İçeriğe geç

KUZGUN

Bölüm 30 · 37 dk okuma

KUZGUN

Bölüm 30

SENİ SEVİYORUM

Selam siyah kalplerim, umarım iyisinizdir, yeni bir bölümle karşınızdayız. Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmazsanız sevinirim.Bir sonraki bölüm için beni teşvik ediyor. Hepsini okuyorum.

Keyifli okumalar!

Şu an kanımda dolaşan his neydi?

Korku?

Sanmıyordum. Sesi tanıdık olmasa belki korkabilirdim. Dudaklarımın üzerine kapanan eller beni gerebilirdi.

Yakalanmışlık? Galiba üzerimde var olan his bu kelimenin karşılığıydı. " Beni takip ettiğini anlamayacağımı sanmış olman bana yaptığın en büyük hareketti sanırım. " elini dudaklarımın üzerinden çekerek ona doğru dönmemi sağladı. Artık yüz yüzeydik.

" Nasıl anladın? " Leman göz devirdi.

" Bir asker olduğumu unutuyorsun galiba? " dudaklarında alaycı bir kıvrım oluştu. " Rütbemi söyleyemesem de, yetkiliyim oldukça. "

" Ne zamandan beri biliyorsun? "

" Arabaya bindiğinden beri. " dedi derin bir nefes alarak. Telefonla bilerek mi konuşmuştu? Yoksa buluşacağı kişi gerçekten de burada mıydı? " Ne kadar ileri gidebileceğini görmek istedim. "

" Memnun kaldın mı? " gözlerimi beni soktuğu odaya çevirdim. Tekli bir koltuk ve masadan başka bir şey yoktu.

" Büyük dayıya da böyle büyük bir gösteri sergiledin mi? " gözleri kolundaki saate kaydı. Ne kadar zamanı kaldığını kontrol ediyor gibiydi.

" Konumuz bu değil. İkimizde konunun ne olduğunu çok iyi biliyoruz. "

Derin bir nefes aldı. " Doğru, konu sürekli senin beni göz hapsinde tutuyor olman. Tıpkı benim de seni tuttuğum gibi. " duraksadı. " Telefonla konuştuğumu duyduğunu biliyorum. " irkildim. Buna rağmen hiçbir şey söylememişti. Duyduğumu kimseye belli de etmemişti. " Ben birçok şeyi biliyorum aslında da ne yeri ne de zamanı. "

" Benden bahsettiğin için kulak misafiri oldum. "

" Senden bahsetmemiş olsam bile kulak misafiri olurdun Umay. " dedi tehlikeli bir sesle. Bana kim olduğumu hatırlatmak için altını çiziyor gibi duruyordu. Cihangirle evli olduğumuzu da biliyor muydu? Her şeyden haberdarsa bunun hakkında da bilgisi olmalıydı.

" Beni yanlış tanıyorsun. " dedim başımı iki yana sallayarak. " Ama bu önemli değil. Hepimiz belli dönemlerde birbirimizi yanlış tanıdık. Ben de senin kötü biri olmadığını düşünmüştüm. Bana elbiseyi verdiğin gün aramızın düzeldiğini sanmıştım. Yanılmışım. "

" Ben senin hakkında hiç yanılmayacağım. Bundan emin olabilirsin. " mesafeli sesi aramıza bir soğuk hava dalgası gibi girdi. Zaten aramızda olan o rüzgar şimdi kendini ikiye katlamıştı. Bir tek bana mı böyledi diye düşünmeden edemiyordum. " Cihangir burada olduğunu biliyor mu? "

" Bilmiyor. "

" Umarım bilmiyordur. " dedi alaycı sesiyle. " Yoksa neler olacağını bilmek istemezsin. "

" Bu da ne demek? " kaşlarım çatıldı. Neyden bahsediyordu?

" Tibet. " dedi kanımı donduran sesle. " O da burada. "

Tibet'in burada ne işi vardı? Sertçe yutkundum. Ama aklıma gelen başka bir şeyle duraksadım. Tibet'in burada olması çok da ütopik bir durum değildi. Sanem buradaydı. Onunla birlikte gelmiş olabilirdi. Ama bu bilgiyi Leman'ın biliyor olması tuhaftı. Gelirken mi görmüştü? Yoksa telefonda konuştuğu kişi onun ta kendisi miydi?

" Ne oldu? Betin benzin attı. " Dudakları düz bir çizgi halinde olsa da sesinde bulunduğumuz durumdan hoşlandığını belli eden ifade mevcuttu. " Tibet'ten korkuyor musun? " Yüzümü dikkatle inceledi. " Sanırım korkuyorsun. "

" Buluşacağın kişi o muydu? " sorumla birlikte hiçbir tepki vermeden öylece yüzümü inceledi. " Telefonda benimle alakalı sorular sordu. Başka kim olabilir ki? " kafam allak bullak olmuştu. Bile isteye kendimi tuzağa mı düşürmüştüm? " Seni o gün duyduğumu biliyordun, bugün arkandan geleceğimi de biliyordun. " başımı iki yana salladım. " Tuzak? Bana tuzak mı kurdun? "

Leman'ın yüzü stabildi. Ne düşünüyordu ya da ne söylemek istiyordu anlayamıyordum. Donuk suratıyla bana bakmak dışında bir şey yapmıyordu. " Sana diyorum Leman! " sesimi yükselttiğimde dudaklarını araladı.

" Keşke tuzak kurmuş olsaydım. " alt dudağını dişlerinin arasına alarak duraksadı. " Güzel olurdu. Senden kurtulmuş olurdum, değil mi? " ellerini birbirine vurdu. " Tüh! Bu nasıl aklıma gelmedi benim? "

" Dalga mı geçiyorsun benimle? "

" Asıl sen benimle dalga geçiyorsun! " dedi sesini yükselterek. " Sen beni salak mı sanıyorsun? Seni böyle insanların içinden kurtarmışken neden tekrar atayım? O kız öldüğü gün dedim herkese, alalım onu. Bu işlerin içinde olmasın dedim. " Kaşları çatılmış bir şekilde beni izliyordu. " Sanemle olman hoşuma mı gidiyor sanıyorsun? O bu dünyada görüp görebileceğin en kötü insanlardan yalnızca biri. Ve sen onun yanındasın. Niye? " ellerini saçlarından geçirdi. " Saçma sapan kendini kanıtlama isteğin yüzünden. Kızım, otursaydın evde. Cihangir'i mi seviyorsun? Bekleseydin evinde. Bu işler sana göre miydi sanki? Yıllardır peşinde olduğumuz bu sene üzerine yoğunlaşma emri aldığımız en kirli kişinin önüne kendini atmayı nasıl becerdin acaba? "

Afallayarak ona baktım. Bana kızıyordu. Ama bu kötü niyetli bir kızma değildi. Beni düşündüğü içindi. Altını çiziyorum. Beni düşündüğü için.

Leman ve beni düşünmek.

Vay canına!

" Cihangir'in neden durmak istemediğini şimdi daha iyi anlıyorum. " dedi konuşmama müsade etmeden. Zaten benim de söyleyecek pek bir şeyim yoktu. " Bir an önce seni bu lanet oyunun içinden almak için neler yapıyor bir bilsen. "

" Kendini tehlikeye atmayacak değil mi? " babama verdiği söz aklıma geldi. O yüzden miydi bu telaşı, acelesi?

" Yaptığımız her iş tehlike. "

" Benim yüzümden birinin canı yansın istemiyorum. "

" Bunun için artık çok geç. " dedi gözlerini kapıya çevirerek. " Büyük dayı burada olduğunu biliyor. " sesi sakinleşti. Kızma seansı bitmişti anlaşılan. " Bu gece tesiste kalmamızın sebebi de buydu. " dedi omuz silkerek.

" Ne yani büyük dayı hasta değil mi? "

" Hasta ama o kadar da ileri boyutta bir sorunu yok. Herkesi tesise toplamak için uydurduğum bir yalandı hepsi. "

Kaşlarımı çattım. " Ne kadar kolay yalan söyleyebiliyorsun! " sesimde sitem vardı.

" Profesyonel olmam gerek, her konuda. " yutkundu. " Lütfen sen de olma en azından yalan konusunda. "

" Cihangir'in haberi var mı bu oyundan? "

Kaşları havalandı. " Yok. Söylemezsen sevinirim. Sadece ben büyük dayı ve sen biliyorsun. " gözleri kısıldı. " Benim telefonda konuştuğumu büyük dayıya söylemişsin. "

" Sana söyledi mi yani? İnanamıyorum. "

" Ya ne yapacaktı? " Dudakları öne doğru büküldü. " Beni uyarmayacağını mı düşünüyordun? "

" Hayır ama..."

