'Yani şimdi Laçin halam prenses mi olacak?'
¤
Ertesi sabah görevden sonra geçirdiğim en huzurlu günlerden birine uyanmıştım. Gürültüler bile beni rahatsız etmekten oldukça uzaktı.
Yatağımdan kalkıp hızlıca bir duş alıp hazırlandım. Ailemle uzun zamandır vakit geçiremiyordum. Hatta ailem evlilik teklifi aldığımı bile bilmiyordu. Sevgilim olduğunu bile doğru dürüst bilmeyen ailem ne tepki verecekti bilmiyorum.
Öylece dikiliyordum. Aynamın karşısında yüzük parmağıma takılı o ışıltılı taşın yansımasını izliyordum. Rüya gibi. Sanki yıllardır bu anı beklemişim gibi. Birde ailemle bu konuyu konuşmam gerekliydi. Bu yüzük onlara büyük bir sürpriz olacak.
“Çocuklar uyanın artık kahvaltı hazır!” Annemin sesi beni düşüncelerimden sıyrılmama yardımcı olurken derin bir nefes aldım.
Hızlıca kuruttuğum saçlarımı toplayıp çıktım odamdan. Kapıyı açmamla hoş kokular burnumu doldurmuştu. Mutfağa geçtiğimde gördüğüm sofraya ağzımın suyunu akıtarak baktım. Masada yok yoktu ve annem hala daha birşeyler koyacağım diye uğraşıyordu.
Yanına adımlayıp yanağından öptüm. “Günaydın.”
Annem de neşeyle şakıdı. “Günaydın bebeğim. Otur hadi diğerleri de gelir şimdi.”
Dün görevden oldukça geç döndüğümüzde herkes uyuyordu. Annem o yüzden bizim geldiğimizi görmemişti.
Mutfağa bir beden daha girdi.
Kartal abim “günaydın. Yine donatılmış masa valide sultan?”
Annem “herkesin izninin olduğu bir gün çok güç bulunuyor.”
O sırada kapı çaldı ve aynı anda Ali abim de girdi.
Ali abi “birini mi bekliyorduk?”
Kartal “bizim timden Barbaros.” göz göze geldik. “Birilerinin açıklama yapması gerekiyor.”
Derin bir nefes aldım. Iyi düşünmüş.
Annem “e açın madem biriniz.”
Elçin in sesi yükseldi içeriden. “Ben açıyorum.”
Barbaros un sesi geldi sonra. “Günaydın.”
Elçin onu mutfağa getirmişti. Baran abim ve babamla bir girdiler içeri.
Elinde bir poşet tutuyordu. Tatlı mı almıştı o gelirken?
Barbaros “günaydın,” dedi. “Rahatsız etmiyorum umarım?”
Elindekini alıp kenara koymuştum. Minik bir gülümseme ile göz göze geldik.
Annem “ne rahatsızlığı canım. Masaya fazladan bir tabak daha koyacağız alt tarafı.”
Bizimkilerle küçük bir tokalaştı. Mutfakta garip bir atmosfer vardı. Bizimkiler Barbaros u tartıyordu mıhtemelen. Diyecek birşey bulamamış gibi görünüyorlardı çünkü.
“Tatlı mı getirdin oğlum?” diye sordu annem sessizliği bozmak istercesine.
Barbaros “evet. Kartal komutanım sabah annem bir sürü yiyecek hazırlamıştır diyince simit poğaça alıp gelmek istemedim İnci hanım.”
“İnci hanım da neymiş? İnci teyze diyeceksin.” Annem minik bir kahkaha attı. Yakında anne de diyecekti o sana. “Doğru söylemiş ama ne zahmet ettin?”
Peynirden bir parça almak için elim uzandığında masada bir uğultu oluştu birden.
Babam “Laçin?” dedi sorarcasına. “O bir tektaş mı?”
