İçeriğe geç

Kuzgun Bahçesi

Bölüm 7 · 4 dk okuma

Kuzgun Bahçesi

Bölüm 7

Tatlı İtiraf

Lys’in bedeni Rowan’ın kollarında taş gibi ağırdı. Düşmüş Deniz’in kıyısında, altın kılıcın ışığı şafağın solgun pembesiyle çarpışıyordu. Rowan’ın gözyaşları Lys’in donuk yanaklarında parıldarken, Liora’nın günlüğündeki o lanetli cümle beynine çakılıyordu: "İtiraf edilmeyen aşk, en büyük günahtır." Parmakları titreyerek kılıcın kabzasını sımsıkı kavradı. Kabzada iç içe geçmiş iki yıldız – biri Rowan’ın bileğindeki mavi damarın renginde, diğeri solgun ve ölü gibi duruyordu.

Deniz aniden dondu. Dalgalar anıt heykellere dönüştü, kumlar buzla kaplandı. Havayı Elysia’nın sesi yırttı: "İtiraf et Kuzgun Kanlı! Yoksa sevgilin sonsuz buza hapsolacak!" Rowan dudaklarını kanatana kadar ısırdı. İçinde Darian’ın ölümünün yarattığı fırtına vardı. Sevgiyi itiraf etmek, acıya ihanet etmek gibi geliyordu.

O gece, buz tutmuş denizin üstünde yaktıkları ateşin başında, Liora’nın günlüğünü alevlere attı. Sayfalar yandıkça duman anılar ördü: Lys beş yaşında, annesinin mezar taşına vahşi menekşeler bırakırken fısıldıyor: "Anne, neden kimse beni sevmiyor?" Rowan yedi yaşında, babası Kael’in laboratuvarında kitapların arkasına saklanmış: "Baba, Darian’la kale oyunu oynayabilir miyim?" Kael’in yüzündeki gölge korkutucu: "O ailenin çocuğuyla görüşmek yasak! Dış dünya tehlikeli oğlum." En keskin anı: Geçen yaz, Lys’in Rowan’a bulduğu gümüş deniz yıldızını uzatışı. Rowan’ın "Bunlar çocuk işi Lys!" deyişi ve kızın gözlerinde beliren o kırılgan buz tabakası...

Ateş sönüp son kıvılcım göğe uçtuğunda, Rowan buz heykeline dönüşmüş Lys’e sarıldı. Alnını onun donmuş saçlarına dayadı, nefesi buğu bulutu yarattı: "Korktum hep... Sevdiğimi söylersem seni de kaybederim diye."

Sabah ilk ışık vurduğunda, altın kılıcın kabzasındaki Rowan’ın yıldızı mavi bir alev gibi tutuştu. Lys’inki ise ölü bir köz gibi sönüktü. O an anladı: İtiraf sadece söz değildi. Kayıp anıları diriltmek zorundaydı. Kılıcı buzlu denizin kalbine sapladı. Mavi damarı lav nehri gibi yandı. Buzlar gök gürültüsü sesiyle çatladı, altından sularla kaplı bir labirent ortaya çıktı.

Suya dalar dalmaz cam duvarlar yükseldi. İçlerinde kayıp anılar canlanıyordu: Bir koridorda küçük Rowan, babasının yasağına rağmen Darian’la gizli buluşuyor; başka bir koridorda Lys, annesinin cesedini deniz kenarına taşırken çığlığı kesiliyor: "Sesimi al Elysia, kızımı koru!" Labirentin merkezinde altından bir kapı vardı. Kilidi iki kalpdi: Biri buzla, diğeri kara dikenlerle kaplı. Kapının önünde gölge figürler belirdi: Kael’in hayaleti mekanik kanat çizimleriyle: "Oğlum, Darian’a güvenme! Aris onu değiştirecek!" Liora’nın silueti ağzı kanlı dikişlerle kapalı: "Kızım, suskun kalan kalp çürür..."