" Amalara gerek olmaz bizim aramızda. O yüzden büyük dayı kimin hatası varsa anında halleder. " gözleri kapıya çevrildi. " Şu an neden buradayız biliyor musun? "

Burada olmamızın da bir sebebi mi vardı diye sormamak için ellerimi yumruk haline getirdim. Hep de bir planları vardı. " Bilmiyorum. " omuz silktim. Umrumda da değildi açıkçası. Cihangir'i bu yüzden yalnız bıraktığıma inanamıyordum. Hele ki dün geceden sonra... Sabah birbirimizi görememiş olmak yeterince kötüyken şu an Leman'ın peşinden geldiğim için suçluluk duygusuyla baş başa kalıyordum. " Eve ne zaman gideceğiz? " Bu sorunun meali Cihangir'i ne zaman göreceğimdi.

" Eve gitmiyoruz. " dedi tok bir sesle. " Evan Tilki burada yatıyor. "

Kaşlarım havalandı. " O yüzden buraya geldin yani? " Yavaş yavaş her şey kafamda oturmaya başlıyordu. " Plan başından beri beni Evan Tilki'nin bulunduğu hastaneye sürüklemekti demek. " Büyük dayı oyunbaz herifin tekiydi. " Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyduğunuzu anlayamıyorum. Evan'ı ziyaret etmem için bu kadar oyun fazla değil mi? Sanem'i arayıp da gelebilirdim buraya. "

" Bazı detayları atlıyorsun. " uyarısı üzerine iç çektim.

" Detayları paylaş o halde benimle. Söylesene Leman ne işim var burada? Hem de seninle birlikte? "

" Benimle olmak seni geriyor mu? " sorusuna koca bir kahkaha atmak istedim. Lemanlayken kendimi güvende hissediyor muydum sorusu zihnimde çalkalandı. Buna bir yanıt vermek için onunla çok az vakit geçirdiğimi hissediyordum. Barbaros'un yanında güvende olup olmadığım sorulmuş olsaydı hiç düşünmeden cevap verebilirdim. Ama Leman bu kategoride düşünmeden cevap verebileceğim biri değildi.

" Yalan söyleyemeyeceğim. " Dudaklarımı ıslattım. " Yanındayken güvende hissetmiyorum. Beni bu odaya çektiğinde tuzağa düşürdüğünden kesinlikle emindim. "

Leman'ın yüzü düşer gibi oldu ama kendini çabuk toparladı. Dudakları düz bir çizgi halinde kaldığında onun gülümsemek gibi bir eylemi bilip bilmediğini sorguladım. " Bunu duyduğuma sevindim. " zorlama bir cümleydi. " Herkese güvenme. Özellikle de bana. " gözlerini kapatıp toparlanmak adına kendine birkaç dakika müsade etti.

" Cihangir dışında kimseye..." İçimde büyük bir fırtına koparttı bu cümle. Peki ya kuzgunlar? Onlara güvenmiyor muydum? Alparslan? Kubilay? Diğerleri neyse de onların haklarını yememem gerekiyordu.

" Onu gerçekten seviyor musun? " sorusuyla kaşlarımı çattım. Ortada buluşan kaşlarım yüzümü yeni bir şekle bürümüştü. Bana olan bakışlarında samimiyetsizlik yoktu. Leman genelde bana öyle bakıyordu. Beni aralarına dahil etmeme sebebi neydi bilmiyordum. Ama bakışları hiç hoş değildi. Bir yakın bir uzak davranan insanlardan nefret ediyordum.

" Sevmek ne ki? " diye sordum buruk bir tebessümle. " Sözlük anlamı ne bilmiyorum ama sevmek onu aklından çıkaramamak, o yanında değilken sürekli onu görmek istemekse evet. " yutkundum. " Ama bence sevmekten önce değer vermek geliyor. Birine değer verdiğini anladığın an yazılıyor sevgi sözcüğü zihnine. "

" Değer verdiklerimizi mi severiz? " kaşları çatıldı. " Sevdiklerimize mi değer veririz? "

" Cevap çok basit. " omuz silktim. " Değer vermeden birini sevemezsin. Diyelim ki tam tersi oldu. Seviyorsun ama değer verdiğini hissettiren bir şey yok ortada. Devamı gelmez bir şeylerin. Biter. " Senin Barbaros'a karşı olan tavrın bu diyemedim. Seviyor olabilirsin ama verdiğin değeri göstermediğin sürece sevgi sıfırdır da diyemedim. Törpüleyebildiğim kadar törpüledim cümlemi.

" Değer? " dedi düşünceli bir sesle. " Peki psikolog hanım. " dudaklarım kıvrıldı.

" Psikolog bacım diyecektin herhalde Barbar gibi? "

" Üzüm üzüme baka baka. " Derin bir nefes aldı. " Barbaros'un öyle konuşması hoşuma gidiyor. " itirafı karşısında bir şey dememe izin vermeden tekrar konuşmaya başladı. " Bu arada Evan bugün taburcu olacak. " konuyu değiştirdi. İlişkisinden bahsetmesini beklemiyordum zaten. Sadece bu kadar hızlı olacağını düşünmemiştim.

" Evine gitmeyecektir herhalde? "

" Muhtemelen Sanem'in evinde kalacak. " gözlerini kıstı. " Sanem onu tek bırakmaz. Evan'a takıntılı. O yüzden şu an buradasın. Sanem'in evine girmek için güzel bir bahane. Buradan onlarla beraber evlerine geçersin. Sonra da..." elini cebine atarak avuç içine sakladığı düğmeye benzer şeyi bana uzattı. " Dinleme cihazını Evan'ın kaldığı odaya takarsın. Diğer odalara girebileceğini düşünmüyorum. O yüzden şimdilik onun kaldığı yeri dinlesek yeterli. "

Elime aldığım dinleme cihazını pantolonun cebine koydum. Altımda iç çamaşırımın olmadığı aklıma gelince yutkundum. Cihangir'in yırttığı iç çamaşırım giyilecek durumda değildi. " Sanem bana yerini söylemedi. Şu an onların yanına gitmem dikkat çekmez mi? "

" Sanem'e mesaj attım telefonundan. " dedi iç çekerek.

" İyi de nasıl? Telefonum bendeydi. "

Başını iki yana salladı. " Sorun edeceğin kısım burası değil. " dudaklarını birbirine bastırdı. " Sen sadece dikkatli ol yeter. "

" Ne için? "

" O ev..." gözlerini kapattı. " Güvenli değil. "

" Uzun süre kalmayacağım. Sadece dinleme cihazını koyup çıkacağım, değil mi? "

" Evet. "

" O zaman sorun yok. " kendi söylediğime ben bile inanmazken o inanır mıydı bilmiyordum.

" Sorun çok ama merak etme ben seni izliyor olacağım. "

Beni benimsemeyen biri için fazla iyi niyetli değil miydi? " Merak etmiyorum. " dedim tok bir sesle. " Orada olacağını biliyorum. "

Bana öyle bir baktı ki sertçe yutkunmama sebep oldu. Aramızda eriyen buzları hissettim diyebilirdim. " Git hadi. " Başka şeyler söylemek istiyormuş gibiydi ama kendini tutabilen bir yapıya sahip olduğu için kendini dizginledi. Birinin yüzünden anlıyordunuz söylemek istediklerini. Ama dile getirmesini istemek öyle kolay olmuyordu.

" Teşekkür ederim. " dedim dudaklarımı birbirine bastırarak.

" Ne için? " kaşları havalandı. Belli ki teşekkür edilecek bir şey yaptığını düşünmüyordu.

" O da bende kalsın. " üstü kapalı verdiğim cevabı beğenmemiş olacak ki yüzünü buruşturdu.

Kapıdan çıkmadan önce " Tibet gitti, burada olsaydı seni buraya asla getirmezdim. Bunu bil, Eve de gelmeyecek. Gelirse bile evin içine giremeyecek. O işi halloldu bil. Seni korkutucu sözler söylediysem..." duraksadı. " Bilirsin benim yapım bu. Korkutmaya, bodoslama konuşmaya alışkınım. Başkasını bilmem. Kusuruma bakma. "

Omzumun üzerinden ona baktım. " İşte buna. " dedim bir şey söylemesine izin vermeden kapıdan çıkarak. Bunaydı teşekkürüm.

Leman bir labirent gibiydi. Kimse onu çözemiyordu. Biri çözerse Leman'dan geriye bir şey kalmazdı. Belki de kimse o yüzden ona dokunmuyordu. Barbaros bile.

