İçeriğe geç

LABİRENT -Son Çıkış-

Bölüm 9 · 26 dk okuma

LABİRENT -Son Çıkış-

Bölüm 9

6▪︎

Bölüm Şarkısı: Ooes- пепел

6. Bölüm- İlk Aşama

"Burası da ne böyle?" Eslem en öne geçip geniş yemekhaneyi süzerken adımlarımızı yavaşlatıp servis bölümüne yöneldik. Beş yıldızlı büfelerdeki gibi bir açık büfe karşıladı bizi. Büyük yemekhane rahat görünen bej koltuklarla ve yine bembeyaz örtülü beyaz masalarla dekore edilmişti. Sıranın ilerlediğini fark edince yönümü tabağıma doğru çevirdim. Envai çeşit yemek vardı ve her yemeğin üst kısmında içindekiler ve olası alerjenler şeklinde bilgilendirme kartları bulunuyordu.

"Vay be, etinden balığına her şey var."

"En güzeli de ücret ödemiyoruz. " arkamdakiler göz gezdirip sıranın en arkasına koşarak gelen simalara baktım . İsimlerini son anda hatırladığım Alper ve Begüm hızlı adımlarla en arkaya geçip tabak aramaya koyuldular. Bakışlarımız kesişince gülerek selamlaştık.

"Herkes tabağını doldurduysa geçelim artık bayağı acıktım." Arda grubun sessizliğini bozup önden Eslem'le beraber ilerlemeye başladı. Cam kenarı olan büyük bir masaya geçtik.

"Karan nerde?"

"Gelirken yanındaydı." Sıraya girdikten sonra bir anda ortadan kaybolmuştu.

"Neyse gelir birazdan" dedi Su. Ben de yavaşça başımı sallayıp önüme döndüm.

"Birbirimizle ilgili merak ettiğim çok şey var." Eslem duraksayınca sözü kardeşi devam ettirdi. "Nasıl katılmaya karar verdiniz?"

"Ben çok araştırdım, birçok şirket için uğraştım ama olmadı, sonra bu şirketi duydum. Çok mantıklı bir işleyişi var bu programın bence." Serhat da benim gibi birçok şirket için uğraşmış, denemişti ama kader bizi burada birleştirmişti.

Ardından herkes kısa kısa anlatmaya başladı. Farklı hikayeleri olanlar da vardı. Dikkatle dinleyip herkesi tanımaya çalıştım. Ardından konu değişti, sohbet derinleşti ve farklı farklı şeylerden konuşmaya başladık.

"Uzun zamandır bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum." Can hafifçe öne eğilip suya uzandı. Yüzü gülmekten kırmızıya dönmüştü.

"Açıkçası ben de. " Yemeğim bittiği anda saatime bakıp ayaklandım. "Terasa gideyim ben önden siz de gelirsiniz olur mu?" Kızlara bakıp konuştuğumda gülümseyerek onayladılar. Herkese afiyet olsun diyerek tepsiyle masadan ayrıldım.

Dışarısı o kadar güzel esiyordu ki saçlarım havalanıyor gözlerimin önüne doğru uçuyordu. Yolda yalnızdım. Çoğu kişi hala yemekhanedeydi. Rüzgarın sesi eşliğinde yürümeye başladım.

Yollar yemyeşildi, yol kenarında çoğunlukla ağaçlar vardı. Arada bir kuş sesleri kulağıma çalınıyordu. Burda çalışmak için can atıyordum ama içimde bir yerde tarif edemediğim bir rahatsızlık hissi vardı. Bunu çok kafaya takmamaya çalışıyordum ama pek mümkün olmuyordu çünkü gerçekten hislerim kuvvetliydir ve bu beni çok korkutuyor.

Ellerimi kendime sarmam gerekecek kadar soğuk esmeye başlayınca 2. Binanın önüne geldiğimi fark ettim. Cam kapıdan gördüğüm kadarıyla yönetici odalarının ışığı yanıktı. Yemekte Doğukan ve Ersin Bey'i hiç görmemiştim. Karan da aynı şekilde, yoktu. Gelir diye birkaç kez kapıya baktıysam da gelmemişti. Bizimle beraber gelmiş, aniden ortadan kaybolmuştu.

Üst katta gerekli malzemelerin olduğunu hatırlayınca bahaneyle içeri girmeye karar verdim. Terasa biraz daha geç gidecek, eşyalara bir göz gezdirecektim. Cam kapı hafif bir gıcırtıyla açıldı.

Ersin Bey'in aralık olan kapısından koridora ışık düşüyordu.

"Bak burada olman doğru değil." Ersin Bey'in hafif telaşlı sesini duyunca duraksadım.

"Doğru olmayan tek şey bu değil." Karan'dı bu. Kaşlarım çatıldı. Kapıya doğru sessizce yaklaştım.

"Umarım tahminlerim doğru çıkmaz. Yoksa çok üzülen olacak." Karan'ın kızgın sesi boş koridora kadar geliyordu.

"Kötü bir sey yok Karan. Boşu boşuna kafanda kurma."

"Emin misin, hiç öyle gibi gelmiyor ama. "

"Bilgilerim kısıtlı daha fazla şey söyleyemem."

Ardından alaycı bir kahkaha duyuldu.

"Eninde sonunda açığa çıkacak. Ama ben o zamanı beklemeyeceğim. Her şeyi öğreneceğim." Ve gitmeme fırsat tanımayan adım sesleriyle eş zamanlı kapı açıldı. Karan bana kısa bir bakış atıp hızlıca kapıyı kapattı. Ardından kolumdan yakalayıp hafif baskı uygulayarak binanın dışına doğru peşinden sürüklemeye başladı.

"Ne oluyor?" Beni duymamış gibi aynı seri adımlarla ilk binaya doğru yürüyor tabi beni de peşinden götürüyordu.

"Karan!" Sesimi yükselttiğimde durdu ve bıkkın bir nefes verdi.

"Ne oluyor, neyden bahsediyordunuz siz?" Şüphelerim arşa çıkmadan önce aydınlatılmaya çok ihtiyacım vardı.

Benimle konuşması gerekiyordu.

"Hiçbir sey net değil, o yüzden her şey aramızda kalsın." Dedi sadece.

"Konu ne ne oluyor ki? Benimle paylaşman gerek." Çaresiz ses tonuma gözlerini kapayarak tepki verdi. Eğer kötü bir şeyler oluyorsa..

"Sil kafandaki düşünceleri, hepsini unut gitsin." Ve beni orda öylece bırakarak gitti.

