Masmavi gökyüzü yerini yavaştan karanlığa bırakıyordu. Kasırga timi sona yaklaşıyordu. Çıt çıkmıyordu timden. Saati bekliyordu hepsi. Laçin mevzilendiği yerde hafif duruşunu düzeltti. Saatlerdir buradalardı ve kendine itiraf edemese de her yeri uyuşmuştu. Hava o kadar soğuktu ki hiçbir şey hissetmiyorlardı artık. Ne yemek ne su, sadece hedefe kitlenmiş bekliyordular.
Burnuna dokunan şeyi fark etti Kartal binbaşı. Kar... dokunduğu yerde kaybolup giden karların yenisi geliyordu. İçinden bir küfür mırıldandı. Umarım olumsuz hava koşulları dönmemizde sıkıntı çıkarmaz diye geçiriyordu içinden. Dağda, bayırda, yazda, kışta, doluda, karda... hiç fark etmez. Demir denen terörist geldiği an onu ordan alıp orayı havaya uçururlardı her türlü.
Bir soğuk hava dalgası yüzünü kamçılayıp giderken sırıttı Laçin. En sevdiği hava olayıydı kar. Dinginlik veriyordu ona. Yavaştan yer yüzünü örtmeye başlayan beyazlık sonsuzluğu anımsatıyordu. Düşüncelerini yok saydı. Vakit geçerken karlar iyice etrafı örterken dikkatini dağıtacak bir şeye mahal vermek istemedi.
Hakan gözetlediği yerden görünmeye başlayan arabalarla "hedef göründü," diye ilk uyarısını geçti.
Kartal Hakan ın cümlesini duyunca konuştu. "Hazır olun."
Hepsi hazırdı. Gözlerinde beliren korkusuzluk, öfke ve cesaret fırtınasına güç veren vatan aşkıydı. Buz gibi havaya inat deli kaynıyordu kanları.
İyice yaklaşan arabaları ikinci kez haber verdi Hakan.
"Kasırga," dedi Laçin komutan. "O zaman biraz ortalığı birbirine katalım." Sesindeki keskinlik karşısında biri dursa bıçak gibi kesecek cinstendi. 27 yaşındaki genç hanım teçhizatlarını kuşanıp dağda ava çıktığında bambaşka birine dönüşüyordu.
Herkes kendi görevini biliyordu. Atış serbest komutunu bekliyorlardı pusu kurdukları üç araçlık konvoyu durdurmak için.
Kartal "atış serbest."
Silah sesleri birbirine karıştı. Acı acı inledi gökyüzü. Tim hepsini tek tek indirirken Laçin olduğu yerden kalktı. "Heval bende." İleriye doğru kaçmaya çalışan adamı fark etmişti.
Kartal "Barbar, yanında git. Koç, onları koru aslanım." Diye Barbaros ve Tarık a direktif verirken birini daha indirdi.
Laçin hızını kesmeden koşuyordu. Tarık ın ve Barbaros un koruma ateşi sayesinde kolaylıkla süzüldüğü adamın karşısında durup sırıttı. "Nereye böyle?"
Demir in yardımcısı olduğunu biliyorlardı. İşlerine yarayacağı için sağ bırakmışlardı. Ama kaçmaya çalışması onu oldukça sinirlendirdi.
"Sen kimsin lan? Ölmek mi istiyorsun?" Çirkin aksanına öğürmemek için zor tutmuştu kendini Laçin. "Lâl." Dedi yalnızca. Adam ismini duyunca geriledi. Tanımıştı.
Laçin yakalarından tuttuğu adamı kaldırdı biraz. Ağır oluşunu umursamamıştı. "Konuş!"
Tim hepsini indirip Zülal in yanına yaklaştı.
Yardımcının sustuğunu görünce bir yumruk geçirdi. "Ben bunu sıra dayağından geçirmez miyim?"
Kartal da yanında bitti. "Bu araçlar nereye gidiyor? Rehineler nerede söyle."
Yardımcı sırıttı. "Komutan mısın sen?"