Koridora çıktığımda merdivenlerin olduğu tarafta bekledim. Telefonumun ekranını kaydırarak açtım. Sanem'e attığı mesajı okuduğumda kaşlarım havalandı. Sanem hastanenin adresini atmıştı. Bu yüzden burada olmam sıkıntı değildi. Rahatlayarak konumdaki yere doğru ilerlemeye başladım.

Oda numarası yazmıyordu ki buna gerek de kalmadı. Sanem tam karşımdaki odadan çıkarak yüzünü bana gösterdi. " Bu ne güzel bir karşılaşma? " dedi elindeki karton bardakları çöp kovasına atarak. " Evan seni görünce sevinecek gelsene. " Koluma girerek Evan Tilki'nin yattığı odaya benimle birlikte girdi.

Bakış açıma giren ilk kişi Evan oldu. Beni görünce gözlerini kısarak baktı. Geleceğimi biliyor olmalıydı. " Merhaba. " dedim ses tonumu ayarlamaya çalışarak. " Geçmiş olsun. "

" Kahramanım! " dedi abartılıyla. " Bana özel bir süper kahraman oldun farkında mısın? İlkinde bir asansördü, ikincisi kendi evim. Üçüncü? " kafasını kaşıdı. Başında sargı bezi sarılıydı. Ama bunu umursuyor gibi durmuyordu. " Üçüncü de benim seni kurtarma hikayem yazılmalı. Bir faydam olmalı sana. "

" İyi olman yeterli. " dedim ne diyeceğimi kestiremeyerek. " Seni kurtarmadım, seni öldürmekle suçlandım. " altını çizmek istediğim yerler vardı. Belli etmekten geri çekilmeyecektim.

" Polisler bazen şey olabiliyor. " dedi yüzünü buruşturarak. " Fazla dikkatsiz ve suçlayıcı. Benim yanımda seni gördüler diye hemen atmışlar seni içeri. Olacak iş değil. Ama merak etme ben hallettim. "

Teşekkür mü bekliyordu? " Sanem hanım söyledi. " başımı sallayarak onu onayladım.

" Hırsızlar çok yanlış bir tercih yaptı. " konuyu değiştirdi. Olay gününü konuşmak istiyordu demek ki. " Sen gelmeden önce beni o hale getirerek gittiler. "

" Yüzlerini gördün mü? "

Başını iki yana salladı. " Keşke görseydim. Ama kalabalıklardı. Tek kişi olsaydı hallederdim. "

" Kalabalık? "

" Evet. "

Vay canına gerçekten bir soygun mu olmuştu evinde? Nedense buna inanasım gelmiyordu. " İyi kurtuldun o zaman? "

" Sayende diyorum ya işte. Senin sesini duyunca kaçtılar. Sen görmedin mi birini? "

" Kimse yoktu. " kaşlarım çatıldı. " Bahçe kapısından mı kaçtılar? "

" Sanırım. " omuz silkti. " Kendimde değildim. "

Başka çıkış yolu yoksa bahçeye açılan kapıdan çıkmış olmalıydılar. Eğer gerçekten birileri varsa tabi. " Kameralar? "

" Çalışmıyordu bakım yaptırmam lazımdı. " Yüzünü buruşturdu. " Sürekli ertelemeseydim şimdi bulunmuş olurlardı. "

Evan Tilki'nin her lafından sonra göz devirmek istiyordum. Kameraları bozuk olacağına inanmak içimden gelmiyordu. " Komşuların kameraları da mı Çalışmıyordu? "

" Canım. " dedi Sanem kolumdan tutup pencere kenarına doğru beni çekiştirerek. " Merak ediyorsun biliyorum ama Evan kendine yeni gelmeye başladı. Sorularını evde mi sorsan acaba? "

" Eve mi çıkıyorsun? " Sanki ilk defa duymuş gibi gösterdiğim tepkiyi Kubilay görseydi beni ayakta alkışlardı.

" Hastaneler bana iyi gelmiyor. " dedi Evan. " Sanem'e dünden beri beri yalvarıyorum Eve gitmek için. "

" İyi de evin tehlikeli değil mi? "

" Tabi ki de bende kalacak. " dedi Sanem dudaklarını birbirine bastırarak. " İtiraz etme hakkı bile yok. Hem artık kendi evi diye bir şey bile yok. "

" Durumun ağır gibiydi. " dedim gördüğüm sahneyi hatırlayarak. " Nasıl bu kadar erken taburcu olabiliyorsun? "

" Sanem bana baksın diye. " göz kırptı. Gözlerimin önünde flörtleşiyorlar mıydı bunlar? " Yaşlandı mı yoksa hala gideri var mı bakacağım. "

" Ne konuda? "

Birbirine bakarak güldüler. " Ay ne konuda olacak. Uğraşıyor benimle. " gözlerinde bambaşka bir anlam vardı. İkisini öpüşürken gördüğüm için daha fazlasının da gerçekleştiğinden neredeyse emindim. "Serumun bittiyse gidebiliriz. " serumun durumuna baktıktan sonra Evan'ın yan tarafında duran düğmeye bastı. Hemşire içeri uzun zaman geçmeden girdiğinde sırtımı pencere kenarına yasladım. Sanem'in evine kendimi davet ettirmeden davet edilmiştim. Bu iyiydi.

" Gidelim. "

" Umaycım sen burada onunla kal ben hemşireleri çağırayım. Bir de çıkış işlemlerini yaptırıp geleyim. " Sanem'in sözlerine " Tabi. " diye karşılık verdiğimde son kez Evan'a bakarak dışarı çıktı.

Evan ve ben odada tek başımıza kalmıştık. Pencere kenarındaki pozisyonumu değiştirmeden onu izlemeye başladım. Onun da beni izlediği gibi. Gözleri kısıldığında bir şeyler soracağını anlamış oldum. Düz çizgi halinde olan dudakları aralandı. " Nasıl buluyorsun bizi? "

" Sizi? "

" Ben ve Sanem'i. " dedi tek nefeste. " Bizi birbirimize yakıştırıyormuşsun. "

Afalladım. Sanem bu söylediklerimi ona yetiştir miydi? Oysa ağzı sıkı bir kadına benziyordu. " Bunu Sanem hanım mı söyledi? "

" Doğruluğu var yani? Bizi birbirimize yakıştırıyorsun. " Dudakları üzülmüş gibi aşağıya eğildi. " Oysa ben benimle ilgili başka düşüncelerinin olduğunu düşünmüştüm kurtarıcı meleğim. "

" Ne demeye çalışıyorsun? " Sanırım kafasına aldığı darbe yeterli gelmemişti.

" Anlamadın mı? " tek kaşı havalandı. Diğeri de sargı bezinin altında olduğu için fark edilmiyordu.

" Anlamadım. Yeterince açık değilsin. " Ne demek istediğini anlamış olmama rağmen yanlış anlamaya sebebiyet vermemekti niyetim.

" Ben sana çekici gelmiyor muyum? " sorusuyla birlikte kahkaha atmaya başladım.

" Gelmiyorsun. " dedim gülmeye devam ederek.

" Sebep? " kafası karışmış bir şekilde bana baktı.

" Bir sebebi olmak zorunda değil. Herkesin kendine göre zevkleri var. "

" Yani zevklerinin dışındayım? "

Evan fazla uzatıyordu. " Evet. "

" Şaka gibi. " inanamadığını belli eden yüz ifadesiyle uzunca bir süre beni izledi. " Ben ve birinin zevki olmamak? İnanılır gibi değil. "

" Aşağılık kompleksin yoktur umarım? "

" Arada Sanem var diye mi? " Göz devirdim.

" Arada Sanem olmasa bile sana dönüp de bakmam. " omuz silktim. " Benim hoşlandığım tipten oldukça uzaksın. " aklıma kazınan turkuaz gözlerden başkasını bakmam ben Evan diye belirtmek istesem de bu bilgiyi yalnızca kendime sakladım. Ah, Cihangir demişken acaba şu an ne yapıyordu? Odaklan Umay, şu ana odaklan. Cihangir'i ve dün geceyi aklının ucundan bile geçirme.

" Yalan söylemekte ustasın. "

" Evan Tilki. " dedim onunla ilgilenmediğimi belirten sesimi cümleme yansıtarak. " Egonun kırıldığının farkındayım ama gerçekler bunlar, üzgünüm. "

" Bu laflarını unutma. " dedi tehditkar bir sesle. " Seni sevmiştim. Ama..."