****************

Terasta oturmuş az önce olanları düşünüyordum. Gördüğüm kahve otomatından aldığım latteyi elimde çevirip duruyordum. Sıcaklığı, elimi yakması beni hiç rahatsız etmiyor, düşüncelere daha çok dalmamı sağlıyordu.

Yarın her şey başlıyordu. Bu koca bir aylık süreç; bambaşka bir ortam, tanımadığım insanlar ve bize sağlanmış birçok imkan.

Bir sesler yanlıştı. Evet, kendi isteğimizle geldik.Evet, birçok getirisi olacak bu yarışmayı kendimiz kabul ettik ama bir şeyler yanlıştı. Bu his asla peşimi bırakmıyordu. Üstelik Karan ile Ersin Bey arasında geçen konuşma da bu yanlışı haykırıyordu.

Karan'dan bir şekilde şüpheleniyordum. Şirkette hiç yabancılık çekmeden her katı bilmesinden anlamıştım ama bu işin içinde bir iş varsa ve Karan da eğer dahilse düşüncesi aklımın ortasına yerleşmişti.

"Sare'ydi degil mi?"

Gelen sesle oturduğum koltukta toparlandım.

"Evet sen de.. Begüm?"

"Evet yemekte de gördüm seni." Önündeki sehpaya içeceğini bırakıp benim gibi arkasına yaslandı.

"Derin derin düşünüyordun. Aklını bir şeyler kurcalıyor sanırım."

Başımı sallayıp kahvemden son yudumu aldım.

"Çok fazla acabam var. Yani bu ortam, bu yarışma nasıl olacak? "

Kendisi de aynı şeyleri düşünüyormuşçasına başını salladı.

"Bazen her seyi akışına bırakmak gerekir. Sözde değil ama, gerçekten. Ne olacak diye düşünmeden... Kimisi de iyi düşünmeyi seçer. O da bir yöntem tabii. "

Bana doğru tamamen dönen Begüm'ü daha yakından inceleme fırsatım oldu. Açık kahve saçları ve aynı renk gözleri teniyle çok uyumlu görünüyordu. Yüzü kararmaya başlayan gökyüzüne tezat daha çok ışıldıyordu sanki.

"Buraya genel olarak kendimizi geliştirmeye geldik ve en önemlisi, iş. Bu şirkette çalışma fırsatımız var veya referansımızı güçlü tutma olanağımız. Evet ben de çok düşündüm buraya gelirken hatta yeterince düşündüm. Bu yüzden bu tarz şüpheci yaklaşımları bir kenara koyup hem önüme hem kendime bakacağım." Begüm o kadar güzel konuşmuştuk ki rahatlamadan edemedim.

"Çok sağol, iyi ki geldin hem yarışmaya hem buraya." Diyerek güldüm. Yüzü kadar kişiliği de sevecendi.

"Alper'le sevgili olduğumu biliyor muydun?"

"Ciddi misin?" Dedim şaşkınlıkla. Gülerek başını salladı.

"Nasıl tanıştınız?"

"Yarışmadan iki ay önce. Abimin sınıf arkadaşıymış lisede. Şehir dışına yerleşmiş. Ziyarete geldiğinde tanıştık."

"Sizin adınıza çok mutlu oldum, tebrikler."

"Çok teşekkür ederim. Sohbet için de aynı şekilde. Ben artık kalksam iyi olur yarın başlıyoruz malum. "

"Tamam ben biraz daha kalacağım. İyi geceler."

"Sana da."Begüm bardağını alıp içeri geçerken gidişini izledim derin bir nefes bırakıp.

***********

Elimde tuttuğum fotoğraf makinem, fotoğraf makinemin aksine sıkıca tuttuğum üç günlük programımla ilk çalışmalarım için tamamen hazırdım. İlk gün olduğu için herhangi bir ders verilmeyecekti, sadece buradan önce nasılsa öyle devam edecektik. Özel çekimlerimizi yapacaktık. En azından ayın 20'sine kadar...

20 Mayıs... İzlediğim bir dizideki sıkı eğitim verilen lisenin okul içi sınav sıralamaları, o çocukların üstündeki baskı ve ailelerinin dehşet verici tepkileri... Aynısı olmasa da bu sıralamaların da pek bir farkı yoktu. Sadece biz lisede değildik ve baskı gösterecekler ailelerimiz değil Kamar Session yetkilileriydi.

İlk haftamı kafamda az çok planladım. Normalde özel hayatımda planla hareket etmeyi pek sevmesem de işin içine mesleğim girince bir haftamı bile önceden planlardım. Bu hafta genel olarak kendi özel çalışmalarıma ağırlık verecek, yarışma yaklaştıkça da ona konsantre olacaktım.

17 Mayıs... Sadece üç gün vardı, ardından bize verilen üç günde istenilen görevi yerine getirecek ve sıralanacaktık. Bundan sonraki görevlerin ne sıklıkla verileceğini bilmiyordum ama nedensizce korkmuyordum, hiçbir şekilde. İçimde tatlı bir heyecandan başka bir şey yoktu. Ve tabii bir an önce işe koyulma arzusu da beni motive ediyor,enerji veriyordu. Fotoğraf makinemi elime aldığım an enerji ve mutluluk hissediyor,huzurla gülümsemeye başlıyor ve fazlasıyla dingin bir kişiliğe bürünüyordum.

Salona geçtiğimde mutlak bir sessizlikle karşılaştım. Kızların odalarına uğramadan önce büyük sehpadaki notları gördüm.

"Ben çıktım haberiniz olsun. 6 gibi dönerim,dönünce bir şeyler yapalım.

Su "

"Ben de çıktım, 7 gibi gelirim. Erken gelirsen Su'ya da söylersin. İyi çalışmalar.

Eslem"

Kapıyı kilitledikten sonra asansörü beklemeden merdivenlere yöneldim. Bugün yürümek istiyordum. Rüzgarı üstümde hissetmek, doyasıya tadını çıkarmak istiyordum. Sanki aylardır fotoğraf çekmiyormuşum gibi hissediyordum ve bu beni bir yandan huzursuz da ediyordu.

Büyük cam kapıyı açtıktan sonra ilerlemeden durup her binadan çıktıktan sonra yaptığımı yaparak büyük binaya, 4 sayısına baktım. Unutmamak veya başka bir şey için bakmıyordum. Aslında bir gerekçem de yoktu. Sadece,bakıyordum işte. Baktıkça düşünüyordum, düşünmeme engel olamıyordum. Güvensizlik hissi her yanımı sarmadan önce bu düşünceleri kafamdan uzaklaşıp ana odaklandım. Bugün, en azından çekimim boyunca bunları düşünmeyecektim,hiçbir şey düşünmeyecektim.