Başımı salladım usulca. Masadaki uğultu giderek büyüdü. Hepsinin suratına tek tek baktım. Kartal abim rahatça geriye doğru yaslanırken Ali abim alayla kaşlarını kaldırıp çayından bir yudum alıyordu. Elçin in ve Hilal in heyecanlı suratının aksine Baran abim, annem ve babam garip bakışlar atıyordu.
Baran “Barbaros ile mi?”
Derin bir nefes aldım.
Barbaros ile göz göze gelmiştim.
Annem “b-bu da ne demek oluyor?”
Barbaros gözümün en derinliğine bakıyor gibiydi. Zorlandığımı fark etmiş olmalı ki söze girdi. “Bu da demek oluyor ki, bir süredir anlaşma aşamasındaydık.” Sesi sakin ama netti. “Zülal de bu yüzden birşeylerden emin olmadan size söylemek istemedi.”
Babam ellerini masaya yasladı. “Bu yüzük konusunu neden açmadın bize daha önce? Barbaros sana bir lafım yok ama, bu karar biraz hızlı gibi geldi bana.”
“Baba,” dedim başımı hafifçe ona eğerek. “Teklifi yeni aldım ve aldığım gibi de göreve çıktık. Size söyleme fırsatım olmadı. Barbaros da o yüzden burada. Size açıklamamız için. Hem ben Barbaros u yıllardır tanıyorum ve biz askerler silah arkadaşlarımıza kendimizden çok güveniriz.”
Kartal abime minnettardım.
Ali abi “Hani askerlik tamam, operasyon tamam. Ama iş ciddiye bindiğinde bunu yönetmek kolay değil Zülal. Savaş alanında omuz omuzasınız. Düşündünüz mü gerçekten?”
Barbaros “bu kolay olmayacak biliyoruz. Ama bunu göze aldık. Her zorluğun üstesinden geldik, bunun da geliriz.”
Baran abim hiçbir şey söylememişti ama gözlerimin içine bakıp okumaya çalışıyordu herhalde duygularımı. Gülümsedi. Destek verircesine olduğunu saydım ve bende gülümsedim ona. Sonra surat ifademi sabitlemiştim.
Ali abim çayından bir yudum alıp tekrar sordu. “eminsiniz yani?”
Abilik iç güdüsüyle mi yaklaşıyordu şuan?
“evet.”
Elçin kulağıma eğildi. “çok gergin bir ortam yalnız.”
Sorma.
Annem derin bir nefes aldı. Gözleri hafifçe dolmuştu. “Kızım,” dedi.“mutlu olacağına inanıyorsan biz de arkanızdayız. Ama unutma ki evlilik sorumluluk ister.”
“Biliyorum.”
Babam bir süre daha sessiz kaldı ama ardından bir şeyler mırıldandı. “Zaman gösterecek her şeyi. Barbaros, biz bu evde ailemize katılan herkesi kendi evladımız gibi görürüz. Ama kızımı üzecek bir şey yaparsan...”
Ali abim “merak etme baba,” diye söze girdiğinde ona bakmıştım. Bana göz kırptı. “senden önce ben hesabını sorarım.”
Kartal abim de laf attı ortaya. “Sıra sana gelene kadar abi oho..”
Barbaros “ben Zülal i üzecek kadar delirmedim.” İşler çirkinleştiğinde neler yapacağımı çok iyi biliyordu. Onun korkusu abimler değil, bendim.
Babam ve anneme baktım. Babam sanırım evlatlarıyla duyduğu gururdan gülümsüyordu. Göğsünü kabartmıştı.
Babam “lafla peynir gemisi yürümez ama, bakacağız artık.”
Baran abim en sonunda konuştu. “Laçin zor biri. Senin işin epey zor.”
Aslında kolay biriydim. Bence öyleydim.
Kartal “Laçin ile baş edebilecek tek kişi muhtemelen Barbaros’dur Baran.”