" Ama? "

" Sevgimi gösteremedim. " göz kırptı. " Anlarsın ya. "

" Anlamıyorum. "

" Diyorum ki artık sevgimi göstermenin zamanı. Bakalım o zaman da zevklerinin arasında olacak mıyım olmayacak mıyım. "

" Bu bir yarış değil. " bakışlarındaki değişim beni delirtmek için yeterli bir sebepti. Üzerimde Leman'ın beni duyacağı bir sistem yoktu. Bu yüzden kendimi gergin hissetmeye başladım. Sanem'in evinde ne olacağı belli olmazdı. Evan şu an tek başına hareket edemiyor olsa bile bakışlarıyla bile tehdit unsuruydu.

" Bende bir yarışçı değilim. " omuz silktiğinde odanın kapısı açıldı. Takım elbiseli adamların geldiğini görünce kaşlarım çatıldı. Bunlar da kimdi böyle?

" Evan Tilki? " sorularıyla birlikte Evan sertçe yutkundu.

" Benim. "

" Doğru adresteyiz o halde. " gözleri beni buldu. İğrenç biri olduğunu gözlerinin tüm bedenimi incelemeye başlamasıyla anlamış oldum. " Sanem nerede? "

" Ben varım, yetmez mi? " Evan'ın sorusuyla adamın yüzünde gülümseme oluştu.

" Sanem'i sorduysam sen yetmiyorsun demektir. " katı sesi Evan'ı susturdu. Tam da o an içeri Sanem girdi. Takım elbiseli adamlar ona yol verdiklerinde liderleri gibi görünen adamın gözleri Sanem'i süzdü. " Her geçen gün daha da mı güzelleşiyorsun sen? " sorusuyla midem ağzıma geldi. Bu adamların hepsi yavşak mı oluyordu?

" Yavşama. " dedi Evan kaşlarını çatarak.

" Ne o Tilki benimle paylaşmaktan mı korkuyorsun Sanem'i? " Gerçekten kusmak üzereydim. Bu muhabbetin sonu nereye gidecekti?

" Ablana karşı böyle konuşuyor olman hiç hoş değil. " dedi Sanem. " Hem Umay'ı korkutuyorsun. "

Adamın dikkatini tekrar çekmiştim. Gözlerini bu sefer üzerimde daha yoğun bakışlarla incelemeye başladı. " Umay..." diye tekrarladı. " Sevdim. "

" Herkesi de sev zaten. " dedi Evan Tilki huysuz bir sesle. " Eve ne zaman çıkıyoruz Sanem? "

" Şimdi. " Sanem ellerini çırparak " Madem buraya kadar geldiniz bizi eve götürebilirsiniz. Eve geçince konuşuruz burada ne işinizin olduğunu. " adamları gözleriyle taradı. Sanırım silahlarının olup olmadığına bakıyordu.

" Evan'ı ziyarete. " dedi sadece. Gözleri kısa süreli bana dokundu ama tekrar Sanem'i buldu.

" Ziyaretin kısası makbuldür. " Evan'ın sözlerine kulak asmadı.

" Ablamın evine giderim ziyaretin uzununu yaparız Tilki. "

" Boş yapmayın da Evan'ı arabaya kadar taşıyın. Şurada tekerlekli sandalyesi var. " Sanem'in sesiyle adamlar hareketlendi. Tekerlekli sandalyeye oturan Evan halinden memnun gibi görünmüyordu. " Umaycım sen benimle gel. " Onları beklemeden odadan çıktığımızda Sanem yanımda yürümeye başladı.

" Gerçekten kardeşiniz mi? " sorumla birlikte iç çekti.

" Keşke hayır diye cevaplayabilseydim. " omuz silkti. " Ama evet kardeşim. Biz yurt dışında çıkınca işlerle o ilgilenecek. O yüzden çağırdım. Normalde burada yaşamıyor. "

" Anladım. "

Gözleri bana doğru çevrildi. " Hakkında merak ettiğin başka bir şey yok mu? "

Ne merak etmemi bekliyorsun diye sormamak için dişlerimi birbirine bastırdım. Bu kadın neden böyleydi? " Hayır. "

" Aradığım sorgu sual bilmeyen o kişi senmişsin demek. " elini elimin üzerine koydu. " Aferin bana, doğru kişiyi bulmuşum. "

O doğru kişi seni gittiğin yollarda mahvetmesin dedim içimden. Birine fazla güvenmemek gerekiyordu.

" Beni utandırıyorsunuz. "

" Sen beni utandırma yeter. " göz kırparak otoparka doğru ilerledi. Leman'ın burada olup olmadığını bilmiyordum. Geldiğimiz aracı bulmak için gözlerim otoparkı taradı. Araç hala buradaydı. İçinde de Leman oturuyordu. Kendimi güvende hissetmediğim konusunda sanırım yanılmışım. Yoksa şu an içimdeki sevinci başka türlü adlandıramazdım.

" Evanları beklemeyecek miyiz? "

" Evin yolunu biliyorlar. " dedi sürücü koltuğuna geçerek. " Erkekleri baş başa bırakmak lazım. Her daim bizimle gezemezler, değil mi? "

" Öyle. " Ön koltuğa oturduğumda kemerimi bağladım. Sanem'in şoförü olduğunu düşünüyordum ama şu an buna ihtiyaç duymuyor gibiydi. Her şeyi kendi hakimiyeti altına almıştı.

Araç otoparktan çıktığında gözlerimi yola çevirdim. Gideceğimiz yer uzakta mıydı diye sormak istesem de dudaklarımı sıkıca birbirine bastırdım. " Çok sessizsin. " dedi Sanem konuşmamı istediğini belli ederek. " Bir şey mi oldu? "

" Yok olmadı. " Evan'ın bana söylediklerini kaydetmiş olsaydım ona bir şeylerin olduğunu gösterebilirdim ama şu an ne yeriydi ne de zamanı. Öyle bir ana denk getirmeliydim ki bu kanıt meselesini Evan'ın fişini çekmek zorunda kalırken kendi de o anda yakalanmalıydı. Belki bu iş için yurt dışı daha uygun olabilirdi. Orada Evan'ın konuşmasını kaydedebilirsem...

" Daldın. " dedi bana doğru bakarak. Ne düşündüğümü bir bilsen demek istedim.

" Dün pek uyuyamadım. Yorgunum sanırım. "

" Seni uyutmayan şey neydi? " soruyla birlikte sertçe yutkundum.

Bacaklarımın arasındaki Cihangir'di.

" Düşünceler. " dedim bir çırpıda. Aklıma gelen düşünceleri bir an önce kışkışlamam gerekiyordu. Cihangirle öpüşmemizi hatırlamak bana şu an hiç de yardımcı olmuyordu. Dudaklarının bedenimi keşfetmesi...

Kendine gel Umay, sakin ol Umay.

Cihangir yok. Cihangir'in dudakları yok.

Arabayı çek sağa dememek için kendimi zor tuttum. Bir an önce Cihangir'in yanına gitmek istiyordum. Onu özlemiştim. Hem de her anlamda. Öpmeye, sarılmaya, hissetmeye ihtiyacım vardı. " Düşüncelerinde kim var? Yanakların kırmızı oldu. "

" Kimse. " dedim emniyet kemerinin izin verdiği kadarıyla yerimde dikleşerek. " Yanaklarım soğuktan kızarmıştır. "

" Bana birinden etkilenmişsin de onunla ilgili başka düşüncelerin içinde kaybolmaktan gibi geldi ama sen bilirsin. "

" Etkilendiğim biri yok. " dedim çarpılmamak adına dualar ederken.

" Aradığın olgun biri karşına çıkmadı demek? "

" Çıkmadı. "

Yalan, çıktı. Hatta dün gece benimleydi. Üzerimdeydi.

" Dikkatli bak etrafına. " dedi Sanem bir bildiği varmış gibi. " Her an bir yerden çıkabilir. "

" Dikkat olgun kişi aranıyor tabelası asmadığım sürece çıkmaz. " dediğimde kahkaha atmaya başladı.

" Seninle daha sık görüşmeliyiz. " dedi samimiyetle.

Ağzım alaycı bir ifadeyle kıvrıldı. " Kesinlikle. " Onunla görüşmek için zaman kolluyor gibi görünmeme sebep olan bakışıma inanmış olmalıydı.

" Geldik. " dediğinde gözlerim etrafı taradı. " Burası da benim sitem. " kaşlarım hayretle havalandı. Bir sitede oturduğunu bilmiyordum. Ben onun da Evan gibi bir evi olur sanıyordum. İnsanlardan uzak ve sessiz. Sitenin kapısı arabanın girmesi için açıldığında " Hoşgeldiniz Sanem hanım. " diyen sesi duydum.