2 Numara karşımda belirmeye başladığında adımlarımı yavaşlattım, bahçedeki tek tük insanlara göz gezdirdim. Cam kapıyı iterek seri adımlarla yukarı çıkmaya başladım. Gerekli malzemeleri alıp etrafı keşfe çıkmak istiyordum bir an önce. Ersin Bey'in kapısı kapalı odasının önünden geçerken dün olanlar aklıma gelse de düşünceleri kafamdan uzaklaştırdım.

Gereken tüm eşyaları, bir yedek lens ve filmi alıp merdivenlerden inmeye başladım. Zemin kata inmemi durduran gürültüyle hafif aralık kapıya yöneldim.

Yavaşça aralayıp içeri girdiğimde benden biraz büyük, heybetli biri yere eğilmiş kırık bir kavanozun parçalarını topluyordu.

"Yardım edeyim mi?" Başını hafif kaldırıp bana bir bakış attıktan sonra işine devam etti. Odayı incelemeden önce birkaç adım gelmiştim ki "Gelme." diyerek durdurdu beni.

Odada birkaç saniye sessizlik hüküm sürdü, ardından işine devam etti.

"Alanın ne?" diye sordum etrafı incelerken. Film odası olmasına rağmen hiçbir fotoğraf yoktu görünürde. "Buraya ilk sen gelmişsin gibi duruyor." İki cümleme de karşılık vermeyince kaşlarımı çattım.

"İsmin ne?" Cam parçalarını attıktan sonra bana döndüğünde gözlerimi açmadan edemedim. "Sare. Senin?"

"Caner." Yine suratı tepkisizliğe büründü. Tezgaha yönelip işine kaldığı yerden devam edince daha fazla konuşmayacağını anladım.

"Sesini duymak güzelmiş, tutmayayım seni." Yine hiçbir tepki vermeyince biraz daha orda durmak istemedim, çıkıp kapıyı kapattım.

Binadan çıktığımda Arda bana doğru yaklaşıyordu. Güler yüzle selamlaşıp yan yana yürümeye başladık.

"Ormana gidiyorsun değil mi?"

"Evet, hem etrafa da bakmak istiyorum. Belki orman dışında başka uygun yerler de bulabilirim." Arda başını sallayıp yavaşlayınca ben de ona ayak uydurdum.

"Şey diyecektim aslında. Çekim yapmam için birkaç kişiye ihtiyacım var ve tabi bolca kıyafete. Acaba bana yardımcı olur musun? "

"Tabi de nasıl?"

Birkaç saniye düşünüp " Konu mankeni gibi düşün. Kıyafet ve kombineler hazırlayıp güzel birkaç mekanda çekim yapacağız. Tabi birkaç kişi daha gerekli o konuda da yardımın dokunursa çok sevinirim." Başımı sallayarak "Elimden geleni yaparım."dedim.

"Yalnız hemen olmasa çekim yapmam lazım."

"Tabi tabi" diye onayladı beni mahcupça. "Ben de birkaç kişiye soracağım. Yemekte konuşuruz."

"Tamam. O zamana kadar ne yapacaksın?" Tekrar yürümeye başladık. "Mağazalara bakarım kıyafetler ve konsept için aklımda fikir oluşsun diye." Ormana bayağı bir yaklaştığımızda bu sefer ben mahcubiyetle Arda'ya döndüm. Beni buraya kadar bırakmış olması çok ince bir hareketti çünkü yönü tersti.

"Çok teşekkür ederim. İyi çalışmalar sana."

"Asıl ben teşekkür ederim. Resimlerini merakla bekliyorum." Ardından yollarımız ayrıldı.

Boş filmi takıp derin bir nefes aldım ve gülümseyerek ilerlemeye başladım. Bu temiz orman havası, kuş cıvıltıları, yemyeşil uzun yapraklı ağaçlar... Bana o kadar iyi geliyordu ki..

Ben kesinlikle yeşilin kızıydım.

Merhabalar uzun bir aradan sonra. Bölümü beğenirsiniz umarım. Asıl olaylara girmeye başladık fazlasıyla heyecanlanmaya başladık. Bu bölüm Alper Begüm Arda ve Caner karakterlerini gördük daha çok. Ve tabii Karan'ın kısmı....

Karakterler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Düşüncelerinizi ve kitapla ilgili beklentilerinizi/ tahminlerinizi merakla bekliyorum belirtmeyi unutmayın

Kocaman sevgilerle ♡♡♡

Bölüm Şarkısı: Ooes- пепел

6. Bölüm- İlk Aşama

"Burası da ne böyle?" Eslem en öne geçip geniş yemekhaneyi süzerken adımlarımızı yavaşlatıp servis bölümüne yöneldik. Beş yıldızlı büfelerdeki gibi bir açık büfe karşıladı bizi. Büyük yemekhane rahat görünen bej koltuklarla ve yine bembeyaz örtülü beyaz masalarla dekore edilmişti. Sıranın ilerlediğini fark edince yönümü tabağıma doğru çevirdim. Envai çeşit yemek vardı ve her yemeğin üst kısmında içindekiler ve olası alerjenler şeklinde bilgilendirme kartları bulunuyordu.

"Vay be, etinden balığına her şey var."

"En güzeli de ücret ödemiyoruz. " arkamdakiler göz gezdirip sıranın en arkasına koşarak gelen simalara baktım . İsimlerini son anda hatırladığım Alper ve Begüm hızlı adımlarla en arkaya geçip tabak aramaya koyuldular. Bakışlarımız kesişince gülerek selamlaştık.

"Herkes tabağını doldurduysa geçelim artık bayağı acıktım." Arda grubun sessizliğini bozup önden Eslem'le beraber ilerlemeye başladı. Cam kenarı olan büyük bir masaya geçtik.

"Karan nerde?"

"Gelirken yanındaydı." Sıraya girdikten sonra bir anda ortadan kaybolmuştu.

"Neyse gelir birazdan" dedi Su. Ben de yavaşça başımı sallayıp önüme döndüm.

"Birbirimizle ilgili merak ettiğim çok şey var." Eslem duraksayınca sözü kardeşi devam ettirdi. "Nasıl katılmaya karar verdiniz?"

"Ben çok araştırdım, birçok şirket için uğraştım ama olmadı, sonra bu şirketi duydum. Çok mantıklı bir işleyişi var bu programın bence." Serhat da benim gibi birçok şirket için uğraşmış, denemişti ama kader bizi burada birleştirmişti.