Elçin “siz kızları anlamadığınız için zor geliyor bir kere.”
Hilal “haklı,” diyerek Elçin e katıldığında Baran abim hışımla ona döndü. “ne yani ben anlamıyor muyum seni?”
Gözleri dolmuştu. Hamilelik psikolojisi... “anlamıyorsun tabi.”
Baran “tamam bebeğim haklısın özür dilerim.”
Elçin “sen kaşındın. Hamile bir kadına sataşamazsın abicim.”
Ali abi “kural 1, her zaman haklısın diyeceksin.”
Masadaki kasvet dağılmıştı birden.
Yağmur “yani şimdi Laçin halam prenses mi olacak?”
Gelinlikler hakkında böyle düşünmesi çok tatlıydı.
“Evet prenses olacağım. Ama önce senin nasıl prenses olacağımı öğretmen gerek. Ben bilmiyorum da.”
Yağmur “tamam öğretirim. Peki Elçin halam ne zaman prenses olacak?”
Yağmur un sorusuyla Kartal abim içtiği çayı püskürtmüştü. Öksürmeye başladı.
Babam “dedeciğim o nereden çıktı?”
Yağmur “Hilal yengem ve Laçin halam prenses olacak. Sıra ona gelecek.”
Kendimi tutamayıp güldüm.
Ali abi “Elçin prenses olmayacak güzel kızım.”
Yağmur “neden? Geçen gün gelen asker abiyle telefonda konuşuyorlardı. Bence o da yakında prenses olacak.”
Kartal abim “Yağmur neyden bahsediyor?” diye sordu tehdit içeren ses tonuyla.
Elçin “abiciğim şey...”
Çocuktan al haberi. Oğuz muydu o? Oğuz ile ne ara konuşmaya başlamıştı bu kız?
Annem “tamam yeter artık. Gelmeyin benim kızlarımın üzerine!”
Yağmur “ben de gelinlik giyeceğim!”
Baran abi “meleğim sen galiba bizim kızları gölgede bırakmak istiyorsun.”
Annem nihayet söze girdi. “Hadi bakalım prens ve prensesler. Kahvaltıyı bitirin de şu güzel günü boşa harcamayalım.”
Ben, Elçin ve Hilal, kahvaltıdan sonra mutfağı toparlamak için ayaklanırken erkekler kendilerini bahçeye attılar. Annemi de onlarla göndermiştik. Yağmur ise Elçin in eteğine yapışmış şekilde onunla birlikte mutfağa girdi.
Mutfağı toparlarken bir yandan Hilal ve Elçin le Barbaros hakkında ufak ufak sohbet etmeye başladık.
Hilal bana dönerek “Barbaros iyi birine benziyor. Ama asıl önemli olan seni nasıl mutlu hissettirdiği,” dedi.
Gülümsedim. “Beni gerçekten mutlu ediyor.”
Elçin “peki istemeyi nasıl yapacağız? Ailesini biliyorsun annesi yok, babası da üst düzey terör yetkilisi olarak içeri alındı.”
Elçin'in sorusu beni bir an duraksattı. Ben bunları unutmuştum işte. Ailesinin geçmişi zaten bizi etkilemezdi. Ama ailem bilmiyordu. Nasıl bir tepki verirlerdi bilmiyorum.
“Onların açısından düşünürsek endişeleneceklerdir. Ama zamanla bu da yerine oturacak. Her şey düzelecek.”
Elçin “ya o zaten. Seni mutlu eden biri olduğu sürece zamanla her şey yerli yerine oturur. Annemler de seni mutlu görmek ister sonuçta.”
Doğru zamanda bu konuyu da açmalıydık.
“Herşeye rağmen üstümden yük kalkmış gibi hissediyorum.”
Hilal “öyle de görünüyor. Yalnız abimler yiyecek gibi bakıyordu Barbaros a.”
