İçeriğe geç

LAÇİN

Bölüm 23 · 7 dk okuma

LAÇİN

Bölüm 23

²²| dönüş

'kaldıramadığın yerde güçlendirmek için çabalamayı bırak artık'

¤

“Peki ya sonra?” diye sordu küçük kız. “Barbaros enişteye kızdın mı?”

Yaşlı kadın yeğeninin söylediğine yüksek sesle güldü. “Aslında kızılacak birşey yoktu da... ben kızdım. Naptım biliyor musun?”

Merakla baktı. “Ne yaptın?”

...

Tahliye helikopteri bizi aldığı gibi geri dönmüştü o gün. Hava şartları sakindi. Fırtına öncesi sessizliği gibiydi. Öfkemin yavaşça kabardığını hissediyordum. Yenilmemek için kendimi zorluyordum çünkü helikopterde geçirirsem o krizi sonu hiç iyi bitmezdi. Sağlam adam bırakmazdım burada.

Bahra denen o kadını da almıştık. Bizim tutuklumuzdu ama hain olmadığını da söylüyordu. Tahminimce istihbarattandı ama birşey demedim. Teröristin kızıydı sonuçta, kim olursa olsun yargılanmalıydı.

“Size asla konuşmayacağımı biliyorsunuz değil mi?”

Zevzekçe konuşan Harun a kilitliydi gözlerim.

Kartal “buluruz konuşturmayı merak etme.”

Harun güldü. “çocuklarım da yargılanacak mı?”

Başımı sağa eğdim sakince. Içimde ne fırtınalar kopuyordu haberi yoktu tabi. “Ölmek için çok heveslisin değil mi?” dedim nefretimin sesime yansıdığından emin olarak. "Merak etme en kısa zamanda o da olur."

Harun “yapamazsınız ki. Siz askerler var ya... bakanlığa teslim edeceksiniz beni. Öldüremezsiniz.”

Güldüm. “Bunu sana düşündüren şey nedir? Çok mu yargılandın askerlerin elinde?”

Omuz silkti. “Hiç biriniz yakalayamadı ki beni.”

“Sahi, nedir senin kuyruk acının sebebi?” dirseklerimi dizime yaslayarak ona doğru eğildim bu sefer. Olduğum yerde duramıyordum. Kurt vardı sanki bir taraflarımda. O da yerde oturuyordu. Onun yeri anca ayağımın ucu olurdu zaten. “Kim üzdü seni bu kadar? Çocuklarına, vatanına, eşine kin duyacak kadar ne girdi götüne?”

“Seni orospu,” diye üzerime atladığı sırada Barbaros ensesinden bir it gibi yakaladı. “Doğru dur it köpek.”

Sırıttım. “Sana sadece köpek gibi davranılır.”

Helikopter alçalmaya başlamıştı. Harun bir anda kendini sağa sola savurdu. Üzerime saldırmaya çalışıyordu.

“Benim askerim vatanına ihanet etmez. Senin aksine sadıktırlar. Aramızdaki en büyük fark da zaten bunu sağlayabiliyor oluşumuzdu.”

Durdu bir anda. Sinirlenmişti, hem de çok. Belliydi burdan. Bende bunu istiyordum zaten. Sinirlensin ki hata yapsın. Ben de onu bu helikopterden sallandırabileyim. “diğer askerlerin de öyle miydi?” dedi ve sırıttı.

Kartal abim sessizliğini bozdu en sonunda. “Kapat çeneni, s*kmeyim belanı.”

Durmadı devam etti. “Öldürdüklerimden bahsediyorum sarı fırtına. Çığlıklar hala kulağımda-” söylediği son şey de bu oldu.

Yakasından tuttuğum gibi helikopterden aşağı ittim onu. Bedeninin yere çarpma sesini duyunca az önceki öfkemin ardına sakince geriye yaslandım. Çok bile dayanmıştım.

Feyzullah “hass-”

“Tek kelime etmiyorsunuz.”

Helikopter hafif sallanarak durduğunda indim hemen. Gözüme direkt dışarda duran albay çarptı. Sinirle yerde 2.80 uzanan Harun a bakıyordu. Ölmüş müydü? Umarım.

Tim tamamen indiğinde albayın karşısında sıralandık.

Kartal “Kasırga timi 2 subay, 5 astsubay zayiatsız bitirdiği görevden başarıyla dönmüştür komutanım!”

Beni saymamıştı. Doğru ya, ben rehineydim onlar da beni kurtarmıştı. Barbaros da görevdeydi. Onu hain sanmıştık.