Ardından herkes kısa kısa anlatmaya başladı. Farklı hikayeleri olanlar da vardı. Dikkatle dinleyip herkesi tanımaya çalıştım. Ardından konu değişti, sohbet derinleşti ve farklı farklı şeylerden konuşmaya başladık.

"Uzun zamandır bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum." Can hafifçe öne eğilip suya uzandı. Yüzü gülmekten kırmızıya dönmüştü.

"Açıkçası ben de. " Yemeğim bittiği anda saatime bakıp ayaklandım. "Terasa gideyim ben önden siz de gelirsiniz olur mu?" Kızlara bakıp konuştuğumda gülümseyerek onayladılar. Herkese afiyet olsun diyerek tepsiyle masadan ayrıldım.

Dışarısı o kadar güzel esiyordu ki saçlarım havalanıyor gözlerimin önüne doğru uçuyordu. Yolda yalnızdım. Çoğu kişi hala yemekhanedeydi. Rüzgarın sesi eşliğinde yürümeye başladım.

Yollar yemyeşildi, yol kenarında çoğunlukla ağaçlar vardı. Arada bir kuş sesleri kulağıma çalınıyordu. Burda çalışmak için can atıyordum ama içimde bir yerde tarif edemediğim bir rahatsızlık hissi vardı. Bunu çok kafaya takmamaya çalışıyordum ama pek mümkün olmuyordu çünkü gerçekten hislerim kuvvetliydir ve bu beni çok korkutuyor.

Ellerimi kendime sarmam gerekecek kadar soğuk esmeye başlayınca 2. Binanın önüne geldiğimi fark ettim. Cam kapıdan gördüğüm kadarıyla yönetici odalarının ışığı yanıktı. Yemekte Doğukan ve Ersin Bey'i hiç görmemiştim. Karan da aynı şekilde, yoktu. Gelir diye birkaç kez kapıya baktıysam da gelmemişti. Bizimle beraber gelmiş, aniden ortadan kaybolmuştu.

Üst katta gerekli malzemelerin olduğunu hatırlayınca bahaneyle içeri girmeye karar verdim. Terasa biraz daha geç gidecek, eşyalara bir göz gezdirecektim. Cam kapı hafif bir gıcırtıyla açıldı.

Ersin Bey'in aralık olan kapısından koridora ışık düşüyordu.

"Bak burada olman doğru değil." Ersin Bey'in hafif telaşlı sesini duyunca duraksadım.

"Doğru olmayan tek şey bu değil." Karan'dı bu. Kaşlarım çatıldı. Kapıya doğru sessizce yaklaştım.

"Umarım tahminlerim doğru çıkmaz. Yoksa çok üzülen olacak." Karan'ın kızgın sesi boş koridora kadar geliyordu.

"Kötü bir sey yok Karan. Boşu boşuna kafanda kurma."

"Emin misin, hiç öyle gibi gelmiyor ama. "

"Bilgilerim kısıtlı daha fazla şey söyleyemem."

Ardından alaycı bir kahkaha duyuldu.

"Eninde sonunda açığa çıkacak. Ama ben o zamanı beklemeyeceğim. Her şeyi öğreneceğim." Ve gitmeme fırsat tanımayan adım sesleriyle eş zamanlı kapı açıldı. Karan bana kısa bir bakış atıp hızlıca kapıyı kapattı. Ardından kolumdan yakalayıp hafif baskı uygulayarak binanın dışına doğru peşinden sürüklemeye başladı.

"Ne oluyor?" Beni duymamış gibi aynı seri adımlarla ilk binaya doğru yürüyor tabi beni de peşinden götürüyordu.

"Karan!" Sesimi yükselttiğimde durdu ve bıkkın bir nefes verdi.

"Ne oluyor, neyden bahsediyordunuz siz?" Şüphelerim arşa çıkmadan önce aydınlatılmaya çok ihtiyacım vardı.

Benimle konuşması gerekiyordu.

"Hiçbir sey net değil, o yüzden her şey aramızda kalsın." Dedi sadece.

"Konu ne ne oluyor ki? Benimle paylaşman gerek." Çaresiz ses tonuma gözlerini kapayarak tepki verdi. Eğer kötü bir şeyler oluyorsa..

"Sil kafandaki düşünceleri, hepsini unut gitsin." Ve beni orda öylece bırakarak gitti.

****************

Terasta oturmuş az önce olanları düşünüyordum. Gördüğüm kahve otomatından aldığım latteyi elimde çevirip duruyordum. Sıcaklığı, elimi yakması beni hiç rahatsız etmiyor, düşüncelere daha çok dalmamı sağlıyordu.

Yarın her şey başlıyordu. Bu koca bir aylık süreç; bambaşka bir ortam, tanımadığım insanlar ve bize sağlanmış birçok imkan.

Bir sesler yanlıştı. Evet, kendi isteğimizle geldik.Evet, birçok getirisi olacak bu yarışmayı kendimiz kabul ettik ama bir şeyler yanlıştı. Bu his asla peşimi bırakmıyordu. Üstelik Karan ile Ersin Bey arasında geçen konuşma da bu yanlışı haykırıyordu.

Karan'dan bir şekilde şüpheleniyordum. Şirkette hiç yabancılık çekmeden her katı bilmesinden anlamıştım ama bu işin içinde bir iş varsa ve Karan da eğer dahilse düşüncesi aklımın ortasına yerleşmişti.

"Sare'ydi degil mi?"

Gelen sesle oturduğum koltukta toparlandım.

"Evet sen de.. Begüm?"

"Evet yemekte de gördüm seni." Önündeki sehpaya içeceğini bırakıp benim gibi arkasına yaslandı.

"Derin derin düşünüyordun. Aklını bir şeyler kurcalıyor sanırım."

Başımı sallayıp kahvemden son yudumu aldım.

"Çok fazla acabam var. Yani bu ortam, bu yarışma nasıl olacak? "

Kendisi de aynı şeyleri düşünüyormuşçasına başını salladı.

"Bazen her seyi akışına bırakmak gerekir. Sözde değil ama, gerçekten. Ne olacak diye düşünmeden... Kimisi de iyi düşünmeyi seçer. O da bir yöntem tabii. "

Bana doğru tamamen dönen Begüm'ü daha yakından inceleme fırsatım oldu. Açık kahve saçları ve aynı renk gözleri teniyle çok uyumlu görünüyordu. Yüzü kararmaya başlayan gökyüzüne tezat daha çok ışıldıyordu sanki.