Elçin “ay sorma. Nasıl kıskandılar manyaklar. İçeride sıkıştırıyorlar şimdi.”
“Birşey olmaz sürtsün biraz.”
Elçin kahkaha patlattı bir tane. “Ya sen ne fenasın he.”
Mutfağı toplayıp bir güzel kahve yapmıştık hızlıca. Üç kız olunca her şey çabucak hallolmuştu. Kadın dayanışması her yerde kadın dayanışmasıydı işte.
Ardından kahveleri alıp kış bahçesine, beylerin yanına geçmiştik. Kahveleri dağıtma işi Elçin e kaldığında kendimi Barbaros un yanına bıraktım. Kolunu gizlice belime atmıştı. Saçlarıma bir öpücük bırakıp abimlerin sohbetine geri döndü. Bu küçük sahiplenici hareket çok hoşuma gitmişti. Yanımda olduğunu belli etmesine sanırım ihtiyacım vardı.
Elçin “aman abilerim, sabahtan beri sorguda bir polis memuruymuş gibi davranıyorsunuz. Yetmez mi?”
Ali abi “sadece tanımaya çalışıyoruz kardeşim. Ayrıca ben bir polisim.”
Özel harekat polisi.
Annem “kahvelerle birlikte biraz kurabiye de yiyin suratınız gülsün,” diye araya girdiğinde gülüşmüştük.
Babam “anneniz böyle araya girince ne kadar ciddi konu varsa uçup gidiyor,” dedi ve annemi kolunun altına alıp yanağını öptü bir güzel.
Baran abim “hop, aile var burada.”
Elçin “onu tanımak istiyorsanız çok yanlış sorular soruyorsunuz. Bak şimdi, diyelim ki Laçin sana kızdı. Gönlünü ne kadar zamanda alırsın?”
Kartal “oo bu güzel soruydu.”
Sırıttım. Genelde birbirimizi yumruklayıp çözüyorduk.
Barbaros da bunu diyemeyeceğinden “önce sakinleşmesini bekliyorum sonra da konuşup çözüyoruz,” dedi. Gülmemek için kendimi zor tuttu. Bunu bilen komutan abim kendini tutmamıştı ama.
Kartal abi “bu işler sakinlikle çözülmez ama bazen.”
Ali abi “kendi yöntemlerini anlatma istersen kardeşim.”
Işte tam o sırada patlatmıştım kahkahayı.
Barbaros “yalnız Zülal sinirlendiğinde ona yaklaşmak cesaret ister demeyin öyle.”
O beni çok iyi tanırdı.
Babam “işte bir Turhal kızı,” derken gururla göğsünü kabartmıştı. Artık sevgisini belli ederken çekinmiyordu. Ben artık kendimi tam anlamıyla bu ailedenmiş gibi hissediyordum. Sanırım çok şanslıydım. Veteriner bir baba, bir asker, bir polis, bir doktor abi, bir savcı ikiz ve bir tasarımcı anne...
Barbaros “ama,” gözleri beni buldu. “onun neye kızdığını anlarsanız konuşmak kolaylaşır.”
Hilal “yalnız bu hangi seviye?”
Baran “üst düzey...”
Elçin bir anda hülyalara dalmıştı. “Bize de ne zaman nasip olur böyle bir ilişki.” Derin bir nefes aldı. “En acilinden Allah ım. O manifest videolarını gördüğümde geçmeyecektim işte.”
Kartal abim ayağıyla hafifçe ayaklarına vurdu Elçin in. “Evde kaldın sen sus!”
Masadaki hava artık tamamen rahatlamıştı. Barbaros, ailemin arasına hızlıca karışmış ve kabul görmüştü. Kahkahalar eşliğinde devam eden sohbet, aile olmanın sıcaklığını hissettiriyordu bana. Zaman burada dursun istedim. Ama malesef aile saadetimiz son bulmuştu. Karargahtan bir telefon almamızla.
¤