Albay “rahat!” diye bağırdığında pozisyonumu değiştirdim. “Bu niye yerde?”

Kartal “komutanım sizin elinizde can çekişmektense atarım kendimi öyle ölürüm dedi.”

Bir anlık göz göze geldiğimizde albay bunu yakalamıştı tabi. Kaç senelik asker adamdı. Anlasındı tabi.

Feyzullah da Kartal abime uydu. “komutanım dur yapma dedik ama dinlemedi.”

Arkada duran askerlerden ikisine seslendi. Onlar Harun ve Bahra yı alıp götürürken bize döndü. “gidin ve üzerinizdekilerden kurtulun. Izinlisiniz.”

Binaya yöneldiğimizde albay Barbaros u durdurdu. “sen hariç Barbaros, benimle geliyorsun.”

Abim beni kolunun altına alıp binaya ilerletti. Kapıdan geçerken nöbetçi askerler selam durmuştu.

“Nasılsın?” diye sordu abim bana. “Sana zarar vermedi değil mi?”

“Verseydi alçak helikopterden atmakla kalmazdım abicim. Daha yüksekten atardım.”

Güldü. “bilirim.” derin bir nefes aldı. “time yeni biri geliyor. Yeni bir istihbaratçı.”

Kaşlarım çatıldı. “tanıyor muyuz?”

“Yok,” dedi odasına girerken. “ama tanıyacağız.”

Arkasından bende girdim. Konuşmaya devam etti. “Annemler seni çok merak ediyor. Onlara ne diyeceğim korkusuna eve bile gitmedim dün.”

“Arasaydık hemen.”

Kartal “onu boşver de, git üzerindeki elbiselerden kurtul. Karargahta elbiselerle dolaşma.”

Ofladım. “Duş da almam lazım. Eve geçsek hemen olmaz mı?”

Abim kapıya yöneldi. “O zaman beş dakika bekle teçhizatlarımı bırakayım.” ve gitti.

Bende çantamı koluma asıp çıktım odadan. Barbaros u görmüştüm. Peşimden gelmesi için bir baş hareketi yaparken alt kata yöneldim. Dövüş idmanları yaptığımız odaya inmiştim. Salonda gördüğüm birkaç kişi bizi görünce selam durdu.

“Salonu boşaltın,” dedim sadece. Onlar da beni dinleyip çıkarken içinde silahım olan çantamı kenarı bıraktım. Barbaros a dönmüştüm.

“Özür dilerim,” dedi bana. “Sana yaşattığım her şey için özür dilerim.”

Özürlerini dinlemek istemiyordum. Hızlı adımlarla yanına adımlarken gücümü sağ elime toplamıştım. Bir anda suratının ortasına indirdim onu.

“Benden neden kaçtın Barbaros!” yakalarından tuttum. “ben senin sevgilin değil miydim!” fırlatmıştım geriye doğru. “güvenimi boşa çıkardın.”

Kaşları çatıldı. Sol gözü kızarmıştı ve muhtemelen moraracaktı da. “güvenini sarsacak hiçbir şey yapmadım!” sesi yükselmişti.

“benden her şeyi sakladın! Barbaros sen beni sevdiğini bile kaç sene sonra söyledin!”

Canım yanıyordu. Onunla bu şekilde kavga etmek beni üzmüştü.

Barbaros “sana bunun nedenini söyledim değil mi! Sen de bana sonra söylemedin mi!” son cümlesi sinirlendirmişti beni.

Bir yumruk daha çaktım. Ardından biri daha gelecekken kolumu tutarak engel oldu ve beni duvara yapıştırdı. “vur, kır, bağır, çağır hepsi hakkındır,” alnını alnıma yasladı. “Ama güvenini kırdığımı söyleme bana Zülal.” gözleri kapanmıştı. “sakın. Senden uzakta kaldığım o vakitlerde kendimi hep yarım hissediyordum ben. Görev de olsa o adamın yanında durmak yeterince zordu zaten.”

Gözümden bir yaş düştü. “Herşey öyle üst üste geldi ki. Benden geriye mecalsiz bir şey kaldı geriye sadece. Çok yoruldum Barbaros.” hıçkıra hıçkıra ağlıyordum artık. “ben artık kaldıramıyorum hiç birini.”

Eli yanağımı buldu. Akan yaşı silmişti. Ardından alnıma bir öpücük kondurdu ve başımı göğsüne yasladı. “biliyorum. Ama sana temin ederim ki bunların hepsini çözeceğiz. Ben bundan sonra canım pahasına yanında olacağım.”