"Buraya genel olarak kendimizi geliştirmeye geldik ve en önemlisi, iş. Bu şirkette çalışma fırsatımız var veya referansımızı güçlü tutma olanağımız. Evet ben de çok düşündüm buraya gelirken hatta yeterince düşündüm. Bu yüzden bu tarz şüpheci yaklaşımları bir kenara koyup hem önüme hem kendime bakacağım." Begüm o kadar güzel konuşmuştuk ki rahatlamadan edemedim.

"Çok sağol, iyi ki geldin hem yarışmaya hem buraya." Diyerek güldüm. Yüzü kadar kişiliği de sevecendi.

"Alper'le sevgili olduğumu biliyor muydun?"

"Ciddi misin?" Dedim şaşkınlıkla. Gülerek başını salladı.

"Nasıl tanıştınız?"

"Yarışmadan iki ay önce. Abimin sınıf arkadaşıymış lisede. Şehir dışına yerleşmiş. Ziyarete geldiğinde tanıştık."

"Sizin adınıza çok mutlu oldum, tebrikler."

"Çok teşekkür ederim. Sohbet için de aynı şekilde. Ben artık kalksam iyi olur yarın başlıyoruz malum. "

"Tamam ben biraz daha kalacağım. İyi geceler."

"Sana da."Begüm bardağını alıp içeri geçerken gidişini izledim derin bir nefes bırakıp.

***********

Elimde tuttuğum fotoğraf makinem, fotoğraf makinemin aksine sıkıca tuttuğum üç günlük programımla ilk çalışmalarım için tamamen hazırdım. İlk gün olduğu için herhangi bir ders verilmeyecekti, sadece buradan önce nasılsa öyle devam edecektik. Özel çekimlerimizi yapacaktık. En azından ayın 20'sine kadar...

20 Mayıs... İzlediğim bir dizideki sıkı eğitim verilen lisenin okul içi sınav sıralamaları, o çocukların üstündeki baskı ve ailelerinin dehşet verici tepkileri... Aynısı olmasa da bu sıralamaların da pek bir farkı yoktu. Sadece biz lisede değildik ve baskı gösterecekler ailelerimiz değil Kamar Session yetkilileriydi.

İlk haftamı kafamda az çok planladım. Normalde özel hayatımda planla hareket etmeyi pek sevmesem de işin içine mesleğim girince bir haftamı bile önceden planlardım. Bu hafta genel olarak kendi özel çalışmalarıma ağırlık verecek, yarışma yaklaştıkça da ona konsantre olacaktım.

17 Mayıs... Sadece üç gün vardı, ardından bize verilen üç günde istenilen görevi yerine getirecek ve sıralanacaktık. Bundan sonraki görevlerin ne sıklıkla verileceğini bilmiyordum ama nedensizce korkmuyordum, hiçbir şekilde. İçimde tatlı bir heyecandan başka bir şey yoktu. Ve tabii bir an önce işe koyulma arzusu da beni motive ediyor,enerji veriyordu. Fotoğraf makinemi elime aldığım an enerji ve mutluluk hissediyor,huzurla gülümsemeye başlıyor ve fazlasıyla dingin bir kişiliğe bürünüyordum.

Salona geçtiğimde mutlak bir sessizlikle karşılaştım. Kızların odalarına uğramadan önce büyük sehpadaki notları gördüm.

"Ben çıktım haberiniz olsun. 6 gibi dönerim,dönünce bir şeyler yapalım.

Su "

"Ben de çıktım, 7 gibi gelirim. Erken gelirsen Su'ya da söylersin. İyi çalışmalar.

Eslem"

Kapıyı kilitledikten sonra asansörü beklemeden merdivenlere yöneldim. Bugün yürümek istiyordum. Rüzgarı üstümde hissetmek, doyasıya tadını çıkarmak istiyordum. Sanki aylardır fotoğraf çekmiyormuşum gibi hissediyordum ve bu beni bir yandan huzursuz da ediyordu.

Büyük cam kapıyı açtıktan sonra ilerlemeden durup her binadan çıktıktan sonra yaptığımı yaparak büyük binaya, 4 sayısına baktım. Unutmamak veya başka bir şey için bakmıyordum. Aslında bir gerekçem de yoktu. Sadece,bakıyordum işte. Baktıkça düşünüyordum, düşünmeme engel olamıyordum. Güvensizlik hissi her yanımı sarmadan önce bu düşünceleri kafamdan uzaklaşıp ana odaklandım. Bugün, en azından çekimim boyunca bunları düşünmeyecektim,hiçbir şey düşünmeyecektim.

2 Numara karşımda belirmeye başladığında adımlarımı yavaşlattım, bahçedeki tek tük insanlara göz gezdirdim. Cam kapıyı iterek seri adımlarla yukarı çıkmaya başladım. Gerekli malzemeleri alıp etrafı keşfe çıkmak istiyordum bir an önce. Ersin Bey'in kapısı kapalı odasının önünden geçerken dün olanlar aklıma gelse de düşünceleri kafamdan uzaklaştırdım.

Gereken tüm eşyaları, bir yedek lens ve filmi alıp merdivenlerden inmeye başladım. Zemin kata inmemi durduran gürültüyle hafif aralık kapıya yöneldim.

Yavaşça aralayıp içeri girdiğimde benden biraz büyük, heybetli biri yere eğilmiş kırık bir kavanozun parçalarını topluyordu.

"Yardım edeyim mi?" Başını hafif kaldırıp bana bir bakış attıktan sonra işine devam etti. Odayı incelemeden önce birkaç adım gelmiştim ki "Gelme." diyerek durdurdu beni.

Odada birkaç saniye sessizlik hüküm sürdü, ardından işine devam etti.

"Alanın ne?" diye sordum etrafı incelerken. Film odası olmasına rağmen hiçbir fotoğraf yoktu görünürde. "Buraya ilk sen gelmişsin gibi duruyor." İki cümleme de karşılık vermeyince kaşlarımı çattım.

"İsmin ne?" Cam parçalarını attıktan sonra bana döndüğünde gözlerimi açmadan edemedim. "Sare. Senin?"

"Caner." Yine suratı tepkisizliğe büründü. Tezgaha yönelip işine kaldığı yerden devam edince daha fazla konuşmayacağını anladım.

"Sesini duymak güzelmiş, tutmayayım seni." Yine hiçbir tepki vermeyince biraz daha orda durmak istemedim, çıkıp kapıyı kapattım.

Binadan çıktığımda Arda bana doğru yaklaşıyordu. Güler yüzle selamlaşıp yan yana yürümeye başladık.

"Ormana gidiyorsun değil mi?"

