Em'in suyunun geldiğini görenler hemen kadının yanına koştular. Em acı içinde haykırırken herkes ayakta ve koşuşturma içindeydi. Tenebris karısının yanına gitmek için tam adımını atacakken yere kapaklandı. Bacaklarını şoktan hareket ettiremiyordu. Tek duyduğu şeh karısının bağırışları, tek gördüğü şey ise Em'in, kılıcının kabzasını sıkı bir şekilde kavrayışıydı. Dünya tam dönmeyi durdurmuşken bir el Tenebris'e tokat attı ve onu sarstı. "Delikanlı, kendine gel! Şu anda karının sana en ihtiyaç olduğunu anında." Konuşan Ivandı. Tenebris etrafına baktığında aslında ne tür bir kaosun içinde olduğunu yeni anlamaya başlamıştı. Bu onun için bir başlangıç olacaktı ve süreçte elinden geldiğince yardım edecekti.
Tenebris ayağa kalkıp karısının yanına gittiğinde bir kadının arkadan bağırdığını duydu. "Yeni geçitler açılıyor! Askerler geri geliyor!" Em, kocasına bakıp acı içinde inlerken, "git ve portalları kapat. Ama yanımdan ayrılmayı sakın deneme bile." söylendi ve bir eliyle tuttuğu kılıcı yere sapladı. Geçitlerin sayısı 10'dan 50'ye ve 50'den de 500'e çıktı. Bazı yarıklar bir insanın gecebileceğinden çok daha küçüktü, onlardan birkaç tane ok gelmeye başlamıştı. Bazısı ise bir oda boyutundaydı ve askerlerin silüetleri teker teker görülüyordu. Tenebris ise önce kervanı sağlama almak adına kervanın etrafında haylice bir kalkan oluşturdu. Ardından 500 portalı da aynı anda kapatmaya başladı. Bu sefer geçitlerden geçmeye çalışanlar sadece askerler değildi. Birçok kılıç ustası ve savunma büyücüsü de Tenebris'in kalkanlarıyla uğraşıyordu. Tenebris son kez kendilerini güvenceye almak için 3 metreküplük bir kalkan oluşturdu. O kadar çok kalkan içiçeydi ki Em'in çığlıkları Tenebris'in kulaklarını doldurmaya başlamıştı. Em'in doğurmasında yardımcı olmaya çalışan kadın, "kafa geldi! Birinci kafa sonunda geldi!" diye sevinçle bağırdı ki bu haberi hem kervandakiler hem de geçitlerin arkalarındakiler de duydular. Tenebris bile bir anlık arkasını dönüp çıkan kafaya ve ardından gelen küçük bedene baktı. Hemen kollarını ilk yavrusu için açıp onu dikkatlice incelemeye koyuldu ancak bu huzur anı uzun sürmedi. Em'in bağırması daha da şiddetli oluyordu. Tenebris, elleri kolları bağlı bir şekilde sadece karısının doğum yapmasını izlerken aynı zamanda kucağındaki bebeğe de bakıyordu. Bir erkekti ve tıpkı kendisininkisi gibi kumral saçları vardı. Daha tam gözlerini görmese bile bebeğinin annesinin gözlerine sahip olmasını diledi.
Tenebris ikinci bebeğin de sarı kafasını görünce derin bir nefes aldı. Tam o nefeste dışarıdaki harbi düşündü ve yukarıya baktı. Gökteki ve yerdeki geçitler kapanmış lakin kalkanlar kırılmıştı. Tenebrisin üzerine bir gölde düşünce kalkanları kimin kırdığını anladı ama tek kelime etmedi. Kucağındaki ve doğmakta olan bebekleri onu daha çok ilgilendiriyordu. Em en sonunda derin bir nefes aldı ve kendini rahatlamış bir şekilde çimlere bıraktı. Ebe kadın son göbek kordununu kesip geriye kalan ufak kısımlarla ilgilenmeye başlayınca etraftaki herkesin derin bir nefes aldığı duyuldu. Tenebris yerdeki karısının üzerini düzeltti ve ata koşup bir battaniye alıp geri geldi. Battaniyeyi güzelce Em'in göğsüne örtüp ikizlerin beslenmesi için gizliliği sağladı. Em bitkin bir hâlde başını Tenebris'in omzuna koydu ve anın tadını çıkardı. Em gözlerini açmıyordu. Açmak istemiyordu. Şu anda gayet huzurluyken bunu yapamazdı. Ama karşısından gelen ses onun gözlerini açtırdı:
"İki taneler.."