“Söz mü?” diye sordum sakinleştiğimi hissettiğim vakit sığınağım olan göğsünden ayrılırken.

Gülümsedi. “Asker sözü.”

Bordo bereli adamın sözüne güvenmeyecektik de kimin sözüne güvenecektik?

“Güveniyorum.”

Barbaros “o halde bugünün geri kalanında birşeyler yapalım mı?”

Başımı sağa sola salladığımda Barbaros geri çekildi bir anda. Kartal abim gelmiş, onu ensesinden tutup yanına çekmişti. “ne oluyor burada?”

Şirince sırıttım. “sevgilimle konuşuyorum abicim.”

Göz devirdi. “siz ayrılmamış mıydınız? Sesiniz tüm karargahı inletti.”

Bende göz devirdim. “Bak sen şu işe.”

Barbaros “komutanım izninizle kardeşinizi yemeğe-”

Abim “olmaz,” dedi bir anda.

Barbaros “nasıl?”

“Aile yemeği yiyeceğiz," diye açıkladım abim sessiz kalınca. "Baran abimi sözledik, akşam yemeği kutlaması yapamadan kaçırıldım biliyorsun. O yüzden.”

Rahatlamış gibiydi. “O yüzden yani...”

“Evet.”

Abim ile göz göze geldik. Beklentiyle bakmıştım ona. Birkaç saniye öylece durdu. Sonra kısık sesle oflayıp Barbaros a döndü. “sende katıl istersen bize.”

Bana bakıp abime döndü. “Aile yemeği bu komutanım. Ben yarın Zülal i alırım biz daha sonra da vakit geçirebiliriz."

Kartal “tamam, ben arabaya geçiyorum. Sen de vedalaş hemen gel. 2 dakikan var.”

O gidince Barbaros a döndüm. “o zaman yarın görüşürüz?”

Gülümsedi. “gece camını açık mı bıraksan?”

“Şansını zorlama istersen. Ali abim tıkırtı duyduğu an tabancasıyla odamı basıyor.”

Barbaros “yandım desene o zaman... neyse,” diyerek bana sarıldı sıkıca. “seni çok ama çok seviyorum. Her şeyi telafi edeceğiz tamam mı? Yarın benimlesin, seni çok güzel bir yere götüreceğim.” benden ayrıldı ve dudaklarıma kısa bir öpücük kondurdu. “hadi Kartal ı bekletme.”

Aralarında bir yaş vardı. Ismiyle hitap etmesine şaşırmamıştım o yüzden.

“görüşürüz, sevgilim.”

Barbaros u çok özlemiştim. Sevgili olduğumuzdan beri resmi olarak kavuşamamıştık. Eskiden daha çok görüşürdük onunla. Bu yüzden bazen sevgili olmamamız gerkiyormuş gibi hissettiriyordu. Yolumuz yalnızmış gibi.

Karargahtan çıkıp abimin arabasını buldum hemen.

Kartal “21 saniye geciktin.”

“saydın mı? Of abi bir dahakine olmaz.”

Arabayı çalıştırdı. “Laçin,” dedi nazik bir ses tonuyla. “kaldıramadığın yerde güçlendirmek için çabalamayı bırak artık. Eğer düştüysen biraz soluklan ki kalkmak için bir gücün olsun. Soluklanmadığın zaman kalkmaya gücün kalmaz. Her zaman güçlü olmak, her zaman ayakta durmak zorunda değilsin. Çök olduğun yerde, acını yaşa, sonra kalk.”

Burukça gülümsedim. “sanırım hatamı şimdi anlıyorum abi. Daha fazla kaldırmaya çalışmayacağım.”

O da gülümsedi. “biz yanındayız artık. Ayrıca gelinimiz de psikolog biliyorsun, yardım almaktan çekinme. Bak, Ali abim ve Baran sana da çok değer veriyorlar. Annemle babamı zaten görüyorsun, Elçin de resmen tapıyor sana. Hepimiz arkanda, önünde sağında ve solundayız. Malum 7 kişiyiz.”

Son söylediği ile kahkaha atmıştım. “onların da maşallahı var.”

Abim “futbol takımı kuracaklardı da son dakika engel olduk.”

“zaten şampiyonlar ligi kurmuş evlatları. 2 bordo bereli, 1 savcı, 1 doktor, 1 özel harekat polisi...”

¤

...

Nasıldı? Okuyorsunuz ama fikir beyan etmiyorsunuz üzülüyorum:(

Yeni bölüm cuma gelir

Hoşgeldin 7K ♡

Bölüm sonu

1 yorum