"Evet, hem etrafa da bakmak istiyorum. Belki orman dışında başka uygun yerler de bulabilirim." Arda başını sallayıp yavaşlayınca ben de ona ayak uydurdum.

"Şey diyecektim aslında. Çekim yapmam için birkaç kişiye ihtiyacım var ve tabi bolca kıyafete. Acaba bana yardımcı olur musun? "

"Tabi de nasıl?"

Birkaç saniye düşünüp " Konu mankeni gibi düşün. Kıyafet ve kombineler hazırlayıp güzel birkaç mekanda çekim yapacağız. Tabi birkaç kişi daha gerekli o konuda da yardımın dokunursa çok sevinirim." Başımı sallayarak "Elimden geleni yaparım."dedim.

"Yalnız hemen olmasa çekim yapmam lazım."

"Tabi tabi" diye onayladı beni mahcupça. "Ben de birkaç kişiye soracağım. Yemekte konuşuruz."

"Tamam. O zamana kadar ne yapacaksın?" Tekrar yürümeye başladık. "Mağazalara bakarım kıyafetler ve konsept için aklımda fikir oluşsun diye." Ormana bayağı bir yaklaştığımızda bu sefer ben mahcubiyetle Arda'ya döndüm. Beni buraya kadar bırakmış olması çok ince bir hareketti çünkü yönü tersti.

"Çok teşekkür ederim. İyi çalışmalar sana."

"Asıl ben teşekkür ederim. Resimlerini merakla bekliyorum." Ardından yollarımız ayrıldı.

Boş filmi takıp derin bir nefes aldım ve gülümseyerek ilerlemeye başladım. Bu temiz orman havası, kuş cıvıltıları, yemyeşil uzun yapraklı ağaçlar... Bana o kadar iyi geliyordu ki..

Ben kesinlikle yeşilin kızıydım.

Merhabalar uzun bir aradan sonra. Bölümü beğenirsiniz umarım. Asıl olaylara girmeye başladık fazlasıyla heyecanlanmaya başladık. Bu bölüm Alper Begüm Arda ve Caner karakterlerini gördük daha çok. Ve tabii Karan'ın kısmı....

Karakterler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Düşüncelerinizi ve kitapla ilgili beklentilerinizi/ tahminlerinizi merakla bekliyorum belirtmeyi unutmayın

Kocaman sevgilerle ♡♡♡

Bölüm Şarkısı: Ooes- пепел

6. Bölüm- İlk Aşama

"Burası da ne böyle?" Eslem en öne geçip geniş yemekhaneyi süzerken adımlarımızı yavaşlatıp servis bölümüne yöneldik. Beş yıldızlı büfelerdeki gibi bir açık büfe karşıladı bizi. Büyük yemekhane rahat görünen bej koltuklarla ve yine bembeyaz örtülü beyaz masalarla dekore edilmişti. Sıranın ilerlediğini fark edince yönümü tabağıma doğru çevirdim. Envai çeşit yemek vardı ve her yemeğin üst kısmında içindekiler ve olası alerjenler şeklinde bilgilendirme kartları bulunuyordu.

"Vay be, etinden balığına her şey var."

"En güzeli de ücret ödemiyoruz. " arkamdakiler göz gezdirip sıranın en arkasına koşarak gelen simalara baktım . İsimlerini son anda hatırladığım Alper ve Begüm hızlı adımlarla en arkaya geçip tabak aramaya koyuldular. Bakışlarımız kesişince gülerek selamlaştık.

"Herkes tabağını doldurduysa geçelim artık bayağı acıktım." Arda grubun sessizliğini bozup önden Eslem'le beraber ilerlemeye başladı. Cam kenarı olan büyük bir masaya geçtik.

"Karan nerde?"

"Gelirken yanındaydı." Sıraya girdikten sonra bir anda ortadan kaybolmuştu.

"Neyse gelir birazdan" dedi Su. Ben de yavaşça başımı sallayıp önüme döndüm.

"Birbirimizle ilgili merak ettiğim çok şey var." Eslem duraksayınca sözü kardeşi devam ettirdi. "Nasıl katılmaya karar verdiniz?"

"Ben çok araştırdım, birçok şirket için uğraştım ama olmadı, sonra bu şirketi duydum. Çok mantıklı bir işleyişi var bu programın bence." Serhat da benim gibi birçok şirket için uğraşmış, denemişti ama kader bizi burada birleştirmişti.

Ardından herkes kısa kısa anlatmaya başladı. Farklı hikayeleri olanlar da vardı. Dikkatle dinleyip herkesi tanımaya çalıştım. Ardından konu değişti, sohbet derinleşti ve farklı farklı şeylerden konuşmaya başladık.

"Uzun zamandır bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum." Can hafifçe öne eğilip suya uzandı. Yüzü gülmekten kırmızıya dönmüştü.

"Açıkçası ben de. " Yemeğim bittiği anda saatime bakıp ayaklandım. "Terasa gideyim ben önden siz de gelirsiniz olur mu?" Kızlara bakıp konuştuğumda gülümseyerek onayladılar. Herkese afiyet olsun diyerek tepsiyle masadan ayrıldım.

Dışarısı o kadar güzel esiyordu ki saçlarım havalanıyor gözlerimin önüne doğru uçuyordu. Yolda yalnızdım. Çoğu kişi hala yemekhanedeydi. Rüzgarın sesi eşliğinde yürümeye başladım.

Yollar yemyeşildi, yol kenarında çoğunlukla ağaçlar vardı. Arada bir kuş sesleri kulağıma çalınıyordu. Burda çalışmak için can atıyordum ama içimde bir yerde tarif edemediğim bir rahatsızlık hissi vardı. Bunu çok kafaya takmamaya çalışıyordum ama pek mümkün olmuyordu çünkü gerçekten hislerim kuvvetliydir ve bu beni çok korkutuyor.

Ellerimi kendime sarmam gerekecek kadar soğuk esmeye başlayınca 2. Binanın önüne geldiğimi fark ettim. Cam kapıdan gördüğüm kadarıyla yönetici odalarının ışığı yanıktı. Yemekte Doğukan ve Ersin Bey'i hiç görmemiştim. Karan da aynı şekilde, yoktu. Gelir diye birkaç kez kapıya baktıysam da gelmemişti. Bizimle beraber gelmiş, aniden ortadan kaybolmuştu.

Üst katta gerekli malzemelerin olduğunu hatırlayınca bahaneyle içeri girmeye karar verdim. Terasa biraz daha geç gidecek, eşyalara bir göz gezdirecektim. Cam kapı hafif bir gıcırtıyla açıldı.

Ersin Bey'in aralık olan kapısından koridora ışık düşüyordu.