" Hoşbulduk, nasılsınız? " Sanem'in sorusuyla dudaklarım aralık bir şekilde ikisini izledim. Sanem sitesinde baya saygın biri olarak tanınıyordu demek.

" Çok iyiyim sayenizde. " dedi adam mahçup bir sesle. " Bizim kız anlattı, onunla ilgilenmişsiniz. Teşekkür ederiz tüm ailece. Bize yaptıklarınızı ödeyemeyiz. "

" Duanız yeter. " dedi Sanem kısaca. " Kendinize iyi bakın. " Arabayı sitenin içine doğru sürmeye başladığında insanların onun gerçek yüzünü bilmediğini anladım.

" İnebiliriz. " dedi arabayı durdurduğunda. " Evanlar gelmiş bile. "

" Bizden hızlı mı? "

" Ben biraz dolandırdım bizi. " dediğinde altında bir ima aradım. Benim kafam karışsın da bir daha bu siteyi kendi başıma bulamayayım diye mi yapmıştı? " Takip et beni. "

Dediğini yaptım. Apartmana girdiğimizde komşularından biriyle daha karşılaştık. Aralarındaki samimiyet beni bambaşka düşüncelere itti. Sanem çevresine iyilik meleği pozları veriyor, herkesi kendine bağlayacak bir yanı buluyordu. Asansör durduğunda önden ilerleyerek " Kapıyı açık bırakmışlar. " diyerek açık olan kapıdan içeri girdi. " Siz kapı kapatma adabı nedir bilmez misiniz? "

Kardeşi olduğunu söylediği şahısla konuşuyordu. Derin bir nefes alarak adımlarımı kapıdan içeri attım. İçimin sıkıldığını inkar edemezdim. Kapının hemen yanında merdivenler vardı. Dubleksti evi demek. Evan'ı yatırdığı odayı bulup bir an önce cebimdeki cihazı yerleştirmem gerekiyordu. Sonra da bu evden defolup gitmem tabi ki. " Kapını kapatanların az olsun diye kapatmadım Sanem. "

" Ablana ismiyle hitap etmen ne kadar da samimiyetsiz. "

" Ablam genç hissettsin diye. " dedi sert bir soluk alarak. " Ayrıca sana Tilki de Sanem diyor. Ve ben Tilki'den bir yaş büyüğüm. "

" İkinizi aynı kefeye mi koyuyorsun? "

" Doğru o bambaşka bir kefede. " burnunu sıvazlayarak yanımızdan uzaklaştı.

" Evan şurada yatıyor. İstersen yanına geç sen. Ben geliyorum. " başımı sallayarak onu onayladım. Beklediğim fırsat ayağıma gelmişti. Evan odada yalnızsa cihazı koymam uzun sürmezdi.

Sanem'in bahsettiği kapıyı aralayarak odaya girdiğimde Evan yataktan aşağıya elini sarkıtmıştı. " Ne yapıyorsun? "

" Lanet olası serum yüzünden hiçbir şey. " dedi sinirle. " Telefonumu yere düşürdüm. Yatağın altına doğru gitti sanırım. Verebilir misin? " doğrularak yatağa oturdu.

Başımı sallayarak yatağın altına doğru eğildim. İşte şimdi aradığım fırsat elime geçmişti. Cebimdeki dinleme cihazını çıkararak yatağın alt tarafında görünmeyen bir kısma yapıştırdım. Daha sonra da elimi yatak altında gezdirerek telefonunu buldum ve ayağa kalktım. Kalmadan önce cihazı çalıştırmayı akıl edebildiğim için kendimi tebrik ettim. " İşte burada. " Avcunun içine bıraktığım telefonu " Şükür. " diyerek aldı. " Gelen mailleri kontrol etmem gerekiyor. "

" Çok önemli olsa gerek. " dedim imayla.

" Yurt dışıyla alakalı. " gözleri kısıldı. Aklına bir şey gelmiş gibi bana şüpheyle baktı. " Yurt dışında açılacak şubemiz biliyorsun değil mi? Geçen İtalyanlar gelmedi o yüzden şimdi biz gideceğiz. "

" Biliyorum. " dedim usulca. Nasıl bilmezdim ki? Cihangirle birlikte dans edeceğimiz açılıştı sonuçta. Kalbim ismini düşünmemle bile hızlanıyordu. " Dans edeceğim açılış. "

" Her sene olduğu gibi benimle dans etmen gerekiyordu. " omuz silkti. " Bu sene Sanem'in istekleri epey değişti. Bir partner olmamı istemiyor. Sence bu kıskançlık mı? "

" Evan Tilki Sanem hanım kimi kıskanacak? "

" Seni. " Gülümsedi. " İnan o her şeyin farkında. "

" Neyin? " Sertçe yutkundum. Farkında olduğu şey de neydi?

" Evancım rahat mısın? " diyerek konuşmanın ortasına gelen Sanemle göz göze geldim. Soruyu ona sormasına rağmen bakışları benim üzerimdeydi.

" Hiç olmadığım kadar. "

Odadaki saate gözlerimi çevirdiğimde işimi halletmiş olmanın verdiği huzurla dudaklarımı hareket ettirdim. " Ben gitsem iyi olacak. Bugün dans çalışmam var. Biliyorsunuz birkaç gün sonra seyirci önüne çıkacağız. " bahanemi bulmuştum.

" Çalışmaları Keşke önceden izleme şansımız olsaydı, değil mi Evan? " diye sordu Sanem iç çekerek. " Birbirinizle olan uyumunuzu merak ediyorum. "

" Açılışta görürüz. " dedi Evan Tilki kısık bir sesle. " Sürpriz olsun. "

" O halde ben gideyim. " Daha yeni geldin neden gidiyorsun diye sormadı bile Sanem. Sadece " Nasıl gideceğini biliyorsun değil mi? " diye sordu.

" Biliyorum Sanem hanım, görüşmek üzere. " gözlerimi Evan'a çevirdim. " Geçmiş olsun tekrardan. "

Onlara arkamı dönerek dış kapıya ulaştım. Sanem'in kardeşi kapının önündeydi. Bana bir şey diyeceğini düşündüm ama yüzüme bakmadan kapının yanından ayrılınca iç çektim. Böyle bir tepkiyi beklemiyordum. Benimle konuşabilir hatta musallat bile olabilirdi. Ama bunların tam tersini seçti. En azından Evan gibi değil dedi iç sesim. Rahatla.

Kapıyı arkamdan kapatarak asansörün olduğu yere doğru yürüdüm. Asansör üst kattan aşağıya doğru geliyordu. Düğmesine basarak beklemeye başladım. Asansör kapıları aralandığında içindeki kişiyi görünce şaşkınlıktan ne yapacağımı şaşırdım.

" Cihangir? " O burada olduğumu nereden öğrenmişti? Leman'ın haberi var mıydı?

Bir şey söylemeden tek eliyle beni asansöre çekti ve kapıların hızla kapanmasını sağladı. Bedenim asansörün aynasına yaslandığında sertçe yutkundum. " Aklımı bir gün kaçıracağım. " dedi durgun bir sesle. " Ama bil bakalım kim yüzünden? " burnunu boynuma yaslayarak kokumu içine çekti.

" Benim mi? "

" Üzerine bastın, kaldır ayağını. " dediğinde burnunun yerini dudakları aldı. Ilık dudaklarını boynuma bastırdığında nefesimi tuttum. " Ya da sen zahmet etme ben kaldırırım seni. " belimden tutarak bir anda beni havaya kaldırdı. Sırtımı tekrar aynaya yasladı.

" Asansördeyiz. " dedim hatırlatmak, nerede olduğumuzun altını çizmek adına.

" Seninle birlikteyken nerede olduğumuzun bir önemi yok. " sesindeki tını kasıklarımda sızlamaya yol açtığında dudaklarım aralandı.

" Cihangir. " dememe sebep olan elinin sertçe kalçamı sıkışıydı.