Zülal arkasına geçip boynunu kolları arasına aldı. "Sözde yoldaşların gibi sende ölmek istemiyorsan konuş." Nefesini kesecek kadar sıkıyordu.
Selçuk aradan sıyrılan birini daha vurdu.
Oğuz "bunlar da ölmek bilmiyor a*ına koyim."
Zülal kolları arasındaki bedeni iyice sıktı. "Ama bu birazdan ölecek."
Yardımcı çırpınmaya başlamıştı. "D-dur."
Zülal "ne dedin?" Kollarını hafifletti.
Yardımcı "söy-leyeceğim! Bırak beni ruh hastası!"
Göz devirerek yere doğru fırlattı. Terör unsuruna bu kadar yakın olmak sinirini bozmuştu zaten. "Söyle!"
Yardımcı "rehinelerin yanına gidiyoruz. Onlar ölecek komutan." İki doktor kaçırılmıştı. "Demir in iyileştirmeleri için teçhizat götürüyoruz."
Kartal "herhangi bir hareket yapmayacaksın. Yaptığın an geberir gidersin." Şakası yoktu. "Bizi kampa götürüyorsun her nerdeyseler." Time döndü "Barbar, Hakan tebdili kıyafet aralarına gireceksiniz giyinin."
...
"Yılan yuvaya giriyor."
Üsteğmenin cümlesiyle konuştu binbaşı. "Barbaros dikkat edin. Selçuk, Feyzullah sağ kanattasın. Serez, geveze solda. Tarık güvenliğimizi al."
Zülal isminin geçmemesiyle kaşlarını çattı. "Komutanım biz?"
Kartal "direkt dalıyoruz ortadan."
Çatılan kaşları düzeldi. "Bam bam bam diyorsunuz yani."
Fırtına iyice bastırmıştı.
Tarık "komutanım görüş çok az."
Kartal "yaklaş biraz. Kasırga, inlerine çöküyoruz."
Ortalık karışmıştı. Barbaros silahına davranmadan kol gücüyle dövüştü. Tarık yukarıdan destek atarken Ercan ve Oğuz da soldan girdi. O an birşey fark etti Koç.
Tarık "komutanım! Barbaros yerde!"
ZÜLAL
Tarık ın cümlesi beynimde yankılanıyordu sanki. Gözüm etrafı taradı.
Kartal "Laçin dikkatini dağıtma!"
Allah ım ne olur yardım et bize.
Önüme geleni vurmaya devam ettim hızla kendimi toparlayıp. Öfkem silahıma akıyordu sanki. Sevgilimden ses çıkmadıkça deliye dönüyordum. En önemlisi timimden biriydi o. Endişeleniyordum.
Onu gördüm. Yerde boyunca yatan Barbaros u. Yanına koşarken silah seslerinin azaldığını duymuştum.
Kartal "Selçuk içeriye bak. Sivillerin güvenliğini alın."
Yanına çöktüm. "Barbar," dedim üzerini kontrol ederken. Boynu kanıyordu. Başka yarası yoktu. "Aç gözlerini."
Açıldı gözleri. Ağzından bir küfür kaçtı.
"Komutanım Barbar iyi."
Barbaros "nerde lan o it?" Kalkmaya çalıştı. Yardım ettim ona. "İyi misin?"
Boynumdaki bandanayı çıkarıp yarasına bastırdım.
Barbaros "sıyırdı da başım dönünce yığılmışım asenam. İyiyim." Asenam...
Başımı sallayıp kalktım. Etrafı kontrol etmiştim. Yerde oturan adam dikkatimi çekti. Oğuz ensesinden tuttuğu gibi getirmişti. Puşi takılıydı yüzünde.
Oğuz "itleri bunu korumaya çalışıyordu." Dedi. Yanına ilerledim. Yüzünü açmamla donakalmam bir oldu. Barbaros a ne kadar da çok benziyordu bu piç.
Kartal "kimsin sen?"
Barbaros da yanımızdaki yerini aldı. "Senin burada ne işin var!"
