İçeriğe geç

Kusursuz Yalan

Bölüm 18 · 4 dk okuma

Kusursuz Yalan

Bölüm 18

Bölüm 18: Çatlayan Camlar

Güneşli bir nisan sabahı, kampüsteki o bahar havası herkesin içini kıpır kıpır etse de Mimarlık stüdyosundaki hava oldukça gergindi. Dönem sonu jürisine sadece birkaç hafta kalmıştı ve Rüya, maket malzemeleri, çizim paftaları ve bitmek bilmeyen revizeler arasında adeta boğuluyordu.

Son haftalarda her şey çok hızlı ilerlemişti. Göktuğ ile aralarındaki o yoğun, tutkulu bağ her geçen gün güçleniyor gibi görünse de, Rüya’nın zihninde ufak kırıntılar halinde beliren ama hep geçiştirdiği bir huzursuzluk vardı. Göktuğ, ona karşı inanılmaz ilgiliydi; evet. Ama bu ilgi, zaman zaman nefes kesici bir kontrolcülüğe dönüşmeye başlamıştı.

"Yine mi revize verdi hoca?" diye sordu Bartu, elindeki maket bıçağını masaya bırakıp esneyerek.

Rüya, yorgunlukla şakaklarını ovdu. "Evet. Cephe tasarımını tamamen değiştirmemi istiyor. Bu gece yine stüdyoda sabahlama yolu göründü bana."

O sırada masanın üzerindeki telefonu titreşmeye başladı. Ekranda 'Göktuğ' yazısını gören Rüya, derin bir nefes alıp telefonu açtı.

"Efendim Göktuğ?"

"Neredesin?" dedi Göktuğ. Sesi sert değildi ama alışık olunan o sıcak, yumuşak tondan uzaktı. Düz ve sorgulayıcıydı.

"Stüdyodayım canım. Hocayla görüştüm de, jüri projesine bayağı bir revize verdi. Bu akşam Bartu ve Damla'yla stüdyoda kalıp çizimleri bitirmemiz gerekiyor."

Hattın diğer ucunda birkaç saniyelik ağır bir sessizlik oldu. Arka planda bir araba kapısının kapanma sesi duyuldu.

"Hayır," dedi Göktuğ kestirip atarak. "Bu akşam stüdyoda kalmıyorsun. Yarım saate gelip alıyorum seni, bendeyiz."

Rüya kaşlarını çattı. Bartu ve Damla’nın bakışları bir anlığına Rüya’ya kaydı. Rüya sesini alçaltarak doğruldu. "Göktuğ, anlamadın galiba. Teslim haftasındayım. Bu proje benim dönem notumun yüzde ellisi. Stüdyoda kalmam lazım."

"Ben de sana stüdyoda kalmıyorsun diyorum Rüya," dedi Göktuğ, sesindeki kontrolcü ton daha da belirginleşerek. "Sabahlara kadar o çocuklarla stüdyoda tiner kokusu çekmeni istemiyorum. Çizimlerini al, bizim evde yap. Ben sana masayı hazırlarım, ne istiyorsan getiririm. Ama orada kalmıyorsun."

Rüya’nın içindeki o uysal, âşık kız bir anlığına geri çekildi ve yerini öfkeye bıraktı. Göktuğ’un bu "ben ne dersem o olur" tavrı ilk defa bu kadar net bir şekilde karşısına dikiliyordu.

"Göktuğ, ben çocuk değilim," dedi Rüya, sesine hakim olmaya çalışarak ama son derece kararlı bir şekilde. "Benim bir eğitimim, sorumluluklarım var. Arkadaşlarımla stüdyoda çalışacağım çünkü büyük paftaları ve maketi eve taşıyamam. Lütfen bana ne yapacağımı söyleme."

"Rüya, beni zorlama—"

"Ben kapatıyorum, çizime dönmem lazım. Akşam konuşuruz," dedi Rüya ve Göktuğ’un yanıt vermesini beklemeden telefonu kapattı.

Kendi sesinin bile titrediğini fark ettiğinde derin bir nefes aldı. Telefonu masaya sertçe bıraktı. Damla, endişeli gözlerle ona bakıyordu.

"İyi misin Rüya?" dedi Damla sesi kısılarak. "Göktuğ yine sorun mu çıkardı?"

