Türk doğmak mı türk olmak mı
"Amcamdan kalan eski bir evde kalıyordum. Babamdan kalma kitaplar, annemin bana hatıra olarak bıraktığı bir defter vardı. Yazdığım şiirler bana kendimi anlatıyordu. Ama bir eksik vardı. Ben hiçbir zaman aşk nedir bilmiştim, ta ki o gün babamın bana ölürken, belki de benim hiç duymayacağım o sözleri bana derken, aşkın ne olduğunu anlamıştım. O sözlerini miydi işte dinleyin:
"Güneş bugün senin için bir başka doğacak oğlum, şehadet bize devlet sana emanet. Nefsin Türklüğünün önüne geçmesin hiçbir zaman. Zalimlerden olmam, canın tek Allah'a kurban olsun."
Bu sözler bana bir şeyler anlatıyordu o zaman. Anlamayacak kadar küçüktüm ama artık büyümüştüm demek istediğini yeni yeni anlamaya başlamıştım. Ama babamın bu sözleri ölürken söylemesi bana çok kötü koymuştu. Keşke bana "oğlum" diyerek sarılırken söyleseydi bu sözleri, keşke duysaydım bu sözleri ondan. Her nefes alış verişini hissederken nasıl kavga ederdi insan olmayan biriyle? Neden beni bırakıp gittin diye nasıl hesap sorardın mezar taşından hiç sordunuz mu, bunca şehidinaoğulları? Acaba kimin için öldüğünü sanıyorlardı babalarına? Nasıl bir şey anlıyor musunuz kokulu anne ve babadan sonra kara bir toprağa toplamak? Şair böyle bir şey için bir şey diyordu. O şair bendim.
"Ölüm gözlerini kapatmak demekse, ben gözlerimi kapattım, öleyim. Babamı dinlemek, merhamet demekse, ben bu vicdanımda öleyim, anne kokunu özlemek var işte, karanlık kanun içinde Türklük var işte, ölüm bize elbet, elbet yar işte, ben seni göreyim, göreyim de öleyim."
Akşam saatleriydi, karanlık bir yerden yine eve gidiyordum. Yanımda Kürk Mantolu Madonna kitabı vardı. Yeni almış, okuyacaktım. Birden önümden çok güzel ve naif bir kız geçti. Sert bakışlı ve sevecen olmayan bir asi genç kız dilinde tekbirle beraber söylediği şey beni benden aldı.
"Allahu Ekber, Allahü Ekber.
Türkçülük vatandır, vatan bize armağandır. İslamiyet için asi kılıç kavgamdır. Günahım kadar sevapım bayrak handır. Kılıçımız Türk İslamdır. Kılıçımız Türk İslamdır."
Bu sözler beni benden almıştı. Kılıçımız Türk İslamdır. Çok ağır bir söz aslında, anlamak zor değil hiç, ama insanlar beklentiyi hep yüksek tutar. Bir keresinde kendine Türk diyen bir adamın birkaç sözü beni öfke dolu yapmıştı. Eğer bu sözleri diyen Türk ise, ben Türk değildim.
"Dünyadaki en üst ırk Türklerdir. Bizim üstünümüz takva ile ölçülemez. Biz zalime karşı savaşan bir milletiz. O yüzden insanlar Allahtan sonra bize biat etmelidir."
Bu sözler bir sözde ülkücü lideri olan birine aitti. Ama ülkücülük milliyetçilik böyle bir şey değildi ve olamazdı. Alkış sesleri çok yüksek ama pek çok kişi yoktu, sevindim. Böyle faşist bir düşünceye sahip insan, bütün ırklara savaş açabilir. Türk ırklar ile savaşmaz, zalimler ile savaşır. Bunun farkına varan herkes Türküm diyebilir. Adımızı kirletenler asla Türk olamazlar, kanları bozuklar bizden sayılamazlar.
İkinci dünya savaşından sonra Hitler'in bizi Amerika kölesi haline getirmesi, sözde Kürdistan hayali doğudaki insanların içine işlemeleri yüzünden Türk-Kürt kavgası başladı. Bunun tek nedeni maalesef Kürtler değildi. Sözde Atatürkçü gençlik kendine üstün ırk dediğin için Kürtler bunu kabul etmedi. Bazı isimler sırf bu yüzden anlaşılmadılar ama ben bir faşist değilim, Türküm ve bu yüzden benim düşmanım ırklar değil zalimlerdir.
Hikayem henüz başlamıştı, abim hapis, yaralı olarak kaçmıştı. Bana gelemezdi çünkü onu kurşuna dizecek kadar kin besliyordum. Sırf Kürt diye kaç kişiyi öldürdüğünü biliyordum. Bunlar öyle basit insanlardı, doldurulmuş cahillerden değillerdi. Onun bu yaptığını affetmedim. Aramızda geçen o gün ki konuşma hâlen aklımda.
"-Sen bunu nasıl yaparsın, Hakan?
-Hakan mı? Hakettiler kardeşim.
-Bana kardeşim deme, bir daha da soyadımı bir yerde kullanma. Masumları öldüren bir katilsin sen, benim kardeşim, abim olamazsın.
-Sen ne diyorsun Kartal? Bu ne demek oluyor?
-Defol git buradan, elinde mazlum kanı olan birini öldürmek töremde vardır. Dinimde farzdır. Beni kardeş katilini yapmadan defol git.
-Peki Kartal, bundan sonra sana gelmeyeceğim, sadece hakkımı istiyorum, babamdan bana kalanı.
-Merak etme, katil de olsan, senin hakkını yiyecek değilim. Alacaksın hakkını."
Bu konuşma içimden bir konuşma olsa da, kalbim ağrımıştı.
"Türk olmak isterdim" bu söz, henüz 12 yaşındaki bir Kürt kızının bana dediği sözdü. "Eğer Türk olmak senin gibi olmaksa, ben Türk olmak isterdim abi," demişti. O zaman anlamamıştım ama şimdi anlıyorum. Türk olmak öyle kolay değil zaten hiç de kolay olmamıştı.
Mesela Yavuz'u arkadan vuran Şah İsmail de Türktü, Nadir Şah'ta, ülkesini satan çok isimde Türktü. 80'lerde kimliğini bakıp "sen Kürt'sün" deyip insanlara ayrımcılık ile bakan polisler de Kürt'tü. Okulda Kürt arkadaşlarını 90'larda taşıyanlar da Türk'tü. O zaman size bir sorum var: "Türk doğmak mı, Türk olmak mı?" Bir düşünün derim, kaşlarını çatıp benim abimi Türkler öldürdü diyen çocukların hesabını hangi davanız verecek? 12-13 yaşında devletine düşman olan çocukları bize kim kazandıracak, söyleyin bana? Mazlumu Türk'e düşman ettikten sonra Türk ol
Türk doğmak mı Türk olmak mı?