'Demek ki bu gece sadece biz değil kurtlar da huzursuzdu.'
¤
Bir çığlık derin uykumdan sarsılarak uyandırdı beni. Kalbim hızla çarparken hemen doğruldum. Kaşlarım merakla çatıldı. Gözlerim karanlıkla belli belirsiz görünen ışık huzmesini anlamaya çalışırken Barbaros u dürttüm. Içimden bir ses bir şeylerin ters gittiğini söylüyordu. Ancak buradan hiçbir şeyin görünmemesi benim içimdeki telaşı daha da büyütüyordu.
Barbaros uykusundan mırıldanarak doğruldu. “Ne oldu?” diye sordu. Yanımda bulduğum terlikleri aceleyle ayağıma geçirirken kendimi toparlamaya çalıştım.
“Bilmiyorum bir çığlık duydum,” dedim telaşla. Kenarda duran çantama uzanıp silahımı aldım elime. Barbaros da aynısını yaparken aşağı indim hızlı adımlarla. Gözlerim karanlığa alışmaya çalışırken silahımın emniyetini açıp mermiyi namluya sürerek kapıya yöneldim. Kapıyı açamadan beni arkasına çekti ve kapıyı o açtı. Birkaç adımda verandaya çıktığında etrafa bakmıştım. Bir kadın gözüme çarptı. Silahımı daha sıkı kavrarken ona seslendim. “Ne oluyor orada?”
Kadın bizi görünce durdu. “Ben yolumu kaybettim. Yardım isteyecektim.”
Barbaros silahını beline yerleştirerek dikkatle yanına yaklaştı. “iyi misin? Bir çığlık duyduk?”
Kadın korku dolu adımlarla bize doğru yaklaştı. Bir an göz göze geldik. Ama bu havadaki yoğun gerginlik gecenin bu saatinde dışarıda ne işi olduğunu sorgulamama yol açtı. Kesinlikle etrafta bir kurt sürüsü vardı tehditkar kükreme sesleri uzaklardan geliyordu
Ciddi manada bir kurt sürüsü.
“Burayı nasıl buldun?”
Kadın bize iyice yaklaşmıştı. Verandaya çıkan 2 basamaklı merdivenin önünde durdu. Yüzünde korku ve çaresizlik belirmişti. “Arabayla gidiyordum birden arıza yaptı. Yardım çağırmaya çalıştım ama telefon çekmedi. Ben de sizin evinizin ışığını ilerde görünce yardım isteyebileceğimi düşündüm,” diye açıklarken sesi titrek ama belirgindi.
Korkmuş görünüyordu. Ya çok iyi bir oyuncuydu, ya da gerçekten korkmuştu. Içimdeki güvensizlik daha da belirdi.
Barbaros ciddi bir ifadeyle yanıtladı. “Aslında burada şebeke çekiyordu ama geldiğimizden beri yok.”
Işte bu garipti.
“Neden acaba?”
Karşımdaki kadın da garip zamanda geldiği için temkinli davranıyordum ona. Çünkü dışarıda türklüğün sembolü kurt sürüsü olduğu gibi akbabalar da vardı. Iki subay burada sakin sakin tatilini yaparken bir anda çıkagelen kadına tabii ki de dikkatli yaklaşacaktım.
Barbaros “içeri geçelim.”
Sıcak hava dalgası vücudumu sararken o an fark etmiştim. Dışarıda salgıladığım adrenalinden soğuğu hissetmemiştim ama içeri girince belli etmişti.
“Bir çığlık duymuştum. Biri mi vardı?”
Başını sağa sola salladı. “kurtlar bir anda ulumaya başlayınca korktum. Onlara yem olurum diye.”
Demek ki bu gece sadece biz değil kurtlar da huzursuzdu.
Koltuklara yerleşirken silahımı gürültüyle orta sehpaya bıraktım. O sırada kadının tepkilerini ölçmeye çalışıyordum. Ama o beni şaşırtarak silahımdan da korktu.
Barbaros “korkmana gerek yok.”
Kadın “asker misiniz siz?”
Gözlerimi kadından ayırmadan cevapladım. “Silah sadece bir önlem.”
Kadın gözlerini benden çekip etrafı kolaçan etti. “Kaç kişisiniz?”
Barbaros “ikiyiz ama 50 kişiye bedelizdir.”
Göz göze geldiğimizde gülümsedim ona. Deli gibi uykum vardı ama az önce olanlar bütün uykumu kaçırmıştı.
“Adınız nedir?”
“Lale,” diye cevapladı kısaca.
Barbaros “Lale burası çok izole bir yer. Nasıl buldun gerçekten?”
Sanırım artık o da benim gibi şüpheleniyordu. Ayağa kalkıp sürahiden bir bardak su doldurdum.