"Yok bir şey," dedi Rüya geçiştirerek. "Sadece... Bazen çok baskıcı olabiliyor."

"Ben sana baştan beri diyorum," dedi Bartu, sesinde hafif bir uyarı tonuyla. "Adam sana aşık, amenna. Ama bu çocuk alışmış her istediğinin anında olmasına. Kampüsün ağası gibi davranmaya alışmış. Senin bir hayatın, senin sınırların olduğunu ona sık sık hatırlatman lazım kanka."

Rüya yanıt vermedi. İçini kaplayan o huzursuzluk dalgası daha da büyümüştü.

Aramalarından bir saat sonra, Mimarlık Fakültesi'nin altındaki bahçede motor sesi yankılandı. Göktuğ’un siyah arabası binanın tam önünde durdu. Göktuğ arabadan indi, elinde sigarasıyla binanın girişine yaslandı. Yüzünde o haftalardır Rüya'ya göstermediği, ilk zamanlardaki o soğuk, mesafeli ve tehlikeli ifade vardı. Çevreden geçen öğrenciler ona bakıyor ama kimse yanaşmaya cesaret edemiyordu.

Rüya, camdan aşağı baktığında Göktuğ’u gördü. Kalbi sıkışarak aşağı indi.

Bahçe kapısından çıktığında Göktuğ izmariti yere atıp botunun ucuyla ezdi. Bakışları doğrudan Rüya’nın gözlerine kilitlendi.

"Telefonu yüzüme kapattın," dedi Göktuğ, sesi buz gibi bir sakinlikle çıkıyordu.

"Çünkü beni dinlemiyordun Göktuğ," dedi Rüya, ona doğru adımlayarak. "Bana emir veriyordun. Ben senin hayatındaki diğer insanlara benzemem. Benim bir okulum var ve bu proje benim için çok önemli."

Göktuğ bir adım öne attı. Aralarındaki mesafe kapandığında, Rüya onun üzerindeki o baskıcı aura karşısında bir an irkildi. Göktuğ öfkesini gizlemeye çalışıyordu ama çenesindeki kasların seğirmesi her şeyi özetliyordu.

"Ben senin iyiliğini düşünüyorum Rüya," dedi Göktuğ, dişlerinin arasından kenetleyerek. "Senin o stüdyoda sabaha kadar milletle dip dibe olmanı istemiyorum. Buna kıskançlık de, korumacılık de, ne dersen de. Ama ben hayatımdaki kadını paylaşmam, onun nerede olduğunu bilmek isterim."

"Paylaşmak mı?" dedi Rüya inanamayarak. "Onlar benim arkadaşlarım Göktuğ! Bartu ve Damla! Sen de onlarla oturdun, yemek yedin. Şimdi ne değişti?"

"Hiçbir şey değişmedi," dedi Göktuğ, bakışlarını kaçırmadan. "Sadece sınırı çiziyorum."

Rüya, karşısındaki adama baktı. O tapılası, şefkatli sevgili gitmiş, yerine adeta kendi kurallarını dayatan bir yabancı gelmişti. Rüya ilk defa ondan çekindiğini, ilk defa aralarındaki bu ilişkinin bir güç savaşına dönüştüğünü hissetti.

"Sınırı sen tek başına çizemezsin," dedi Rüya, sesindeki tüm kırgınlığa rağmen dik durarak. "Ben bu gece stüdyodayım Göktuğ. Eğer bana güvenmiyorsan ya da kararlarıma saygı duymuyorsan... Bunu baştan konuşmamız gerekir."

Göktuğ bir süre hiçbir şey söylemedi. Simsiyah gözleriyle Rüya’nın yüzünü süzdü. Yüzündeki o kasvetli ifade daha da derinleşti.

"Tamam," dedi Göktuğ, sesi tekinsiz bir fısıltıya dönüşerek. "Kalıyorsan kal. Ama sonra gelip bana 'neden böylesin' deme."

Göktuğ arkasını dönüp arabasına bindi. Kapıyı sertçe kapatıp gaza bastı, motorun gürültüsü kampüsün sessizliğini yararak uzaklaştı.

Rüya, arkasından bakakalırken rüzgâr saçlarını savuruyordu. İçinde aniden yeşeren o devasa huzursuzluk, ona bir şeylerin yolunda gitmediğini fısıldıyordu. Büyülü tablo ilk defa bu kadar net çatlamıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.