" İsmimi inleyişin beni deli edecek. " burnunu tekrar boynuma gömdü. Kucağında olduğum için başım onunkinden yüksekteydi. " Hele kokun..." Derin bir nefes aldığında nefesimi tuttum. " Ama beni şu an deli eden bambaşka bir şey var. " Eli tekrar kalçamı sıktığında yutkundum. " Bir tahminin var mı? "

Dudaklarımı öne doğru büzdüm. Kulağına eğilerek nefesimi verdiğimde başını kaldırıp bana baktı. " Var. "

" Nefesini biraz daha üfle. " dedi kucağındaki hareketimi engelleyerek. " Bak bakalım ne oluyor. "

Gözlerimi kısarak " Ellerini kalçamdan çekersen bende nefesimi üflemeyi keserim. " Kuruyan dudaklarımı ıslattım. " Bunu yapmayı kesmeyeceğini biliyorum o yüzden birazdan kulak memeni dişlerimin arasına almayı planlıyorum. Uygun mudur? "

Cihangir'i köşeye sıkıştırmışım gibi baktığında beni hareket ettirerek kasıklarının üzerine getirdi. Hissettiğim sertlikle dudaklarımın aralanmasına engel olamadım. " Senin bir lafınla ne hale geldiğimi hissediyor musun? " Kendini bana bastırdığı an ikimizde inledik. " Hisset beni sevgilim. "

Hissetmemem mümkün değildi. Cihangir'i her bir zerresiyle hissediyordum. Kalbini, nefesini ve benim için bir nabız gibi atan sertliğini. " Seni hissetmediğim tek bir gün bile yok. "

" Ağzını içime soka soka öpesim geliyor. Dişlerimin arasına kıstırıp emerek kendinden geçirmek. Özellikle de sen böyle konuştuğunda. "

" Seni tutan ne peki? " Alnını alnıma yaslaması için başımı öne doğru eğdim.

" Hiçbir şey. "

Dudakları dudaklarımı bulduğunda elimi ensesine koyarak öpüşüne karşılık verdim. Telaşsızdı öpücüğü. Sanki tadıma ilk defa bakıyormuş gibi yavaştı. Elini uzatarak asansörün durdurma düğmesine bastığında asansör hareket etmeyi kesti. İki elini de kalçama koyup sertçe sıktığı an dişleri de alt dudağımı çekiştirmeye başladı. Yine her yönden beni sıkıştırıyordu. Ağzına doğru inlediğimde dişlerinin yerini tekrar dudakları aldı.

" Seninle burada saatlerce kalsak kim bir şey diyebilir ki? " Sağ eli iki bacağımın arasına girdiğinde başımı geriye yaslayarak aynaya sürtündüm.

Ensesine tırnaklarımı geçirdiğimde dudaklarıma doğru inledi. Eli kadınlığıma dokunduğunda " İç çamaşırım yok. " dedim kulağına doğru. " Dokun, hisset. "

" Amınakoyayım biliyorum. " küfrüyle irkildim. " Neden peşinden bir köpek gibi iz sürdüğümü sanıyorsun? Seni bulamadığım an deliye döndüğümü, ortalığı birbirine kattığımı sanıyorsun? " elini pantolonun üzerinden orama bastırdığında zihnimin bulanmamasını sağlamak oldukça zordu.

" Deliye mi döndün? "

" Döndüm. " dedi umursamaz bir sesle. " Konumuz.." Kadınlığımda olan baskısı arttı. Kumaşı delip geçecek gibiydi parmakları. " O değil. " Fermuarın indiğini elini hızla içeri ittiğini fark edince ruhum çekildi. " Konumuz tam olarak bu. " Orta parmağı tepemdeydi.

" Yırttın. " dedim dün geceyi hatırlayarak. " İyi ki pantolonum sağlamdı. "

" Ya o? O da yırtık olsaydı ne yapardın? " Ne duymak istediğini o kadar iyi biliyordum ki gülümsememe engel olamadım. Eli klitorisimi okşamaya başladığında sertçe yutkundum. " Söyle sevgilim, ne yapardın? Yoksa baskım seni delirtiyor, konuşamayacak hale mi getiriyor? "

" Senin. " dedim sert soluklarla. " Senin kıyafetlerinden giyerdim. " dudaklarım kıvrıldı. Gözlerime bakan gözleri kısıldı. Ellerimi ensesinde birleştirip ona doğru eğildim. Elinin baskısı küçük de olsa azaldığı için konuşmamda sorun olmuyordu. O bana dokunduğunda dokunduğu yer haricinde hiçbir şey düşünemiyordum. " Mesela gömleğini. " ensesindeki saçları okşadığımda gözleri kapanacak gibi oldu. " Zaten bana uzun gelirdi. Kalçamı kapatırdı. Altımda iç çamaşırı olmayacağı için..."

" Siktir... devamını getirme o cümlenin. "

" Neden? " dudaklarına doğru eğildim. Her an öpüşebilirdik.

" Zaman ya da mekan dinlemem, şu an burada dudaklarından geçen cümleyi gerçekleştiririm. " yutkundum. " Bacaklarının arasına girip şu an elimin okşadığı yeri sen bayılana kadar emerim. "

Midemin takla attığını hissettim.

Cihangir böyle konuşmayı nerede öğrendi diye saçma sapan bir reklamı canlandırmak istesem de zihnim bambaşka şeyler düşünmemi engellemek için bunları ortaya saçtığını belli ediyordu. " Elinin baskısı..." dedim inleyerek. Ona cevap veremedim bile. Ne yapmak istiyorsan ben hepsini onaylıyordum. Kocamdı sonuçta değil mi?

Kocam da kocam diye gezerdim yakında!

" Az mı geldi? " sorusuyla birlikte elinin hareketi keskinleşti. Parmağının biri deliğime doğru sınırını çizdiğinde bacaklarımı beline daha sıkı sardım. Asansörde olmamız ikimizinde umrunda değildi. " Bu nasıl, daha iyi hissettiriyor mu? "

" E..Evet. " dedim kendimden geçtiğimi belli eden sesimle.

" Islaklığın mantıklı düşünmemi engelliyor. " dedi sıvımı parmaklarının arasına alıp kadınlığım boyunca gezdirerek. Kadınlığımın yanaklarının şu an kızardığını hissedebiliyordum. Alnını alnıma yasladı. " Seni soluksuz kalana dek öpmek istiyorum. Sonra da o öptüğüm kızarmış dudaklara öpecek başka bir şey vermek. " nefesim sıklaştı. " Söylesene sevgilim, ister miydin? " kendini bana bastırdığında eli ikimizin arasında sıkıştı. " Sana baskılarım sadece böyle mi olsun yoksa başka yerleri de ister misin? "

Dudaklarımı aralamam uzun sürmedi. " Her..." dedim nefes nefese. " Her şeyi denemek istiyorum seninle. " gözlerimi kısarak gözlerinin içine baktım. " Kocamı keşfetmek istiyorum, Cihangir Karaboğa. "

" Siktir! O ağzın bir gün başımıza çok kötü şeyler açacak. " dedi derin nefesler alarak. Kendine gelmeye çalışıyor olmalıydı. Sertleştiğini en derin kuytumda hissediyordum. Cihangir onu serbest bıraksa başımıza gelecek şeyleri düşünmek midemdeki kelebeklerin hareketini sağlıyordu.

" Açmaması gerek. Yani en azından şu anlık. " dememe rağmen dudaklarına asıldım. Alt dudağına dişimi geçirip emmeye başladım. Cihangir hırıltılı sesiyle karşılık verdiğinde elimi ensesine bastırdım. Nefesimiz kesilene kadar birbirinden ayrılmadı dudaklarımız. Susuz kalmışım da suyu dudaklarından alıyormuş gibiydim. Dudaklarından kan tadı aldığımda kaşlarımı çatarak ne zaman kapattığımı bilmediğim gözlerimi açtım. " Dudağını mı kanattım? "

Dudağını yaladı. " Kendini kaptırdın, nasıl güzel mi tadım? " dedi sorumu es geçerek. Ellerinin baskısı konuşmamı engelliyordu. " Şu an pantolon değil de etek olsaydı.."

" Devam ettir. " dedim nefes nefese.

" Ellerimin hiçbir engeli olmazdı. "

" Şu an da engel tanımıyorsun ki..."

" Doğru. " dedi dudaklarıma doğru gülerek. " Ama eğer bir gün yine iç çamaşırın olmazsa ve etekle olursan o zaman yapacaklarımı hayal bile edemezsin Umay Karaboğa. "

Yutkundum.

Hayal edebilirdim ama etmemek daha mantıklıydı. Muhtemelen artık ileri gidebilecek düzeye gelmekten bahsediyordu. Her yerimi keşfetmek, her yerime her şeyiyle dokunmak. Tenim karıncalandı.

" Cihangir. " dedim aklıma gelen detayla. " Leman buradaydı. Yani biz Lemanla geldik zaten. "

" Her şeyden haberim var merak etme. " dediğinde rahatladım.