Sırıttı adam. "Askerler babanın tepesine biniyor söylediğin tek şey bu mu oğlum?"
Oğlum? Baban? Noluyor burada?
Kartal abim duygularıma tercüman oldu. "Barbaros burada ne oluyor!"
Barbaros "komutanım babam-dı. Bu itin terörist olduğunu ben bilmiyordum."
Demek bu yüzden babası bize pusu kurdurttu. Koca bir siktir. İşler iyice karışacak. Umarım Barbaros un başını yakmaz bu olay.
...
Derin bir nefes aldım. Görevden dönemiyorduk. Olumsuz hava koşulları yüzünden yaya halde kalmıştık. Yaklaşık 1 saattir yürüyorduk.
"Komutanım," diyerek Kartal abimin yanına adımladım. "Dinlenecek yer bulalım. Kumanya molasına ihtiyaç var."
Başını salladı. "Beyler," dedi. "Münasip bir yer buluyoruz. Dinleneceğiz."
Normal şartlarda olsaydık daha yürürdük ancak hava o kadar kötüydü ki ilerlemek zorlaştırıyordu. Bulduğumuz köşeye yerleştik. Çantalarımızdan çıkardığımız konserveleri yiyorduk.
"Bana da yok mu?"
Harun denen adamın sesini duyunca Kartal abime döndüm.
Barbaros "Zıkkım var yersen?" Dedi.
Demir kod adlı aradığımız teröristin o olduğunu öğrenmiştik biraz hırpalayınca.
Kayınbabam olacak adam bir teröristti. Bu konu benim kafamı bile bu kadar karıştırıyorsa Barbaros un kafasını ne kadar karıştırıyordur kim bilir.
Harun "çok ayıp oğlu-" Abim sözünü kesti. "Al şunu da kapat çeneni." Hakan a döndü. "Başında bekle."
Barbaros sinirlenip kalktı. İki adım atmışken gözlerim yine abimi buldu. Gideyim mi dercesine onu göstermiştim. Başını sallayınca bende ayaklandım. Arkasından yürümüştüm. Öfkeliydi. Bastığı yer bile öfkesinden alev alıyordu sanki.
"Barbaros."
En kısa zamanda Türkiye sınırlarına girip onu hastaneye götürmemiz gerekiyordu. Pansuman yapmıştık ama antibiyotik almalıydı.
Bana dönünce solgun bakışlarını fark ettim. "Zülal neden ben? Neden herşeyi yaşamak zorundayım Allah için söyle bana." Gözünden bir yaş akmıştı. "Ben dayanamıyorum artık. Yoruldum."
Elim alnını buldu. Siktir. "Ateşin var."
Barbaros "bırak şimdi onu. Babamı ne yapacağız?"
"Bilmiyorum. Bu beni de korkutuyor." Gerçeği saklamamıştım. "Abimle konuşacağım. Neler yapabileceğimize bakacağız tamsm mı?"
Barbaros "istifamı vereceğim."
"Saçmalama Barbaros!"
Barbaros "ne saçmalaması ya! Babam sevgilimi öldürmek için pusu kuruyor, yetmiyor terörist çıkıyor! Napayım ben Zülal söylesene!" Benden ses çıkmadığını görünce daha da sinirlendi. "Öldüreceğim o adamı." Diyerek hışımla geri döndü. Timin yanına koşturdu. Harun u yakalarından kaldırıp bağırdı. "Sen ne aşağılık birisin! Piç kurusu! Hayatımı kararttın lan benim!"
Donakalmıştım. Adamı bırakıp kemerine bağlı silahını emniyetini açarken birşey yapamamıştım. Biz nasıl bir andayız ya?
Kartal "Barbaros o silahını indir!" İndirmeyince ses tonu yükseldi. "O silahı hemen indir! Bu bir emirdir teğmen!"
Rehineler korkmuştu.
Bir kez bağırıp indirdi. Eli saçlarına gitmişti. "Sikeyim ben böyle işi!"
.
.
.
Neler oluyor böyle ya?
Siz neler olacak dersiniz?