Tenebris oldukça sitemli bir şekilde bunu söyleyen kişiye baktı ve gözlerini devirdi. Ardından söylendi, "Dede oldun ve dediğin ilk şey bu mu cidden? Kızına karşı keşke daha nazik olsan, imparator." Em şaşkınlıktan konuşamaz hâldeydi. Etrafa bakınıp bir su istedi. Ebe hemen bir su kattı ve Em'e uzattı. İmparator şu içen kızına bakıp, "Kafası gözüktü diye birisi bağırınca hemen bana haber verdiler. Kocanın kalkanlarını kırmam ve kızımı görmem lazımdı. Neredeyse bir sene oldu." dedi. İkizler beslenmeyi bitirmiş bir vaziyette Em'in kolları arasında uyuyakaldılar. Tenebris hemen bebeklerden birisini kucağına aldı ve, "Sarışın bir kız. Annesine çekmiş ve çok şükür sağlıklı." dedi. İmparator hemen kaşlarını çatıp, "ne yani diğer bebek sarışın değil miydi?" diyip Tenebris'in yakasına yapıştı, "Ne cürretle ezelden gelmiş genlerimizde senin kirli saçların bulunabilir? Kızımı kendine aşık edip onu güneye kaçırıyorsun, üstüne evlenip çocuk yapıyorsunuz ve şimdi de torunlarımdan birisi kumral saçlı mı? Verin şuradan kılıcımı!" Em sakin bir ses tonuyla babasına, "Annem de siyah saçlı, baba. Çocuklardan biri elbette kumral olacak. Kumral olunca sanki kötü şeyler yaşanıyor." dedi yerden. İmparator Em'in kucağındaki oğlan çocuğuna bakınca, "bu çocuk kılıç ustası, kız olan ise kalkan ustası olacak. Ama tahta kız olan geçecek!" diye bağırdı. Bunu üzerine hiç sinirlenmeyen Em zorlanarak ayağa kalkıp, "Benim de bir kız kardeşim var! O prenses olmayı benden çok istiyor. Bırak krallığı o yönetsin." diye çıkışınca bacaklarında bir ağrı hissetti ve yere yığıldı. Tenebris karısı hemen düşmeden önce hafif bir kalkan koysa da karısı çok hassastı. Kervandakiler ve askerler bir imparatora bir prensese bir de bebeklee bakıyorlardı. İmparator bir elini alnına götürüp alnına masaj yaparken, "kuzeydeki laneti biliyorsun Emily! Eğer canavar uyanırsa onu durdurman lazım. Sen en iyi kılıç kullanan askerlerinden birisisin. O lanet kocan ise kalkan kullanmada çok iyi. Ben siz ikinizi daha çok güçlenin ve antrenman yapın diye bir araya getirdim, üreyin diye değil. Senin imparatoriçe olacağını sana yıllar öncesinde söyledik ama sen hep burnunun dikine gidiyorsun. Şuna bak, şimdi yola çıksan liman şehrine gitmeniz 10 dakika sürmeyecek. Resmen ülkenin bir ucundan diğer ucuna gitmişsiniz. Ama senin sorumlulukların var Emily. Bunları yerine getirmelisin." dedi. Em ise babasına bakıp, "Şu anda ki en büyük sorumluluğum bebeklerime ve kocama bakmak olacaktır. Kılıcımı onları korumak için her daim hazır tutacağım.
İmparator Tenebris'in kucağındaki bebeği alıp Em'e verdi ve, "Emin misin?" diye sordu. Em daha cevap veremeden bir portal imparatoru ve Tenebrisi içine alarak kuzeye ışınladı. Tüm askerlerde geçitlerden geçip giderken bir el Em'in omzuna dokundu. "Seni götürelim. Zorlu bir doğum yaptın kızım." Bunu diyen Ivandı. Kervan 10 dakikaya hazır olup Em'i de yanlarına alarak güney limanına vardılar. Tenebris'in annesi Em'i hemen tanıyıp yanına gitti ve kervanlara teşekkürlerini sundu. Ivan prensese bakıp, "kendinize iyi bakın prenses." deyip kervanıyla ticaret için limana gittiler. Em, Tenebris'in eski evinde, kayın annesiyle birlikte sessizce oturdular.