" Leman gitti mi? "

" Bizi bekliyor. "

Kaşlarım hayretle havalandı. " Ve biz burada neredeyse sev..."

" Devam ettir, söyle ne yapıyoruz sevgilim? " eyleme geçirmekten daha zor bir şey varsa o da dudaklarımın arasından çıkan cümleydi.

" Anladın işte. " dedim göğsüne elimi koyarak. " Neden sesli söyleyecekmişim? "

" Çünkü..." dedi sonunu uzatarak. " Hoşuma gidiyor utangaç halin. Sana dokunduğumda bu kadar utanmıyorsun ama dudakların arasından sevişmek kelimesi çıktığında..." dudaklarını yaladı. " Senden tam bir elma şekeri oluyor. Tatlı ve sulu bir elma şekeri. " parmağı hareket ettiğinde iç çektim.

" Elma şekeri mi oldum şimdi de? "

Alnını alnıma yasladı. " Karım seçeneğini hiçbirine değişmem. " aklıma kazımak istemiyor gibi alnını alnıma sürttü. " Sürekli o benim karım biliyor musunuz diye bağırasım geliyor. Bizimkilerden gizlemek mantıklı bir seçenek değildi. "

" Büyük dayı istedi. " omuz silktim. Onunda benim gibi olduğunu bilmek hoşuma gitmişti. " Biliyorsun. "

" Büyük dayı ve kuralları. " dedi kızgın bir sesle.

Parmağı beni usulca okşamaya devam etti. Şu an başka bir şey yapamazdı. Sanem'in apartmanında asansördeydik. Riske girmemeliydik. Yeterince girmiş olmamıza rağmen...

" Sana kızdı mı Yüzbaşı için? " Sadece boynumla omzum arasında nefes alabiliyor gibi derin bir soluk çekti içine.

" Umrumda değil. " omuz silktiğinde elini son kez kadınlığımda gezdirip dışarı çıkarmak için hazırlandı.

" Kızdı yani? "

" Sadece bazı şeyleri çok abartıyor. Alışkınım ben. " ellerimi yüzüne koyup bana bakmasını sağladım.

" Hiçbir şeye alışkın olmak zorunda değilsin. " turkuaz gözleri gözlerimin içine parıltıyla bakıyordu. Ona doğru uzanıp dudaklarını öpmek istesem de bir kez daha dudaklarımız birbirine değerse bizi gören ilk kişinin asansörde ne yaptığımızı anlayacağını düşünüp bundan vazgeçtim. " Eskiden ne yaşadın, hayatında neler oldu bilmiyorum ama bundan sonraki hayatını bilmek istiyorum Cihangir. Senin benim hakkımda her şeyi bildiğin gibi bende bilmek istiyorum. Bu bilgiler askerliğinle alakalı olanlar değil. Seninle ilgili bilgiler, ne demek istediğimi anladın değil mi? "

Başını sallayarak beni onayladı. " Bana bir şey anlatmak için konuşmana gerek yok ki sevgilim. Ben senin gözlerine bakarak da ne demek istediğini anlayabiliyorum. "

" Hadi ya? " dedim gözlerimi kısarak.

" Mesela şu an eriyip biteceğin bir şeyi yapmamı bekliyorsun. "

" Neymiş o? " dediğimde elini pantolonumun içinden çıkardı. Elinin sıcaklığının yerini soğuk hava dalgası kapladığında iç çektim. Sınırlarımızı aşmıştık.

Klitorisimi okşayan elini gözlerimin içine bakarak ağzına soktu ve emmeye başladı. " Hmm, nefis. Uzun zaman oldu tatmayalı fazla uzak kaldık. " dediğinde göğsüne hafifçe vurdum.

" İyi ki kucağındayım. " dedim kendime gelmek için bir süre bekledikten sonra. Ellerini öyle bir iştahla emdi ki yutkunmadan edemedim. " Yoksa dizlerimin beni taşıyabileceğinden emin değilim. "

" Seni etkiliyorum yani? "

" Daima. " başımı salladığımda alnıma öpücük kondurdu.

" Karşılıklı etkileşim mi? Bayılırım. "

Kaşlarım çatıldı. " Pardon? Kimle karşılıklı etkileşimin oldu da bayıldığın kanısına vardın? "

" Kıskanç bir minik serçe. "

" Karınım karın. " dedim hala kucağında olmama rağmen ona kafa tutarak. " Giderim görürsün. "

" Hala kucağımda olmana rağmen mi? "

" İndir beni o zaman. " kollarımı bedenine sarmaktan vazgeçerek göğsümde birleştirdim.

" İndirttir. " dedi tek kaşını havaya kaldırarak.

" İndirteceğim tek şey pantolonun olurdu Cihangir Karaboğa. " Dudakları Aralık bir şekilde beni dinledi. Turkuaz gözleri beklenmedik sözlerime şaşkınlığı belli edercesine irileştiğinde kollarını ittirerek beline sardığım bacaklarımı gevşettim. Ayaklarım zemine bastığında " Bak nasıl da iniyormuşum. " diyerek aynayla arasından çıktım. " Kendini toparla istersen bizi dışarıda bekleyen bir Leman var. "

Asansörü tekrar çalıştırdığımda otopark kıısmında durunca iç çekerek yüzümü buruşturdum. " Ben yukarıdan çıkmalıydım. Gidişimi izleyebilir. "

" On beş dakikadır asansörde kaldığını da hesaplamış mıdır? " diyen sesle irkildim. Leman karşımızda gözlerini bize dikmiş bakıyordu. " Asansörler bu kadar yavaş mı? "

Yanaklarımı ateş bastı desem inanır mıydınız? " Asansörde kaldık. " dedim tek nefeste. Leman söylediğime inanmış gibi görünmüyordu.

" Asansörün bundan haberi var mı? " diye sorduğunda ona arkamı dönüp asansöre tekrar bindim.

" Siz beni dışarıdan alırsınız. " Cihangir'i asansörün dışına tabiri caizse atarak asansörün kapılarının kapanmasını izledim.

Utanç her yerimdeydi.

Lemandan da hiçbir şey kaçmıyordu. Biraz daha yanında kalsak her şeyi ima edebilirdi. Asansör zemin katta durduğunda hızla içinden çıktım. Kimseye denk gelmediğim için kendimi şanslı hissediyordum. Dudaklarımda hala Cihangir'in tadı vardı. Dış kapıyı açtığımda yüzüme çarpan soğuk hava dalgasına karşı direndim. Havalar yavaş yavaş soğumaya başlamıştı.

Siteyi terk etmek için attığım adımlar sıktı. Arkamı dönüp Sanem'in arkamdan bakıp bakmadığını kontrol etmek istesem de bunu yapmayı reddettim. Bana baktığını görürsem ne yapacaktım? El mi sallayacaktım? Ya da sahte gülümseme? Sitenin çıkış kapısı açıldığında güvenliğe baş selamı vererek dışarı çıktım. Artık Sanem'in kapsam alanı dışına çıkmıştım. Derin bir nefesi içime çekerek Leman'ın arabasına doğru yürüdüm. Ama Cihangir'in işaretiyle birlikte gidişatımı değiştirmek zorunda kaldım. Leman arabayla yanımdan geçip gittiğinde Cihangir'in arabasının kapısını açtım.

" Lemanla dönmeyecek miydim? " soruma gözlerini kısarak cevap verdi.

" Beni istemiyor gibisin? " Soru dolu gözleri üzerimde gezindi. " Varsa söyle bileyim karıcım. Nasıl Kocanı istemezsin. "

" Bir de bayıl istersen Cihangir. " dedim emniyet kemerini takarken.

" Bayılırsam kaza yaparız ama sen beni öpersen..."

" Öpücük deme..."

" Neden? " kaşları çatıldı.