Lale “Konya dan geliyorum iş için. Yanlışlıkla sağdan gideceğime sola girmişim ve buraya kadar sürüklendim. Şanslıymışım ki size rastladım.”
Fazla şanslıydı. Ne kadar da fazla detay anlatıyordu. Üzerinde çalışmış gibi.
Elimdeki suyu ona uzattığımda titreyen elleriyle aldı. “Teşekkür ederim.”
Leyla'nın söylediklerinde bir tutarsızlık veya saklı bir anlam arıyordum aslında. Ancak kadının ifadesi, korkuyla karışık çaresizlikle doluydu ve bu da içimdeki güvensizlik hissini biraz olsun yatıştırdı.
Barbaros bana bakmıştı. Başımı sakince sallarken konuştum. “Bu gece burada kal o halde. Sabah olunca aracına bakarız. Belki yardım çağırabiliriz.”
Lale “gerçekten çok teşekkür ederim. Bana evinizi açtığınız için.”
Belki güvenmememiz gerekiyordu ama sokağa, kurtların içine atacak değildik herhalde.
Ayaklandım. Barbaros da benimle birlikte kalkmıştı. “koltuğa bir yatak açalım.”
Barbaros da açtı ağzını. Söylediklerime birşeyler eklemek istemişti herhalde. “kurtların sesiyle uyumak çok olabilir ama burada güvende olduğunu unutma Lale.”
“Yarın sabah her şey iyi olacak.”
Hızlı bir şekilde ona kanepede bir yatak hazırlamıştım. O da aynı hızda yatıp uyurken yukarı, Barbaros un yanına adımladım. Aklım hala Lale’deyken odaya girmiş ve Barbaros un yanına kıvrılmıştım. Beni kolunun altına alıp sıkıca sarmaladı. Başıma bir öpücük kondururken ben göğsüne iyice yayılmış, karnına elimi sarmıştım. Işte, tam o an bütün düşüncelerim uçup gitmişti.
“İçime sinmeyen birşeyler var.”
Saçlarımla oynamaya başladı. “farkındayım Zülal. Ama biraz akışına mı bıraksak? Yarın herşey ortaya çıkar.”
Ofladım. “Ya düşmansa?”
Barbaros “ne olacak ki? Ne yapabilir benim sevgilim buradayken?”
Kıkırdadım istemsizce. Hafif yükselip yanağını öptüm sonra. “Haklısın.”
Bir süre sessizce birbirimize sarıldık, kalp atışlarımızın ritmine uyum sağladık. Gecenin sessizliği içinde, düşüncelerim yeniden canlanmaya başladı. İçimde bir huzursuzluk vardı, ancak Barbaros’un yanında olmak, bu hisleri biraz olsun yatıştırıyordu.
Göğsüne iyice sokulmuşken, Barbaros’un güçlü kolları etrafımda tekrar sıkıca sarıldı. Gözlerim yavaşça kapanırken, düşüncelerim birer birer kayboldu. Tam o sırada, Barbaros’un sıcak nefesi kulaklarıma fısıldadı. “Her şey yoluna girecek, Zülal. Sadece sabırlı ol ve güven bana.”
Barbaros’un başıma kondurduğu öpücük, içimdeki tüm şüpheleri tamamen dağıttı. Onun güven verici sesi ve dokunuşları, bana huzur ve güven veriyordu. Sessizce fısıldadım, “Umarım haklısındır, Barbaros. Umarım her şey yoluna girer.”
Uyumamam gerekiyordu. Ofladım.
Barbaros “ne oldu?” diye sorarken eli sırtımda daireler çizmeye devam ediyordu.
“Uyumamak için direnirken bana hiç yardımcı olmuyorsun.” gözlerim iyice kapanıyordu.
Barbaros “bebeğim,” sesi fısıltıdan öteye gitmiyordu. “uyu hadi. Ben senin yerine dururum ayakta.”
Zaten daha fazla direnemedim. Uyur uyanık halde olduğumdan derin uykuya dalmam çok da zor olmamıştı.
...
Güneşin ilk ışıkları, ince perdelerin ardından süzüldü ve odanın içini yumuşak bir sıcaklıkla doldurdu. Uykunun sersemliği içinde gözlerimi araladım. Yavaşça yataktan kalkarken Barbaros'un hala uyuduğunu fark edip, onu uyandırmamaya özen göstererek sessiz adımlarla çıktım odadan. Merdivenleri adım adım inerken, mutfaktan gelen hafif bir mırıltı dikkatimi çekti.
Lale'nin sesi...
Telefonla konuşuyordu. Merakla adımlarımı yavaşlattım ve köşede durup dinlemeye başladım. “Evet, evet, her şey yolunda. Onlar henüz hiçbir şey fark etmedi. Planı uygulayacağız,” dediğini duyunca, içimde bir şeyler yerinden oynadı. Aniden içerideki tüm huzur yerini bir belirsizliğe ve tedirginliğe bıraktı. Dünkü huzursuzluğum başıma geleceği tahmin etmemdenmiş meğer.
