İçeriğe geç

LAKAYIT

Bölüm 13 · 6 dk okuma

LAKAYIT

Bölüm 13

13-BALLI SÜT

Akay Gürgen

Bütün yorgunluğumla birlikte eve girdim. Akşam saatleriydi ancak çok da geç değildi. Yani Şüheda uyuyor olamazdı demiştim ki içeriden sesler duyduğumda tetiğe geçtim.

Bir normal günüm de olmasın amına koyim.

Hemen silahıma uzanıp yavaşça yatak odama doğru yürüdüm. Kapıyı sert bir şekilde açarak önümdekilere silahımı doğrulttum. Yoğ amına!

"Ne oluyor lan burada?" Diye sordum aval aval. Binbaşı Alpay buradaydı. Şüheda da onun boğazına bıçak dayamış, oldukça sinirli gözüküyordu. Alpay binbaşı istese onu saniyesinde etkisiz hale getirebilirdi ancak tek yaptığı boş boş Şüheda'yı izlemekti. İçeri girmemle binbaşı Alpay'ın bakışları bana döndü.

"Bu adam senin odana girdi!" Diye çığırdı. Bunun üzerine gözlerimi Şüheda'dan ayırıp binbaşı Alpay'a baktım.

"Tam olarak ne oldu?" Diye sordum bu sefer. Şüheda adamın boğazındaki bıçağı biraz bile uzaklaştırmadan konuştu.

"Test çözerken kapı çaldı, bu adam geldi. Sana bir şey vereceğini söyledi. Bana vermesini söyledim, ille de Akay dedi. Sonra gel dedim, önemli dedi mecbur içeri aldım. Fırında da yemek vardı, koku gelince mutfağa gittim fırını kapatmaya bir geldim oturma odası boş. Dedim kesin hırsız ya da terörist, aldım elime satır ve bıçağı aradım odaları burada buldum. Senin çalışma masanı karıştırıyordu. Attım elimdeki satırı ama kaçtı." Çalışma masasına baktığımda satırın ahşap masaya saplandığını gördüm.

"Önemli olan şey neymiş binbaşı?" Dediğimde Şüheda şaşkınca bana döndü.

"Binbaşı mı?" Başımı salladığım esnadan Alpay binbaşı da onu kıstırmış ellerden kurtularak bana yaklaştı.

"Masanızın çekmecesine bir şey bıraktım. Gizli." Dedi yan yan Şüheda'ya bakarak.

"Misafir ağırlama biçiminize hayran kaldım, hanımefendi." Dedi kıza doğru. Bunun üzerine Şüheda domatesleri bile kıskandıracak şekilde kızardı. "Allah'a emanet binbaşı." Diyerek önce odadan, sonra da evden çıktı.

"İnsanların boğazına bıçak dayamak meslek olsaydı milyarder olurdun." Dedim iğneleyecilikle. Şüheda bu sefer patlıcana özenip morardı.

"Şey... Ben bilmiyordum. Özür dilerim." Benim bıkkın bakışlarım altında odayı terk etti. İç çekerek satır saplanmış masaya ilerledim ve çekmecesini açtım. Bordo renkte bir dosya karşıladı beni. Sandalyeye oturup dosyayı açtığımda hain Kurt'un sorgusunun bana devredildiğini gördüm. Ve sorguda orgeneral Alkan Dinçer de olacaktı.

Bir baba, hele de orgeneral bir baba için bundan daha büyük bir azap olamazdı. Eğer Şüheda'ya insan gibi davransalardı üzülebilirdim.

Dosyayı masanın üstüne atarak arkama yaslandım. Başım ağrıyordu. Sağ elimin işaret ve orta parmaklarıyla burun kemerimi ovuşturdum. Başım ağrımıyordu, çatlıyordu mübarek.

"Şüheda!" Diye seslendim.

"Ne?" Diyerek evin öteki ucundan seslendi. Evin öteki ucundan diyorum çünkü sesi boğuktu.

"Ağrı kesici var mı?"

"Niye?"

"Başım ağrıyor."

"Parol var."

"Gel bana dua et. Daha çabuk geçer." İçeriden kahkaha sesi yükselince dişlerimi sıktım.

"Bağırma lan!" Dinlemedi. Kahkaha atmaya devam etti. Elimi burun kemerimden alıp ovuç içimi başıma dayadım. Bir süre sonra odanın kapısı açıldı. Şüheda önüme bir bardak su ve hap koydu.

"Şimdilik şununla idare et. Birazdan sana ballı süt yaparım içer uyursun. Sabaha da hiçbir şeyin kalmaz." Diyerek odadan çıktığında arkasında geçmişe kapılan bir adet Akay bıraktığının farkında değildi.

16 Yıl Önce

"Aney başım çatli." Dedim Türkçeyi katlederek. Günlerden cumaydı. İstiklal Marşı okumuş evlerimize dağılmıştık. İki gün boyunca tatil yapacaktım ancak migrenim tutmuştu ve benim migrenim bir veya iki gün dahi sürebilirdi.

"Benim yavrumun başı mı çatli?" Dedi annem yanımda yürürken. Eve varmamıza az kalmıştı. Bugün annem ve babam beni okuldan almaya beraber gelmişti. Arabanın lastiği patladığı için yürüyerek gidiyorduk.

"Evet." Dedim usulca.

"Kesin yine çok konuştun." Diyerek tebessüm etti babam. Sonra da hınzırca beni kucakladı. Bunu beklemediğim için ufak bir çığlık attım. Annem ise gülerek bizi izliyordu.

"Baba başım ağrıyor ayaklarım sağlam!" Diye isyan ettim ancak hoşuma gidiyordu.

"Belki ben seni kucağımda taşımak istiyorum?"