"Bak burada olman doğru değil." Ersin Bey'in hafif telaşlı sesini duyunca duraksadım.

"Doğru olmayan tek şey bu değil." Karan'dı bu. Kaşlarım çatıldı. Kapıya doğru sessizce yaklaştım.

"Umarım tahminlerim doğru çıkmaz. Yoksa çok üzülen olacak." Karan'ın kızgın sesi boş koridora kadar geliyordu.

"Kötü bir sey yok Karan. Boşu boşuna kafanda kurma."

"Emin misin, hiç öyle gibi gelmiyor ama. "

"Bilgilerim kısıtlı daha fazla şey söyleyemem."

Ardından alaycı bir kahkaha duyuldu.

"Eninde sonunda açığa çıkacak. Ama ben o zamanı beklemeyeceğim. Her şeyi öğreneceğim." Ve gitmeme fırsat tanımayan adım sesleriyle eş zamanlı kapı açıldı. Karan bana kısa bir bakış atıp hızlıca kapıyı kapattı. Ardından kolumdan yakalayıp hafif baskı uygulayarak binanın dışına doğru peşinden sürüklemeye başladı.

"Ne oluyor?" Beni duymamış gibi aynı seri adımlarla ilk binaya doğru yürüyor tabi beni de peşinden götürüyordu.

"Karan!" Sesimi yükselttiğimde durdu ve bıkkın bir nefes verdi.

"Ne oluyor, neyden bahsediyordunuz siz?" Şüphelerim arşa çıkmadan önce aydınlatılmaya çok ihtiyacım vardı.

Benimle konuşması gerekiyordu.

"Hiçbir sey net değil, o yüzden her şey aramızda kalsın." Dedi sadece.

"Konu ne ne oluyor ki? Benimle paylaşman gerek." Çaresiz ses tonuma gözlerini kapayarak tepki verdi. Eğer kötü bir şeyler oluyorsa..

"Sil kafandaki düşünceleri, hepsini unut gitsin." Ve beni orda öylece bırakarak gitti.

****************

Terasta oturmuş az önce olanları düşünüyordum. Gördüğüm kahve otomatından aldığım latteyi elimde çevirip duruyordum. Sıcaklığı, elimi yakması beni hiç rahatsız etmiyor, düşüncelere daha çok dalmamı sağlıyordu.

Yarın her şey başlıyordu. Bu koca bir aylık süreç; bambaşka bir ortam, tanımadığım insanlar ve bize sağlanmış birçok imkan.

Bir sesler yanlıştı. Evet, kendi isteğimizle geldik.Evet, birçok getirisi olacak bu yarışmayı kendimiz kabul ettik ama bir şeyler yanlıştı. Bu his asla peşimi bırakmıyordu. Üstelik Karan ile Ersin Bey arasında geçen konuşma da bu yanlışı haykırıyordu.

Karan'dan bir şekilde şüpheleniyordum. Şirkette hiç yabancılık çekmeden her katı bilmesinden anlamıştım ama bu işin içinde bir iş varsa ve Karan da eğer dahilse düşüncesi aklımın ortasına yerleşmişti.

"Sare'ydi degil mi?"

Gelen sesle oturduğum koltukta toparlandım.

"Evet sen de.. Begüm?"

"Evet yemekte de gördüm seni." Önündeki sehpaya içeceğini bırakıp benim gibi arkasına yaslandı.

"Derin derin düşünüyordun. Aklını bir şeyler kurcalıyor sanırım."

Başımı sallayıp kahvemden son yudumu aldım.

"Çok fazla acabam var. Yani bu ortam, bu yarışma nasıl olacak? "

Kendisi de aynı şeyleri düşünüyormuşçasına başını salladı.

"Bazen her seyi akışına bırakmak gerekir. Sözde değil ama, gerçekten. Ne olacak diye düşünmeden... Kimisi de iyi düşünmeyi seçer. O da bir yöntem tabii. "

Bana doğru tamamen dönen Begüm'ü daha yakından inceleme fırsatım oldu. Açık kahve saçları ve aynı renk gözleri teniyle çok uyumlu görünüyordu. Yüzü kararmaya başlayan gökyüzüne tezat daha çok ışıldıyordu sanki.

"Buraya genel olarak kendimizi geliştirmeye geldik ve en önemlisi, iş. Bu şirkette çalışma fırsatımız var veya referansımızı güçlü tutma olanağımız. Evet ben de çok düşündüm buraya gelirken hatta yeterince düşündüm. Bu yüzden bu tarz şüpheci yaklaşımları bir kenara koyup hem önüme hem kendime bakacağım." Begüm o kadar güzel konuşmuştuk ki rahatlamadan edemedim.

"Çok sağol, iyi ki geldin hem yarışmaya hem buraya." Diyerek güldüm. Yüzü kadar kişiliği de sevecendi.

"Alper'le sevgili olduğumu biliyor muydun?"

"Ciddi misin?" Dedim şaşkınlıkla. Gülerek başını salladı.

"Nasıl tanıştınız?"

"Yarışmadan iki ay önce. Abimin sınıf arkadaşıymış lisede. Şehir dışına yerleşmiş. Ziyarete geldiğinde tanıştık."

"Sizin adınıza çok mutlu oldum, tebrikler."

"Çok teşekkür ederim. Sohbet için de aynı şekilde. Ben artık kalksam iyi olur yarın başlıyoruz malum. "

"Tamam ben biraz daha kalacağım. İyi geceler."

"Sana da."Begüm bardağını alıp içeri geçerken gidişini izledim derin bir nefes bırakıp.

***********

Elimde tuttuğum fotoğraf makinem, fotoğraf makinemin aksine sıkıca tuttuğum üç günlük programımla ilk çalışmalarım için tamamen hazırdım. İlk gün olduğu için herhangi bir ders verilmeyecekti, sadece buradan önce nasılsa öyle devam edecektik. Özel çekimlerimizi yapacaktık. En azından ayın 20'sine kadar...

20 Mayıs... İzlediğim bir dizideki sıkı eğitim verilen lisenin okul içi sınav sıralamaları, o çocukların üstündeki baskı ve ailelerinin dehşet verici tepkileri... Aynısı olmasa da bu sıralamaların da pek bir farkı yoktu. Sadece biz lisede değildik ve baskı gösterecekler ailelerimiz değil Kamar Session yetkilileriydi.

İlk haftamı kafamda az çok planladım. Normalde özel hayatımda planla hareket etmeyi pek sevmesem de işin içine mesleğim girince bir haftamı bile önceden planlardım. Bu hafta genel olarak kendi özel çalışmalarıma ağırlık verecek, yarışma yaklaştıkça da ona konsantre olacaktım.