Rowan ellerini buz kalbe bastırdı. Acı beynini yaktı. Anılar su gibi aktı: Darian’la 10 yaşında ellerini kesip kanlarını karıştırarak "ebedi kardeşlik" ant içişleri... Lys’e âşık olduğunu fark ettiği o öğle vakti, avluda ıslak saçlarıyla güneşte dönüşünü izleyişi... "Hep sevdim seni Lys! Hep bildim!" diye haykırdı. Buz kalp çatırtılarla eriyerek su oldu.

Lys’in ruhu dikenli kalbe dokundu. Anıları suda dans etti: Rowan’ı ilk gördüğü gün, kolundaki mavi damara bakarken içine düşen tohum... Her "Saçmalama!" dediğinde kalbine gömdüğü çiçekler... Dikenler kanayarak açıldı. İki kalp birleşti. Altın kapı gümüş bir çığlıkla açıldı!

İçeride altın bir küre boşlukta dönüyordu. Kürenin içinde Elysia’nın kalbi – paramparça bir inci gibi atıyordu. Lys’in ruhu ışık hüzmesi halinde kalbe çekilirken, korkunç gerçek ortaya çıktı: Kalbin üzerinde Kuzgun Kral’ın mührü kara bir yara gibi duruyordu!

Rowan altın kılıcı fırlattı. Kılıç mühre saplandığında Elysia’nın sesi duyuldu: "Kuzgun Kral bana âşıktı... Reddedince kalbimi çaldı. Bu lanet onun intikamı!"

Lys’in gözleri açıldı. Diriliş bedeli ağırdı:

· Ağzından altın ışık fışkırdı,

· Saçları kar taneleri gibi beyazladı,

· Göğsünde kılıç şeklinde bir yara izi belirdi.

"Rowan..." diye fısıldadı. Sesi çan sesi gibi çınlıyordu.

Zafer anı kısa sürdü. Mühür kırılır kırılmaz:

· Deniz çekildi, ortaya dev bir kuzgun yuvası çıktı,

· Yumurtadan çatlak sesleri duyuldu: Çıt... çıt... çıt...,

· Kuzgun Kral’ın gölgesi ayı yuttu: "Elysia’nın kalbini çalan sensin! Şimdi SENİNKİNİ alacağım!"

Lys’in dudakları Rowan’ınkine değdiğinde elektrik çarpmış gibi sarsıldılar:

· Rowan’ın bileğindeki mavi damar altın rengine döndü,

· Lys’in kalp yarası sıvı ışıkla doldu,

· Güç aktı!

Ayrılırken Lys’in gözleri derin bir kuyu gibiydi:

"Kral uyanıyor... Beni onunla yüzleşmeye gönderiyorsun. Senin savaşın başka yerde."

Altın kılıcı Rowan’ın avuçlarına bıraktı: "Günahkar’ın gerçek bedenine karşı tek silah bu."

Lys, kuzgun yuvasına doğru yürürken Rowan arkasından haykırdı:

"Dön bana Lys! DUYDUĞUN GİBİ... SENİ SEVİYORUM!"

Lys dönüp son bir gülümseme attı. Beyaz saçları ay ışığında gümüş gibi parlıyordu:

"Biliyorum... İşte bu yüzden kazanacağız."

Kara bir kasırga onu yuttu. Rowan yalnız kaldı. Altın kılıcın kabzasında üçüncü bir yıldız belirmişti: Kuzgun Kral’ın mührü. Kıyıya vuran bir parşömen buldu. Günahkar’ın el yazısı kanla bulanmıştı:

"Oğlum,

Kuzgun Kral’ın gücü beni yutuyor.

Son dileğim: Beni bu kılıçla öldürmen.

Vakit bitiyor...

-Baban Aris"

👑 SONRAKİ: BÖLÜM 8 - "GÜNAHKAR"

Rowan babasını öldürmeye gidiyor. Lys ise Kuzgun Kral’ın tahtında bekliyor...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.