi.

"Var mıydı?" Akay artık umudu keserek kaderine razı oldu. Bu kaçışlarının iki saat sonrası ise üstleri başları çamur olmuş şekilde arka bahçeden içeri sızmaları, Güney'in Karaca'dan dayak yemesi ve Akay'ın bir hafta tatlı yiyememesiyle sonuçlandı.

Günümüz

Odada hafif tıkırtılar duymam ile bilincimi geri kazanmış oldum. Gözlerimi açmalıydım ancak yapamadım. Rüyama giren bu güzel anıdan kopmak istemedim. Gelen kişi beni ister öldürsün, ister zehirlesin. Umurumda değil. Yeter ki biraz daha bu anda kalayım.

Ben bir zarar, hasar veya acı beklerken tam aksi bir şey oldu. Üstümde bir sıcaklık hissettim. Biri üstümü örtmüştü.

"Siktir git lan." Dedim uykulu sesimle. Başım çatlıyordu. Yine migrenim tutmuştu. Bu aralar çok sık oluyordu.

Gece yarısı uçaktan inmiş, evde duş alıp üstümü değiştirdikten sonra hemen hastaneye gelmiştim. Herkes uyuyordu. Benim Lakayıt olarak emir vermem üzerine Alpay da buradaydı. Geldiğimi gören tek kişi oydu. Ve odaya girer girmez bana senin vereceğin işi sikeyim bakışları atmıştı. Ondan sonra saat geç diye uyumasını söylemiştim. Aslında siktir git evine demiştim ama evimi sikeyim dediği için burada kalmasına müsade ettim. Ne ara uykuya daldım, bilmiyorum.

"Nankör." Diyen kişi şuan büyük ihtimalle göz deviriyordu. Çünkü ben olsam öyle yapardım. Ve bu pezevenk benimle aynı kafa yapısındaydı. Ulan Alpay.

"Saat?" Diye sorduğumda öfledi önce. Ardından da yanıtladı.

"Sabah altı." Bu sefer ben öfledim. Gözlerimi açıp yattığım koltuktan kalktım. Alpay üzerinde gri eşofman, haki tişört ve plastik terlikleri ile yine bütün karizmasıyla başımda dikiliyordu.

"Yakıyorsun." Dedim alayla. O da bana sen önce bir kendine bak lan göt der gibi baktı. Bunu nasıl anladığım hakkında hiçbir fikrim yok.

Ben de cidden muazzam bir kombin yapmıştım. Bol haki tişört, gri eşofman ve koltuğun yanında durup giyilmeyi bekleyen peluş terlik. Bir dakika lan pişti olmuşuz.

"Kopyacı." Dedik aynı anda. Sonra da birbirimize yine aynı anda orta parmak çektik. Boşta kalan diğer elimizle de nah işareti yaptık aynı anda.

"Hasbinallah." Yine aynı anda aynı şeyi söylememiz üzere ikimizin de sinirleri bozuldu.

Ben bu adamı döverim.

İkimiz de bir daha konuşmadan karşı karşıya olan koltuklara geçtik ama nasıl geçtik. Aynı oturuş. Arkamıza yaslanıp ayak bileğimizi dizimize yasladık ve ellerimizi kafamızın arkasında birleştirip ofladık.

"Siktir git." Dedim ancak daha sonra ikimiz de sinir bozukluğuyla güldük. Bir süre sessiz kalıp boş boş etrafa bakındık. Aradaki sessizliği o bozdu.

"Lan?" Gözlerimi ona çevirince tuhaf bir ifade ile uyuyan Şüheda'ya baktığını gördüm. Başımı sallayıp tek gözümü kırptım ne var lan göt lalesi dercesine. Beynini kullanan bir şahıs olduğu için dediğimi anlayıp göz devirdi.

"Test yaptım." Dediğinde ne testi lan götveren bakışı attım. O ise bana bir kere de küfür etme lan amcık bakışı attı. Bu sefer de de bi siktir lo dercesine bakınca salla hareketi yaptı. Devam et lan kodumun salağı bakışları atmamla konuştu.

"İlik için." Tuhaf tuhaf baktığımı görünce göz devirdi. Orta parmak yaptığımda ise nah işareti yaptı. Kısık gözlerimizle birbirimizi delerken o göz ucuyla Şüheda'ya bakmıştı.

"Uyuyor." O an gözlerimin parladığına yemin edebilirdim. "Vermek istiyorum."

"Ciddi misin?" Duyduğum şeye inanamıyordum. Askerliği yanabilirdi. Mesleğinden olabilirdi ve buna rağmen donör olmak istiyordu.

"Yaşamayı benden daha çok hak ediyor." Ayağa kalktı. "Hadi Allah'a emanet." Ve ben orda öylece kalmışken gitti. Aklımda tek bir cümle vardı.

Şüheda yaşayacak.

╾━╤デ╦︻

Bölüm sonu!

Bölüm sonu

1 yorum