Dediğinde gülerek iyice sırnaştım babama. Tişörtünden yine o en sevdiğim koku yayılıyordu. Barut ve toprak kokusu.

"Eve gidince sana ballı süt yaparım içer uyursun. Sabaha da hiçbir şeyin kalmaz." Dedi annem de gülümseyerek. Sanki dünyanın en eşsiz manzarasını izliyor gibi ışıl ışıldı gözleri.

Evimizin bahçesine gelince önce lastiği patlamış 1960 model amerikan arabayı gördüm. Bu arabayı çok seviyordum. Anne ve babamın sıcaklığı vardı. Babam görevde, annem de hastanedeyken bu arabanın içinde otururdum.

Annem kapıyı açtı. Babam beni evin içine indirdi. "Ben arabanın lastiklerini değiştireyim." Diyerek gerindi ve arabaya doğru gitti babam.

"Bekle canım ben de geleyim, yardım ederim." Annem arabalarla ilgilenmeyi seviyordu. İkisinin en sevdiği aktiviteydi bu. Arabaya bakım ve onarım yapmak.

"Sen biraz dinlen bir tanem. Ben de gelirim birazdan." Gülerek başımı salladım ve oturma odasına geçtim. Koltukta 1,80 uzandım ballı sütümün hayalini kurarak.

Tam üstümdeki yorgunlukla uykuya dalmak üzereyken dışarıdan silah sesleri duydum. Sonra annemin feryadını. Babamın bağırışlarını...

"Anne! Baba!" Diye koşarak kapıya gittim. Sesler susmuştu. Bu beni daha da korkuttu. İçimden aileme zarar gelmemesi için bildiğim tüm duaları okuyordum. Kendi güvenliğimi umursamadan kapıyı açıp dışarı çıktım. O an hiç çıkmamayı diledim.

Babam delik deşik olmuş, kafası anneme bakar şekilde yatıyordu.

Annemin ise... Kafası kopmuştu. Gözleri açıktı. Ölü gözleri benim kehribarlarıma bakıyordu.

O çok sevdiğim arabada kurşun ve kesik izleri vardı. Beraber çiçekler ektiğimiz bahçe kan gölüydü. Yemyeşil çimenlerin üzerinde üç kişi daha yatıyordu. Tam karşımda ise yüzlerindeki pis sırıtışla ağlayan bana bakan kar maskeli ve silahlı yedi kişi.

Nedenini bilmediğim şekilde beni öldürmek yerine sadece alay ettiler. Sonra da keyifle arkalarını dönüp gittiler.

Kafam olan biten her şeyi yeni yeni idrak edince dudaklarım arasından bir çığlık koptu. Koştum, önce en yakınımdaki babama koştum.

"Baba!" Diyerek diz çöktüm. Her daim sıcak olan bedeni buz kesmişti. Bana bakmıyordu. Ölü olmasının bile değiştiremediği acılı gözleri anneme dönüktü.

"Baba, yalvarırım uyan." Yalvarsam gelirdi. O benim kendisine bile yalvarmamı istemezdi ki. Gelmesi lazımdı. Gelmedi.

Sıkı sıkı sarıldım kan kaplamış vücuduna. "Lütfen baba. Lütfen kabus olsun." Kabus değildi. Kabus olsa bile ben uyanamamıştım.

Sonra anneme koştum. Yerdeki kafasını alıp sarıldım. Hangi çocuk annesinin kopmuş başına korkmadan sarılırdı? Ben sarıldım.

Kucağımda annemin kopmuş başı, babamın yanına gittim. Kan olmasını zerre umursamadan göğsüne sokuldum. Babam şimdi kan ve barut kokuyordu. Ölüm bile o barut kokusunu silememişti.

Ben babamın göğsünde, annemin kafası kucağımda bir saat boyunca oturdum. Ağladım, çığlık attım, belki kabustur diye kendime vurup acıyı hissetmeye çalıştım. Göz yaşlarım kurudu, sesim kısıldı, acıyı hissettim. Herşey gerçekti.

"Hani bana ballı süt yapacaktınız?" Diye fısıldadım çatlayan sesimle.

O gün migrenim durmuştu ancak annemin yaptığı ballı süt sayesinde değil, kulağımdan bir daha hiç gitmeyen silah sesleri yüzünden.

O gün ben bütün duygularımı ailemle birlikte gömdüm. Duygularım o tepedeki iki mezarın içinde yatıyordu.

O gün ilk defa kanım üzerine ant içtim.

Ben o gün ballı süt içmeyi bıraktım.

Günümüz

"Akay?" Diyerek beni dürttü Şüheda. Uykudan uyanmış gibi irkilerek ona döndüm. "İyi misin? Rengin solmuş, istersen bi' hastahaneye gidelim?"

"Hayır." Dedim ayağa kalkarak. Elindeki ballı sütü gördüm. "Onu sen içersin, ben uyuyacağım."

"E ama ilaç da içmemişsin?" Dedi masum masum.

"Gerek yok." Dedim. Sesim iyice içeri kısılmaya başlamıştı.

"Sorun ne?" Dedi. Sesinde saf endişe hakimdi.

"Beni yanlız bırak." Gerçekten yanlız kalmam gerektiğini anlayınca iç çekerek elindeki ballı sütü masaya bıraktı.

"Ne zaman ihtiyacın olsa buradayım. Ben seni dinlerim." Dedi. Bana son kez bakıp odadan çıktı.

Ben ise kendime sürekli o günü hatırlatmak için uyumadım. Hatta gözümü bile ayırmadan o ballı süte baktım.

O ballı sütün verdiği acıyı hiçbir yerde çekmemiştim.

╾━╤デ╦︻

Bölüm sonu!

Bölüm sonu

5 yorum