Köşeden çıkıp, mutfağa doğru yürüdüm. Her adımımda öfke beni daha da ele geçirirken kendimi sakinleştirmeye çalışıyordum bir yandan. Öfke bedenimi ele geçirirse yanlış yapardım.
Lale, konuşmasını bitirip telefonu kapattığında beni fark etti. Göz göze geldik. Beni gördüğünde yüzünde anlık bir korku belirse de hemen kendini toparladı ve soğukkanlılıkla bana baktı. “Hım, bu ne güzel bir günaydın karşılaması,” dedim sesim içimde kopan fırtınanın yanında oldukça sakindi.
Lale'nin gözlerindeki o sinsice gülümseme, tüylerimi diken diken etti. “Ne söylediğimi duydun?” diye sordu, alaycı bir tonla. “Eminim ki yanlış anlamışsındır.”
“Birşey duyduğumu söylemedim ki... ama açık konuşuyorsak söyleyeyim,” dedim ve kollarımı göğsümde birleştirdim. “Planı uygulayacağız mı dedin?” diye sordum, gözlerimi onun gözlerine dikerek. İçimdeki öfke, her kelimemde daha da belirginleşiyordu.
Lale derin bir nefes aldı ve yavaşça başını salladı. “Evet, doğru duydun.”
Öfkem iyice kabarmıştı. “Neden??” diye sordum. “Hayır yani amaç neydi ki?”
Lale, kısa bir süre cevap vermedi. Sonunda, “Çünkü ben başka birine bağlıyım. Ve bu kişi, sizin burada olmanızı istemiyor,” dedi.
Tam o anda, Barbaros aşağıya indi. “Ne oluyor burada?” diye sorarken kaşları epey çatılmıştı. “Seslerinizi merkezden duyuyorlarmış.”
Durumu ona özetledim ona kısaca. Barbaros’un yüzünde beliren öfke, Lale'nin durumunu daha da karmaşık hale getirdi. “jammer var değil mi? Ama birşeyi unutuyorsun Lale, ya da Çağla mı demeliyim?”
Şaşırmıştım işte buna. Barbaros nasıl? Tabi ya... ben uyurken uydu üzerinden iletişime geçmeyi başarmış olmalıydı. Barbaros du bu, yapardı.
Lale mi Çağla mı her ne boksa o da aynı şaşkınlık içerisinde bir adım geriledi. “sen nasıl?”
Barbaros “yapabileceklerimin sınırı yok. Ekibin çoktan gözaltına alındı,” bana döndü. “hayatım hazırlan, gidiyoruz.”
Lale tam o sırada kaçmaya çalışınca öne doğru atıldım. Onu yakaladığım gibi masaya yasladım. “Uslu dur.” pijamamın ipini çektiğim gibi bileklerini bağladım hemen.
Lale “hım... etkilendim. Hemcinsim olarak çok havalısın.”
Gözlerimi devirmiştim istemsizce. “Ne saçmalıyorsun sen?”
Barbaros “bırak onu. Tim birazdan burada olur.”
Dışarıdan duyduğum gürültüler ile anlamıştım bu arada geldiklerini. Bizim tim çok gürültülü bir gruptu maalesef ki.
Barbaros kapıyı açmaya gittiğinde Lale yi çekiştirip salona götürdüm. Onu koltuğa oturturken tüm tim sadece üniformalar ile salona doluştu birbirini ite kaka. Bahra da dahil olmak üzere, ikizim de vardı aralarında. Silahsız teçhizatsız nasıl bir göreve gelmişti bunlar?
Bir dakika...
Barbaros en arkada kalsa da kalabalığı yayarak önüme geçti.
“Barbaros ne oluyor?”
Iyice yaklaştı bana. Barbaros’un ciddi ve dikkatli bir şekilde konuşmaya başlamasıyla kalbim hızla atmaya başladı. “Zülal, bu zamana kadar hayatımda birçok şey yaşadım ama seninle olmak her zaman en özel anları yaşattı bana. İyi günde, kötü günde, hep yanımda oldun. Beni tamamladın. Seninle bir ömür geçirmeyi, seninle yaşlanmayı hayal ediyorum demiştim sana.”
Ardından diz çöküp cebinden küçük bir kutu çıkardı. Kutuyu açtığında gözüme çarpan tek taş ile bir anlık bayılacak gibi oldum. "Zülal, benimle evlenir misin?"
Allah ım ben sana geliyorum...
¤
Barbaros un yapacağı max plan bu olurdu zaten dlxmlwmx
nasıldı?
