İçeriğe geç

Kuzeyin kılıcı ve kalkanı

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Kuzeyin kılıcı ve kalkanı

Bölüm 3

Güneye Giderken

Sabah olunca hareketlilik başladı. Kervandaki hayvanlar, çocuklar ve yaşlılar sayıldı. Ticaret için belli başlı ürünler el altına konuldu. Artık misafirleri uğurlama vaktiydi.

Tenebris karısını ata dikkatlice bindirdikten sonra Ivan'a döndü. "Misafirliğinizden çok memnun kaldık. Çok yardımcı oldunuz. İzin verin borcumuzu ödeyelim." dedi ve avucundaki para kesesini uzattı. Ivan parayı eliyle reddedip, "Sözü dahi olmaz. Burası bir ailedir, konaklama yurdu değil." atına yöneldi ve kendisi bir para kesesi çıkarıp Tenebris'in avucuna koyarak, "asıl bu paraya senin ihtiyacın var. Gençsin ve yakında baba olacaksın. Eminim ki senden sonrakilere iyi bakacaksın. Kuzeydeki sorun çözülünce gönül rahatlığıyla yaşarsınız artık. Sizinle ticaret yapmak da güzeldi." dedi ve arkasına dönüp kervana "gidiyoruz." emrini verdi. Kervan ilerlemeye başlayınca çiftimiz ana yoldan saparak ara yollara girdi. Biliyorlardı ki birazdan askerler gelip herkesi aramaya başlayacaklardı.

İkilinin yolculuğu sessizdi. Bu sessizlik sözün olmadığı için değil, aksine dışarıdaki sözleri dinlemek içindi. Tam bu anda Tenebris hemen atı durdurdu. Em'e bakınca Em'inde ileriye dikkatlice baktığını fark etti. Atı hemen yolların daha sığ olduğunu bir noktaya çektiler. İleriden insanların yüksek sesleri geliyordu. Em daha iyi bakınca orada bir askerin bir çocuğu kolundan zorla götürdüğünü fark etmişti. Çocuğun elinde daha dün gece taktığı siyah küperler vardı. Tenebris karısına bakınca kadının, atının iplerini çok sıkı bir şekilde tuttuğunu fark etti. Adam bir elini karısının elinin üzerine koyunca kadın hemen kocasına bakıp, "bu kadar ileriye gidebileceklerini düşünmemiştim. Çocuğu saraya götürecekler." dedi. Tenebris hemen elini kılıcına atan karısını görünce hemen engel olup, "Sakin yapma. Saklanmaya çalışmak için kaç aydır uğraşıyoruz. Seni görürlerse bu bölgede olduğunu anlarlar." diyince Em kocasına öyle bir baktı ki Tenebris derin bir iç çekerek, "Peki, tamam. Ben hallederim." dedi.

Asker çocuğu teleport büyüsünün olduğu duvara doğru ittirmeye çalışırken bağırarak soruyordu, "Bu küpeleri nereden buldun velet! Saray malını nasıl bulup buraya kadar getirebilirsin?" Asker tam kafasını teleport duvarına sokacaktı ki kafası sert bir cisme çarptı. Diğer askerler duvarı kontrol etmek için arkalarını döndüklerinde duvarın önünde mavi renkli, saydam ve yarım küre şeklinde bir kalkan gördüler. Kimisi bu durumu görünce sevinçten etrafına bakınsa da kimisi bu durumu anlamamıştı. Baş komutan Rav, askerine bakıp, "çok yakınımızdalar. Bu kalkanı sadece o güvercin surat yapabilir." diyince diğer askerler neden bu kalkanı gördüklerini anladılar. Çocuğu tutan asker bir anlık afallama ile komutanına bakınca elindeki çocuğu kaçırdı. Ivan'ın ortanca oğlu, oğlunun ona doğru geldiğini görünce hemen kollarını açtı. Ivan ise sakın bir şekilde dikkatini tümüyle askerlere vermişti. Rav kervanı sorgulamak için eline kağıt kalem alıp kafasını kaldırınca kervanın orada olmadığını gördü. Diğer askerler bir anda ortadan kervanı fark ettiklerinde her şey için çok geçti. Rav hemen ikinci bir teleport açıp, "hemen içeriye girin! Birazdan bütün bölgeyi kılıçlar saracak!" diye bağırınca bütün askerler saraya ışınlanmak için aceleyle ekip arkadaşlarını ittirerek girdiler. Son olarak Rav teleporta girmeden önce, "Burada olduğunuzu biliyoruz. Bizden bir adım bile önde değilsiniz-" diyecekken bir kılıç hemen burnunun önünden geçince adam saniyesinde teleporttan girdi ve duvardaki yarık kapandı. Ortam sakinleşince Tenebris ortaya çıkıp teker teker kalkanlarını yok etmeye başladı. Kervanın tamamını saran görünmez kalkan bir anda yok olunca yerine kervan gelmişti. Em, umursamadan yere dik şeklinde duran kılıcını attan inip aldı çocuğun yanına gidip durumunu kontrol etti. "Sana zarar vermedi umarım." der demez çocuk güvende olduğunu hissedip babasının kolları arasında ağlamaya başladı. Tenebris hemen karısının yanına koşup onun durumunu kontrol etse de Em Ivan'a dönüp, "Ticaretini yapmadığın eşyaları iyi saklamalısın." dedi ve arkasını dönüp atına binmek için adımlarını atmaya başladı. Tam atına binmek için hamle yapmıştı ki, aniden donakaldı. Sıcak bir sıvının bacaklarından aşağı süzüldüğünü hissetti. Acı dolu, derin bir nefes alırken gözleri dehşetle Tenebris’i buldu. Zamanından önce, o ıssız ara yolda, doğum başlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.