17 Mayıs... Sadece üç gün vardı, ardından bize verilen üç günde istenilen görevi yerine getirecek ve sıralanacaktık. Bundan sonraki görevlerin ne sıklıkla verileceğini bilmiyordum ama nedensizce korkmuyordum, hiçbir şekilde. İçimde tatlı bir heyecandan başka bir şey yoktu. Ve tabii bir an önce işe koyulma arzusu da beni motive ediyor,enerji veriyordu. Fotoğraf makinemi elime aldığım an enerji ve mutluluk hissediyor,huzurla gülümsemeye başlıyor ve fazlasıyla dingin bir kişiliğe bürünüyordum.

Salona geçtiğimde mutlak bir sessizlikle karşılaştım. Kızların odalarına uğramadan önce büyük sehpadaki notları gördüm.

"Ben çıktım haberiniz olsun. 6 gibi dönerim,dönünce bir şeyler yapalım.

Su "

"Ben de çıktım, 7 gibi gelirim. Erken gelirsen Su'ya da söylersin. İyi çalışmalar.

Eslem"

Kapıyı kilitledikten sonra asansörü beklemeden merdivenlere yöneldim. Bugün yürümek istiyordum. Rüzgarı üstümde hissetmek, doyasıya tadını çıkarmak istiyordum. Sanki aylardır fotoğraf çekmiyormuşum gibi hissediyordum ve bu beni bir yandan huzursuz da ediyordu.

Büyük cam kapıyı açtıktan sonra ilerlemeden durup her binadan çıktıktan sonra yaptığımı yaparak büyük binaya, 4 sayısına baktım. Unutmamak veya başka bir şey için bakmıyordum. Aslında bir gerekçem de yoktu. Sadece,bakıyordum işte. Baktıkça düşünüyordum, düşünmeme engel olamıyordum. Güvensizlik hissi her yanımı sarmadan önce bu düşünceleri kafamdan uzaklaşıp ana odaklandım. Bugün, en azından çekimim boyunca bunları düşünmeyecektim,hiçbir şey düşünmeyecektim.

2 Numara karşımda belirmeye başladığında adımlarımı yavaşlattım, bahçedeki tek tük insanlara göz gezdirdim. Cam kapıyı iterek seri adımlarla yukarı çıkmaya başladım. Gerekli malzemeleri alıp etrafı keşfe çıkmak istiyordum bir an önce. Ersin Bey'in kapısı kapalı odasının önünden geçerken dün olanlar aklıma gelse de düşünceleri kafamdan uzaklaştırdım.

Gereken tüm eşyaları, bir yedek lens ve filmi alıp merdivenlerden inmeye başladım. Zemin kata inmemi durduran gürültüyle hafif aralık kapıya yöneldim.

Yavaşça aralayıp içeri girdiğimde benden biraz büyük, heybetli biri yere eğilmiş kırık bir kavanozun parçalarını topluyordu.

"Yardım edeyim mi?" Başını hafif kaldırıp bana bir bakış attıktan sonra işine devam etti. Odayı incelemeden önce birkaç adım gelmiştim ki "Gelme." diyerek durdurdu beni.

Odada birkaç saniye sessizlik hüküm sürdü, ardından işine devam etti.

"Alanın ne?" diye sordum etrafı incelerken. Film odası olmasına rağmen hiçbir fotoğraf yoktu görünürde. "Buraya ilk sen gelmişsin gibi duruyor." İki cümleme de karşılık vermeyince kaşlarımı çattım.

"İsmin ne?" Cam parçalarını attıktan sonra bana döndüğünde gözlerimi açmadan edemedim. "Sare. Senin?"

"Caner." Yine suratı tepkisizliğe büründü. Tezgaha yönelip işine kaldığı yerden devam edince daha fazla konuşmayacağını anladım.

"Sesini duymak güzelmiş, tutmayayım seni." Yine hiçbir tepki vermeyince biraz daha orda durmak istemedim, çıkıp kapıyı kapattım.

Binadan çıktığımda Arda bana doğru yaklaşıyordu. Güler yüzle selamlaşıp yan yana yürümeye başladık.

"Ormana gidiyorsun değil mi?"

"Evet, hem etrafa da bakmak istiyorum. Belki orman dışında başka uygun yerler de bulabilirim." Arda başını sallayıp yavaşlayınca ben de ona ayak uydurdum.

"Şey diyecektim aslında. Çekim yapmam için birkaç kişiye ihtiyacım var ve tabi bolca kıyafete. Acaba bana yardımcı olur musun? "

"Tabi de nasıl?"

Birkaç saniye düşünüp " Konu mankeni gibi düşün. Kıyafet ve kombineler hazırlayıp güzel birkaç mekanda çekim yapacağız. Tabi birkaç kişi daha gerekli o konuda da yardımın dokunursa çok sevinirim." Başımı sallayarak "Elimden geleni yaparım."dedim.

"Yalnız hemen olmasa çekim yapmam lazım."

"Tabi tabi" diye onayladı beni mahcupça. "Ben de birkaç kişiye soracağım. Yemekte konuşuruz."

"Tamam. O zamana kadar ne yapacaksın?" Tekrar yürümeye başladık. "Mağazalara bakarım kıyafetler ve konsept için aklımda fikir oluşsun diye." Ormana bayağı bir yaklaştığımızda bu sefer ben mahcubiyetle Arda'ya döndüm. Beni buraya kadar bırakmış olması çok ince bir hareketti çünkü yönü tersti.

"Çok teşekkür ederim. İyi çalışmalar sana."

"Asıl ben teşekkür ederim. Resimlerini merakla bekliyorum." Ardından yollarımız ayrıldı.

Boş filmi takıp derin bir nefes aldım ve gülümseyerek ilerlemeye başladım. Bu temiz orman havası, kuş cıvıltıları, yemyeşil uzun yapraklı ağaçlar... Bana o kadar iyi geliyordu ki..

Ben kesinlikle yeşilin kızıydım.

Merhabalar uzun bir aradan sonra. Bölümü beğenirsiniz umarım. Asıl olaylara girmeye başladık fazlasıyla heyecanlanmaya başladık. Bu bölüm Alper Begüm Arda ve Caner karakterlerini gördük daha çok. Ve tabii Karan'ın kısmı....

Karakterler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Düşüncelerinizi ve kitapla ilgili beklentilerinizi/ tahminlerinizi merakla bekliyorum belirtmeyi unutmayın

Kocaman sevgilerle ♡♡♡

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.