" Çünkü isterim. " dedim gözlerimi ondan uzak neresi varsa her yere odaklayarak. " Sakın tek bir kelime daha etme Cihangir Karaboğa yoksa. "

" Tamam tamam sustum. Sustum ama ne olacak bizim bu halimiz? "

" Önüne bak önüne. " dedim arabayı solladığında. " Bir halimiz kalmayacak bu gidişle. "

" Kızgın minik serçem benim. " dedi Cihangir uzanıp yanağımdan makas aldığında. " Nasıl da tatlı oluyorsun bir bilsen şu halinle. "

" Başka hallerim tatlı olmuyor mu ki? "

Cihangir boğazına bir şey kaçmış gibi öksürdü. " Her halin sevgilim, her halin. "

" Nereye gidiyoruz? Eve mi? "

" Yok. " dedi tatlı bir sesle. Trafik çok yoğun olmadığı için rahat görünüyordu. " Ertürk için bir şeyler yapalım dedi bizimkiler. Dün gece onunla kalamadık ya bir hoşgeldin diyelim dediler. "

" Anladım ama kıyafetlerim uygun değil. " üzerime baktım. " Ve iç çamaşırım bile yok biliyorsun. "

" Siktir! " dedi o detayı atlamış gibi. " Mizgin'e sana iç çamaşırı getirmesini söyler misin? Kıyafet getirecekti ama onu unuttum. "

" Söyleyemem. " dedim endişeyle. " Ne diyeceğim? Şey canım Cihangir bir kaplan gibi paramparça yaptı mı? "

Cihangir kahkaha attı. " Güzelim ayrıntı vermene gerek yok. " başını iki yana salladı. " Regl oldum dersin. Uydurursun bir şeyler. Hem o kurcalamaz ki. "

" O kadar da emin olma. " dedim omuz silkerek. " Ayrıca regl güzel bir bahane. Yapıyorsun bu işi Cihangir Karaboğa. "

" Karımın dahil olduğu her işi anında yaparım Umay Karaboğa. " dedi yüzünü benim gibi yapıp taklit ederek.

" Seni sevdiğimi daha önce söylemiş miydim? " sorumla birlikte aniden frene bastı. Emniyet kemerini taktığım için şanslıydım.

" Ne dedin? "

" Seni sevdiğimi söyledim mi dedim? " Cihangir kalbini tutarak derin nefesler almaya başladı. " Ne oldu? Kalbini neden tutuyorsun? Cihangir ağrıyor mu yoksa? "

" Duymadım. " dedi başını iki yana sallayarak.

" Neyi? " ona doğru döndüm. Yolun ortasında durmuştu. Arkadan gelen araçların korna sesleri arabayı doldurduğunda Cihangir konuşmaya başladı.

" Dedin ya bir şey. "

" Demedim ki. Kalbini tuttun. "

" Yok yok kalpli değil ondan önceki cümle. " dedi altını çizmek istercesine. Neyden bahsettiğini biliyordum. Ne duymak istediğini de.

" Yanlış duymuşsun Cihangir. " omuz silktim.

" Korna çaldı duyamadım o dediğini. " dedi gözleri ışıltıyla parlarken. Yalancı diye bağırmak istedim. İstediği cümleyi söylediğimde ortalıkta korna çalan arabalar yoktu.

" Seni dedim. "

" Evet. " dedi heyecanla.

" Unuttum ya. "

" Yalan. "

" Seninki gibi..." İkimizde aynı anda yüzümüzü buruşturduğumuzda arkadaki araçtan inen adamı gördüm. Muhtelemelen bize doğru geliyordu. " Biraz daha hareket etmezsen sanırım kavga çıkacak. "

" Sakin ol. " dedi Cihangir gözlerini kısarak. " Sen ne söylediğini söylesene. Kulaklarımı açtım dinliyorum bak bu sefer kesinlikle. "

" Hiç mi duymadın? "

" Hiç. " dedi heyecanla. O cümlenin aynısını bir kez daha bekliyordu.

Hınzırca gülümsedim. " Seninkiler iyi düşünmüş dedim. "

Cihangir kızgın bakışlarını bana çevirdi. " Hiç de bile. Seni seviyorum dedin. " Dudakları o şeklinde açıldı. Bu sefer gözlerini kısarak bakan taraf bendim.

" Duymayana da bakın siz. "

" Azcık ucundan duymuş olabilirim. " diyerek çevirdiğinde arabayı çalıştırdı. " Ama ne olur yani bir kez daha söylesen? Ne olabilir ki? "

" Seni seviyorum Cihangir Karaboğa. Hem de tarif edemeyeceğim kadar çok. " Bir çırpıda söylediğim cümleyle dudakları yukarı doğru kıvrıldı. Dudakları kulaklarına varıyordu bir nevi. Hoşuna gideceğini bilseydim daha önceden söylerdim. Bundan sonra tek amacım onu mutluluk hastası yapmaktı.

" Şu an ölebilirim. " dediğinde kafasını direksiyona vurmak istedim.

" Saçma salak konuşma. "

" Mutluluktan diyecektim. " omuz silktiğinde gözlerimi dışarıya çevirdim.

" Her ne olursa olsun ölmek yok. "

" Bir gün hepimiz öleceğiz. " dedi unuttuğum gerçeği hatırlatarak. " Önemli olan ölmek ya da yaşamak değil. Önemli olan yaşadığımız süre boyunca mutlu anıların içinde hapsolmak. Ve ben seninle olduğum günden beri dünyanın en mutlu adamıyım. Bir kadının gelip hayatımı güzelleştireceğini düşünmezdim. "

" Ummadık taş baş yarar mı derlerdi buna? "

" Pek öyle demezlerdi ama sen dersen öyle denirmiş gibi de olur. " göz kırptığında araba ıssız sayılabilecek bir sokağa girdi.

" Buraya neden girdin? " Gözlerim etrafı taradı. Nedense yolunda gitmeyen bir şeylerin var olduğunu hissediyordum. " Gideceğimiz yerin bu tarafta olduğunu sanmıyorum. " adresi bilmiyordum ama bu sokağın iyi bir yere çıkmayacağı girişinden belliydi.

" Şimdi bana bir söz vermeni istiyorum. " Cihangir o zehirli oku attığında kalbim sıkışmaya başladı.

" Cihangir. "

" Umay Karaboğa sözü vermen gerek. "

Başımı iki yana salladım. " Şu an kesinlikle bir söz vermeyeceğim. "

Gözleri dikkatle beni incelediğinde ben çevreye bakmakla meşguldüm. Birileri mi vardı? Takip ediliyor gibi görünmüyorduk. " Ne olursa olsun arabadan dışarı çıkma, tamam mı? "

" Sen çıkacak mısın? " İç çekti. " Bana bir cevap ver. "

" Çıkmam gerek. "

" O zaman bende çıkacağım. Ve itiraz etsen bile fikrim değişmeyecek biliyorsun. Umay Karaboğa bu konuda söz falan da veremez. " kollarımı göğsümde birleştirdiğimde araba durdu. Cihangir arabadan çıkıp aracı ben çıkamadan kitledi. Afallayarak ona baktım. Gerçekten bunu yapmış olamazdı. Bu resmen rehinelikti!

Emin adımlarla yürüyerek Leman'ın sürdüğü arabanın kapısını açtı. Sürücü koltuğunda kimin olduğunu göremiyorum. Leman yok muydu? Açılan sürgülü kapıdan çıkan kişi Büyük dayıydı. Bu ıssız sokakta ne yapıyorduk şu anda? Ve ben bu arabada kilitli kalarak ne yapıyordum?

Cihangir etrafına göz gezdirdi. Sanki birini arıyormuş gibiydi. Büyük dayıya dokundu gözlerim. Üzerinde gezindiğinde kaşlarımı çatmama neden olacak bir şey gördüm.

Kırmızı ışık.

Üzerinde kırmızı lazer ışığı vardı.

Ve sonra bir şey oldu.

Cihangir de o ışığı fark etti. Başı öyle hızlı döndü ki onun yerinde olsaydım şu an dengemi kaybedip yere kapaklanırdım. Ama Cihangir düşmedi. Büyük dayının üzerine doğru atıldı. Artık kırmızı ışık Cihangir'in üzerindeydi. Tam sırtının ortasındaydı.

Endişenin tohumları bedenimi bir sarmaşık gibi sardığında korktuğum şey başıma geldi.

Nerede olduğunu çözemediğim silah büyük bir gürültü çıkararak patladı. Cihangir sarsılarak büyük dayının üzerine yığıldı.

Dünyam paramparça oldu.

O an anladım ki hayat birine seni seviyorum demek için çok kısaydı. Sözler yeterli değildi, önemli olan hislerdi.

" Cihangir! "

Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere. Umarım oy vermeyi unutmazsınız. Desteklerinizi bekliyorum siyah kalplerim

Sizi seven Rumi

🖤

Insta: rumistrop

Tiktok: therumice

Bölüm sonu

2 yorum

  • OOOMAYSHALLY SAKA Mİ CİHANGİR ÖLMEYECEK AMA NEDEEEEEEN ABİ BİR ASANSÖR SANESİNDE DİKKATİMİ VEREMEDİM COK RİSKLİYDİ RAHATSİZ OLDUM ANLAYAMADIM COK GUZEL AMA AAGAGAGAGAGAGGAAGGAGAGAG AGLİCAM MK